ABD’den İran’a son füze 22 Haziran 2025’te atıldı. Bugün tüm dünya, an meselesi olan yeni saldırıya kilitlenmiş halde.
Oysa aradan geçen 7 ayda ABD’nin ekonomik saldırıları hiç hız kesmedi, aksine daha da sertleşti.
Binlerce kişinin öldürüldüğü protestoları tetikleyenin de bu ekonomik saldırılar olduğu biliniyordu. Bu defa birinci ağızdan itiraf edildi.
ABD’nin Hazine Bakanı Scott Bessent, dün Senato’da yaptığı konuşmada İran’da kur kaynaklı bir enflasyon krizine yol açtıklarını şöyle anlattı:
“Yaptığımız şey, ülkede bir dolar kıtlığı yaratmaktı. Bu durum, Aralık ayında İran’ın en büyük bankalarından birinin batmasıyla hızlı ve bence görkemli bir doruk noktasına ulaştı. Bankaya hücum yaşandı. Merkez Bankası para basmak zorunda kaldı, İran para birimi serbest düşüşe geçti, enflasyon patladı ve bu nedenle İran halkının sokaklara döküldüğünü gördük.”
Döviz kanallarını hedef aldılar
İran ekonomisini yıllardır yaptırımlarla kuşatma altına alan ABD, geçtiğimiz aylarda saldırıların dozunu artırmıştı.
İran ile ticareti sürdüren ülkeler yeni gümrük vergileriyle tehdit edildi. İran’dan petrol ihracatı yapan gemilere saldırılar sıklaştırıldı, bu ihracatın finans ayağını engellemek için yeni yaptırımlar yürürlüğe konuldu. Başta Irak olmak üzere İran’ın yurt dışındaki varlıklarını donduran adımlar atıldı, alternatif para transfer mekanizmaları işlemez hale getirildi.
Tüm bunlar İran’daki dolar arzını büyük ölçüde yavaşlattı. Halk dolara akın edince de zaten değersiz olan riyal daha da değer kaybetti.
ABD, İran’ı sadece yaptırımlarla zayıflatmakla kalmıyor, yarattığı dolar kıtlığı ve tetiklediği bankacılık kriziyle ekonomiyi hâlâ bir siyasi manivela olarak kullanıyor.
Scott Bessent’in itirafı, ABD’nin sadece askeri tesisleri değil, bir ülkenin ekonomik sinir uçlarını da hedef aldığını açıkça kanıtlıyor.
