İran’ın üst düzey askeri kademelerinin ortak söylemi, ülkenin “asimetrik savaş” için en üst düzeyde hazır bulunduğunu gösteriyor; yeraltı füze ve İHA cephaneliklerine ve Amerikan savaş gemilerine karşı Fars Körfezi’nin kapatılmasına dayanan bu denklem, düşmanın her türlü macerasını maliyetli bir bataklığa dönüştürüyor.
Bölgenin güvenlik denklemleri hassas günlerden geçerken, İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri, savunma ve caydırıcılık hazırlığının zirvesinde, ülkenin toprak bütünlüğüne ve ulusal çıkarlarına yönelik her türlü askeri hamleyi ve olası tehdidi yakın markaja almış durumdadır. Saha gerçekleri, özellikle füze ve İHA sistemleri alanında Tahran’ın eş zamanlı savunma ve taarruz yetenekleri sayesinde güç dengesinin köklü bir değişim geçirdiğini kanıtlamaktadır. İran’ın stratejik su yolu olan Hürmüz Boğazı üzerindeki istihbarat hakimiyeti ve tam operasyonel kontrolü, savaş ateşinin yeniden alevlenmesi durumunda bölge ülkelerinin petrol damarlarının ve altyapılarının karşı karşıya kalacağı aşırı hassasiyetle birleşerek kötü niyetlilerin önünde inkar edilemez bir gerçeği gözler önüne sermektedir; bu gerçek, bu güç unsurlarına sadece caydırıcılık açısından bakılmasa bile, herhangi bir yanlış hesaplamanın ve çatışmaların yeniden alevlenmesinin, saldırgan taraf için savaşın askeri yükünü ve ekonomik maliyetlerini katlanarak yüz kat artıracağını göstermektedir.
Söylemlerin Ötesine Geçmek: Siyasi İrade ve Acil Askeri Eylem Bağlantısı
Bu saha kudreti, ülkeye hakim olan siyasi iradeyle kopmaz bir bağa sahiptir ve olağan diplomatik sloganların ötesindedir. İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçen haftanın çarşamba günü yaptığı konuşmada eşine az rastlanır bir netlikle Washington’ın hesaplarını altüst etmiş ve Amerikalıların İran’ın askeri saldırılara ve yaptırım baskılarına karşı koyamayacağı yönündeki varsayımının batıl bir hayal olduğunu, İran milletinin tüm gücüyle direnç göstereceğini vurgulamıştır. Cumhurbaşkanı’nın Tahran’ın asla savaş ateşi yakma peşinde olmadığını, ancak aynı zamanda düşmanın zorbalığı ve kabadayılığı karşısında baş eğmeyeceğini ortaya koyan bu tutumu, bu direnişin İranlıların kültürünün, dini inançlarının ve tarihi inançlarının derinliklerinden kaynaklandığını göstermektedir.
Üst siyasi düzeydeki bu kararlı tutumla eş zamanlı olarak, ülkenin askeri yürütme organında da son derece pratikçi bir yaklaşımla sergilenmiştir. Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanı Mehrdad Ahlaki, aynı gün yayınladığı mesajında bakanlıktaki görevine başladığı ilk saati Devrim Muhafızları Havacılık Kuvvetleri ile Ordu Hava Savunma Kuvvetlerinin acil talep ve ihtiyaçlarının karşılanmasına adadığını duyurdu. Bakanın mesajı net bir doktrini barındırıyordu: İran’ın yinelenen tehditlere tepkisi, söz dalaşı ve laf yarışına girmek değil, tehditleri artırılmış hazırlığa ve daha verimli bir savunma gücü yaratmaya tercüme etmektir.
