salgını nedeniyle yaptığı anketin sonuçlarını açıkladı. Milliyet gazetesi için
hazırlanan araştırmanın sonucunda şu değerlendirmelerde bulunuldu:
“Henüz çok başında olsak bile toplumda bir rahatlamanın
ilk işaretlerini aldığımızı söyleyebiliriz. Bu farklı bakışın 2 temel nedeni
olabilir, zaman geçtikçe konuya dair bilgi düzeyimizin artması ve salgın
nedeniyle alınan önlemlere, bu yaşam koşullarına alışmamız. Bilgi düzeyindeki
artışın etkisini özellikle salgının kontrol altına alınma süresine dair
tahminlerimizin değişiminde görüyoruz. Başlangıçta birkaç ay içinde kontrol altına
almak mümkün olacak diye düşünüyorduk, daha sonra problemin büyük olduğunun ve
sürenin de 6 aydan kısa olamayacağının farkına vardık. Yeni yaşam atmosferimize
de alışmaya başladık, ilk hafta çok fazla endişeliydik, hala da endişeliyiz
ancak artık başlangıçtaki kadar değil. Baskın duygusu endişe olanların oranı
yüzde 66’dan yüzde 49’a kadar geriledi.
Bu kısmi rahatlamanın etkisini evden dışarıya çıkanların
oranındaki artışta da gözlemliyoruz. 1 hafta boyunca evden hiç çıkmayanların
oranı bir ara yüzde 37’ye yükselmişti, son hafta yüzde 29’a kadar geriledi, ki
hala toplumun bir kısmının sokağa çıkma yasağının devam ettiğini göz önüne
alırsak aslında hiç de yüksek bir oran değil. Evden çıkanların amacı genel
olarak zorunlu ihtiyaçları gidermek. Salgının kendisi ve ailesi için ciddi bir
tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranında birkaç hafta öncesine kıyasla düşüş
var.
‘Meselenin günlük yaşam boyutuna dair bakışımızda
bilincimizin ve alışkanlığımızın artması ile rahatlamaya başladık’
Salgın sonrasında yaşamımızın ciddi şekilde değişeceğini
düşünenlerin oranında küçük bir düşüş görüyoruz. (Yine de toplumun hâlâ yüzde
68’inin bu yönde düşündüğünü unutmamak lazım.) Hâlâ sıcaklığını koruyan, zaman
ilerledikçe hiç gerilemeyen endişe ise ekonomik endişe. Toplumun yüzde 90’ına
yakın kısmı şahsi ekonomisine dair endişe duyuyor. Özetle meselenin günlük
yaşam boyutuna dair bakışımızda bilincimizin ve alışkanlığımızın artması ile
rahatlamaya başladık, ancak ekonomiye dair büyük endişemiz hala baki. Sorunun
sağlık boyutu yerini yavaş yavaş işsizlik, geçim korkusuna bırakmaya başlıyor.
Dünyanın geri kalanında da sağlık tedbirlerinin aşama aşama kaldırıldığını ve
tartışmaların ana ekseninin ekonomik ekosistem üzerine kaydığını gözlemliyoruz.
Kovid-19 fırtınası sonrası için finansal hasar tespit çalışmaları şimdiden
başladı. Önümüzdeki ayların ve maalesef belki de yılların gündemi bu olmaya
devam edecek gibi görünüyor.
bireyi salgın ile ilgili haberleri takip ediyor. Edinilen tüm bu bilgiler ve
virüsün süresinin daha da uzun süreceğine yönelik görüşler sonucu virüs sona
erse bile hayatın radikal bir şekilde değişeceği konusunda görüş birliği var.
Ancak son dönemde bu görüş biraz daha zayıflıyor, bunun sebebi vakalar ile
ilgili daha pozitif bilgilerin duyulmasından kaynaklanıyor olması ve aynı
zamanda kanıksamak ve süreçten sıkılmak olarak ta yorumlanabilir.”
