ABD’nin İran’a Askerî Saldırı İhtimali Hakkında 10 Madde

Ortadoğu’da artan askerî hareketlilik ve karşılıklı sert açıklamalar, ABD’nin İran’a yönelik olası bir askerî operasyonu yeniden gündeme taşıdı. İran’a yakın güvenlik çevreleri ve bölgesel analiz kaynakları, tarafların yüksek alarm seviyesine geçtiğini ve sahadaki dengelerin hızla değiştiğini belirtiyor. El-Borz Üniversitesi Sosyal ve Siyasi Bilimler Üniversitesi Eğitim Görevlisi ve siyasi konular uzmanı ve anlisti olan Hüccetü’l-İslâm Muhammed Emiri Tayyibî’nin değerlendirmelerine göre, olası bir çatışmanın dinamikleri önceki dönemlerden farklı bir çerçevede şekilleniyor ve bunlar, aşağıdaki şu başlıklar altında özetlenmektedir:

1- 12 günlük savaşın aksine, İran şu anda en üst düzey hazırlık hâlindedir. “Eller tetikte, füzeler hedeflere kilitlenmiş” ifadesi kesinlikle bir propaganda blöfü değildir. Bu kez komutanların talimat almak için toplanacağı bir süreç olmayacaktır. Emirler verilmiştir ve İran’ın dört bir yanındaki şehirlerde herkes oyunun başlamasını beklemektedir.

2- Komutanların savaş modeli ve savaşın mahiyeti konusundaki zihinsel çerçevesi, 12 günlük savaştan önceye kıyasla köklü biçimde değişmiştir.

3- Olası bir sonraki savaşta artık yalnızca füze fırlatma haberlerini beklemeyeceğiz. Basiretli ve bilinçli İranlı komutanların tedbiriyle, İran’ın teçhizat ve imkânlarının büyük bir bölümü 12 günlük savaşta zaten sergilenmedi. Bunun en önemli nedeni, ana savaş olarak görülen ABD ile muhtemel çatışma için varlıkların ve güçlerin korunmasıydı.

4- Birkaç ay öncesine kadar Amerikalılarla doğrudan karşılaşma ve ölümcül darbeler vurma konusunda bir tür ihtiyat söz konusuyken, bugün İranlı komutanlar ve karar vericiler arasında geçmiş stratejinin artık işe yaramadığı, çatışmanın kaçınılmaz olduğu yönünde bir mutabakat oluşmuştur. Bu nedenle muhtemel bir çatışmada ABD’nin ve bizzat Trump’ın ağır darbeler alması gerektiği düşünülmektedir. Bu darbelerin yankısı ve sonuçları, hem ABD’nin bölgeden geri çekilmesine yol açmalı hem de Trump’ın ABD içinde rezil olmasına ve Cumhuriyetçilerin yaklaşan Kongre seçimlerinde yenilgiye uğramasına neden olmalıdır.

5- ABD gemilerinin İran’a yaklaşması, İran’a karşı saldırgan bir hamleden ziyade savunmacı bir hamledir. Asıl olarak ABD gemilerinin İran sularından ve taktik füzelerin, İHA’ların ve intihar tipi deniz dronlarının menzilinden uzaklaşması, ABD’nin İran’a saldırı hazırlığı içinde olduğuna dair bir sinyaldir.

6- İran ne Venezuela’dır, ne Suriye, ne Libya, ne Irak, ne de Afganistan. İran’ın askerî ve komuta yapısı, halk desteği ve taarruz kabiliyeti bu ülkelerin hiçbiriyle kıyaslanamaz. ABD de artık eski ABD değildir; tüm medya hamasetine rağmen ABD ordusu uzun, geniş çaplı, bölgesel ve maliyeti yüksek bir savaşa girmeye ne hazırdır ne de isteklidir. Sadece ABD değil, bölgedeki tüm müttefikleri de böyle bir senaryoyla yüzleşmeye istekli ve hazır değildir.

7- Bugün ABD’nin İran’a askerî saldırı planı, yanmış ve miadı dolmuş bir plandır. Bu saldırının, sokak olayları ve Mossad ile CIA’nın paralı unsurlarının yürüttüğü şehir içi savaşın ortasında, şehirleri ele geçirme operasyonunun tamamlayıcısı olarak derhâl gerçekleştirilmesi öngörülüyordu. Ancak sokak olaylarının başarısız olması, belirlenen hedeflere ulaşılamaması, örgütlü terör hücrelerine vurulan ciddi darbeler ve ABD’nin İran’a saldırının sonuçlarından duyduğu korku ve tereddüt nedeniyle bu plan uygulanmadı. Bundan sonra bu planı yeniden devreye sokmaya yönelik her türlü girişim, çok daha maliyetli, karmaşık ve ağır sonuçlar doğuracaktır.

8- Gerçekte ABD ve Trump, her ne kadar kendilerinden güçlü bir görüntü vermeye çalışsalar da, şu anda adeta testerenin üzerinde oturur bir konumdadırlar ve bu durumdan onurlu bir çıkış yolu aramaktadırlar. Öyle bir noktadadırlar ki; hiçbir şey yapmazlarsa kendilerine bel bağlayanlar tarafından kınanacak, vatansız askerlerinin moral çöküntüsüne tanık olacaklardır; saldırırlar ise seçimlerin kader belirleyici olduğu bir yılda, sonucu belirsiz, topyekûn ve maliyeti yüksek bir savaşa gireceklerdir.

9- Bu maddeler ışığında, ABD’nin bölgedeki mevcut askerî konuşlanması ve hareketliliği, öncelikle İran’ın üslerine ve bölgedeki varlıklarına yönelik olası bir önleyici saldırısına karşı savunma amaçlıdır. Amerikalılar doğru biçimde ellerin tetikte ve hedeflerin belirlenmiş olduğundan haberdardır.

10- Allah’ın izni ve kudretiyle, ABD’nin bu savaşta hedeflerine (İran’ın teslim alınması ya da rejim değişikliği) ulaşamaması, ateşkes ve cepheden geri çekilme süreci, Orta Doğu’daki gelişmelerin yeniden İran ve tevhid ehli ekseni lehine, müşrikler ve kâfirler ekseni aleyhine değişmesine yol açacaktır.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın