ABD’nin İran Kuşatması: Bölge Ülkeleri Nasıl Saldırı Mimarisinin Parçası Haline Geldi?

Uçak gemileri, ileri hava üsleri, bombardıman merkezleri ve füze savunma hatlarıyla ABD, İran’ı denizden ve karadan çevrelemiş durumda. Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin de dahil olduğu NATO altyapısı, bu saldırı mimarisinin fiili parçaları haline geldi.

ABD, Ocak ayı itibarıyla İran’ı denizden, havadan ve kara bağlantıları üzerinden fiilen çevrelemiş durumda.

Washington’ın son haftalarda hızlandırdığı askeri yığınak, artık kendilerinin “caydırıcılık” olarak tanımlayabileceği bir çerçevenin dışına çıktı. Uçak gemileri, ileri taarruz üsleri, bombardıman platformları, füze savunma bataryaları ve lojistik merkezlerden oluşan bu yapı, İran’ı doğrudan tehdit eden bir askeri kuşatma ortaya koyuyor. 

Bu mimari yalnızca ABD’nin bölgeye sevk ettiği donanma gücüne dayanmıyor. Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgedeki ev sahibi devletler, toprakları ve altyapılarıyla bu kuşatmanın doğrudan parçası haline getirilmiş durumda.

Denizden kuşatma: Uçak gemileri ve sürekli taarruz kapasitesi

İran’ın güney ve güneydoğu hattı, ABD Donanması tarafından doğrudan baskı altına alınmış durumda. Nükleer enerjili uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ün öncülük ettiği uçak gemisi saldırı grubu, Umman Denizi ve Basra Körfezi’ne yerleşerek İran kıyılarını sürekli hava saldırısı menziline sokmuş bulunuyor. 

Uçak gemisine eşlik eden güdümlü füze destroyerleri, Tomahawk seyir füzeleriyle İran’ın kara içindeki askeri ve altyapı hedeflerini vurabilecek şekilde konuşlanmış halde. Askeri kaynaklara göre, bu unsurlar doğrudan ilk vuruş ve derin taarruz için konumlandırılmış durumda. Denizaltı unsurlarının konumları ise kasıtlı olarak gizlenmiş vaziyette.

USS Abraham Lincoln

Körfez ülkeleri: ABD’nin ileri saldırı alanı

ABD’nin İran’a yönelik saldırı mimarisinin merkezinde Körfez ülkeleri yer alıyor. Katar’daki El Udeid Hava Üssü, ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük askeri üssü olmasının yanı sıra ABD Merkez Komutanlığı’nun ileri karargâhı olarak İran’a yönelik hava operasyonlarının planlandığı ve yönetildiği merkez konumunda bulunuyor. 

Son haftalarda El Udeid’e yoğun biçimde havadan yakıt ikmal uçakları sevk edilmiş, üs çevresindeki Patriot ve THAAD hava savunma sistemleri güçlendirilmiş ve personelin bir bölümü tahliye edilerek tesis fiilen savaş düzenine geçirilmiş durumda. Katar yönetiminin kamuoyuna dönük itirazlarına rağmen, üssün işlevi ABD’nin İran’a karşı askeri seçeneklerini burada yoğunlaştırdığını açıkça ortaya koyuyor.

Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’daki ABD tesisleri de bu yapının tamamlayıcı parçaları. Bahreyn, ABD Beşinci Filosu’na ev sahipliği yaparak Körfez’deki deniz harekâtının komuta merkezini oluştururken, Kuveyt ağır kara lojistiği ve personel yığınağının ana deposu işlevini görüyor. BAE ve Suudi Arabistan’daki üsler ise hava gücü, radar ve füze savunma zincirinin ayrılmaz halkaları haline gelmiş durumda. Bu ülkeler, İran karşısında tarafsız değil; ABD’nin askeri kuşatmasının arka cephesi konumundalar.

