Alisiz Bir Alevilik Mümkün mü?

Son yıllarda tuhaf bir söylem dolaşıma sokuldu:
“Alevilik kadim ve ayrı bir dindir.”
“Hatta Ali ile ilgisi yoktur.”
“İslam dışıdır.”
Bu söylem, sadece bir fikir değil; aynı zamanda bilinçli bir yönlendirme, bir koparma hamlesidir. Çünkü bir geleneği kökünden ayırırsanız, onu tarihsiz ve kimliksiz bırakabilirsiniz.
Oysa Alevilik denildiğinde ilk akla gelen isim kimdir?
Ali bin Ebu Talib.
“Alevî” kelimesinin kendisi zaten “Ali’ye nispet” demektir. İsminin merkezinde Ali olan bir yolun Ali’siz tarif edilmesi, kelimeyi boşaltmaktır.
Alevilik Nedir, Nereden Beslenir?
Anadolu irfanında Alevilik; Kur’an merkezli, Ehlibeyt sevgisini esas alan, tasavvufî bir yorumdur.
Bu damarın beslendiği ana kaynak ise Kur’an’dır.
Yunus’un diliyle konuşursak:
“Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.”
Bu sözün sahibi Yunus Emre, Alevi-Bektaşi geleneğinin de gönül coğrafyasındadır. Aynı şekilde Hacı Bektaş Veli, öğretisini Kur’an ve Ehlibeyt sevgisi üzerine bina etmiştir.
Peki bu silsileyi İslam dışı ilan etmek ne anlama gelir?
Bu, Anadolu’nun yüzyıllık irfan damarını inkâr etmek demektir.
“Kadim Din” Söylemi Nereden Çıkıyor?
Evet, Anadolu’da İslam öncesi inanç unsurları vardı. Evet, kültürler birbirinden etkilenir. Ancak kültürel etkileşim başka şeydir; teolojik kopuş başka şey.
Aleviliği eski Orta Asya inançlarına indirgemek;
Onu İslam’dan ayırarak tanımlamak;
Ali’yi sembolik bir figüre dönüştürmek…
Bunlar sosyolojik tartışmalar olabilir. Fakat “Ali ile ilgisi yoktur” demek, kelimenin etimolojisini bile görmezden gelmektir.
Ali’siz Alevilik Nedir?
Ali, sadece tarihsel bir şahsiyet değildir.
O, adaletin simgesidir.
O, ilmin kapısıdır.
O, cesaretin ve hikmetin timsalidir.
Alevi deyişlerinde, nefeslerinde, cemlerinde Ali’siz bir dil var mıdır?
“Ya Ali” niyazı olmadan bir erkân düşünülebilir mi?
Ali’siz Alevilik,
Gövdeden kökü koparmak gibidir.
İsmi bırakıp manayı silmektir.
Mesele İnanç mı, Kimlik mi?
Bugün bazı çevreler Aleviliği İslam’dan kopararak bir “ayrı din” olarak tanımlıyor. Bunun arkasında kimi zaman siyasi hesaplar, kimi zaman kimlik inşası, kimi zaman da tarihsel kırgınlıklar var.
Ancak hakikat, kırgınlıkla değişmez.
Alevilik İslam’ın dışında mı, içinde mi tartışması; aslında bir teoloji meselesi kadar bir aidiyet meselesidir.
Şu soru daha sahicidir:
Alevilik kendini nasıl tanımlar?
Anadolu’daki tarihsel metinlere, erkânlara ve ocak geleneğine bakıldığında; kendini İslam dairesi içinde tanımlayan bir yol görülür.
İrfan Dili Ne Söyler?
Tasavvuf bize şunu öğretir:
İsimler kavga eder, mana birleştirir.
Ali sevgisi;
Ehlibeyt muhabbeti;
Kur’an’a bağlılık;
Hak-Muhammed-Ali anlayışı…
Bunlar Alevi geleneğinin ana omurgasıdır.
Bu omurgayı söküp “Ali ile ilgisi yoktur” demek; bir geleneği yeniden icat etmektir.
Son Söz
Alevilik üzerine konuşurken;
Siyasetin değil irfanın diliyle konuşmak gerekir.
Ali’yi tarihten çıkararak değil,
Onu doğru anlayarak…
İslam’ı bir kimlik kavgasına dönüştürerek değil,
Onu ahlak ve adalet ekseninde yorumlayarak…
Çünkü Ali’siz Alevilik iddiası;
En çok Ali’nin adaletine,
En çok da Alevi geleneğinin kendi hafızasına aykırıdır.
Mesele ayrıştırmak değil,
Kökü hatırlatmaktır.
Ve kök şudur:
İsim Ali ise,
Yol da ondan iz taşır.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın