Ensarullah’ının Gelişmiş Füzelere veya Uzun Menzilli İHA’lara İhtiyacı Yok

Ensarullah, Babülmendep yakınlarındaki kıyı şeridini kontrol ederek saldırı düzenlemek için gelişmiş füzelere veya uzun menzilli İHA’lara dayanma ihtiyacını ortadan kaldırdı; artık sahilde konuşlanıp geçen gemilere doğrudan ateş açabiliyorlar.

Körfez Arap Ülkeleri Enstitüsü yayımladığı bir makalede Ensarullah ile Suudi Arabistan arasındaki savaşın tırmanmasını inceledi. Ensarullah’ın son dönemde el-Muha (Mokha) ve Perim (Mayun) Adası gibi mevzileri kontrol altına alma konusundaki ilerlemeleri, Babülmendep Boğazı üzerindeki hakimiyetlerini artırmalarını sağladı.

Başkan Trump’ın Ensarullah’a karşı yardım teklif etmeyi reddetmesiyle eş zamanlı olarak Suudiler, Ensarullah’ın askeri başarılarını tersine çevirmek ve petrol ihracatlarının boğulmasını engellemek için acı seçeneklerle karşı karşıya kalmış durumdadır. 10 Eylül’de Ensarullah güçleri Kızıldeniz kıyısı boyunca güneye fırlayarak liman kenti el-Muha’yı ele geçirdi.

Ertesi gün, dar Babülmendep Boğazı’ndan geçerek Kızıldeniz’e ulaşan uluslararası gemi rotasına sadece üç mil uzaklıkta bulunan Perim Adası’nın kontrolünü sağladılar. Ensarullah’ın kıyı boyunca hızlı ilerleyişi petrol fiyatlarının varil başına 105 doların üzerine fırlamasına yol açtı ve Suudi Arabistan’ı önünde hiçbir iyi seçenek bulunmayan zor bir konumda bıraktı.

Suudi Arabistan’ın Petrolünü Pazara Ulaştırma Yollarındaki Üç Ana Rota

Suudi Arabistan’ın petrolünü pazara ulaştırmak için kullandığı üç ana hat bulunmaktadır: Doğu, Güney ve Kuzey. En iyi, en hızlı ve en ucuz güzergah Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen doğu rotasıdır. Suudi Arabistan’ın ikinci seçeneği, Kızıldeniz üzerinden geçip Babülmendep’ten aşağı inen güney rotasıdır. Üçüncü ve açık ara en tatsız seçenek ise tankerleri Süveyş Kanalı’ndan geçmeye ve ardından Asya pazarlarına ulaşmak için Afrika’nın etrafını dolaşmaya zorlayan kuzey rotasıdır.

Normal bir yılda Suudi Arabistan genellikle günde yaklaşık 6,5 milyon varil petrol ihraç ederdi ve bunun ezici çoğunluğu Hürmüz Boğazı üzerinden sevk edilirdi. Ancak ABD ve İsrail’in İran ile 28 Şubat’ta başlayan savaşının ardından İran, Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapattı.

Suudi Arabistan buna tepki olarak petrol ihracatının büyük kısmını Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e, Doğu-Batı boru hattı aracılığıyla kaydırdı; bu boru hattı da 10 Eylül’de saldırıya uğradı ve en azından geçici olarak kapatıldı. Bu geçici bir çözümdü fakat bir bedeli vardı: Suudi ihracatı günde yaklaşık 4,6 milyon varile geriledi ve bunun yaklaşık 4 milyon varili Babülmendep ve güney rotası üzerinden pazara gönderiliyordu.

Temmuz ayında, Yemen’deki Suudi hava saldırılarının ardından Ensarullah, Kızıldeniz üzerinden geçen bu güney rotasını Suudi tankerlerine kapatacaklarını duyurdular. Ensarullah bu açıklamanın ardından birkaç Suudi tankerine saldırarak krallığı petrol ihracatının büyük kısmını daha pahalı ve uzun olan kuzey rotasına kaydırmaya mecbur bıraktı.

Ağustos ayında, Ensarullah’ın Babülmendep’i ablukaya almasının ardından geçen ilk tam ayda, Suudi ihracatı günde yaklaşık 3,2 milyon varile düşerek on yıldan uzun sürenin en düşük seviyesine geriledi. Eylül ayında da Doğu-Batı boru hattının kapatılması, Hürmüz Boğazı’nın ablukası ve Babülmendep’in Ensarullah tarafından kapatılması göz önüne alındığında ihracatın tekrar düşmesi bekleniyor.

Ensarullah’ın Babülmendep Boğazı Üzerindeki Hakimiyetinin Artması

Ensarullah’ın güneye doğru son ilerleyişi, tıpkı İran gibi Suudi Arabistan’ın pazara giden yollarından birini tamamen kapatabilecekleri bir konum elde etmelerini sağladı. Son yıllarda Ensarullah, Yemen’in kuzey kıyı şeridindeki mevzilerinden Kızıldeniz’deki seyrüseferi tehdit edebiliyorlardı. Ancak el-Muha ve Perim Adası’nın ele geçirilmesiyle grup artık üç belirgin avantaja sahip oldu:

  1. Ensarullah’ın mobil füze fırlatıcıları ve İHA saldırı noktaları gibi askeri unsurlarını daha geniş bir alana dağıtmalarına imkan tanır, bu da düşmanlarının bunları bulup imha etmesini zorlaştırır.