Batı hattı: Ürdün üzerinden doğrudan baskı

İran’ın batı cephesi, Ürdün üzerinden baskı altına alınmış durumda. Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü, Körfez ülkelerinin siyasi çekincelerine takılmadan kullanılabilen, kara konuşlu en önemli ABD saldırı platformlarından biri haline getirildi. Buraya konuşlandırılan F-15E Strike Eagle savaş uçakları, derin taarruz ve yeraltı hedeflerine saldırı kapasitesiyle İran’ın batı kesimlerini doğrudan tehdit ediyor. Bu hat, ABD’ye deniz ve Körfez üslerine ek, ikinci bir saldırı ekseni sağlıyor.

ABD’nin Ortadoğu ve Türkiye’de İran’ı çevreleyen askeri unsurları

Türkiye: Kuşatmanın kuzey halkası

Türkiye, bu askeri mimaride doğrudan saldırı başlatılacak bir platformdan ziyade, NATO altyapısı ve erken uyarı sistemleri üzerinden kuşatmanın kuzey halkasını oluşturuyor. Adana’daki İncirlik Hava Üssü, uzun süredir ABD ve NATO’nun bölgesel hava operasyonlarında lojistik merkez olarak kullanılırken, Kürecik’teki radar tesisleri İran kaynaklı balistik füze hareketlerini izleyen NATO füze kalkanının parçası olarak işlev görüyor. Bu altyapı, Türkiye’yi doğrudan saldırının faili haline getirmese de, İran’ı çevreleyen askeri kuşatmanın yapısal unsurlarından biri konumuna yerleştiriyor.

Umman: Sessiz geçiş koridoru

İran’ın güneydoğusunda yer alan Umman, ABD’nin doğrudan büyük üsler kurmadığı ancak erişim anlaşmaları yoluyla kullandığı ülkelerden biri. Limanlar, hava sahası ve lojistik tesisler Amerikan kuvvetlerine açık durumda. Umman Denizi’ne hâkim bu hat, ABD’nin Körfez’e bağımlı kalmadan kuvvet kaydırmasına olanak tanıyor ve İran’ın bu yönden de stratejik olarak izole edilmesini sağlıyor.

Diego Garcia: Güvenli bombardıman merkezi

Bu kuşatmanın en uzak fakat en stratejik halkası, Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia. İran füzelerinin büyük bölümünün menzilinin dışında kalan ada, ABD’nin ağır bombardıman kapasitesi için güvenli bir sıçrama noktası işlevi görüyor. B-2 ve B-52 bombardıman uçakları, derin yeraltı hedeflerine yönelik sığınak delici mühimmatları bu üs üzerinden kullanabiliyor. Körfez ülkelerinin siyasi risk gördüğü senaryolarda Diego Garcia, ABD için asıl saldırı merkezi potansiyeline sahip.

Diego Garcia üssü ve Dünya haritasındaki konumu.

İran misillemesine de hazırlık

ABD’nin İran’ı çevreleyen bu askeri mimarisi, yalnızca saldırı unsurlarından oluşmuyor. Körfez genelinde konuşlandırılan THAAD ve Patriot sistemleri, İran’ın balistik füze ve insansız hava aracı kapasitesine karşı ABD üslerini korumayı hedefliyor. Bu durum, ABD’nin saldırı sonrası beklenen misillemeye de hazırlandığını gösteriyor.

26 Ocak’ta çekilen uydu görüntüleri, ABD ordusunun Kuveyt’teki Ali Al Salem Hava Üssü’nün Patriot füze fırlatıcıları ve AN/MPQ-65 radar araçları da dahil olmak üzere hava ve füze savunma silah sistemlerini güçlendirme çalışması yaptığını gösteriyor. Ortadoğu’daki diğer ABD üslerinden de benzer uydu görüntüleri geliyor.

Bölgeyi doğrudan çatışmaya çekebilir

Türkiye’nin de dahil olduğu bölge ülkeleri, ABD’nin bu saldırı mimarisinin aktif parçaları haline gelirken, İran askeri olarak çevrelenmiş durumda.

Kurulan yapı; kontrollü, kademeli ve hedefli saldırılar için tasarlansa da, böyle bir saldırı, yalnızca İran’ı değil, ABD üslerine ev sahipliği yapan tüm bölgeyi doğrudan çatışmanın içine çekecek bir zincirleme etki yaratma potansiyeline sahip.

sol

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın