İran ile Savaşın Alevleri Avrupa Sokaklarında Yükseliyor

Betul

İran’a yönelik savaşın devam etmesi ve küresel enerji piyasasındaki aksamalarla eş zamanlı olarak, altı Avrupa ülkesinde ekonomik ve geçim kaynağı odaklı taleplerin merkezde yer aldığı bir protesto dalgası şekillendi. Artan yaşam maliyetleri ve düşen alım gücü bu protestoları daha da genişletti.

Şu anda 6 Avrupa ülkesi halk protestolarıyla çalkalanıyor. İlk olarak bir aydan uzun bir süre önce, Eylül ayının ortalarında Fransa’da başlayan protestolar, ilerleyen haftalarda diğer ülkelere de yayıldı.
Daha önceden de var olan ancak son birkaç ayda, dünyada akaryakıt fiyatlarının rekor kırması ve farklı ülkelerde enflasyonun tırmanmasıyla eş zamanlı olarak şiddetini artıran protestolar…
Görünüşe göre ağırlıklı olarak öğrenci talepleriyle başlayan bu protestolar, ekonomik hoşnutsuzlukların külleri altındaki bir ateşti. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından ve küresel enerji akışındaki aksamalardan kaynaklanan baskılar, bu ateşin alevlerini daha da körükledi.
Öyle ki Fransa Cumhurbaşkanı son bir ay içinde resmi konuşmalarında iki kez, ülke halkının Fars Körfezi’nde İran’a karşı başlatılan savaştan zarar gördüğünü itiraf etti.

Fransa
Fransa’daki protestoların kıvılcımı, Paris banliyölerindeki öğrenci protestolarıyla çaktı. Öğretmen eksikliğini, eğitim kadrosunun uzun süreli devamsızlığını, binaların eskiliğini ve okul imkânlarının yetersizliğini eleştiren öğrencilerin ilk talepleri; zamanla artan yaşam maliyetlerinden, benzin ve motorin fiyatlarından ve düşen alım gücünden duyulan memnuniyetsizlikle birleşti.
Protestocular artık artan yaşam maliyetinden, yüksek benzin ve motorin fiyatlarından ve alım gücünün düşmesinden rahatsız olduklarını söylüyorlar. Kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini, alım gücünün desteklenmesini ve sosyal eşitsizliğe daha fazla dikkat edilmesini talep ediyorlar.
Reuters bir haberinde protestocuların temel taleplerine değinerek, protestoların alım gücünün düşmesine, akaryakıt fiyatlarının artmasına, kamusal eğitimdeki eşitsizliğe, ekonomik ve sosyal eşitsizliğe ve polisin göstericilere yönelik şiddetli müdahalesinin sona ermesine karşı olduğunu yazdı.
Bu istek ve talepler, ilk olarak akaryakıt vergisi artışına karşı başlayan ve daha sonra ekonomik eşitsizliğe yönelik daha geniş bir hoşnutsuzluğa dönüşen 2018 ve 2019 yıllarındaki ‘Sarı Yelekliler’ hareketini hatırlatıyor.

İtalya
Fransa’nın ardından sıra İtalya’ya geldi. 16 Ekim’de ülke genelindeki öğrenciler hükümetin eğitim politikalarını protesto etmek için sokaklara döküldü; kamusal eğitim bütçesinin artırılmasını talep ettiler.
Takip eden iki gün içinde de insanlar geçim şartlarını, yaşam maliyetlerini ve kamu hizmetlerini protesto etmek için sokaklara çıktı; ancak bu protestolar Milano dahil birkaç şehirde çatışmalara dönüştü.
Bu sırada 14-20 Ekim tarihleri arasında İtalya’nın güneyinde kamyon şoförleri ve çiftçilerin artan akaryakıt ve ulaşım maliyetlerine karşı protestoları devam ediyordu. Bu durum gıda teslimatlarında aksamalara ve bazı marketlerde tedarik sıkıntısına yol açtı.
Pahalılık, düşen alım gücü, maliyetlerle orantılı olarak büyümeyen durgun maaşlar ve uygun fiyatlı konut eksikliği, İtalyanların sokaklara dökülmesinin nedeni oldu.

Arnavutluk
Arnavut öğrenciler de 13 Ekim’de Tiran’da protestolarına başladılar. Bu protestolar her ne kadar birkaç ay öncesine dayansa da, ciddileşmesinin kıvılcımı artık kendisini daha şiddetli gösteren ekonomik ve eğitim odaklı memnuniyetsizliklerdi. Bu protestolar 14 Ekim’de sokak çatışmalarına dönüştü.
Taleplerin odağında yüksek eğitim maliyetleri, üniversitelerin ve yurtların elverişsiz durumu, mali destek eksikliği ve mezuniyet sonrası iş bulma zorluğu yer alıyordu. Gençler, mezun olduktan sonra iş bulmanın zorluğundan ve zenginler ile düşük gelirli kesimler arasındaki uçurumdan rahatsızlar.
Protestocuların bir kısmı için temel mesele, üniversite eğitiminin mutlaka uygun bir işe ve istikrarlı bir ekonomik geleceğe yol açmamasıdır; böyle bir durumda yolsuzluk, sınıf farkı ve siyasi koşullardan duyulan hoşnutsuzluk da ekonomik taleplerle birleşmiştir.

İspanya
İspanya halkının protestoları da ders saatlerinin ve iş yükünün azaltılmasını, maaşların artırılmasını talep eden öğretmenlerin süresiz greviyle başladı; ancak buna konut koşullarına yönelik protestolar da eşlik etti. On yıllardır yaşadığı evden 78 yaşındaki bir kadının Eylül ayı sonlarında tahliye edilmesi de kamuoyunda büyük bir öfke dalgasına yol açtı.
Protestocular kiracıların korunmasını ve kira artışlarının dizginlenmesini talep ettiler. Şimdi protestocular konut maliyetlerinin birçok insanın geliriyle bağdaşmadığını söylüyorlar.

Belçika
Brüksel ve Liège de kemer sıkma politikaları, eğitim ve ekonomik koşullarla ilgili gösterilere sahne oldu. Belçika’daki protestolar da öğrenci protestoları ve eğitim maliyetlerinden şikâyetlerle başladı; bütçe kısıntılarına ve geçim baskılarına karşı işçi sendikalarının ülke çapındaki protestolarıyla devam etti.
Protestocular kamu hizmetleri bütçesindeki kısıntıların durdurulmasını veya hafifletilmesini, sağlık ve eğitim hizmetlerinin korunmasını, artan yaşam maliyetiyle mücadele edilmesini ve hizmetlerin azaltılması yerine vergi yükünün daha büyük bir kısmının yüksek gelirlilere aktarılmasını talep ediyorlar.

Portekiz
Geçim odaklı protestolar artık Portekiz’e de ulaştı. Lizbon ve Porto; kira artışlarına, yaşam maliyetine, maaşlara ve kira kanunu reformlarına karşı yapılan protestoların merkezleri konumunda.
Raporlar geniş çaplı gösterilere ve protestocuların gözaltına alındığına işaret ediyor. Konut krizi, fahiş kiralar, düşük maaşlar ve artan yaşam maliyeti, Portekiz’deki 7 Ekim protestolarının kıvılcımı oldu; ancak protesto gösterileri 17 Ekim’de ülke geneline yayılarak zirve noktasına ulaştı.
Protestocular kiraların kontrol altına alınmasını, konut kredisi taksitlerinin düzenlenmesini ve genel olarak konut koşullarının iyileştirilmesini talep ediyorlar. Gelirlerin konut, gıda, akaryakıt ve diğer temel giderlerle örtüşmediğini söylüyorlar; maaşların ve emekli aylıklarının artırılmasını, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini istiyorlar.
Portekiz’deki hoşnutsuzluğun daha derin nedeni uzun süreli ekonomik baskıdır. Portekiz’de ev satın alma fiyatları 2017’den bu yana iki kattan fazla arttı, yeni sözleşmelerdeki kiralar ise yaklaşık iki katına çıktı.

Şimdi kilometrelerce uzakta, Basra Körfezi’nin mavi sularında İran’a karşı başlatılan savaş, kendisini Avrupa’nın kalbinde gösteriyor; akaryakıt pahalılığı dalgasının, artan yaşam maliyetlerinin ve düşen alım gücünün halkın birikmiş memnuniyetsizliğini daha da alevlendirdiği bir yerde… Sanki savaşın ateşi Basra Körfezi’nin ötesine geçmiş ve Avrupa sokaklarında halk protestoları şeklinde yükseliyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın