Komutan Fedevi, Hürmüz Boğazı’nın son durumunu ve bölgedeki İran-ABD çatışmalarının ayrıntılarını değerlendirdi.
Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanlığı Danışmanlar Grubu Başkanı Komutan Ali Fedevi, katıldığı özel bir haber programında, “Hürmüz Boğazı tüm bu uzun aylar boyunca kesinlikle İran’ın kontrolü altında olmuştur” dedi.
ABD’nin askeri gücünün deniz odaklı olduğunu belirten Fedevi, “Yani deniz kuvvetlerinin içinde hem kara hem de hava unsurlarını barındırıyor. Dolayısıyla ABD’nin askeri gücünün tecellisi deniz kuvvetleridir. Amerikalılar 1853’ten beri Fars Körfezi’nde bulunuyorlar, ancak şu anda ilk kez sadece Fars Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde değil, Hint Okyanusu’nun kuzeyinde bile tek bir Amerikan gemisi (deniz aracı) bulunmuyor” şeklinde konuştu.
Fedevi, “Amerikalılar kaçtılar ve sınırlarımızdan bin kilometreden fazla uzaklaştılar. Bu durum kendi inisiyatifleriyle olmadı; İran İslam Cumhuriyeti’nin ve Devrim Muhafızları Donanması’nın otoritesinin bir sonucudur” ifadelerini kullandı.
Danışmanlar Grubu Başkanı, “Amerikalılar, bir gemiyi Hürmüz Boğazı’ndan geçirebilmek için kendi tüm kapasitelerini ve diğer ülkelerin imkanlarını seferber ettiler; üstelik bunu boğazın güneyinden, Umman kıyılarına yakın, kayalıkların çokluğu nedeniyle gemi geçişine hiç uygun olmayan bir rotadan yapıyorlar” diye ekledi.
Komutan Fadavi, gemi kaptanlarının bu rotayı kullanmaya itiraz ettiklerini, ancak sigorta sorumlulukları, artan masraflar ve olası hasarların üstlenilmesi yoluyla bu bölgeden geçmeye zorlandıklarını belirtti.
Fedevi, “Devrim Muhafızları Donanması, bu gemilerin her noktada kendi eylem menzilinde (hedefinde) olduğunu ilan etti. Onlar da resmi olarak bu rotadan geçmek zorunda bırakıldıklarını, yetki kendilerinde olsa asla böyle bir şey yapmayacaklarını yanıtını verdiler” dedi.
Enerji Transferi ve Avrupa’daki Yakıt Fiyatları
Enerji transferinde Hürmüz Boğazı’nın konumuna değinen Fadavi, “Dünya petrol ihracatının yüzde 46’sı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu ve şu an bu güzergah temel sorunlarla karşı karşıya. Bu durum küresel sistemi ve başta ABD ile Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerin ekonomilerini derinden etkiliyor” ifadelerini kullandı.
Avrupa’da artan yakıt fiyatlarına dikkat çeken Fadavi, şunları söyledi: “Bugün Avrupa’da motorin fiyatının iki euroyu aştığını duyurdular. Biz bazen bu rakamların İran’daki yakıt fiyatlarıyla kıyaslandığında ne anlama geldiğini fark edemiyoruz. İran’da motorin için 1.500 ve 3.000 Tümen olmak üzere iki tarife var; oysa iki küsur euro yaklaşık 700 bin Tümen’e denk geliyor. Bu çok büyük bir fark. Birisi Avrupa’da aracının deposunu doldurmak isteyip bu maliyeti İran’la kıyaslasa, İran’daki serbest piyasa benzin tarifesi olan litre başına 10 bin Tümen’i bile hesaba katsanız, bu rakam Avrupa’daki fiyatların yanında dikkate alınacak bir meblağ değildir ve bir dolara bile ulaşmaz.”
Hürmüz Boğazı’nda İran ve Umman’ın Hakimiyeti
Komutan Fadavi sözlerinin devamında, silahlı kuvvetlerin ve özellikle Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı ile Fars Körfezi’ndeki otoritesine vurgu yaparak, boğazın coğrafi olarak açık olması ile seyrüsefer serbestisi ve güvenliği arasındaki farka değindi: “Hürmüz Boğazı üzerinde mülkiyeti olan iki taraf biz ve Umman’ız. Bu konuda yazılmış ve yayımlanmış ya da yayımlanacak olan bir anlaşma da mevcuttur.”
ABD’nin bölgedeki yaklaşımını eleştiren Fadavi, “Büyük Şeytan, sırf gücüne dayanarak her söylediğinin harfiyen yerine getirilmesi gerektiğini zannediyor. Oysa bölge coğrafyası açısından burayla hiçbir bağı yoktur ve 10 bin kilometreden daha uzaktadır. Hürmüz Boğazı’na biz ve Umman hakimiz; doğal olarak kuralları da biz ve Umman yazmalıyız. Nitekim kuralları biz yazdık, üzerinde anlaştık ve şu ana kadar da bunları uyguluyoruz” dedi.
Fedevi sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerikalılar tüm güçlerine rağmen Hürmüz Boğazı’nda egemenlik kuramadılar ve istediklerini dayatamadılar. ABD’nin maddi gücü çok fazla; askeri bütçesi neredeyse dünyanın geri kalanının toplam askeri bütçesine eşit, ancak burada hedeflerine ulaşamadılar.”
Yerli Silah Üretimi ve Kesintisiz Hazırlık
Yerli silah üretimi hakkında da konuşan Fadavi, “Bu süre zarfındaki üretim miktarımız, mühimmat tüketimimizle kıyaslanamayacak kadar büyüktür. Bu hem balistik füzeler hem de seyir (cruise) füzeleri için geçerlidir. İslam İnkılabı’nın kapasitesi sonsuzdur; bu nedenle halkımızın, silahlı kuvvetlerimizin, Savunma Bakanlığımızın ve görevini yerine getiren tüm kurumlarımızın çabaları da sınırsızdır” dedi.
“Askeri kapasitemizi artırmak için 24 saati bile boşa harcamadık” diyen Fadavi, şu değerlendirmede bulundu: “Ramazan Savaşı ve son savaş, şu anki durumla veya 40 günlük savaşla bile kıyaslanamaz. Bizim bir görevimiz var ve bu görevi kabul edilebilir bir düzeyde yerine getirdiğimize inanıyoruz.”
“Hak ve Batıl Savaşı Bitmez”
ABD’nin İran’a yönelik hedeflerine ulaşamadığını belirten Fadavi, “Bu düşmanlık zati (yapısal) bir düşmanlıktır. Hak ile batılın savaşı bitmez; hak cephesi İslam İnkılabı, batıl cephesi ise Büyük Şeytan Amerika’dır. Ancak biz, hareketin başından, İmam Hamaney’in (kuddise sirruh) 1963’te başlattığı andan itibaren görevlerimizi yerine getirdiğimize eminiz ve Allah’ın vaadinin gerçekleşeceğine inanıyoruz” diye ekledi.
Fadavi, Amerikalıların bölgede ödedikleri bedelleri iyi anladığını ifade ederek, “Bölgeye geldiklerinde tüm kötülüklerini sergilediler. Asıl hedefleri bizdik; altyapıyı hazırlayıp sonra bize gelmek istiyorlardı ama tüm bu hazırlıklarda başarısız oldular. Afganistan’da, Irak’ta veya IŞİD meselesinde başarılı olabildiler mi? Hepsinde yenilgiye uğradılar” dedi.
“İran’a Yönelik Eylemlerin Çıkış Noktası Olan Her Yer Hedef Alınır”
İran halkının 47 yılı aşkın süredir özgürlük içinde yaşadığını ve Amerika’dan zerre kadar korkmadığını belirten Fadavi, “Ancak diğer ülkeler, hatta tüm Avrupa Birliği bile Amerika’dan çekiniyor. Birçok ülke karar alma özgürlüğüne sahip değil” ifadelerini kullandı.
Fadavi kırmızı çizgilerini şu sözlerle netleştirdi: “Bölge ülkelerine kırmızı çizgilerimizi bildirdik. İran’a yönelik bir eylemin kaynağı olan her nokta hedef alınacaktır. Biz hiçbir zaman bölge ülkelerini hedef almadık, ancak o ülkelerde konuşlanmış Amerikan üslerini hedef alıyoruz. Herhangi bir ülkedeki Amerikan üssü, Amerikan toprağı sayılır ve bizim için hiçbir farkı yoktur.”
Fars Körfezi’nin güneyindeki ülkelerin sayısız üssü ABD’nin kullanımına sunduğunu hatırlatan Fadavi, “İran’a yönelik saldırıların kaynağı bu ülkelerin toprakları olduğunda, doğal olarak bu üsleri hedef alıyoruz. İşte bu yüzden Amerikalılar bölgede tek bir gemi bile bulundurmaya cesaret edemiyorlar” dedi.
Yemen’deki duruma da değinen Fadavi, “Görünüşte dünyanın en fakir Müslüman ülkesi olan Yemen, zulme karşı gururla direndi ve Amerikalılar resmen bu ülkeden kaçmak zorunda kaldılar; bu durumu bizzat Trump da itiraf etti” şeklinde konuştu.
Olası bir kara harekatına verilecek yanıt sorulduğunda ise Fadavi, “Böyle bir durumda Amerikalılara ait olan her noktayı, Amerikan üslerini ve onlara ait her gemiyi hedef alırız” yanıtını verdi.
Danışmanlar Grubu Başkanı açıklamalarını kişisel bir notla tamamladı: “Burada, 12 Günlük Savaş sırasında vefat eden rahmetli eşimi de anmak isterim. Kendisi Şecere-i Tayyibe okullarının kurucusuydu ve 97 okul inşa etmişti. ABD’nin Minab’daki Şecere-i Tayyibe okuluna düzenlediği saldırı bir gaflet veya hata değildi; her cinayetin arkasında olduklarını göstermek için bunu kasten yaptılar.”
