Saddam Hüseyin’in elinde kimyasal silahlar olduğunu ve Saddam’ın halkına zulüm ettiğini gerekçe olarak gösteren ABD, Irak’a “demokrasi” götürmek bahanesiyle bu ülkeyi 2003’te işgal etti. Mevcut durumda Irak bir parçalanma süreci yaşıyor. Irak’ın kuzeyindeki Aşiret Devleti ise bir Kürdistan kurulabileceği hayalini güçlendiren pilot bölge konumunda buluyor. Medyaya yansıyan bilgiye göre, NATO, Irak’ın kuzeyindeki bu bölgede bir askeri üs kurma planı yapıyor.
Esad da “diktatördü” ve o da anti demokratik bir iktidar yöntemiyle halkına eziyet ediyordu. 2011’de Batılı devletlerin desteğiyle başlatılan iç çatışma, iç savaş haline dönüştü. 2011’den bu yana Suriye’ye 600 bin insan hayatını kaybetti. Bunların neredeyse yarısı Esad’a bağlı güçlerden oluşuyor. Mevcut durumda Suriye’nin kuzeyinde PYD/PKK’nın geniş bir alan hakimiyeti sağlaması için, ABD Özel Kuvvetleri tarafından desteklendiğini, NATO’ya bağlı ülkeler tarafından silahlandırıldığını görüyoruz.
ABD’nin ve diğer küresel şer odaklarının daha önce “Diktatör” ilan ettiği iktidarlar kanlı iç savaş uygulamaları ile “Arap Baharı” adı altında alaşağı edildi. Yine yüz binlerce sivil ve asker hayatını kaybetti. Libya, Mısır, Tunus bunlardan sadece bir kaçı…
