<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emin Güneş &#8211; Rast Haber</title>
	<atom:link href="https://rasthaber.com/author/emingunes/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://rasthaber.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Oct 2026 09:04:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/08/cropped-rastlogo-32x32.png</url>
	<title>Emin Güneş &#8211; Rast Haber</title>
	<link>https://rasthaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hangi Dindensin?</title>
		<link>https://rasthaber.com/hangi-dindensin/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/hangi-dindensin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2026 09:04:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=45278</guid>

					<description><![CDATA[Merhum Mevdûdî, Kur’ân-ı Kerim’de “din” kelimesinin anlamını ele aldığı incelemesinde şöyle der: “Bu bakımdan ‘din’ kelimesinin Kur’ân-ı Kerim’de eksiksiz bir düzeni ifade ettiği görülür.” Öyleyse şu soruyu sormak gerekir: Bugün dünyaya hâkim olan düzen nedir ve biz hangi düzenin, yani hangi dinin mensuplarıyız? Dünyada hâkim olan küresel bir düzen var. Bir de bu düzene itiraz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Merhum Mevdûdî, Kur’ân-ı Kerim’de “din” kelimesinin anlamını ele aldığı incelemesinde şöyle der:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu bakımdan ‘din’ kelimesinin Kur’ân-ı Kerim’de eksiksiz bir düzeni ifade ettiği görülür.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyleyse şu soruyu sormak gerekir: Bugün dünyaya hâkim olan düzen nedir ve biz hangi düzenin, yani hangi dinin mensuplarıyız?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada hâkim olan küresel bir düzen var. Bir de bu düzene itiraz eden ve onun yerine başka bir düzen, başka bir “din” ikame etmek isteyenler…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merhum Necmettin Erbakan, uğruna hayatını adadığı alternatif düzeni “Adil Düzen” olarak tanımlıyordu. Çünkü ona göre dünyaya hâkim olan düzen adil değil, zalim bir düzendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün bu küresel düzeni kısaca “Küresel Siyonizm” kavramıyla ifade edebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenin mensupları, kendi aralarında dayanışma içinde hareket ediyor ve bir tür “din kardeşliği” sergiliyorlar. Bu dinin akidesi ise “her şey İsrail için” ilkesi üzerine bina edilmiştir. Alınan kararların ve gerçekleştirilen icraatların önemli bir kısmı İsrail’in güvenliği perspektifinden şekilleniyor. NATO ve benzeri ittifakların da bu düzenin korunmasında önemli bir işlev gördüğü tartışmasızdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kim düşman, kim dost?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">“Küresel Siyonizm” olarak adlandırdığımız bu düzene göre dünyanın en tehlikeli unsurları, İsrail açısından tehdit oluşturanlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyleyse İsrail’in düşmanları kuşatılmalı; ambargolara ve boykotlara maruz bırakılmalı, seyahat özgürlükleri kısıtlanmalı ve mümkünse Gazze’ye çevrilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki, İran İslam Cumhuriyeti’ne uygulanan ağır yaptırımlar ve kuşatmalar en çok kimi memnun eder?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç kuşkusuz Netanyahu’yu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Netanyahu da kendisine yönelik tehdidin ortadan kaldırılması için uygulanan bu politikaların İsrail’in güvenliğiyle bağlantılı olduğunun farkındadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Aynı dinin mensupları neden savaşıyor?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Burada kafa karışıklığına yol açan önemli bir görüntü var: Aynı dine mensup olduğu düşünülen aktörlerin birbirleriyle savaşması…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa bu görüntü yanıltıcı olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen’deki bütün grupların aynı düzene, yani aynı “dine” tabi olduğunu söylemek mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tarafın “amentüsünde” İsrail’in varlığını ve güvenliğini teminat altına almak varken, diğer tarafın temel anlayışında İsrail’i ortadan kaldırmak, hatta haritadan silmek vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iki anlayışın aynı düzene tabi olması mümkün değildir. Dolayısıyla aralarındaki mücadele de bu farklılığın doğal bir sonucu olarak görülebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">1979: Mürted ilan edilen düzen</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Coğrafyamız, uzun yıllar boyunca küresel sistemin hâkimiyeti altında adeta tek bir düzenin parçasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ta ki 1979’a kadar…</p>



<p class="wp-block-paragraph">1979’da İran İslam Cumhuriyeti bu düzenden ayrıldı ve yeni bir düzen iddiasıyla ortaya çıktı. Başka bir ifadeyle, Küresel Siyonizm dini açısından “mürted” oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mürtedin cezası ise malum…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel Siyonizm düzeninin önderleri, kendi düzenlerini terk eden ve yeni bir düzen inşa etmeye çalışan İran’ın başka ülkeleri de bu düzenden çıkarabileceği endişesiyle İran’ı kuşattılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaklaşık yarım asırdır İran’ı eski düzenine döndürmek veya bunu mümkün görmedikleri takdirde ortadan kaldırmak amacıyla sürdürülen bir mücadeleden söz ediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarih tekerrür ediyor. Bugünlerde Mekke müşriklerinin, Resulullah ve arkadaşlarını teslim olmaya zorlamak için uyguladığı boykotla, adeta Ebu Cehil’in sünneti yeniden ihya ediliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ahzâb Savaşı bize ne anlatıyor?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kur’ân’ın anlattığı Ahzâb Savaşı da üzerinde düşünülmesi gereken çarpıcı bir örnektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Farklı din ve anlayışlara mensup topluluklar, karşılarında adil bir düzen iddiasıyla ortaya çıkan Resulullah ve Müslümanlar olunca tek bir cephede birleşmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küfür, adeta tek bir millet hâline gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki, Allah’a ve ahirete inanan Ehl-i Kitap’ın, putperestler karşısında Resulullah’ın yanında olması gerekmez miydi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle olmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zalimler, mazlumların karşısında ittifak kurdular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün yaşananları anlamak için bu tablo üzerinde yeniden düşünmek gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İlahlaştırılan liderler</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu düzenin “küçük adamlarının” kendi “ulularını” nasıl tazim ettiklerini de görmek mümkün.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin Şahbaz Şerif’in, Epsteinci Trump’a yönelik şu sözleri dikkat çekicidir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Tarih adınızı altın harflerle yazacak. İnsanlığa hizmet etmek için Tanrı size uzun ömürler versin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merhum Mevdûdî’nin Dört Terim kitabında yaptığı kavramsal açıklamalar açısından bakıldığında, bu tür bir teslimiyet ve aşırı yüceltme “ubudiyet” kavramıyla ilişkilendirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun “Sen ilahımızsın, mabudumuzsun; bizler de senin aciz kullarınız.” şeklinde açıkça ifade edilmesi gerekmez.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İtaat de bir ibadet midir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Küresel Siyonizm olarak adlandırdığımız düzenin talepleri doğrultusunda hava sahalarının kapatılması da bu din açısından bir itaat ve ibadet göstergesi olarak değerlendirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü bu düzene karşı çıkmak, yalnızca siyasi bir muhalefet değil, aynı zamanda sistemin kendi terminolojisi içinde bir “aforoz” sebebi hâline gelebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İtaatin gönüllü veya kerhen olması, cebren veya hileyle gerçekleşmesi ise bu anlayış açısından uhrevî sorumluluğu ortadan kaldırmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kur’ân, Sebe Suresi’nde bu ilişkiyi son derece çarpıcı bir şekilde tasvir eder:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Rablerinin huzurunda dururken zalimlerin birbirlerine nasıl laf attıklarını bir görseydin! O gün mustazaflar müstekbirlere: ‘Siz olmasaydınız biz iman edenlerden olurduk.’ derler. Müstekbirler de mustazaflara: ‘Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi alıkoyduk? Zaten siz kendiniz mücrimlerden idiniz.’ derler.”<br>(Sebe, 31-32)</p>



<h2 class="wp-block-heading">Peki, hangi dindensin?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl soru tam da burada karşımıza çıkıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hangi dindensin?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece hangi mezhebe, hangi cemaate veya hangi dinî kimliğe mensup olduğumuzu sormuyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevdûdî’nin “din” kavramına yüklediği anlam üzerinden soruyorum:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hangi düzenin içindesin?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hangi düzenin değerlerini benimsiyor, hangi düzenin kurallarına itaat ediyor, hangi düzenin devamı için çaba gösteriyorsun?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü mesele yalnızca “Ben Müslümanım.” demekle bitmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kur’ân’ın ortaya koyduğu ölçüler karşısında insanın kendi konumunu da sorgulaması gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz ise açıkça söylüyoruz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz Küresel Siyonizm dininden beriyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve onlara:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Leküm dînüküm ve liye’d-dîn.” diyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İSLAMİANALİZ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/hangi-dindensin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçekçi Olalım!</title>
		<link>https://rasthaber.com/gercekci-olalim/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/gercekci-olalim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 15:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=44022</guid>

					<description><![CDATA[&#160;Sizi birileri iktidara getirmişse, iktidarda kalmanızı da sağlıyorsa, istedikleri zaman sizi alaşağı edebiliyorsa, o birilerine asla muhalefet edemezsiniz. Kafa tutamaz, diklenemezsiniz. Muhalif gibi görünebilirsiniz, sert muhalif söylemlerde de bulunabilirsiniz ama asla muhalif bir icraatta bulunmazsınız. &#160;Bununla da kalamaz, sizi iktidara getirenlerin iradesine uymak zorunda kalır, şer’an İsrail ile savaşmaya göndermek zorunda olduğunuz askerlerinizi, İsrail’in güvenliğini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Sizi birileri iktidara getirmişse, iktidarda kalmanızı da sağlıyorsa, istedikleri zaman sizi alaşağı edebiliyorsa, o birilerine asla muhalefet edemezsiniz. Kafa tutamaz, diklenemezsiniz. Muhalif gibi görünebilirsiniz, sert muhalif söylemlerde de bulunabilirsiniz ama asla muhalif bir icraatta bulunmazsınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bununla da kalamaz, sizi iktidara getirenlerin iradesine uymak zorunda kalır, şer’an İsrail ile savaşmaya göndermek zorunda olduğunuz askerlerinizi, İsrail’in güvenliğini tehdit edenlere karşı cepheye sürmek zorunda kalırsınız. Gazze ve Kudüs’ü koruyacağınıza Tel Aviv’i korur, kiminiz açıktan, kiminiz gizlice İsrail’e kalkan olursunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Gerçekçi olalım… Birileri sizi o makamlara getirmiş ise bunun bir bedeli olması gerekmez mi? Doğru olan iktidara getirilirken verilen söz ve taahhütlere uymak mıdır, uymamak mı?! “Ama iktidarlar bize böyle yapacaklarını söylememişti, şimdiki icraatlarının zıddını vaat etmişlerdi.” diyebilirsiniz. İktidarların size verdikleri söze muhalefet etmeleri zorunuza gidebilir. Ama gerçekçi olalım. Onları iktidara getirmediğinizi siz de biliyorsunuz. Mesela Kudüs’ün yolu Şamdan geçecekti ama şimdi Şam’ın yolu Tel Aviv’den geçiyor. Tel Aviv’in terörist dedikleri nasıl Kudüs’e yaklaştırılmıyorsa artık Şam’a da yaklaştırılmıyor. (1)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçekçi olalım… Milletin iktidara getirmek istedikleri, eğer gerçekten milletin adamı iseler ve gerçekten Siyonizm’le savaşı göze alıyorlarsa, iktidardan uzaklaştırılır, öldürülmeseler de hapislere atılırlar. Merhum Erbakan gibi, İmran han gibi vs.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Gerçekçi olalım… HAMAS’a terörist diyen, ABD/AB ve Suudi Amerika ile ittifak içinde iseniz, Hamas’a açıktan yardım edemezsiniz. Ancak meczuplarınızın askerlerinizi tünellerde gördüğüne dair hezeyanlarıyla avunursunuz. Ömrü tünellerde geçen Hamas’lılara görünmeyen askerler, ancak meczuplarınıza görünürler. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/263a.png" alt="☺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Gerçekçi olalım… Organize kötülük olan Firavun, Karun ve Bel’am üçlüsü karşısında kim ne yapabilir ki! Firavun, üsleri ile Karun’un servetine bekçilik yapıyor; Karun, Firavun’un ordusunu servetiyle besleyip büyütüyor, ayrıca paralı askerlerden ordular teşkil ediyor; başta Haremeyn olmak üzere bölgedeki bütün vaaz kürsülerinde Bel’amlar fetvaları ile Firavun ve Karun’u destekliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Amma bir gerçek daha var! Göz ardı edilen, görmezden gelinen bir gerçek. O da bütün bu organize kötülüğe karşı bir şeyin olması için sadece “ol” demesi yeterli olan mutlak güç sahibi Allah. O dilerse yalın ayaklı Yemenli Ensarullah, başını Amerika’nın çektiği, Avrupa Birliği’nin kelli felli ülkelerinden oluşan koalisyona kök söktürür. Uçak gemileri kaçarken uçaklarını düşürür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ancak Allah’ın “ol” demesinin, yani yardımının da şartları var: Allah’a ve ahiret gününe şeksiz şüphesiz bir iman, O’nun dinine yardım ve şehadete âşık olmak! Kısaca direnişçi olmak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Nitekim bu şartları taşıyanlar karşısında organize kötülük tam bir hezimet yaşıyor. Mutlak şer Siyonizm dağılma endişesi taşıyor. Umarım ve dilerim ki Rabbim, Kasas 5. ayette buyurduğu iman yurdu Yemen’in mustazaflarının, lütfuyla Haremeyn-i Şerifeyn’in işgalcilerine varisler kılar. Önce Haremeyn sonra Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuşur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1-&nbsp;&nbsp;<strong><a rel="noopener" target="_blank" href="https://www.youtube.com/watch?v=8B3iEC7fChs">https://www.youtube.com/watch?v=8B3iEC7fChs</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">(Trump&#8217;ın Posterleri Suriye Sokaklarında! &#8220;Yeni Sloganımız Suriye&#8217;yi Yeniden Harika Yapmak&#8221;)</p>



<p class="wp-block-paragraph">islamianaliz</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/gercekci-olalim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suriye&#8217;nin Ebu Rigal&#039;(1)inden Çıt Yok!</title>
		<link>https://rasthaber.com/suriyenin-ebu-rigal1inden-cit-yok/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/suriyenin-ebu-rigal1inden-cit-yok/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=42596</guid>

					<description><![CDATA[İşgalci&#160;Siyonist’in Ebu Zuhur saldırısı karşısında sözde devlet başkanı Co’lani’den “çıt” yok.&#160;Bir şey duyan varsa söylesin.&#160; Muhtemelen&#160;pikap devrimcilerinden olan biri “Dün gücü vurulduk, bizi vurdular, illa İstanbul’u mu vursunlar! Kıt kafalılar “bizi savaş çekmek istiyorlar” diyorlar. Oğlum senin kafan çalışmıyor mu lan! vs…” diye feveran ediyor.(2)&#160;Bu mücahit(!)’i de duyan yok, takan yok.&#160;&#160; Olayı “mudârâ” yani idare [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İşgalci&nbsp;<strong>Siyonist’in Ebu Zuhur saldırısı karşısında sözde devlet başkanı Co’lani’den “çıt” yok.</strong>&nbsp;Bir şey duyan varsa söylesin.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhtemelen<strong>&nbsp;pikap devrimcilerinden olan biri “Dün gücü vurulduk, bizi vurdular, illa İstanbul’u mu vursunlar! Kıt kafalılar “bizi savaş çekmek istiyorlar” diyorlar. Oğlum senin kafan çalışmıyor mu lan! vs…” diye feveran ediyor.(2)</strong>&nbsp;Bu mücahit(!)’i de duyan yok, takan yok.&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olayı “mudârâ” yani idare etmekle açıklayanlar var. Oysa idare etmek korku ve güç yetirememekle ilgili değildir. Bazen gücün yettiği halde ıslahını umarak birini idare etmeyi seçebilirsin.<strong>&nbsp;İdare etmek, bir tarafın “müdür” yani emir vermek makamında, diğer tarafın “memur” verilen görevi ifa ile yükümlü olması halinde gerçekleşir.</strong>&nbsp;Mesela&nbsp;<strong>polis memuru içişleri bakanını idare etti, Venezuela Amerika’yı müdara etti demek saçmalamaktır. Zayıf ve güçsüzler güçlüleri müdâre edemez.</strong>&nbsp;Korkaklığa kılıf için İslami literatürü ve bazı&nbsp;<strong>ayetleri çarpıtmak saray ulemasının asli vazifesidir.</strong>&nbsp;Bu beyanlar sadece kimliklerini deşifre eder o kadar!.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir de&nbsp;<strong>‘Amerika bu işten razı değilmiş’ diye kendilerini teselli edenler var.</strong>&nbsp;Buna<strong>&nbsp;hem nalına hem mıhına vurmak</strong>&nbsp;derler. Oysa&nbsp;<strong>işgalci bu saldırıyı önceden Amerika’ya bildirdiğini&nbsp;</strong>açıklıyor. Aynısı Katar saldırısında da olmuştu. Amerika ve İsrail’in ortak operasyon odasından bölgedeki bütün saldırıları planladıklarını bilmeyen kaldı mı? Operasyon odasında muhtemelen<strong>&nbsp;“siz vurun biz vaziyeti müdara(idare) ederiz, saldırı gereksizdi, ayıp ettiler bir daha olmaz falan” deriz&nbsp;</strong>diyorlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>15 Temmuz açık darbesine ve mevcut saldırılara rağmen Amerika ile ilişkilerin bozulmamasının neden zorunlu olduğuna dair&nbsp;</strong>medyamızda analizler makaleler yorumlar almış başını gidiyor. Güya Amerika ile bozuşursak bizi NATO’dan atarlarmış, Avrupa Birliğine sokmazlarmış, ekonomik ambargoya maruz kalırmışız, içerde ve dışardaki düşmanlarımız harekete geçermiş vs. O yüzden ihanetlerini görmezden gelmeli ve Amerika’yı müdârâ etmeliymişiz.^^</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birileri de bu saldırıdan<strong>&nbsp;Suriye’nin Ebu Rigal’inin Siyonistlerin güdümünde olmadığı&nbsp;</strong>hükmünü çıkarmışlar.&nbsp;<strong>Biz Co’lani’nin Siyonistlerin güdümünde değil hizmetinde olduğunu İşgal rejimine uşaklık ettiğini söylüyoruz.</strong>&nbsp;<strong>Uşakların/kölelerin efendileri tarafından kırbaçlanması efendi köle ilişkilerinde son derece doğaldır.&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Biz “Suriye gidiyor” dedikçe onlar “özgürlük geliyor” dediler.</strong>&nbsp;Özgürlük nereye geliyor görüyoruz işte!&nbsp;<strong>Elden çıkan Suriye topraklarına mı? İşgale uğradıkça&nbsp;</strong>kafaları kayalara ya da İşgalcinin bombalarına çarpanlar şoka giriyor feveran ediyorlar.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://hurseda.net/resimler/inline/26/8/34/hts-yonetiminin-asli-sahibi-mossad-ile-temasi_4.jpg" alt=""/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Şehit Üsame bin Ladin<strong>&nbsp;Ebu Rigal’e (Kral Fahd)</strong>&nbsp;gönderdiği mektubun bir bölümünde<em><strong>&nbsp;“…veliyy’ül emr’in olan Amerika’nın emirlerine uymaktan başka bir seçeneğin yok. Suudi Arabistan’a ziyarete geldiğinde Riyad’da seni ziyaret etmeyi kabul etmeyip de ısrarla ve zelil bir şekilde seni Hafar El-Batın’daki ABD üssüne götüren Amerikan başkanı Clinton değil miydi?&nbsp;</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Amerikan başkanı bu hareketi ile iki şeyi hedefliyordu.&nbsp;</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Bunlardan ilki: Ziyaretinin aslında kendilerine ait olan askeri üste bulunan güçlere olduğu, ikincisi de sana alçaklık ve zillet dersi vermek ki, senin olduğunu iddia ettiğin krallık topraklarında bile senin gerçek veliyy’ül emr’in O olduğunu bu toprakların Amerikan kanunlarının geçtiği manda bir devlet olmaktan öte bir şey olmadığını anlayasın!”&nbsp;</strong></em>(ÜSAME s.91-91)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşgalci&nbsp;<strong>Siyonist Ebu Zuhur saldırısı ile Co’lani’ye emir ve talimatlara muhalefet edersen karşılığında vurulursun</strong>&nbsp;demek istemiştir.&nbsp;<strong>Co’lanin dışileri bakanı da “biz talimatlara muhalefet etmedik size rağmen kimseye üs kurma izni vermedik siz yanlış anlamışsınız” diyerek adeta özür beyan etmiştir.&nbsp;</strong>Bundan sonra muhtemelen şüpheli fiillere de izin vermeyeceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şehit Üsame’nin bir tek hedefi vardı:&nbsp;<strong>Başta Mescid-i Aksa ve Filistin olmak üzere Amerika ve Siyonist rejimin işgal ettiği bütün ümmet topraklarını özgürleştirmek, işgalcileri İslam coğrafyasından kovmak. Aynı asil hedef için savaşan direniş cephesinin karşısına geçen, İşgalci ve Amerika’yı vurmak için gönderilen füzelere kalkan olan her ülke ve yöneticisi birer Ebu Rigal’dir.&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Allah cc zamanımızın bütün Ebu Rigal’lerine lanet etsin!&#8230;&nbsp;&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Not: Co’lani’yi “Ebu Rigal” olarak nitelemem merhum şehit Üsame’nin Kral Fahd’ı bu unvanla nitelemesinden mülhemdir.</strong>&nbsp;<strong>Co’ da bana “saldır co” sözünü hatırlatıyor. Joe (co) eski TRT dizisinde geçen eğitimli bir alman polis köpeğidir. Bahsettiğim Co’ ise İdlib’de İngilizler tarafından eğitilmiştir.&nbsp;</strong><strong></strong><strong>(Emin&nbsp;Güneş &#8211; Hürseda Haber)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1-&nbsp; &nbsp;&nbsp;</strong><img decoding="async" alt="" src="https://hurseda.net/userfiles/images/Bild1.png"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2- https://x.com/AdemKaracobann/status/2090043653892767974?s=20</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">hürseda</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/suriyenin-ebu-rigal1inden-cit-yok/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Moğol Taktikleri ve Mekke Antlaşması</title>
		<link>https://rasthaber.com/mogol-taktikleri-ve-mekke-antlasmasi/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/mogol-taktikleri-ve-mekke-antlasmasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 14:27:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=42176</guid>

					<description><![CDATA[Moğol ordusu Buharayı kuşattığında halk ve askeri yönetim ikiye bölünür:&#160; Savaşmayı Savunanlar: Şehrin iç kalesine (hisara) çekilerek Moğollara karşı sonuna kadar direnmeyi ya şehit olmayı ya da gazi olup şerefiyle yaşamayı seçen grup.&#160; Teslim Olmayı Savunanlar: Canlarını kurtarma umuduyla Cengiz Han’a elçi gönderip teslimiyet kabul eden grup.&#160; Cengiz Han, teslim olan bu gruba derhal silahlanıp [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Moğol ordusu Buharayı kuşattığında halk ve askeri yönetim ikiye bölünür:&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaşmayı Savunanlar: Şehrin iç kalesine (hisara) çekilerek Moğollara karşı sonuna kadar direnmeyi ya şehit olmayı ya da gazi olup şerefiyle yaşamayı seçen grup.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teslim Olmayı Savunanlar: Canlarını kurtarma umuduyla Cengiz Han’a elçi gönderip teslimiyet kabul eden grup.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cengiz Han, teslim olan bu gruba derhal silahlanıp iç kalede direnen kendi dindaşları ve kardeşleriyle savaşmalarını emreder. Moğol desteğiyle yapılan bu çatışmanın sonucunda teslim olan taraf galip gelir ve direnenler katledilir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak hemen ardından Cengiz Han, teslim olup kendi kardeşlerini katleden grubun da silahsızlandırılmasını ve kılıçtan geçirilmesini emreder. Tarihi kaynaklarda ve anlatılarda Cengiz Han&#8217;ın bu kararı verirken şu sözü söylediği aktarılır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Eğer güvenilir olsalardı, kendi öz kardeşleriyle bizim için savaşmazlardı. Bugün kendi halkına ve kardeşine ihanet edenler, yarın fırsatını bulduklarında bize de ihanet ederler.&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moğolların Harzemşahlara karşı elde ettiği askeri başarı, sadece sayısal üstünlükle değil; psikolojik harp, istihbarat, hız ve sistematik kuşatma taktiklerinin birleşimiyle açıklanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moğol ordusunun Harzemşahlar seferinde kullandığı temel yöntemlerden sadece birine değineceğim. Şöyle ki;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Moğollar, bir şehre girmeden önce o şehrin teslim olmasını sağlayacak bir korku iklimi oluşturmayı birinci öncelik haline getirmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Direnen ilk şehirler (örneğin Otrar ve Genç) tamamen yerle bir edilip halkı katledilmişti. Amaç, sıradaki şehirlerin (Buhara, Semerkand) gözünü korkutmak ve dirençlerini kırmaktı. Katliamdan kaçan kişilerin diğer şehirlere sığınmasına kasıtlı olarak izin verilmiş, böylece korku anlatıları Moğol ordusundan önce şehirlere ulaşmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çağın Moğol devleti büyük şeytan Amerika da aynı taktikleri uyguluyor.&nbsp; İşgal rejimine verdiği sınırsız destek ve hiç kullanılmamış silahlarla Gazze yerle bir edilmiş, alt yapısı yok edilmiştir. Bir gece Maduro’nun yatağından alınması, direnişin lider kadronun suikastlerle vahşice şehit edilmesi korku ve panik oluşturmak içindir. Bu yapılanlar kameralar önünde yapılmakla dünya devletlerine şu mesaj verilmektedir. Teslim olmazsanız şehirleriniz Gazze gibi olur. Liderleriniz Maduru veya şehit İmam Hamaney gibi ailesi ile katledilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu vahşet karşısında korkuya kapılan Dünya devlet ve liderleri özellikle nükleer silahı olmayan ülkeler teslim olmayı seçiyorlar. Teslimiyet sonucu halk şehirlerinin harabeye dönmekten kurtulduğunu, liderler de koltuklarının korunduğunu düşünüyor, korkak ulema da bu zillete fetvalar veriyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük şeytan, esareti kabul edenleri etmeyenlere karşı bir ittifaka zorluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesela teslim olan Abbas’ı Hamas’ın üzerine saldılar. Suriye’de kendilerine teslim olan güçlerle teslim olmayanları yönetimden uzaklaştırıp Suriye’nin en stratejik yerlerini ve hayat kaynaklarını İsraile verdiler. Yetmedi şimdi de İşgal rejiminin kuzeyini tahliye edip siyonistleri çadır kamplarda yaşamaya mahkum eden Hizbullah ile savaşa sokmak istiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teslim olan Lübnan Cumhurbaşkanını Hizbullah’ın üzerine, Irak başbakanını direniş guruplarının üzerine salıyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekke antlaşması ile de dize getiremedikleri cesur Yemen halkını kıble ehli kardeşleri eliyle teslim almak istiyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İslam Cumhuriyeti tarafından İşgal rejimine fırlatılan füzelere kalkan olan şecere-i meluneyi ümmetin umudu gibi görünen iki devletin korumasına veriyorlar. Bu koruma şemsiyesini&nbsp; daha da büyütecekler. (Umarım böyle olmaz)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Moğollara dönecek olursak döneminin en barbar en vahşi en acımasız kan içici yönetimi nihayetinde Ayn Calut savaşında yenildiler. Zamanımızın Moğol devleti Amerika da bu günlerde İslam Cumhuriyeti karşısında Ayn Calutu yaşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Memlukler Moğolların saldırısı öncesinde İzz bin Abdüselam’dan ek vergi için fetva talep ettiler. Cihad fıkhında otorite olan merhum Allame İzz bin Abdüsselam: “Önce sultan ve vezirler ellerindekileri versinler bakalım. Moğollar geldiğinde halktan çok daha fazla yöneticiler kayıp yaşayacak. Yöneticiler ellerindekini verdikten sonra bakarız” deyince saray kadınları tüm ziynetlerini bağışladılar ve halk fetva beklemeden ellerindekini verdiler. Zaferin arkasındaki ilahi destek bu fedakarlık nedeniyledir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İslam Cumhuriyetinin yöneticileri zaten inkılaptan beri her şeylerini Allah için ortaya koymuşlar sadece mallarını değil canlarını da seve seve fada etmekten çekinmemişlerdir. Bu nedenle İslam Cumhuriyeti’nin zaferi, Amerika’nın hezimeti kaçınılmaz olacaktır inşallah!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İSLAMİ ANALİZ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/mogol-taktikleri-ve-mekke-antlasmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslamcıların İslam Devleti ile İmtihanı</title>
		<link>https://rasthaber.com/islamcilarin-islam-devleti-ile-imtihani/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/islamcilarin-islam-devleti-ile-imtihani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2026 07:49:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=41026</guid>

					<description><![CDATA[“Araplar 77 yıldır İsrail&#8217;e karşı Allah&#8217;tan yardım diliyorlar ve Allah onlara icabet ettiğinde, direniş ortaya çıktığında, direnişe karşı İsrail&#8217;le ittifak kurdular.”  (Dr. Hasan Ahmediyan) Kendilerini İslamcı olarak takdim eden bir kısım zevat da onlarca yıl “İslam devleti” hayalleri ile yaşadılar. Yıllarca dergilerinde, gazetelerinde İslam devletinin gerekliliğini hatta zaruretini anlattılar. Bunun için Allah’a dua ettiler yalvardılar. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Araplar 77 yıldır İsrail&#8217;e karşı Allah&#8217;tan yardım diliyorlar ve Allah onlara icabet ettiğinde, direniş ortaya çıktığında, direnişe karşı İsrail&#8217;le ittifak kurdular.”  (Dr. Hasan Ahmediyan)</p>
<p>Kendilerini İslamcı olarak takdim eden bir kısım zevat da onlarca yıl “İslam devleti” hayalleri ile yaşadılar. Yıllarca dergilerinde, gazetelerinde İslam devletinin gerekliliğini hatta zaruretini anlattılar. Bunun için Allah’a dua ettiler yalvardılar.</p>
<p>Allah dualarını kabul edip İslam Cumhuriyetini lütfedince ona düşman oldular. Tıpkı Yahudiler gibi! Yahudiler de yıllarca bir Peygamberi dört gözle beklediler. Beklenen Peygamber geldi ama ona düşman oldular. Çünkü peygamber onların kavminden değildi. Düşmanlıkta o kadar ileri gittiler ki Ehli Kitap olmalarına rağmen putperest müşriklerle işbirliğine girdiler.</p>
<p>Kurulan İslam Cumhuriyeti de bizim kazısan altından kavmiyetçilik çıkacak İslamcı(!) taifenin hem kavminden hem de mezhebinden değildi. Yıkılmalıydı, yıkılması için gerekirse ABD/NATO ile ittifak kurulması dahi caizdi.</p>
<p>Oysa İslam ırkçılığı lanetlemişti. Sorsanız onlar da lanetlediklerini söylerler ama “sancak düştüğü yerden kalkar” teraneleri ile bir İslam devleti olacaksa bu ancak Osmanlı bakiyesi üzerinde Osmanlı torunları eliyle olmalı derler. Amerika’nın kuklası ve taşeronu olsa da karşılığında ümmetin petrol ve sair kaynakları peşkeş çekilse de buna razıdırlar.</p>
<p>Nitekim Amerika’nın atadığı İsrail’in taşeronu Colaniyi tebrik ve takdis ettiler. Ama mazlumların mustazafların hamisi Mescidi Aksanın özgürlüğü için en azizlerini şehit veren İslam devletinden razı değiller.</p>
<p>Bunların bu tutarsız tutumu “İslamcılık” kavramını da aşındırdı, kirletti, emperyalizmin yedeğine yerleştirdi.</p>
<p>Oysa gerçek İslamcılar böyle değildir. Söz gelimi ben de İslam devleti hayalleri kuranlardandım. Hala aynı düşüncedeyim. Yıllarca İslam devletini Müslümanlar için “su ve balık” ilişkisi ile anlattım durdum. Hala da aynı görüşteyim. Nasıl ki su olmayan yerde balık yaşayamaz ise, İslam devleti olmayan bir devlette de Müslüman Mümince yaşayamaz diyordum, hala da diyorum.</p>
<p>İslami olmayan bir devlette mümin sudan çıkmış balık gibi suya kavuşmak için bütün gücü ile çırpınır kıvranır ya suya kavuşur ya da bu yolda ölür. (şehit olur)  Eğer normal bir hayat sürüyorsa onun mümin olduğu şüpheli hale gelir. O artık hem suda hem karada yaşayan bir türdür. Kısaca münafıktır. Müslümanla Müslüman, kâfirle kâfirdir.</p>
<p>O yüzden İslam Cumhuriyeti kurulduğunda benim hayalim gerçekleşti. O zamandan beri O’nu Allah’ın bize bir lütfu görüp hamdettim, şükrettim. Artık bir İslam devleti kurma hayali yerine mevcut devletimin her alanda gelişmesi, güçlenmesi zalimlerle cihadında zaferi için çalıştım, çabaladım.</p>
<p>Bu söylediklerimi ancak gerçek anlamda Muhammedi İslam’ı kavramış ve sindirmiş olanlar anlar. Damarlarında ırklarının mikroplu kanı dolaşanlar mezheplerini din haline getirenler anlayamazlar. Onlar ‘İslam devleti’ şuurundan yoksun olduklarından Şahlarla Padişahların kavgalarını sakız gibi çiğnemeye devam edeceklerdir. Bizim gibileri de Kürtlük/Türklük/Araplık/Farslık şuurundan mahrum zavallılar(!) gibi göreceklerdir.</p>
<p>Bizi o meşum şuurdan mahrum bırakan Rabbimize hamdolsun!</p>
<p>(Emin Güneş &#8211; Hürseda Haber)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/islamcilarin-islam-devleti-ile-imtihani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şia Sahabe Düşmanı mı?</title>
		<link>https://rasthaber.com/sia-sahabe-dusmani-mi/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/sia-sahabe-dusmani-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 06:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=40782</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Ashab-ı NATO bu savaşları  Cemel ve Sıffın savaşı gibi görüp gösteriyor. “Şia sahabe düşmanıdır” nakaratını bıkmadan usanmadan tekrarlıyor. Bu savaşta düşman çok net aslında! Epsteinci çete ve peygamber katilleri… Ama bu taife durmadan “Şia sahabe düşmanı” diyor. İster istemez insanın aklına şu geliyor. Bunlar  ‘sahabe’ derken acaba Epsteinci çete ve peygamber katillerini mi kast ediyorlar. Çünkü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>&#8220;Ashab-ı NATO bu savaşları  Cemel ve Sıffın savaşı gibi görüp gösteriyor. “Şia sahabe düşmanıdır” nakaratını bıkmadan usanmadan tekrarlıyor. Bu savaşta düşman çok net aslında! Epsteinci çete ve peygamber katilleri… Ama bu taife durmadan “Şia sahabe düşmanı” diyor. İster istemez insanın aklına şu geliyor. Bunlar  ‘sahabe’ derken acaba Epsteinci çete ve peygamber katillerini mi kast ediyorlar. Çünkü Şia’nın gündeminde ne halifeler ne de başka sahabeler var. Bunların ‘sahabeleri’ Netenyahu, Trump, NATO üyesi Haçlı liderler vs. olunca “Şia sahabe düşmanı” sözü cuk diye oturuyor&#8230;&#8221;</strong></em></p>
<p>Şehit İmamın cenaze merasimindeki görkem, Büyük Şeytan Amerika’nın vermek zorunda kaldığı tavizler, İslam Cumhuriyetindeki halkın kenetlenip tek yürek olması, Trump’u ve ashabını çileden çıkarmışa benziyor.<strong> Trump ve Netanyahu geri adım attıkça ateşkes ve müzakere için yalvardıkça çevremizdeki ‘sahabeleri’ parmaklarını ısırıyorlar. Biz de onlara kininizle geberin diyoruz.</strong></p>
<p><strong>Füzeler ABD üsleri ve Siyonist rejimin işgal topraklarına her düştüğünde bunlar hep bir ağızdan şu nakaratı tekrar ediyorlar: “Şia sahabe düşmanı”.</strong> Oysa bu günlerde İslam Cumhuriyetinin gündemi belli! <strong>Direniş, bütün cephelerde küresel Siyonizm’le ölüm kalım savaşı veriyor. </strong></p>
<p>Direniş cephesinin <strong>gündeminde Aksa tufanı, Hizbullah’ın silahlarına el koyma ve direnişi var.</strong> 12 gün savaşı ve ramazan savaşlarında direniş Epsteinci çete ve peygamber katilleri karşısında en azizlerini şehit verdi. Ama <strong>Ashab-ı NATO bu savaşları  Cemel ve Sıffın savaşı gibi görüp gösteriyor. “Şia sahabe düşmanıdır” nakaratını </strong>bıkmadan usanmadan tekrarlıyor.</p>
<p><strong>Bu savaşta düşman çok net aslında! Epsteinci çete ve peygamber katilleri… Ama bu taife durmadan “Şia sahabe düşmanı” diyor.</strong> İster istemez insanın aklına şu geliyor. <strong>Bunlar  ‘sahabe’ derken acaba Epsteinci çete ve peygamber katillerini mi kast ediyorlar.</strong> Çünkü Şia’nın gündeminde ne halifeler ne de başka sahabeler var.</p>
<p><strong>Bunların ‘sahabeleri’ Netenyahu, Trump, NATO üyesi Haçlı liderler vs. olunca “Şia sahabe düşmanı” sözü cuk diye oturuyor. </strong>Şia’dan kast ettikleri içinde Sünni Hamas’ın da yer aldığı direniş ile bu taifenin ‘Sahabeleri’ arasında kan davası olduğu bir gerçek. İşte<strong> İslam Cumhuriyetine kan kusmalarının nedeni kendi ‘sahabelerinin’ direniş karşısında rezil olmasındandır. </strong></p>
<p><strong>Yoksa hiç bir Şii hâşâ peygamber efendimizin dostlarına düşmanlık, düşmanlarına da dostluk yapamaz. Yaparsa İslam’dan çıkar Şii’liği falan kalmaz. </strong></p>
<p>Bunlar<strong> inkâr etseler de eylemleri ile “Şiatü NATO” olduklarını gösteriyorlar.</strong> <strong>Bunların secdeli, cübbeli, abalı, sefillerden, sofulardan olması sakın sizi aldatmasın! </strong></p>
<p>Bunların bizimle karşılaştıklarında “biz de Epsteinci çeteye karşıyız, sizdeniz” demeleri bizi aldatma amaçlıdır. Yoksa <strong>neden dünya istikbarına karşı yiğitçe savaşan Sünni’siyle, Şii’siyle Zeydi’siyle her ırka ve dine mensup hürriyet âşıklarına düşmanlık etsinler!!!</strong></p>
<p>Peygamber efendimizin dost ve arkadaşları, Amerikan İslam’ını Muhammedi İslam’a tercih edenlerin umurunda değil. Zira <strong>bunların tabi olduğu sünnet Muhammed (sas) in sünneti değil yeşil ve beyaz saray sahiplerinin sünnetidir.</strong></p>
<p><strong>Bu sapık güruh Allah ve resulüne hakareti umursamaz ama güya peygamberin ashabına hakaret için ortalığı ayağa kaldırır.</strong> Bu patolojik durumlarını şöyle açıklarlar: <strong>“Allah ve Peygamber düşmanları dinimizin dışında oldukları için bize zarar veremezler. Ancak Şiiler dinimizi bozdukları için onlardan daha tehlikelidirler”. Ehli Sünnetin “ehli kıble tekfir edilemez” hükmünü “ancak ve sadece ehli kıble tekfir edilir. Çünkü ehli kıble olmayanlar zaten kâfirdirler” diyerek ruh ve akıl hastası olduklarını ortaya koyarlar.    </strong></p>
<p><strong>Bunların sahabeden kast ettiklerinin Peygamber efendimizin dost ve arkadaşları olmadığı; İslam Cumhuriyetindeki Şia’ya düşman, Azerbaycan’daki Şia’ya dost olmalarından anlaşılmıyor mu? İslam Cumhuriyetindeki Şia; Netenyahu, Trump, NATO üyesi Haçlı ittifakına düşman, Azerbaycan’daki Şia ise dost. </strong></p>
<p><strong>Bilmem anlatabildim mi?</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/sia-sahabe-dusmani-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehit İmamımızı Uğurluyoruz</title>
		<link>https://rasthaber.com/sehit-imamimizi-ugurluyoruz/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/sehit-imamimizi-ugurluyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 06:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=40780</guid>

					<description><![CDATA[Dünya mustazaflarının imamını mahşerde buluşmak üzere uğurluyoruz. Her topluluğun imamı ile çağrılacağı günde (İsra: 71) birlikte çağrılacağımız İmamımızın şehitlerden olması ne büyük şeref! Rabbim bizleri ve bütün mustaz’afları imamsız bırakmasın! Bütün dünya gördü ki; dünyanın en rezil, en alçak, en şerefsiz, en zalim, en gaddar epstein çetesi karşısında dik duran sadece ve sadece çelik gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya mustazaflarının imamını mahşerde buluşmak üzere uğurluyoruz. Her topluluğun imamı ile çağrılacağı günde (İsra: 71) birlikte çağrılacağımız İmamımızın şehitlerden olması ne büyük şeref!</p>
<p>Rabbim bizleri ve bütün mustaz’afları imamsız bırakmasın!</p>
<p>Bütün dünya gördü ki; dünyanın en rezil, en alçak, en şerefsiz, en zalim, en gaddar epstein çetesi karşısında dik duran sadece ve sadece çelik gibi irade sahibi Şehit İmamımız ve etbaı olmuştur.</p>
<p>Şehit İmam, selefi merhum Humeyni’den aldığı sancağı daha da yükseklere taşımış ve O’na tabi olanların izzetinden zerre kadar taviz vermemiştir.</p>
<p>Şehit İmamımıza ve etbaına muhalefet edenler ya epstein çetesi mensupları ya da gönüllü/gönülsüz bu çeteye boyun eğenlerdir. Kuşkusuz onlar da mahşer günü kendi İmamları ile çağrılacaklardır.</p>
<p>Şehit İmamımız bize Muhammedi duruş nedir ve nasıldır yaşayarak öğretti. En güzel biçimde nasıl yaşanacağını öğrettiği gibi şahadeti ile nasıl ölüneceğini de göstermiştir.</p>
<p>Savaşla geçen ömründe ne elini bir müminin kanına buladı ne de kanına bir müminin eli bulandı elhamdülillah!</p>
<p>Özellikle peygamberlerini acımasızca katleden melunlarla savaştı. Peygamber katilleri ve Epsteinci çetenin ortak saldırısı ile şehit oldu. Aziz İslam’a feda edilen bir ömrün, şehadetle sonlanması Rabbimizin bir ikramıdır.</p>
<p>Bu yolculuğa ailesi ile ve özellikle torunu ile çıkması yanına zaman zaman namaz kıldırdığı 165 meleğini alarak gitmesi O’na ‘ferrar’ diyenlerin yüzünü kızartmış mıdır? Sanmıyorum! Çünkü utanma duygusu olan zaten o edepsizliği yapmazdı!</p>
<p>Şahadete âşık olmayanlar şahadete âşık bir toplum inşa edemezler. “Elveda Dost” bir film olsa da İslam Cumhuriyetinin gerçeğidir. İslam Cumhuriyetinin inşa ettiği gençlik şahadet aşkıyla yanıp tutuşanlardan oluşur.</p>
<p>Büyük Şeytanın ve Epsteinci çetenin maşası münafıkların İslam Cumhuriyetinde şehit ettiklerinin büyük çoğunlunun Besiçten (gönüllülerden) olması bir tesadüf olamaz.</p>
<p>Ramazan savaşında milyonlarca genç, yaşlı, erkek ve kadının savaşa gönüllü olarak yazılması işte bu şehadet aşkından ve rehberlerine sadakatten kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Bu savaş ve şahadetle rabbimizin: “Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler”.  (Al-i İmran 160) buyruğu tecelli etmiştir.</p>
<p>Büyük şeytana güvenen körfez ülkeleri yardımsız bırakıldılar, zillet içinde mağlup oldular. Yalnız Allah’a güvenenler O’nun yardımıyla galip geldiler. Bu savaş yardımcısı Allah olanlar ile ABD olanlar arasında bir Furkan savaşına dönüştü.</p>
<p>Yeni imama Selam olsun! Ömrü bereketli olsun. 90’lı yaşlarında şahadetle son bulsun inşallah! Amin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/sehit-imamimizi-ugurluyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hangi Hz. Hüseyin</title>
		<link>https://rasthaber.com/hangi-hz-huseyin/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/hangi-hz-huseyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 06:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=40777</guid>

					<description><![CDATA[“Türkiye’deki İslamcıların, cemaatlerin %99’u ümmetçi görünüyor ama kazıdığınızda ırkçı ve devletçiler”. (Ali Bulaç) Bu sözün eksiği var fazlası yok. Bunlar aynı zamanda mezhepçidirler. Mezhepçiliğin ırkçılıktan çok da bir farkı yoktur. Bunlar aslında hasta insanlardır. Bu zevattan biri: &#8220;İran&#8217;da halk Müslüman olduğu için Şii değil, Şii olduğu için Müslüman.(ne demekse!) İran halkının nezdinde Hazreti Ali&#8217;nin fiyakası, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>“<b><i>Türkiye’deki İslamcıların, cemaatlerin %99’u ümmetçi görünüyor ama kazıdığınızda ırkçı ve devletçiler</i></b>”. (Ali Bulaç)</div>
<p>Bu sözün eksiği var fazlası yok. Bunlar aynı zamanda mezhepçidirler. Mezhepçiliğin ırkçılıktan çok da bir farkı yoktur. Bunlar aslında hasta insanlardır.</p>
<p>Bu zevattan biri: &#8220;<b><i>İran&#8217;da halk Müslüman olduğu için Şii değil, Şii olduğu için Müslüman.(ne demekse!) İran halkının nezdinde Hazreti Ali&#8217;nin fiyakası, Hüseyin&#8217;in babası olmaktan kaynaklanıyor. Hazreti Muhammed&#8217;in fiyakası, Hüseyin&#8217;in dedesi olmaktan kaynaklanıyor. Hüseyin&#8217;i çıkarıp aldığınız zaman dinde bir şey kalmaz</i></b>.” Demiş. İslam Cumhuriyeti başarı çıtasını yükselttiğinde bu zevatın paylaşımları dolaşıma sokulur. Bunu söyleyen zevatın rüzgar İslam Cumhuriyeti lehine estiğinde o rüzgarla yelkenlerini şişirmek için ne övgülerde bulundukları görmezden gelinir.</p>
<p>Evvela, bunların bize yutturmaya çalıştıkları gibi İslam Cumhuriyetinin yönetim kadrolarının, yetkili ve etkili kişilerinin Hz. Hüseyin’e (ra) kutsiyet izafe ettikleri ve (haşa) Hz. Ali (ra) ile Hz. Muhammed’den (sas) üstün gördükleri iddiası asılsızdır ve iftiradan ibarettir.</p>
<p>Zira inkılabın ruhunu hayatına nakşeden Şehit Kasım Süleymani bir konuşmasında aynen şöyle diyor: “<b><i>Kurban olmak önemlidir. Ama kurban olmaktan daha da önemlisi insanın uğruna feda olduğu şeydir. İmam Hüseyin yüce biriydi, ama İmam Hüseyin&#8217;den daha yüce olan uğruna feda olduğu şeydir</i></b>.” Burada açıkça yücelttikleri şeyin Hz. Hüseyin değil onun uğruna kanını döktüğü İSLAM olduğu ifade ediliyor. İşte bizi inkılaba bağlayan bağ da budur. İslam her şeyden üstün tutulmazsa inkılapla bağımız kopar.</p>
<p>Mesele, bu zevatın Hz. Hüseyin algısından kaynaklanıyor. Bunların Hz. Hüseyin’i ile Şia’nın(*) Hz. Hüseyin’i maalesef aynı değil.</p>
<p>Bunların Hz. Hüseyin’i henüz buluğa ermemiş, secdede dedesinin(sas) sırtına çıkan O’nun da düşmemesi için secdesini uzattığı, ağladığında minberden inip gözyaşlarını sildiği ‘çocuk’. O (sas) nasıl O’nu(ra) sevmişse bu zevatta öyle sever. Onların Hz. Hüseyin’i hiç büyümemiş hep çocuk kalmıştır. Sırf dedesi sevdiği için sevilmeye fazlasıyla layıktır. Başka da sevilmeye değer bir icraatı, meziyeti yoktur. Ama dedesinin hatırına ne kadar çok sevilse azdır!</p>
<p>Ama Şia’nın Hz. Hüseyin’i büyümüştür. Dedesinin davasını babasından miras almış bir dava adamıdır. Çocukları, bacı ve kardeşleri ile dedesinin davasını sürdürmeye çalışan bu uğurda bütün ailesini feda eden bir şahsiyettir. Kerbela meydanında: <b><i>“Kanımla yükselecekse ceddim Muhammedin dini, Ey kılıçlar doğrayın beni alın bedeni mi?” </i></b>diyen Hz. Hüseyin (ra) bu zevata göre: “Devlete başkaldırmış, büyük sözü dinlememiş, Kufe’lilere aldanmış, kendisini ve ailesini şimdiki Hamas, Hizbullah, Ensarullah ve İran gibi tehlikeye atmış, olayları reelpolik değerlendiremeyen biridir. Bu hatalı(!) duruşu, dedesinin hatırına hoş görülse de yüceltilecek bir tarafı yoktur. Babası ve kendisi kazansaydı Emeviler devleti olmayacak sınırlar üç kıtaya ulaşamayacaktı. İyi ki de kaybettiler.”</p>
<p>Bu zevatın, dedesinin getirdikleri yürürlükte kalsın, ortadan kalkmasın diye Hac mevsiminde vakfeye durmadan Arafat’a veda eden Hz. Hüseyin’den haberleri yoktur. (Olanlar da gizlerler).</p>
<p>Bu zevatın inancına göre Hz. Hüseyin zalim de olsa, fasık da olsa Halifeye isyan etmemeli, ailesini riske atmamalı, diğer sahabe çocukları gibi kerhen de olsa itaat etmeli idi.</p>
<p>Bu ırkçılık, ulusçuluk illetine müptela olanlar Şia’yı da kendileri gibi düşündüklerinden Hz. Hüseyin’i babasının makamına geçmek (saltanat) için savaştığını, takipçilerinin de Kerbela’dan beri kan davası güttüğünü iddia ederler. Oysa çağın Hüseyin’i İran’a hâkim olunca kendisine yeni saraylar yapmadığı gibi Şahın saraylarından birinin kendisine tahsisini de şiddetle reddetmiş, mütevazı bir evde hayatını sürdürmüştür. Halefinin bu aziz dava uğruna çağın firavunu tarafından ailesinin bir kısmı ile şehit edilmesi davalarının saltanat değil İslam ve Allah’ın (cc) rızası olduğunda şüphe bırakmamıştır.</p>
<p>Irkçılık ve mezhepçilik böyle bir musibet işte! İnsanın basiretini bağlar kör eder. Hamas’ın şehit lider ve komutanlarının İslam Cumhuriyetine minnettarlık ifade eden söylemlerine sağır eder. Ne Mel’un Siyonist rejimin İran’dan kovulması, ne dünya Kudüs gününün ilanı, ne Aksa tufanında itibaren Hizbullah ve Ensarullah’ın verdiği şehitler, ödediği bedeller, ne de İslam Cumhuriyeti füzelerinin Amerikan üsleri ve işgalcinin şehirlerini ateşe vermesi bu zevatın umurunda! Bu zevata göre meşrep ve mezhebimizden olsun isterse katil Trump’un övgülerine mazhar ve parfümlenmiş gözdesi olsun. O bunların da göz bebeğidir.</p>
<p>* Burada övgüyle bahsedilen Şia’dan kasıt İslam Cumhuriyeti ve velayeti Fakih anlayışıdır. Kuşkusuz kendilerini Şiiliğe nispet eden velayeti fakih sistemine muhalif tıpkı bu zevat gibi ırkçı ulusçu Şiiler de az değildir.</p>
<p>Bunların birbirleri ile sorunları yok ancak her iki tarafın İslam Cumhuriyeti ile sorunları vardır.<strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/hangi-hz-huseyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİLİSTİN’İ KURTARDILAR(!)</title>
		<link>https://rasthaber.com/filistini-kurtardilar/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/filistini-kurtardilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 06:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=40775</guid>

					<description><![CDATA[Büyük şeytan ve müttefiklerinin, işgal rejiminin genişlemesine hizmet eden her hamlesi, bize kurtuluş olarak yutturuluyor. Mesela onlara göre Filistin kurtarılmıştır, çünkü artık işgalciye karşı kurşun sıkmıyor, operasyon yapmıyor ve direnmiyor. Suriye’yi kurtardılar(!), çünkü işgalci baştanbaşa Suriye’nin istediği yerine saldırabiliyor, istediği yere karakol ve kontrol noktaları kurabiliyor, kendisine sapanla dahi karşılık verilmiyor. Suriye’nin kurtuluşunu sağlayan güçler şimdi de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük şeytan ve müttefiklerinin, işgal rejiminin genişlemesine hizmet eden her hamlesi, bize kurtuluş olarak yutturuluyor. Mesela <strong>onlara göre Filistin kurtarılmıştır, çünkü artık işgalciye karşı kurşun sıkmıyor, operasyon yapmıyor ve direnmiyor.</strong></p>
<p><strong>Suriye’yi kurtardılar(!), çünkü işgalci baştanbaşa Suriye’nin istediği yerine saldırabiliyor, istediği yere karakol ve kontrol noktaları kurabiliyor, kendisine sapanla dahi karşılık verilmiyor.</strong></p>
<p>Suriye’nin kurtuluşunu sağlayan güçler<strong> şimdi de Lübnan’ı kurtarmanın peşindeler</strong>. İşgalciye karşı silah kullanmak onlara göre kurtuluşun önündeki en büyük engeldir. <strong>Hizbullah silah bırakırsa hemen kurtulacak(!). Çünkü Suriye gibi baştanbaşa işgale açık hale gelecek. </strong></p>
<p><strong>İşgal genişledikçe halkları uyutmak için yüksek sesle kınamalarla olay geçiştirilir. İsrail’e karşı “asarız! Keseriz!” retorikleri havada uçuşur ama diplomatik ilişkiler ve ikmal yolları dahi kesilmez.</strong></p>
<p>Amerika’nın çiftliği gibi yönetilen ülkelerden birinde kâhyanın biri geri gelemeyecek şekilde kovuldu. Çiftlik Amerika’nın denetiminden çıktı.(1979) O zamanda beri bölge ülkeleri kendileri gibi bir kâhyanın tekrar başa getirilmesinin peşindeler. <strong>Onlara göre İran’ın başına kendileri gibi bir kâhya getirilsin ırkı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun ona hürmette kusur edilmez.</strong> Yeni şahın eşi de tesettürlü olursa tadına doyulmaz.</p>
<p><strong>İslam Cumhuriyeti bu sefer bütün çiftlikleri darmadağın ediyor. Amerika için kullanılamaz hale getiriyor (elhamdülillah)</strong>. Kâhyaların korkusu, efendileri giderse o toprakların gerçek sahiplerinin eline geçmesidir.</p>
<p>Amerika ve müttefiklerinin kurduğu küresel sömürü düzeninin temelinde çok ağır bedeller olduğunu biliyoruz. Bu düzen maddi manevi kayıplar bir yana 70 milyon insanın ölümü ve atom bombasının kullanılması ile oluşmuş bir düzendir. Dolayısıyla yıkılmasının kolay olmayacağının farkındayız. Bu küresel sömürü düzeninin yıkılması aynı zamanda yeni bir dünya düzeninin kurulması demektir.</p>
<p>Bu yenidünya düzeninin inşası da hiç kuşkusuz kolay olmayacaktır. Bunun için <strong>ağır bedeller ödeniyor/ödenecek</strong>. Ama sonuçta “<em><strong>Biz istiyorduk ki Mustazaf&#8217;lara lütfedelim, onları önderler yapalım, onları diğerlerinin yerine mirasçı kılalım.” </strong></em>(Kasas-5) İlahi müjdesi gerçekleşecektir.</p>
<p><strong>Çağın Firavunu da yenilecek ve Fars körfezinde boğulacaktır. Firavunla birlikte Haman’lar ve Bel’amlar da kinlerinde boğulacaklardır. </strong></p>
<p><strong>En acımasız işkence ve katliamlarla sadece erkeklerini öldürüp kadınlarını sağ bırakan Firavundan daha acımasız olan, katliama küçük kız çocuklarından başlayan Amerika’nın saltanatı yıkılmak üzere.</strong> İslam Cumhuriyeti Allah’ın (cc) lütfu ile dünya Mustazaf&#8217;larına önder olacaktır. İşte o zaman bütün ümmet gerçek kurtuluş nedir, nasıldır görecek ve doya doya yaşayacaktır. O günleri yakın et Ya Rab!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/filistini-kurtardilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran&#8217;ı İslam İçin İstemek</title>
		<link>https://rasthaber.com/irani-islam-icin-istemek/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/irani-islam-icin-istemek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emin Güneş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 06:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=40773</guid>

					<description><![CDATA[İran’da Şah’a muhalefeti ile tanınmış Musaddık döneminin petrol bakanın Mehdi Bazergan 1979’da Merhum İmam Humeyni tarafından başbakan olarak görevlendirilmişti. Birinci yılını doldurmadan istifa eden Bazergan’a bir Fransız gazeteci, İmam Humeyni ile olan ihtilafının temelini neyin oluşturduğunu” sorduğunda Bazergan’ın cevabı çok ilginçti: “Aramızdaki ihtilaf çok derin değil. Küçük bir ihtilaf! Biz, İslam’ı İran için istiyoruz, İmam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran’da Şah’a muhalefeti ile tanınmış Musaddık döneminin petrol bakanın Mehdi Bazergan 1979’da Merhum İmam Humeyni tarafından başbakan olarak görevlendirilmişti. Birinci yılını doldurmadan istifa eden Bazergan’a bir Fransız gazeteci, İmam Humeyni ile olan ihtilafının temelini neyin oluşturduğunu” sorduğunda Bazergan’ın cevabı çok ilginçti: “<b><i>Aramızdaki ihtilaf çok derin değil. Küçük bir ihtilaf! Biz, İslam’ı İran için istiyoruz, İmam Humeynî ise, İran’ı İslam için istiyor</i></b>.”</p>
<p>Onun “çok küçük” olarak nitelediği ihtilaf bizim için çok büyük ve çok esaslı bir ihtilaftı. Bazergan, “<b>İslam’ı İran’ı kalkındırmak için bir kaldıraç, bir vasıta olarak isterken; İmam “İran’ı, İslâm’ın hizmetine sunmak için</b>” istiyordu.</p>
<p>Saddam’ın saldırısıyla başlayan ve sekiz yıl süren, İran- Irak Savaşı’nın en kanlı şekilde yaşandığı ve iki tarafın da çok ağır kayıplar yaşadığı yıllarda, Merhum İmam, “<b><i>İran mahvoluyor, zenginliklerimiz ve insan kaynaklarımız eriyor</i></b>.” diyerek toplumu etkilemeye çalışanlar karşısında, ekranlardan, milyonlara hitaben: “<b><i>Şah zamanında İran maddî olarak güçlü idi. Güçlü İran isteyenler gitsinler, Şah’larını geri getirsinler. <u>İslam’a hizmet etmeyecekse, bana ne güçlü İran’dan. Biz, İslam’a hizmet etmeyecek bir güce itibar etmiyoruz</u>.</i></b>” Diyordu.</p>
<p>İran, Musaddık tarafından Amerikalılardan kurtarılıp irancıların olacak iken bir CIA darbesi ile tekrar Amerikalıların oldu. İmam merhum 1979 da İran’ı hem Amerikalılardan hem de irancılardan kurtararak İslam’a kazandırdı. Ben Müslümanım diyen her kesin bundan mutlu olması gurur duyması gerekmez mi? Ben 47 yıldır bu gururu taşıyorum.</p>
<p>Amerika’nın İran’ı tekrar ele geçirmek amacıyla uyguladığı 47 yıllık ambargo, savaş ve çıkardığı iç kargaşalara rağmen hiçbir ilerleme sağlayamamış aksine İslam Cumhuriyeti etki alanın genişletmiş Bağdat, Şam, Beyrut ve Sanaa gibi dört başkenti de dolaylı olarak yönetir hale gelmiştir. İslam Cumhuriyetinin Tahran’ın yanına bu başkentleri de koyması birilerini oldukça rahatsız ve tedirgin etmiş ki sık sık Şii Hilali diye uyduruk bir tehlikeden söz ediyorlardı. Aynı tehlikeye Netenyahu BM kürsüsünden haritalarla dikkat çekmiş bilahare ŞAM tehlike olmaktan çıkartılmıştır.</p>
<p>Bundan Arapçıların, Kürtçülerin, Türkçülerin rahatsız olmasını anlarım da kendine “İslamcı” diyenleri bir türlü anlamıyorum. İslamcıların “<b>keşke bizim de başkentimiz Tahran gibi ve Tahran’ın yanı başında İslam’ın hizmetine girseydi</b>” demeleri gerekmez mi?!</p>
<p>Bu coğrafyadaki başkentlerden Amerika’nın hizmetinde olmayan ülke mi var? İslam Cumhuriyetinin etki alanının genişlemesi demek Amerika’nın nüfuz alanının daralması tahakkümünün kırılması demek değil midir? Tahranın yanında yer alan her başkent bir bakıma İsrail’e karşı bir atış rampasına dönüşmüyor mu? Bir Müslüman neden bundan rahatsız olur ki!</p>
<p>Her müminin kendi ülkesi için “<b><i>İslam’a hizmet etmeyecekse, bana ne bu ülkeden</i></b>” demesi gerekmez mi?</p>
<p>İsrail’in kalkanı, NATO’nun müttefiki, Amerikan kuklası rejimlerin güçlenmesi İslam’a fayda mı verir zarar mı?</p>
<p>Ülkesini aziz İslam’ın hizmetinde İsrail’e karşı füze rampasına dönüştürmek isteyen kardeşlerimin kurban bayramı mübarek olsun. İslam ağacını bereketli şehit kanları ile sulayan direniş cephesine selam olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/irani-islam-icin-istemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
