Iraklı bir analist, Suriye’deki tehlikeli gelişmeler ve ABD’nin bölgede güvensizlik ve istikrarsızlık yaratma girişimleri konusunda uyarıda bulundu.
Suriye’de özellikle Ebu Muhammed el-Colani yönetimine bağlı unsurlar ile “SDG” olarak bilinen Suriye Demokratik Güçleri arasında yaşanan çatışmaların ardından ve sonunda şüpheli bir ateşkes anlaşmasıyla sonuçlanan hızlı ve son gelişmelerin gölgesinde, analistler ve gözlemciler bu olayların Suriye’de son derece hassas ve aynı zamanda tehlikeli askeri ve siyasi değişimlere işaret ettiğini, bunun da başta Irak olmak üzere bölgedeki diğer ülkeleri etkileyeceğini düşünüyor.
Iraklı yazar ve siyasi analist Muhammed Hasan es-Saadi bu bağlamda, ABD’nin Suriye Demokratik Güçleri’ne verdiği desteği kesmesinin bu güçleri tamamen savunmasız bıraktığını ve onları kuzey Suriye’de daha güvenli bölgelere kademeli olarak çekilmeye zorladığını, ayrıca kontrol ettikleri geniş bölgeleri Colani unsurlarına teslim etmeye mecbur kaldıklarını ifade etti.
Es-Saadi, Yemen merkezli el-Mesire televizyonuna yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Mevcut durum, hapishanelerin açılması ve DEAŞ terör örgütüne bağlı aileler ile kişilerin serbest bırakılmasının ardından terörist grupların kalıntılarının yeniden ortaya çıkmasına yol açmıştır. Gördüğümüz üzere, ABD gözetiminde, DEAŞ unsurlarının Suriye hapishanelerinden çıkarılarak Irak’a transfer edilmesini öngören bir anlaşma yapılmıştır.
Irak, sıkı ve hassas güvenlik önlemleri aldı ve bu terör unsurlarının tutulması için Süleymaniye’deki Sus Cezaevi, Zi Kar vilayetindeki Nasiriye Cezaevi ve Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Kraker Cezaevi olmak üzere üç yer belirledi. Terör unsurları arasında Irak vatandaşı olanlar Irak yasalarına göre yargılanacak, Irak vatandaşı olmayanlar ise kendi ülkelerine gönderilecektir.
Avrupa ülkeleri bu konuda sorumluluktan kaçtı ve bu terör grupları arasında yer alan kendi vatandaşlarını geri almayı reddetti. Eğer bu ülkeler vatandaşlarını geri almaktan kaçınmaya devam ederse, Irak onlardan bu mahkumların tutulması için mali ve lojistik destek talep edecektir, çünkü bu kişilerin barındırılması ciddi altyapı ve önemli kaynaklar gerektirmektedir.”
ABD’nin rolüne değinen Saadi, Washington’un bölgeyi istikrarsızlaştırmayı, gerilimleri tırmandırmayı ve Irak’ın iç durumu ile komşu ülkelerin güvenliği de dâhil olmak üzere bölge ülkelerini tehdit etmeyi hedeflediğini belirtti ve “Bağdat, ABD’nin Irak’ın petrol gelirleri üzerindeki devam eden hâkimiyeti nedeniyle ağır bir mali baskı altındadır ve vatandaşları terörist olarak Irak’a transfer edilen tüm ülkeler kendi sorumluluklarını üstlenmelidir” dedi.
Bu Iraklı analist, açıklamasının devamında, farklı milliyetlere mensup askeri ve güvenlik yetkililerinin yeni Suriye yönetiminin güvenlik teşkilatlarında yer almasının tehlikeli gelişmelere işaret ettiğini ifade etti ve “Irak, bu gerçekle akıllıca ve pragmatik bir şekilde mücadele etmekte ve önceliğini kendi iç güvenliğini ve aynı zamanda tüm bölgenin güvenliğini korumaya vermektedir” ifadesinde bulundu.
Bu açıklamalar, ABD’nin üç gün önce Irak’ın güvenliği ve istikrarına yönelik tehlikeli bir adım atarak tutuklu IŞİD teröristlerinin Suriye’den Irak’a transferine başlamasının ardından geldi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), IŞİD tutuklularının Suriye’den Irak’a transfer edilmesi görevini başlattıklarını ve onları güvenli gözaltı merkezlerine yerleştirdiklerini duyurdu.
Komutanlık ayrıca, Suriye’den Irak’a transfer edilecek IŞİD tutuklularının sayısının 7 bine ulaşmasının beklendiğini açıkladı.
Bu durum, ABD’nin Suriye’den Irak’a IŞİD tutuklularını taşımasıyla ilgili tehlikeli planına dair birçok uyarının yapılmasına rağmen yaşanıyor. Gözlemciler, ABD’nin bir kez daha bölgedeki genel planlarını uygulamak amacıyla Irak’ı istikrarsızlaştırmaya çalıştığını ve IŞİD’in yeniden Irak’a ihraç edilmesinin bu ülkeye atılmış yeni bir patlayıcı bomba niteliği taşıdığını düşünüyor.