Yeraltı Cephaneliklerinin ve Merkeziyetsiz Üretim Ağının Dokunulmazlık Sırrı
Bu akıllıca yaklaşımın devamında, Perşembe günü Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rezayi de bir medya söyleşisinde bu azami hazırlığın diğer katmanlarını kamuoyuna açıkladı. Tümgeneral Rezayi’nin konuşmasının ekseni, tüm aktörlerin İran’a yönelik her türlü düşmanca eylemin maliyetli olduğunu bilmesi gerektiği ilkesine dayanıyordu; Tahran’ın önceliği her zaman diploması yolunu yürümek olsa da, savaşın dayatılması ve sürdürülmesi halinde ezici yanıtlara devam etmek için gereken araçlar tamamen ülkenin elindedir. Bölgedeki çeşitli hedeflere füze ve İHA fırlatmaya devam etme kapasitesi hakkında yöneltilen bir soruyu yanıtlayan Konsey Sekreteri, bu operasyonel kabiliyetin sürdürülebilirliğine olumlu ve kararlı bir yanıt verirken, İran’ın cephaneliğinin dokunulmazlık sırrını da ifşa etti.
Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri’ne göre ülkenin füze ve İHA gücü hiçbir zaman tek bir coğrafi noktada toplanmamış ve tek bir üretim hattına bağımlı olmamıştır; aksine, merkeziyetsiz ve dağınık üretime yapılan hedefli yatırımlar, yeraltı tesislerinin inşası, fırlatma rampalarının çeşitlendirilmesi ve zararları onarma ile değiştirme kapasitesinin artırılması sayesinde sürdürülebilir ve durdurulamaz bir ağ oluşturulmuştur.
Fars Körfezi’nin Amerikan Donanmasına Kapanması
Bu kudretin kanıtlandığı ve düşmanın boş iddialarının boşa çıktığı gerçek saha, bugün Fars Körfezi sularında her zamankinden daha fazla gözler önüne serilmiştir. Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı ve Hatemünbiya (s.a.v.) Merkez Karargahı Komutanı Tümgeneral Abdullahî, denizdeki güç dengesinin net bir tasvirini yaparak Beyaz Saray’ın kuruntularına meydan okudu. Onun ifadesine göre, İran İslam Cumhuriyeti’nin gururlu silahlı kuvvetleri, Yüce Allah’ın yardımıyla, Donald Trump ile Washington liderlerinin her zaman kendi kudretlerinin zirvesi olarak gördükleri ve bölgeyi ile dünyayı onunla tehdit ettikleri Amerika Donanmasını tamamen felç etmeyi ve etkisiz hale getirmeyi başarmıştır; öyle ki bugün artık Fars Körfezi’nin çevre denizlerine ve İran’ın kara sularına yaklaşma cesaretini gösterememektedirler.
Hatemünbiya Merkez Karargahı Komutanı kararlı bir tonla, ABD Başkanı’nın ülkesinin askerlerinin ve ordusunun Fars Körfezi’ne yeniden girişini rüyasında görmesi gerektiğini ve bu imkansız arzuyu ebediyen toprak götüreceklerini vurgulamıştır, zira İslam Cumhuriyeti hiçbir koşulda ve hiçbir dönemde Amerikan askeri gemilerinin Fars Körfezi’ne girmesine izin vermeyecektir.
Washington’ın Çelişkili Söylemleri ve Düşmanı Bataklığa Sürükleme Stratejisi
Amerikalı yetkililerin birbirini tutmayan açıklamalarının analizi, bu saha gerçekliği karşısındaki çaresizliklerinin en iyi kanıtıdır. Tümgeneral Abdullahî, Trump’ın sonu gelmeyen ve açık çelişkilerine işaret ederek mantıklı şu soruyu yöneltmektedir: Nasıl oluyor da kendisi defalarca İran’ın nükleer tesislerini imha ettiğini iddia ediyor, ancak aynı zamanda defalarca İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini söylüyor? Şüphesiz eğer onların zannınca tüm altyapılar yok edildiyse, bu anlamsız ve çelişkili hezeyanların tekrarlanmasının dünya kamuoyunu ve özellikle de Amerikan halkını aldatmaktan başka hiçbir işlevi yoktur.
Bunun ötesinde, Washington eğer tüm askeri imkanları ve yetenekleri ortadan kaldırdığından gerçekten emimse, o halde neden paslı ve hurda gemiler ile Amerikan korkak deniz araçları ve askerleri Hürmüz Boğazı ile İran’ın deniz ve kara sınırlarına yaklaşma cesareti gösterememektedir? Bugün şecaatli ve hakim liderliğin kesin iradesi, uyanık ve direnişçi milletin iradesi, fedakar silahlı kuvvetlerin fedakarlığı ve ülke sorumlularının dayanışması sayesinde; Amerika, onun gayrimeşru çocuğu olan Siyonist rejim ve onların alçak ve saldırgan ordularının kendi elleriyle kazdıkları bataklığa her geçen gün daha fazla batmaları kararlaştırılmıştır; zira ilahi yardım ve nusretle “Güçlü İran” stratejisi, bu çatışma ne kadar uzun sürerse düşman cephesinin ölüm ve zeval girdabına o kadar derinlemesine gömüleceği esasına göre ayarlanmıştır.
İnsansız Silahların Olgunlaşması ve “Asimetrik Savaş” Denklemlerine Hakimiyet
Silah cephaneliklerinin durumu, insan gücünün hazırlığı ve lojistik zincirine ilişkin saha raporları da Amerikan-Siyonist ekseninin tekrarlanan tehditlerinin tırmanmasına rağmen, silahlı kuvvetlerin modern teknolojilere dayanarak ülkenin topraklarını ve sermayesini korumak için savunma güçlerinden tam bir güvenceye sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Bunun bariz bir örneği, İran İslam Cumhuriyeti Ordusu Başkomutanı Orgeneral Emir Hatemi’nin ordunun taarruz-imha İHA’larının üretim komplekslerinden birini yaptığı ziyarete ilişkin görsel raporun yayımlanmasıdır. Orgeneral Hatemi bu ziyarette spekülasyonları reddederek ülkenin füze stoklarının hiçbir şekilde azalmadığını ve üretim merkezlerinin geliştirilmesi sayesinde bugün İran’ın çok uygun stoklara sahip olduğunu açıkladı. İHA’lar, uzaktan kumandalı deniz araçları (Şehpadlar) ve mikro İHA’lar dahil olmak üzere insansız silahların modern savaşlardaki kilit rolüne işaret eden Orgeneral Hatemi, Savunma Bakanlığı, üniversite elitleri ve teknoloji şirketlerinin sinerjisiyle bu ekipmanların seri üretiminin güçlü iç altyapılar temelinde gerçekleştirilmesinin ülkeyi insansız ekipmanlar alanında olgunluğun zirvesine ulaştırdığını ve İran’ın “asimetrik savaş”ta mütetebbir bir şekilde yer alması için sağlam bir destek sağladığını belirtti.
Düşmanın Şaşırtılması ve Öngörülemeyen Noktalardan Darbe Vurma Hazırlığı
Ordu Başkomutanı’na göre düşmanın yanlış hesabı, İran’ın simetrik savaş ile asimetrik savaş arasında bir fark gözetmediğini sanmasıydı; halbuki ordunun donanımının bir kısmı simetrik savaşlara ait olsa da, imkanların büyük bir kısmı asimetrik savaşa tahsis edilmiştir ve ordunun dört kuvveti bunun için tam bir hazırlık kazanmıştır. Orgeneral Hatemi, geçmişteki asimetrik savaşta İran’ın ekipmanlarının düşmanı şaşırttığını ve ona ağır darbeler indirdiğini hatırlatarak, düşmanın dikkate değer yeteneklerinin ve hareket tarzının doğru bir şekilde değerlendirilmesiyle silahlı kuvvetlerin düşmanın kullandığı aynı bölgelerden yanıt vermeye hazır olduğunu, ordu savaşçılarının çok mükemmel bir ruh haliyle ekipman üretimiyle meşgul olduğunu ve ülkenin çok ideal bir koşulda olduğunu İran milletine güvence verdiğini kaydetti.
Not: bu analiz snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