  2. Ensarullah’ı hedeflerine daha çok yakınlaştırır. Kızıldeniz gemi rotaları güneye, yaklaşık 19 millik Babülmendep Boğazı’na doğru ilerledikçe daralmaktadır.

  3. Belki de en önemlisi, Babülmendep yakınlarındaki kıyı şeridini kontrol ederek Ensarullah’ın saldırı düzenlemek için gelişmiş füzelere veya uzun menzilli İHA’lara dayanma ihtiyacını ortadan kaldırır. Artık sahilde konuşlanıp geçen gemilere ateş açabilirler.

Ensarullah kendi tarafından Kızıldeniz ve Babülmendep’i tüm uluslararası seyrüsefere değil, sadece Suudi Arabistan’a kapattıklarını net bir şekilde ifade ettiler. Bu, ABD’yi süreçten uzak tutmaya yönelik oldukça açık bir çabadır. Ensarullah Suudi Arabistan ile savaşma şanslarını seviyorlar ancak ABD ile yeni bir çatışma raunduna girmeye istekli değiller. Bugüne kadar Ensarullah’ın bu taktiği işe yarıyor gibi görünüyor.

Trump Suudi Arabistan’ın Talebini İki Kez Reddetti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın 10 Eylül’de Başkan Donald J. Trump’ı iki kez arayarak ABD’nin müdahale etmesini ve Ensarullah’a saldırmasını talep ettiği bildirildi. Trump her iki seferde de reddetti.

Suudi Arabistan şimdi kendisini hiçbirinin iyi olmadığı beş genel seçenekle zor bir durumda buluyor:

  • 1. Hiçbir Şey Yapmama Yaklaşımı: Suudi Arabistan “bu kadar yeter” deyip kendisini Yemen’den kurtarmaya çalışabilir. Ancak bu esasen bir teslimiyet olacaktır ve Ensarullah’ın Kızıldeniz kıyısındaki kazanımlarını pekiştirmelerine izin vererek güney petrol rotasının uzun süreli kapanma ihtimaline yol açacaktır.

  • 2. Hava Saldırıları ve Yerel Güçler: Suudi Arabistan’ın son on yılda yaptığı gibi yukarıdan Suudi hava saldırılarını ve sahadaki Yemenli güçleri Ensarullah’ı dizginlemek için kullanmaktır. Ancak geçen haftanın gösterdiği gibi bu yaklaşımda çok sayıda sorun var. İlk olarak, henüz belirsiz nedenlerle Suudi Arabistan, Ensarullah el-Muha’ya doğru ilerlerken herhangi bir hava saldırısı gerçekleştirmekte başarısız oldu. Bir diğer endişe verici husus ise sahadaki paralı ayrılıkçı Yemenli güçlerin Suudi hava koruması olmadan eriyip gitmesiydi. Bu başarısızlık kısmen Suudi Arabistan’ın geçmişteki kararlarının sonucudur. 2025’in sonlarında Suudi Arabistan, BAE destekli Güney Geçiş Konseyi’nin tüm Güney Yemen’i ele geçirme yönündeki silahlı girişimine yanıt olarak BAE’yi bu ülkeden çıkardı. Sonuç olarak Suudi Arabistan kendisini, bazıları (Ulusal Direniş Güçleri dahil) BAE yardımı alan Ensarullah karşıtı milislerin hamisi olarak buldu. BAE desteğinden Suudi desteğine bu geçiş ve sonrasındaki tüm husumetler, Ensarullah’ın yararlanmayı başardığı saha sorunları yarattı.

  • 3. Doğrudan Kara Harekatı: Krallığın Yemen’deki varlığını tırmandırması ve Ensarullah’ı nihai ve kesin bir yenilgiye uğratmak için Suudi kara birliklerini sahaya sürmesidir. Bu, muhtemelen dağlık arazide hiçbir başarı garantisi olmayan uzun ve kanlı bir gerilla savaşı olacaktır.

  • 4. Siyasi Çözüm: Ensarullah’ın geçmişinde, grubun imzalayacağı herhangi bir siyasi anlaşmayla kendisini bölgesel olarak sınırlandıracağını gösteren hiçbir emare yoktur.

  • 5. Başka Bir Dış Güçten Medet Ummak: ABD müdahale etmeyi reddetmeye devam ederse Suudi Arabistan’ın son seçeneği, Ensarullah’ı geri çekilmeye zorlayacak yeterli baskıyı uygulaması için Çin gibi başka bir dış güç aramak olacaktır; ancak Çinlilerin böyle bir rol oynamak için gerekli isteğe veya nüfuza sahip olduğuna dair çok az işaret vardır.

Suudi Arabistan, ilk olarak Mart 2015’te Yemen’e müdahale etmeye karar verdiği andaki gibi sıkışıp kalmış durumdadır. Son on yıl boyunca Suudi Arabistan’ın seçenekleri değişmedi. Ülke halen belirli bir sonuca (Yemen’deki Ensarullah yönetiminin sona ermesi) ulaşmak istediği, ancak bu sonuca ulaşmak için gereken bedeli (ister kendi birlikleri ister istekli bir müttefikin birlikleri olsun kara birlikleri göndermek) ödemeye razı veya muktedir olmadığı bir durumla karşı karşıyadır.

not: bu analiz tabnak.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın