<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlay Aksoy &#8211; Rast Haber</title>
	<atom:link href="https://rasthaber.com/author/ilayaksoy/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://rasthaber.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Oct 2026 17:27:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/08/cropped-rastlogo-32x32.png</url>
	<title>İlay Aksoy &#8211; Rast Haber</title>
	<link>https://rasthaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mekke Anlaşması tuzak mı yoksa ilerisi için yatırım mı?</title>
		<link>https://rasthaber.com/mekke-anlasmasi-tuzak-mi-yoksa-ilerisi-icin-yatirim-mi/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/mekke-anlasmasi-tuzak-mi-yoksa-ilerisi-icin-yatirim-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2026 17:27:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlay Aksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=252355</guid>

					<description><![CDATA[Bu hafta nihayet 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan ancak sır gibi saklanan Mekke anlaşmasının maddelerini görebildik. Anlaşma 16 maddeden oluşuyor ve Türkiye için özellikle ilerisi için belli avantajlar sağlayacak gibi dursa da oldukça çelişkili durumlar da yaratmış durumda. İlk başta kamuoyunda fazlasıyla kafa karışıklığına ve tepkiye neden olan bu anlaşma için bazı önemli detayları yeniden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bu hafta nihayet 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan ancak sır gibi saklanan Mekke anlaşmasının maddelerini görebildik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşma 16 maddeden oluşuyor ve Türkiye için özellikle ilerisi için belli <a href="https://www.yenicaggazetesi.com/avantaj-haberleri.htm" target="_blank" rel="noopener">avantaj</a>lar sağlayacak gibi dursa da oldukça çelişkili durumlar da yaratmış durumda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk başta kamuoyunda fazlasıyla kafa karışıklığına ve tepkiye neden olan bu anlaşma için bazı önemli detayları yeniden hatırlatmakta fayda var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birincisi bu anlaşmanın yasal düzenlenmesini tamamen Anayasamızın 90. Maddesi belirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu madde, Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlarıyla yapılacak olan anlaşmaların nasıl onaylanacağını düzenler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yurtdışına asker gönderilmesi konusu ise tamamen Anayasamızın 92. Maddesine bağlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu madde ile de savaş hali ilanı ile Türk silahlı Kuvvetlerin yabancı ülkelere gönderilmesini veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’ye gelmesini koşullarını ve sınırlarını belirliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece Türk askerinin yabancı topraklara gönderilmesi, anlaşma hakkında alınacak karardan tamamen bağımsız olarak alınacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Mekke Anlaşması parlamentodan geçse bile Türk askerinin Suudi Arabistan veya ileride Pakistan’a gönderilmesi gibi bir durum yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yüzden kişisel görüşüm parlamentomuz Mekke anlaşmasını onaylarken Türkiye’nin Orta Doğu’nun en stratejik bölgesinde meşru bir zemin altında bulunmasına imkân veren bu anlaşma özellikle ilerisi için çok önemlidir ancak tıpkı 2003 yılında olduğu gibi TBMM, meclisin önerilecek olan tezkereye red oyu vererek Mehmetçiğimizin gönderilmemesini de sağlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için önümüzdeki günlerde bağımsız yapılacak olan oylama Türkiye için çok büyük avantajdır, zira Anlaşmanın birinci maddesinde her ülke diğer ülkelerin egemenliğini tanıyarak iç hukukunun da bu anlaşmamın üstünde tutulduğunu da kabul etmiş oluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parlamentoya sunulan anlaşmanın en önemli maddelerine baktığımızda kuşkusuz ki bazı maddeler daha sorunlu olarak ön plana çıkıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin bu anlaşmandan tarafların ancak 10 yıl sonra ayrılma imkânı olması gibi, ancak tek taraflı erken feshinin de var mı yok mu <strong>“cezasını”</strong> da belirtmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Birinci maddeye göre;</strong> <strong>“Taraflar”,</strong> bir birlerinin bağımsızlığını, egemenliğini toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınmış sınırlarının dokunulmazlığını güvence altına almak ve korumak için iş birliği yapacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8220;Taraflardan&#8221;</strong> herhangi birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınmış sınırları tehdit altına girer ya da tehlikeyle karşılaşırsa, <strong>&#8220;Taraflar&#8221;</strong> söz konusu tehdit veya tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları kullanacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birinci maddede NATO’nun 5.ci maddesinin girişi veya alt yapısı yapıldığını görüyoruz, anacak burada söz konusu olan <strong>“tehdit”</strong> tarifi oldukça açık bırakılmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zira Suudi aşiretinin Birinci dünya Savaşında İngilizlere Osmanlıya karşı ihanet etmek için yaptığı işbirliği sayesinde günümüzde geçerli olan sınırlar çizilirken, çok sayıda Yemen kökenli insanlar kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Suudi Arabistan’ın en güçlü tarihi Yemen bağlatılarına sahip olan bölgeler Cizan, Asir ve Najran’dır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bölgede yaşayan halk, özellikle Ensarullah ile yakın ideolojik ve akrabalık bağları olduğu biliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla yarın bu üç bölgede Suudi monarşisine karşı halk tarafından ayaklanmalar olursa, ayaklanmalar Mekke Anlaşmasının devreye girmesi için dışardan bir saldırı olarak bakılacak mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuçta bu bölgede yaşayanlar Yemen asıllı, Suudi Arabistan vatandaşları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Birinci maddesinde daha saldırı ve meşru müdafaa arasında gerekli olan TANIMLAMA veya AYRIŞTIMA yapılmamış.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İkinci maddesinde</strong> ise <strong>“Taraflar”</strong>dan herhangi birine dışarıdan yönelen silahlı bir saldırı, tüm <strong>“Taraflar”</strong>a yapılmış bir saldırı olarak kabul edilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Taraflar”</strong>dan biri başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askerî bir saldırganlığa maruz kaldığı takdirde,</p>



<p class="wp-block-paragraph">diğer <strong>“Taraflar”</strong> saldırıya uğrayan <strong>“Taraf”</strong>a derhâl yardım edecek ve birbirlerine sağlayabilecekleri her türlü karşılıklı destek imkânından tam anlamıyla yararlanacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu amaçla, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılabilmesini sağlamak üzere</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Taraflar”,</strong> ihtiyaç duyulan yardımın nesnel bir değerlendirmesini yaparak sağlanacak desteğin kapsamını ve niteliğini belirleyecek;</p>



<p class="wp-block-paragraph">askerî araç ve kabiliyetler de dâhil olmak üzere, ellerindeki mevcut kaynaklar çerçevesinde iş birliği yapacaklardır” diye belirtiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada NATO’nun 5.ci maddesi gibi bir madde hayata geçirmeye çalışırken yine çok önemlidir detaya açıklık getirilmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O da eğer saldırı ilk olarak taraflardan birisi tarafından yapılırsa ki, şu an Suudi Arabistan’ın Yemen’e yaptığı olduğu gibi, saldırdığı ülke tarafından karşılık görünce bu meşru bir saldırı sayılacak mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zira azmettirici Suudi Arabistan, saldırı altında olan 2014 yılından itibaren Yemen’i yöneten Ensarullah’tır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu maddenin bir de olumlu tarafı var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zira şu ana kadar Prens Muhammed bin Selman Al-i Suudi’n sergilediği olağanüstü başarısızlık şu ana kadar kontrol altında tutabildiği aşiretler, kabileler ve din adamlarında muazzam rahatsızlık yaratıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yarın Arabistan içinde Suudi yönetiminin düşme durumu ile karşı karşıya gelirse, Suudi’siz bir Arabistan söz konusu olursa veya Arabistan’ın kendi içinde yeni hudutların çizilme durumu doğarsa, Türkiye ve Pakistan daha önceden imzalanmış bu anlaşma sayesinde çok önemli stratejik üstünlük elde etmiş olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Üçüncü maddesi ve 7. Maddesinde bu anlaşma aynı zamanda savunma sanayisine yönelik de bir anlaşma olduğunu gösteriyor bize.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın 3’üncü maddesinde <strong>“Anlaşmanın 2. maddesi uyarınca ‘taraflar’ savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın iş birliği yapacak, silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirecek ve savunma alanındaki iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan, üzerinde mutabık kalınmış faaliyetleri yürüteceklerdir”</strong> diye belirtiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi bu maddeden görüyüz ki bu anlaşma sayesinde savunma sanayisinin satışları ve üretimi en az 10 yıllığına garanti altına almış durumda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın Beşinci Maddesi de çok önemli zira burada üç ülkenin bakış açısındaki farklılar bu maddenin yürürlüğe girmesinde ciddi sorun yaratmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beşinci maddesinde göre;</strong> <strong>“Taraflar”,</strong> bölgesel ve uluslararası istikrar ile güvenliği olumsuz etkileyen terörizmle mücadele edeceğini, operasyonel düzey de dâhil olmak üzere, mevcut iş birliğini ve ortak çabaları güçlendireceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi burada ister istemez durmamız gerekiyor, Zira her ülke’nin terör örgütü olarak tanımladığı örgüt aynı değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, İŞİD, her ülke tarafından terör örgütü olarak tanımlanırken,</p>



<p class="wp-block-paragraph">PKK, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lübnan’daki Hezbollah veya Yemen’deki Ensarullah (HUSİLER), Türkiye ve Pakistan tarafından terör listesinde bulunmazken, Suudi Arabistan tarafından terör örgütü olarak tanımlanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Pakistan’da bulunan TTP, yani Tehrik Taliban Pakistan, LeT veya JeM, terör örgütleri olarak tanımlanırken, Türkiye veya Suudi Arabistan tarafından terör örgütü listesinde değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yüzden kime göre, neye göre…ucu çok açık bir madde olarak duruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Onuncu maddede enteresan,</strong> Lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğu kaydıyla <strong>“taraflar”;</strong> barış zamanında, savaş zamanında ve diğer acil durumlarda birbirlerine; silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer teçhizat dahil olmak üzere lojistik destek sağlarlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Savaş zamanında”</strong> ifadesi kullanılması çok önemli, zira şu an Türkiye’nin veya Pakistan’ın içinde bulunduğu bir savaş yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hangi savaş ön görülüyor burda…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Onüçüncü madde &#8211;</strong> <strong>“Taraflar”,</strong> bu anlaşma kapsamında elde edilen gizli bilgi ve belgelerin gizliliğine riayet edecek ve ulusal mevzuata uyacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gizli bilgi ve belgeler, <strong>“Taraflar”</strong>ın dışındaki hiçbir devlet, şirket veya kişiyle paylaşılmayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi bu madde de çok önemli zira tüm bu destek sağlanırken belli bir para akışı olacaktır ve bu madde sayesinde sağlanan tüm savunma hizmetleri için ne kadar para alındığını gizleyebilecek bir maddedir bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Onbeş ve 16. Maddeler &#8211;</strong> Bu anlaşmanın süresiz olduğunu belirtiyor ve çekirdek taraflar” arasındaki istişareler ve oybirliğiyle varılan mutabakat yoluyla değiştirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani, bu ittifaka yeni üyelerin katılımı anlaşılır bir şeklide üç ülkenin ortak uzlaşısıyla mümkün olduğunu belirtiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak, bir üyenin bu anlaşmadan çıkartılması veya hangi koşullarda erken ayrılabileceği belirtilmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam tersi 10 yıl <strong>“koşulsuz”</strong> bağlanma süresini dayatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte Mekke Anlaşmasıyla ilgili benim önemli gördüğüm maddeler, detaylar ve çelişkili bulduğum konukları aktarmak istedim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak ne olursa olsun, Türk Ordusu, Türk Milletinin öz evlatlarından oluşmaktadır ve tek görevleri de</p>



<p class="wp-block-paragraph">YENİÇAĞ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/mekke-anlasmasi-tuzak-mi-yoksa-ilerisi-icin-yatirim-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mekke Anlaşması’nın metini neden bizden gizleniyor?..</title>
		<link>https://rasthaber.com/mekke-anlasmasinin-metini-neden-bizden-gizleniyor/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/mekke-anlasmasinin-metini-neden-bizden-gizleniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 16:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlay Aksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=46067</guid>

					<description><![CDATA[AKP’nin 24 yıllık iktidarının en başarılı yaptığı işleri sayarsak ne yazık ki sadece iki konu öne çıkıyor.Birincisi kapalı yerlerde getirdikleri sigara yasağından sona ikinci en başarılı yaptıkları uygulama ise gündemi çok hızlı ve ustaca değiştirebiliyor olmalarıdır.Bugün Cumhuriyet tarihinde fon krizi denilen skandal belki de en büyük yolsuzluk olayına evrilmeye başlamışken AKP’nin kurmayları hemen Mekke Anlaşmasını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">AKP’nin 24 yıllık iktidarının en başarılı yaptığı işleri sayarsak ne yazık ki sadece iki konu öne çıkıyor.<br>Birincisi kapalı yerlerde getirdikleri sigara yasağından sona ikinci en başarılı yaptıkları uygulama ise gündemi çok hızlı ve ustaca değiştirebiliyor olmalarıdır.<br>Bugün <a href="https://www.yenicaggazetesi.com/cumhuriyet-haberleri.htm" target="_blank" rel="noopener">Cumhuriyet</a> tarihinde <a href="https://www.yenicaggazetesi.com/fon-haberleri.htm" target="_blank" rel="noopener">fon</a> krizi denilen skandal belki de en büyük yolsuzluk olayına evrilmeye başlamışken AKP’nin kurmayları hemen <a href="https://www.yenicaggazetesi.com/mekke-haberleri.htm" target="_blank" rel="noopener">Mekke</a> Anlaşmasını devreye koyarak gündemi fon skandalından uzaklaştırarak değiştirmeye çalışıyor.<br>Sadece iki ay geri gittiğimizde 10 Ağustos tarihinde İhanet yasası TBMM’de onaylandı.<br>Bu yasayla Türk Milleti ayağa kalktı. Zira bize dayatılan konu 50,000 vatandaşımızın katili olan terörist Öcalan’ın serbest bırakılıp TBMM’ye gelmesinin önünü açan ve aynı zamanda Kolombiya’daki ELN ve Filipinler’deki NPA’dan sonra dünyanın en eski ve hâlâ aktif olan terör örgütü olan PKK’ya da olağanüstü af koşulları tanımasını içeriyordu.<br>Süreç zora girip halk tarafından istenilen destek bir türlü gelmeyince, AKP, bu sefer gündem değiştirerek sanki kendi içinde bir yolsuzluk temizlemesi yapıyor gibi bir algı yürütmek istedi ve hiç bir hukuki sonuç olmayacak bir şeklide Melih Gökçek ile Binalı Yıldırımı servetleriyle ilgili ifadeye çağırma kurgusunu devreye koydu.<br>Ancak bu temizleme operasyonu planlandığı gibi gitmemiş olacak ki 9 Eylül tarihinde <strong>FON SKANDALI</strong> patladı.<br>AKP ilk olarak bu skandala karşı tepkisi sanki bir “iç temizleme ve benden de olsa kim yanlış yaptıysa gözün yaşına bakmam” gibi bir propaganda yürütmeye çalışması belli bir süre başarılı bir şeklide PKK ve terörist Öcalan ile olan İhanet yasasına duyulan tepkiyi dindirmedi ama az da olsa gölgede kalmasını sağlayabildi.<br>Ancak fon skandalı derinleştikçe ve çok farklı isimlere uzanıp dokunmaya başlayınca AKP, fon krizinin boyutunu ve halkın tepkisini yönetemez oldu.<br>O yüzden şimdi devreye Yemen halkının emperyalistlere karşı meşru mücadelesini temsil eden Husilerin, Suudi Arabistan’a karşı yürüttükleri operasyonlara karşı Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos tarihinde imzalanan Mekke Anlaşması gündeme getirildi.<br>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ifadesine göre bu anlaşma <strong>“bir savunma anlaşmasıdır, saldırı anlaşması değildir”</strong> demesi belki de diplomaside en içi boş, yanıltıcı ve çelişkili ifadelerden birisi olarak tarihe geçebilir. Zira gelen saldırılara karşı belli tepki vermeden savunma nasıl sağlanabilir sorusunu tamamen karşılıksız bırakıyor.<br>AKP, Suriye’de Türkiye’nin çıkarları gereği yanında durması gereken Suriye’nin meşru hükümeti değil de Amerika, İngiltere ve İsrail’in eğittiği, donattığı ve finanse ettiği vekil güçleri desteklemeyi tercih ederken şimdi de yine Türkiye’nin çıkarlarına ters düşecek şekilde Yemen halkının egemenliği ve bağımsızlığı için mücadele eden Husileri değil, Suudi Arabistan’la birlikte emperyalistlerin yerleştirdiği kukla hükümetinin yanında durmayı tercih ediyor.<br>Sayın Fidan, aynı zamanda 6 Ekim tarihinde gerçekleşen Mekke İttifakı toplantısında Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’a <strong>“ivedilikle”</strong> askeri destek verilmesi kararın aldığını açıkladı.<br>Şimdi bu <strong>“ivedilikle”</strong> sözü oldukça ilginç zira Mekke anlaşmasının imzalanmasın üstünden iki buçuk ay geçmesine rağmen anlaşma metini kamuoyu ile paylaşılmadı veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde getirilmedi.<br>Şu an Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan adına imzalanan protokolü bu üç ülkenin parlamentosu, kamuoyu, yargısı, halkı veya basını görmedi.<br>Daha da ilginç bir şekilde Sayın Fidan bu <strong>“ivedilikle”</strong> ifadesini kullanırken gerçekten imzalanan anlaşmada NATO’nun 5. Maddesi gibi bir maddesi olup olmadığını teyid edecek bir imkânımız bulunmuyor olmasıdır.<br>Dolayısıyla şu an AKP, sırf emperyalistleri memnun etmek için her an tekrar 18 Mart, 2016 yılında Avrupa Birliği ile imzaladığını iddia ettiği <strong>“Geri Kabul Anlaşması”</strong> gibi bir gerçek dışı sözleşme maddesiyle ile süreci yürütüyor olabilir.<br>Zira bu <strong>“Geri Kabul Anlaşması</strong>”, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında imzalanan bir protokol değil, bağlayıcı asla olamayan sadece bir manifestodan ibaretti, ve bu asılsız <strong>“anlaşma”</strong> ile AKP, Avrupa’nın ileri karakolu olmayı kabul ederek milyonlarca kaçak giriş yapan ağırlıklı ereğin kendi güvenliğimizi büyük riske atarak Avrupa’ya girmesini önledi.<br>Dolayısıyla şu Mekke Anlaşmasında da böyle bir durum ile karşı karşıya olabilir, sonuçta Türk Milletinin itiraz etmeyeceği maddeler varsa neden kamuoyu ile paylaşılmıyor?<br>Mehmetçiğimizi, Suudiler için ateşe atan sözleşmeyi görmek zorundayız.<br><strong>“Yeni Osmanlı”</strong> veya <strong>“Osmanlının Torunlarıyız”</strong> diye Cumhuriyeti reddederek garip bir kimlik kendilerine yaratmaya çalışan AKP teşkilatı, seçmenine Osmanlının yıkılışına ve büyük toprak kaybetmesine neden olan Arap ayaklanmaların arkasına bugün <strong>“ivedilikle”</strong> destek veremeye çalıştığı Suudi ailesi olduğunu anlatmıyor.<br>Yine bu büyük ihanet için resmi İngiliz arşivlerinde bulunan tutanaklarda <strong>“1917 ile 1923 yıllar arasında Kral İbn Suud’a ödenen sübvansiyonların İngiliz Hükümetine toplam maliyeti 542,000 sterlin”</strong> olduğunu belirtiyor.<br>Yani günümüz parasıyla yaklaşık 50 milyon Sterlin rüşvet verildi bu ihanetçi aileye.<br>Yine İngiltere’nin Ulusal Arşivlerindeki resmi kayıtlara göre İbn Suud, Osmanlıya karşı ihanet edip ayaklanmalar organize etmesi için o dönemin parasıyla aylık 5,000 Sterlin değerinde saf altın rüşvet aldığını ve diğer ödemelerini ise Rupee veya Sterlin bazında alındığı da kaydediyor.<br>Tabii diğer ihanetçi olana Mekke Emiri Şerifi Hüseyin bin Ali’nin Arap isyanlarını tıpkı Suud’lerin gibi organize etmesi için İngilizlerden aldığı o dönemin parasıyla 2 milyon Sterlin değerinde aldığı altın rüşvetinden bahsetmiyorum bile.<br>Dolaysıya bu Mekke Anlaşması eğer doğru değerlendirilirse bölgede Türkiye’nin jeopolitik gücünden yararlanılacak şekilde kullanabilir ancak neye imza atıldığını görmeden Mehmetçiğimizin gönderilmesine karar verilmesi yine Suriye politikası kadar facia ile sonuçlanma riskini çok ciddi bir şekilde taşıyor.<br>Husileri karşımıza alarak hem onların hedefi haline getirecek bizi hem de İran ile ilişkimizi riske atacak.<br>Burada bir mezhep politikası değil, uzan vadeli devlet aklını içeren dış politika yürütülmeli.</p>



<p class="wp-block-paragraph">YENİÇAĞ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/mekke-anlasmasinin-metini-neden-bizden-gizleniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİGA &#8211; Make İran Great Again</title>
		<link>https://rasthaber.com/miga-make-iran-great-again/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/miga-make-iran-great-again/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:34:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlay Aksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=32833</guid>

					<description><![CDATA[Bu hafta sonu Amerika ve İran, Pakistan’ın başkenti olan İslamabad’da Amerika’nın teslim olma koşullarını görüşmek için bir araya geldi. Amerika bu görüşmeyi her ne kadar “ateşkes koşulları” olarak lanse etmeye çalışsa da gerçek o ki bu görüşme özünde Amerika’nın yaşadığı bu felaket yenilgiden en az hasarla kurtulabilme çabasıydı. Ateşkes görüşmeleri, her iki tarafın elinde kozlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta sonu Amerika ve İran, Pakistan’ın başkenti olan İslamabad’da Amerika’nın teslim olma koşullarını görüşmek için bir araya geldi.</p>
<p><strong>Amerika bu görüşmeyi her ne kadar “ateşkes koşulları” olarak lanse etmeye çalışsa da gerçek o ki bu görüşme özünde Amerika’nın yaşadığı bu felaket yenilgiden en az hasarla kurtulabilme çabasıydı.</strong></p>
<div id="adpro-4" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2845" data-category="-1" data-loaded="true"></div>
<p>Ateşkes görüşmeleri, her iki tarafın elinde kozlar olduğunda ve yeni operasyonlara hazırlık yapabilmek için görüşülür.</p>
<p>Ancak burada İran’ın eli çok güçlüyken, Amerika’nın eli tamamen boş olduğundan bu görüşme bir “ateşkes” görüşmesi değil tam tersi bir “teslimiyet” görüşmesi olarak bakılmalı ve bu açıdan da yorumlanmalıdır.</p>
<p>Zira, 27 Şubat günü Hürmüz Boğazı açıktı.</p>
<p>Tüm Körfez ülkeleri petrollerini veya sıvılaştırılmış gazlarını kesintisiz olarak dünyaya sevk edebilirdi.</p>
<div id="adpro-5" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2846" data-category="-1" data-loaded="true"></div>
<p>Petrolün varil fiyatı 56-57 dolar arasındaydı.</p>
<p>PETRO-DOLAR yürürlükteydi.</p>
<p>Körfez ülkeleri, topraklarında bulunan Amerikan askeri üslerininin onlar için bir güvenlik garantisi olduğunu hâlâ düşünmekteydiler.</p>
<p>İran’a karşı yaptırımlar yürürlükte ve yaklaşık 50 ile 100 milyar dolar değerinde varlıkları farklı ülkelerin banklarında dondurulmuştu.</p>
<p>İran, yürürlükte olan yaptırımlardan dolayı, kendi petrolünü çok sınırlı ve düşük fiyatlara satmak zorundaydı.</p>
<p>İran, Hürmüz Boğazından ortalama günlük 130 geminin girişine ve çıkışına karışmadan izin veriyordu.</p>
<p>Amerika’nın en güçlü silahı olan “dolar” ticaretin hâlâ egemen parasıydı.</p>
<p>Tüm Körfez ülkelerindeki Amerikan askeri üsleri yerinde ve faaldi.</p>
<p>Ayrıca, Amerika’nın Çin’e karşı Japonya ve Güney Kore’deki bulunan askeri üsleri ve varlıkları istikrarlı ve güçlüydü.</p>
<p>Rusya ve Çin bu kadar açıktan İran’ın yanında durmuyordu.</p>
<p>Hindistan daha güçlüydü.</p>
<p>Pakistan, bir oyun kurucu değildi.</p>
<p>Avrupa, NATO’dan tamamen bağımsız bir Avrupa ordusu fikrine açıktan bu kadar dillendirmeye cesareti yoktu.</p>
<p>Vatikan’ın iAmerikan Papası 14. Leo, Donald Trump’ın görevden alınması için kongreyi göreve davet etmemişti.</p>
<p>Pentagon ve Vatikan karşı karşıya gelmemişti.</p>
<p>Ancak, bir gün sonra yani 28 Şubat günü, sabah 08.15’te tüm belirttiğim koşullar ortadan sırasıyla kayboldu.</p>
<p>Tüm Körfez ülkeleri petrollerini veya sıvılaştırılmış gazlarını artık Hürmüz Boğazını aşıp, dünyaya sevk edemez oldu.</p>
<p>Bu da Körfez ülkeleri için günlük 2 milyar dolar, küresel ekonomide yarattığı enflasyon, enerji stokların azalması, tedarik zincirlerin bozulması nedeniyle günlük ortalama 20 ile 30 milyar dolar arasında zararın önü açıldı.</p>
<p>Petrolün varil fiyatı 56-57 dolardan şu an 97-110 dolara kadar yükselmiş durumda.</p>
<p><strong>İran’a karşı yürürlükte olan yaptırımların bir kısmı İslamabad’daki görüşmeleri gerçekleşebilsin diye Amerika, korkusunda ilk 7 milyar doları cumartesi günü görüşme öncesi İran için serbest bırakmak zorunda kaldı.</strong></p>
<p>İran’a karşı yaptırımlardan bir kısmı kaldırıldı ve şu an dünyaya kendi petrolünü, üstelik İran para birimi olan İran Riyali (IRR) üzerinden istediği fiyata satabiliyor.</p>
<p>İran, Hürmüz Boğazının kontrolünü ve geçişlerini tamamen ele aldı ve “dost ülkelerin” dışında Amerika ve İsrail ve onlara bağlantılı olan gemilerin geçişlere de 42 gündür izin vermiyor.</p>
<p><strong>Daha önceden geçişlerin ücretsiz olan Hürmüz Boğazı artık her gemiden İran tarafından, Umman ile paylaşmak üzere 2 milyon dolar karşılığında İran parası veya Yuan para birimi olarak tahsil edecek.</strong></p>
<p>Hürmüz Boğazından geçen dünyanın %20 petrolünü artık İran, dolar ile değil Yuan ile ödendiğine dair ispatlayan belgeler istiyor.</p>
<p>Böylelikle Amerika’nın en güçlü silahı olan “dolar” artık “YUAN” ile tedarik zincirinin birinci halkasına terk edilmeye başlandı.</p>
<p>Tüm Körfez ülkelerindeki Amerikan askeri üsleri vuruldu, nerdeyse etkisiz hale geldi ve birçok birlik bölgeden ayrılmak zorunda kaldı.</p>
<p>Körfez ülkeleri, kendi yetersiz ordularıyla baş başa kalıp, savunmasız ve hedef haline geldi.</p>
<p>Amerika’nın, Çin’e karşı konumlandırdığı Japonya ve Güney Kore’deki bulunan askeri üsleri ve varlıkların bir kısmını geri çekince Asya’daki pozisyonunu da zayıflatmış oldu.</p>
<p>Rusya ve Çin artık açıktan İran ile bir blok oluşturduklarını askeri olarak dünyaya deklere etti.</p>
<p>Hindistan daha güçlüyken, İsrail’in yanında durarak pozisyonunu resmen kaybetti.</p>
<p><strong>Pakistan, hiç ana denklemde yokken ve Amerika’nın sadık müttefiki gibi bakılırken birden nükleer silah sahibi olan oyun kurucu oldu.</strong></p>
<p>Avrupa ise artık NATO’dan bağımsız, Amerika olmadan İran ile görüşmeye, kendi ekonomilerini kurtarmaya başladı.</p>
<p>İspanya’nın önderliğinde, İsrail’in sözü geçmeyen ve şantajları ile hedeflenen baskının artık etkisiz kalan yeni bir kıta vizyonu ortaya konulmaya başlandı.</p>
<p>İsrail’a karşı rüzgar değişti, en güçlü propaganda silahı olan Holokost ile ilgili yaşananlar artık sorgulanıyor ve açıktan insanlar tüm dünyada İsrail vatandaşlarını gördükleri yerlerde çekinmeden protesto ediyor.</p>
<p>Vatikan’ın ilk Amerikan Papası 14. Leo, kendi ülkesi ile karşı karşıya geldi ve siyasetin tam da merkezine oturdu.</p>
<p><strong>Papa, Başkan Donald Trump’ın görevden alınması için kongreyi göreve davet etti ve Amerikan Başkan Yardımcısı J.D. Vance’ın kiliseden atılması konuşulmaya başlandı.</strong></p>
<p>Pentagon ve Vatikan’ın önderliğinde temsil edilen 1.4 milyar Katolik yavaş yavaş karşı karşıya geliyor.</p>
<p>Bunların tümü üstelik sadece 42 gün içinde oldu.</p>
<p>Dolayısıyla, Amerika İran’a saldırarak hedeflerinin arasında sadece 86 yaşında Dini Lideri Hamaney’i değiştirebildi ancak burada da 56 yaşında olan oğlunun gelmesini sağladı.</p>
<p>O yüzden İslamabad’daki görüşmelere Amerika, eli güçlü olarak gelmedi, bilakis tamamen eli boş ve çaresiz geldi.</p>
<p>Amerika’nın kendi ülkesinde ve küresel olarak yarattığı ekonomik krizi acemi yazar Başkan Yardımcı J.D. Vance, siyonist tüccar damat Jared Kushner ve milyarder emlakçı Trump’ın özel dostu Steve Witkoff’un çözebilecek boyutlarda kesinlike değil.</p>
<p>Tarihe geri dönüp bakıldığında her halde Amerika gibi küresel bir güç, başka bir ülkenin sadece 42 gün içinde yeni küresel güç haline gelmesini sağladığı görünmemiştir diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Amerikan Başkanı Donald Trump, “Make Amerika Great Again” sözü ile gelmiş olabilir ancak “Make İran Great Again” gerçeği ile gideceği kesindir…..</strong></p>
<p>YENİÇAĞ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/miga-make-iran-great-again/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişim, İran’dan değil Körfez’den başlıyor</title>
		<link>https://rasthaber.com/degisim-irandan-degil-korfezden-basliyor/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/degisim-irandan-degil-korfezden-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 20:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlay Aksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=31899</guid>

					<description><![CDATA[Amerika ve İsrail’in İran’a karşı düzenlediği saldırılarda ve işledikleri savaş suçlarında birinci ayı geri bırakırken onların en önemli arka bahçeleri olan Körfez ülkeleri adeta yıkılmaya başladı. İran, Körfez ülkelerindeki önce Amerikan askeri üslerine ardından da misilleme olarak ona yapılan saldırıların karşılığını vererek Amerika’nın en büyük silahı olan DOLAR’ı direkt hedef aldı. Çünkü Amerika, dünyayı Dolar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika ve İsrail’in İran’a karşı düzenlediği saldırılarda ve işledikleri savaş suçlarında birinci ayı geri bırakırken onların en önemli arka bahçeleri olan Körfez ülkeleri adeta yıkılmaya başladı.</p>
<p>İran, Körfez ülkelerindeki önce Amerikan askeri üslerine ardından da misilleme olarak ona yapılan saldırıların karşılığını vererek Amerika’nın en büyük silahı olan DOLAR’ı direkt hedef aldı. Çünkü Amerika, dünyayı Dolar üzerinden sömürüyor, işgal ediyor, esir alıyor, manipüle ediyor ve yıkıyor!</p>
<div id="adpro-4" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2845" data-category="-1" data-loaded="true"></div>
<p>Dolayısıyla İran eş zamanlı bir yandan askeri olarak Amerika ve İsrail’e karşılık verirken diğer yandan da ekonomik olarak çok daha kalıcı, derin ve zincirleme etki yaratacak son derece başarılı bir savunma stratejisi yürütüyor.</p>
<p>Her körfez ülkesinin konumu, Amerika ve İsrail sermayesine sağladığı avantajlar kadar da farklıdır ancak çok önemli ortak özellikleri de var ve bu ortak özellikler onları İran’a karşı son derece savunmasız ve kırılgan yapıyor.</p>
<p>Tümü, 1974 sonrası Amerika ile PETRO-DOLLAR anlaşmasına geçmiş olmaları, askeri olarak kendilerini Amerika’ya teslim etmiş olmaları,</p>
<p>ekonomilerinin büyük bir kısmı petrole bağlı olması ve tüm bu kurulan düzen anında yok edecek en önemli unsur olan nüfuslarının yarısından daha fazla tamamen yabancılardan oluşuyor olmasıdır.</p>
<div id="adpro-5" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2846" data-category="-1" data-loaded="true"></div>
<p>Dolayısıyla petrol onların olmasına rağmen para birimi, pazar, savunma ve nüfus onlardan olmadığından son derece kırılgan ve en kolay yıkılabilecek bir konumda tutuyor.</p>
<p>İşte İran bu sebepten ötürü eş zamanlı başta Birleşik Arap Emirlikleri hedef alıyor. Çünkü Doların egemenliğini sonlandırabilirse, Amerika’nın gücünü ortadan kaldırabiliyor.</p>
<p>Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısıdır.</p>
<p>Aynı zamanda Amerika’nın da en önemli silah alıcılarından birisidir.</p>
<p>Hava sahası Amerika’ya açık olması Orta Doğu üzerinden çok büyük bölgesel etki imkânı yaratır.</p>
<p>Dolayısıyla, petrolünü Hürmüz Boğazından geçirememesi küresel petrol fiyatlarını son derece olumsuz etkiler, ki bunu şimdiden görüyoruz.</p>
<p>Petrol satamayınca, piyasada dolaşan dolar azalır.</p>
<p>Amerika, Suudi Arabistan’ı kaybederse sadece doların kullanımına ağır darbe yemiş olmayacaktır, Amerikan savunma sanayisi de en büyük müşterilerinden birisi de kaybetmiş olacak.</p>
<p>Katar’a batığımızda, Amerika’nın en büyük ve önemli Al Udeid Hava Üssü’ne ev sahipliği yapıyor. CENTKOM’un merkezi bu ülkededir.</p>
<p>Dolayısıyla eğer Katar’ı kaybederse, doların dışında Irak, Suriye ve Afganistan için yürütmek için kullandığı en stratejik noktasını yitirmiş olacaktır.</p>
<p>Ayrıca, Katar’ın Amerika için Hamas, HTŞ ve Taliban gibi yapılar için üstlendiği son derece kritik diplomatik arabulucu görevini de yitirmiş olacaktır.</p>
<p>Kuveyt’e gelindiğinde Amerika’nın Körfez Savaşını yürüttüğü merkez olarak düşünüldüğünde askeri lojistik açısından kaybı Amerikan dış politikasında büyük zafiyete neden olacaktır.</p>
<p>Umman, Amerika ve İran arasında şu an İranlılar tarafından tek muhatap alınan müzakereci rolünü üstlenen ülkedir.</p>
<p>Amerika, Umman’ı kaybederse İran ile uzlaşma şansı çok daha azalır ve kaçınılmaz sonun koşulları tahmin edilenden çok daha ağır olur.</p>
<p>Bahreyn, Amerika’nin beşinci Filosuna ev sahipliği yapıyor ve Körfez’de deniz üstünlüğünü sağlayan tek ülkedir.</p>
<p>Amerika’nın denizcilik yollarını kontrol etmesinde kilit rol alıyor.</p>
<p>Öte yandan İsrail için de büyük önemi var zira, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte İbrahim Anlaşmalarını imzalayan ikinci ülkedir ve İsrail ile İran’a karşı özel güvenlik işbirliği anlaşması bulunuyor.</p>
<p>Gördüğünüz gibi tüm Körfez ülkeleri farklı stratejik önemleri var Amerika için ancak bunların arasında en kritik olan ülke Birleşik Arap Emirlikleridir.</p>
<p>Emirlik, İsrail’in en yakın müttefiki olmakla birlikte özellikle Dubai’in çektiği yabancı sermaye ve dev yatırım, finans şirketleri sayesinde New York’tan sonra bölgenin 2.Wall Street’i olarak biliniyor.</p>
<p>Amerika için Emirlik, sadece küresel para piyasasının yarattığı ikinci merkez değildir, aynı zamanda son derece askeri varlıklara ev sahipliği yapan kritik ve stratejik lojistik merkezi görevini görüyor.</p>
<p>Dolayısıyla İran, Hürmüz Boğazını Amerika, İsrail ve dolar para birimine kapatırken yarattığı ekonomik krize bilinçli olarak Dolar yerine Yuan’nın kullanılmasını önererek de ekonomik krizden çıkış yolunu da gösteriyor.</p>
<p>Sadece bir ay içinde görüyoruz ki yeni dünya düzeni kuruluyor ve kurulurken de başta Körfez ülkelerinde de değişim kaçınılmazdır.</p>
<p>YENİÇAĞ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/degisim-irandan-degil-korfezden-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran, tüm dengeleri kalıcı olarak değiştirdi</title>
		<link>https://rasthaber.com/iran-tum-dengeleri-kalici-olarak-degistirdi/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/iran-tum-dengeleri-kalici-olarak-degistirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 16:13:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlay Aksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=30966</guid>

					<description><![CDATA[Dünya, 28 Şubat tarihinden itibaren Amerika ve İsrail’in, İran’a saldırması sonrası Amerika’nın inanılmaz derecede abartıldığını ve İran’ın da inanılmaz derecede hafife alındığını görmüş oldu. Amerika, hazırlık yapmadığı için çok konuşarak açığını kapatmaya çalışırken kaybediyor.   İran ise, muazzam hazırlık yaptığından az ve akıllıca cevaplar vererek kazanıyor. İran, bu saldırı için 47 yıldır hazırlık yaparken, Amerika’nın, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya, 28 Şubat tarihinden itibaren Amerika ve İsrail’in, İran’a saldırması sonrası Amerika’nın inanılmaz derecede abartıldığını ve İran’ın da inanılmaz derecede hafife alındığını görmüş oldu.</p>
<p>Amerika, hazırlık yapmadığı için çok konuşarak açığını kapatmaya çalışırken kaybediyor.</p>
<div id="adpro-4" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2845" data-category="-1" data-loaded="true"> </div>
<p>İran ise, muazzam hazırlık yaptığından az ve akıllıca cevaplar vererek kazanıyor.</p>
<p>İran, bu saldırı için 47 yıldır hazırlık yaparken, Amerika’nın, aynı süreyi hazırlık yapmadan sadece İran’ı tehdit ederek geçirdiği artık daha net anlaşıldı.</p>
<p>Böylece Amerika’nın <strong>“tek beden herkese uyar” </strong>savaş ve saldırı stratejisi feci şekilde çökmüş oldu.</p>
<p>Saldırıların birinci ayını geride bırakırken, müzakere etmek için yalvaran Amerika, müzakereleri sabote eden İsrail, çaresizce çırpınan ve savunmasız kalan Körfez ülkeleri, şaşkın ve etkisiz bir Avrupa, safını yanlış seçen Hindistan, güçlenen Çin ile Rusya, yatırımlarını nereye kaydırması gerekeni bilmeyen binlerce yatırımcılar ve artık tüm kozları elinde toplamış bir İran var karşımızda.</p>
<div id="adpro-5" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2846" data-category="-1" data-loaded="true"> </div>
<p>İran, tüm dengeleri kalıcı olarak değiştirmeyi başardı.</p>
<p>Artık Amerika asla eski Amerika olmayacaktır.</p>
<p>Karşımızda bize pazarlandığı gibi dünyanın en güçlü ordusu,</p>
<p>dünyanın en güvenilir müttefiki ve alternatifi olmayan para birimi yok!</p>
<p>O günler bir ay içinde geride kaldı….</p>
<p>Zira, başka ülkelerin topraklarında Amerikan askeri üslerin bulunması bir güvenlik garantisi olmadığı gibi Amerika için meğer o ülkelerin canlı kalkan olarak kullandıkları ortaya çıktı.</p>
<p>Doların yerini Yuan, Körfez’den gelen petrolün yerini de İran ve Rus petrolü alıyor artık.</p>
<p>Bunların tümü Amerika’nın bu saldırılara hazırlıksız ve gerekçesiz girmesi sonucunda oldu.</p>
<p>Operasyon İran’da yönetim değişikliğini sağlamak için başlatılırken, çok kısa süre içinde 86 yaşında dini lideri Hamaney’yi 56 yaşında oğlu Hamaney’i ile değiştirilmesi ile sadece sonuçlandı.</p>
<p>Tahmin edildiği gibi yönetim çökmedi, halk sokaklara döküldü dökülmesine ancak <strong>“kahrolsun Amerika ve İsrail”</strong> demek için tek yürek oldular.</p>
<p>Yani, Amerika’nın amacı İran’da daha genç bir Hamaney’nin göreve gelmesi olmadığı gibi dini liderinin öldürülmesi de çok ciddi stratejik hataydı.</p>
<p>Bu başarısızlık yetmiyormuş gibi de şu an operasyonun tek hedefi daha önce açık olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına çevrildi.</p>
<p>İran, saldırı öncesi uyardığı gibi Amerikan üslerini hedef alarak ve özellikle sosyal medyada yayınladığı kısa, mesaj yüklü mizahi videolara Amerika karşılık veremeyince, imajı ve itibarı kalıcı olarak artık değişti.</p>
<p>İsrail’e gelince, Amerika olmadan Büyük İsrail Projesini gerçekleştirmesi de mümkün olamayacağını İran dünyaya da göstermiş oldu.</p>
<p>Avrupa’ya baktığımızda tüm gücünü yine Amerika’nın dolduruşuyla girdiği ancak kazanılması imkânsız olan Ukrayna’ya verince bu sefer Amerika’ya verecek ne desteği ne de gücü kalmadığını göstermiş oldu.</p>
<p>Körfez ülkeleri de belki şu ana kadar bu saldırılardan en zarar gören ülkelerin arasına girdi.</p>
<p>Sadece petrol satışları engellenmedi, 1973 yılında Amerika ile yaptıkları savunma karşılığında <strong>PETRO-DOLAR</strong> anlaşmasının da esasında bunca yıl tek taraflı uygulandığını gördüler.</p>
<p>Yıllarca onlar Amerikan dolarını korurken, meğer kendileri korunaksız olduklarıyla yüzleştiler.</p>
<p>Amerikan Başkanı Trump, özellikle Suudi Arabistan Prensi Muhammed bin Selman için <strong>“Benim K.çımı yalayacağını hiç düşünmemişti”</strong> sözleri de Amerika’nın Körfez ülkelerine karşı bakış açısını ilk kez bu kadar şeffaf bir şekilde gösterdi.</p>
<p>Dolayısıyla İran, ikinci dünya savaşından sonra kurulan yeni dünya düzeninin artık sonuna gelindiğini, özellikle Orta Doğu ülkeleri varlıklarını sürdürebilmek için eski düşmanlardan yeni dostlar, eski dostların da artık düşman olduğunu kabul etmeleri gereken günlerden geçiyor. İran, geri dönüşü olmayan, kalıcı olarak tüm dengeler değişmesini sağladı.</p>
<p>yeniçağ</p>
<p> </p>


<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/iran-tum-dengeleri-kalici-olarak-degistirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Zevzeklik” yapanlar meğer çok haklıymış!</title>
		<link>https://rasthaber.com/zevzeklik-yapanlar-meger-cok-hakliymis/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/zevzeklik-yapanlar-meger-cok-hakliymis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 16:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlay Aksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=29772</guid>

					<description><![CDATA[İran, 28 Şubat gününden itibaren Amerika ve İsrail’in yoğun saldırısı altındadır. İsrail, kiralık katil gibi tek tek, üst düzey İran’ın yöneticilerini öldürürken, Amerika’da ortada belli bir stratejik planı olmadan, para karşılığında çalışan bir paramiliter güç gibi İran’ın tüm alt yapısını vurmaya çalışıyor. Öncellikle 28 Şubat gününden itibaren yaşananlara “savaş” demek son derece yanıltıcı olur, zira [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran, 28 Şubat gününden itibaren Amerika ve İsrail’in yoğun saldırısı altındadır.</p>
<p>İsrail, kiralık katil gibi tek tek, üst düzey İran’ın yöneticilerini öldürürken, Amerika’da ortada belli bir stratejik planı olmadan, para karşılığında çalışan bir paramiliter güç gibi İran’ın tüm alt yapısını vurmaya çalışıyor.</p>
<div id="adpro-4" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2845" data-category="-1" data-loaded="true"></div>
<p>Öncellikle 28 Şubat gününden itibaren yaşananlara “savaş” demek son derece yanıltıcı olur, zira Amerika ve İsrail resmi olarak İran’a savaş açmadı, İran’da Amerika veya İsrail’e savaş ilan etmedi.</p>
<p>Amerika ve İsrail, ortada tehdit olmadan saldırıyor, İran ise doğal olarak meşru müdafaa hakkını kullanıyor.</p>
<p>Basın bu saldırılara “savaş” kelimesini sürekli kullanarak ortada olmayan ancak böyle bir saldırı gerçekleşmesi için olması gereken bir tehdit algısını oluşturmaya çalışıyor… yani hibrit savaşın psikolojik manipülasyon ayağını oluşturmaya çalışıyorlar.</p>
<p>İran ise kendisine yapılan çok yönlü saldırılara karşı asimetrik cevaplar vererek asker başarı elde ediyor.</p>
<div id="adpro-5" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2846" data-category="-1" data-loaded="true"></div>
<p>Bir yandan tamamen yerli ve çok daha ucuz ürettiği İHA’larıyla, füzeleriyle Amerikan uçaklarına havada, denizde de gemilerine olağanüstü hasar verirken, coğrafik avantajlarını kullanarak saldırıya uğradığı günden itibaren</p>
<p>Hürmüz Boğazını kapatarak Amerika’ya ekonomi baskı oluşturdu.</p>
<p>Hürmüz Boğazı dünyanın en kritik boğazlarından birisidir.</p>
<p>Dünya petrol tüketimin %20’si, küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretin %25-30’u ve küresel LNG ticaretin de yaklaşık %20’si bu boğazdan geçiyor.</p>
<p>Küresel ticaretin değeri ise yaklaşık %10’u Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen akışlara bağlıdır. Taşınan enerjiye bakıldığını ise hayatı önem taşıyor çünkü gerçek anlamda alternatif rota bulunmuyor.</p>
<p>Saldırıların nerdeyse birinci ayına yaklaşırken, boğazın giriş ve çıkışları kapatarak İran, Amerika ve İsrail’in en <strong>“zengin ve sadık”</strong></p>
<p>Körfez müttefiklerine ekonomik zarar vererek bu saldırıların hangi koşullarda biteceğine dair çok önemli koz eline geçmesini sağladı.</p>
<p>Bu saldırıları başlatmış olan İsrail ve Amerika olmuş olabilir ancak istediği koşullarda sonlandıracak olan İran’dır.</p>
<p>Bu kozun eline geçmesinin en büyük sebebi ise Hürmüz Boğazı elinde olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Türkiye’nin de elinde Hürmüz Boğazı kadar olağanüstü güçlü ve stratejik boğazları vardır.</p>
<p>Boğazlarımız sadece Türkiye için değil, küresel ticaret için son derece kritik geçiş noktalarıdır.</p>
<p>Karadeniz ülkeleri için tek deniz erişimdir. Bu geçit olmadan deniz yoluyla küresel pazarlara ulaşılmaları imkânsızdır.</p>
<p>Tahıl, petrol ve hammaddeler için önemli güzergâh olmakla birlikte önemli denizleri ve ticaret yollarını birbirine bağlar.</p>
<p>Karadeniz’i, Marmara Denizi, Akdeniz’i bağlanma imkânı oluşturarak Avrupa, Asya ve ötesi arasında kesintisiz bir ticaret koridorun parçası olmasını sağlar.</p>
<p>Türkiye’nin tamamen kontrolünde olan Boğazlar aynı zamanda bize olağanüstü stratejik üstünlük imkânı da sağlamaktadır.</p>
<p>Boğazlarımız sadece alternatif güzergâhı olmayan bir darboğaz değildir, aynı zamanda gıda ve enerji ihracatının kontrolünü bizim elimizde kalmasını sağlar, bu da tüm bölge üzerinden Türkiye’ye olağanüstü stratejik güç veriyor.</p>
<p>Boğazdan yılda 40,000 gemi geçiyor, bu da her gün 110 gemi demektir.</p>
<p>Bu gemiler yılda yaklaşık 15 milyon ton yani yaklaşık günde 40 bin ton tahıl, 2-3 milyon varil petrol ve petrol ürünleri taşınması anlamına gelir.</p>
<p>Günlük olarak yaklaşık 350 milyon dolar değerinde “hayati” denilecek ürünlerin ticareti sadece Boğazdan geçer. Bu da yılda ortalama 3 milyar dolar demektir.</p>
<p>Türkiye, olası bir saldırıda meşru müdafaası adı altında bu geçidi kapattığı taktirde anında küresel gıda ve petrol krizini tetiklemiş olur.</p>
<p>Böyle bir kritik ve stratejik güce sahibiz.</p>
<p>Dolayısıyla, bugün görüyoruz ki 20 Temmuz, 1936 yılından imzalanan Montrö Sözleşmesi, Türkiye için olağanüstü diplomatik bir zaferidir.</p>
<p>Bu sözleşme sayesinde birinci dünya savaşından sonra Türkiye’nin egemenliğini ve güvenliğini sınırlayan boğazları üzerinde kaybettiği kontrolünü tamamen geri alması sonucunda bugün İran’ın Hürmüz Boğazı veya Mısır’ın Süveyş Kanalı üzerinden elinde tuttuğu gücü Türklerin de Boğazları üzerinden tutuyor.</p>
<p>Montrö Anlaşması sayesinde Türkiye, NATO ve Rusya arasında denge politikasını yürütecek tek ülke olma avantajını koruyor.</p>
<p>Stratejik kontrol sahibi olduğundan bölgesel çatışmalarının seyrini etkileyecek güçtedir, ki bunu 2022 yılında Ukrayna savaşında, boğazları savaş gemilerine kapatarak savaşın daha fazla yükselmesine ve bize sıçramasına engel olundu.</p>
<p>Boğazlar bize küresel ticaretin seyrini koruma pozisyonu sağlarken, askeri erişim konusunda da kontrolü tamamen elimize tutma imkânı tanıyor.</p>
<p>Montrö Sözleşmesi, görüyoruz ki 90 yıl sonra hiç olmadığı kadar Türkiye’nin ihtiyacı olan güçlü bir jeopolitik kaldıraç görevini sağlıyor.</p>
<p>İşte bu sebepten ötürü bugün İran, elindeki jeopolitik silahı olan Hürmüz Boğazı’nı kullanarak elde ettiği askeri üstünlüğü izlediğimiz günlerde</p>
<p>4 Nisan 2021 tarihinde 103 emekli amiralimizin ortak yayınladıkları <strong>“Montrö Bildirisini”</strong> hatırlayıp, tekrar değerlendirmemize büyük fayda olacaktır.</p>
<p>Ancak bu sefer bu bildiriyi hamasetten uzak, ucuz siyasi malzeme olarak değil, meşru müdafaanın<strong> “olmazsa olmazı” </strong>olarak okuyup doğru anlamamız gerekiyor.</p>
<p>Bu bildirideki mesajı çok netti.</p>
<p>Amaçları siyaset yapmak değil veya Meral Akşener’in ortaya attığı <strong>“darbe çağrısını andıran”</strong> bir girişim paylaşmak da kesinlikle değildi.</p>
<p>Hayatlarını vatanımızı korumaya adamış olan bir birinden değerli tecrübeli Amirallerimiz <strong>“Montrö Sözleşmesi’nin tartışma konusu yapılmasına/masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz” </strong>sözleri bugün ne kadar yerinde olduğunu görüyoruz.</p>
<p>İran’ın elinde Hürmüz Boğaz kozu olmasaydı, Amerika veya İsrail bu kadar baskı altında tutulabilir miydi?</p>
<p>İran, Amerika ve İsrail’in müttefikleri üzerinden asimetrik baskı oluşturabilir miydi? Ona yapılan saldırılara karşı kısa süre içinde üstünlük elde edebilir miydi?</p>
<p>O yüzden konu meşru müdafaa söz konusu olunca askeri formasyonu olmayan, popülist, asılsız yaklaşımlar halkın işin ciddiyetini anlamasına engel olduğunu bir kez daha görmüş olduk.</p>
<p>Böylece İran’nın uğradığı saldırılara karşı Hürmüz Boğazı üzerinden uyguladığı jeopolitik manevra esasında kısa süre içinde bizlere kendi Boğazlarımız üzerinden kimlerin <strong>“zevzeklik” </strong>yaptığını göstermiş oldu.</p>
<p>yeniçağ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/zevzeklik-yapanlar-meger-cok-hakliymis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO’dan çıkmak için bundan daha iyi zaman olamaz</title>
		<link>https://rasthaber.com/natodan-cikmak-icin-bundan-daha-iyi-zaman-olamaz/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/natodan-cikmak-icin-bundan-daha-iyi-zaman-olamaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:27:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlay Aksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=28940</guid>

					<description><![CDATA[Amerika ve İsrail’in gerekçesiz İran’a karşı düzenledikleri saldırı küresel dengeleri bir çok yönden kalıcı olarak değişti. İsrail, dünyanın en sorunlu ve nefret edilen ülkesi açık arayla ilan edilirken, Amerika, Siyonistlerin işgali altında girerek devlet aklını yitirdiği gösterdi. Kuşkusuz ki tartışılan bir çok konu arasında Amerikan savunma sanayisinin devasa yatırımları, milyarlarca dolara mal olan olağanüstü pahalı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika ve İsrail’in gerekçesiz İran’a karşı düzenledikleri saldırı küresel dengeleri bir çok yönden kalıcı olarak değişti.</p>
<p>İsrail, dünyanın en sorunlu ve nefret edilen ülkesi açık arayla ilan edilirken,</p>
<div id="adpro-4" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2845" data-category="-1" data-loaded="true"></div>
<p><strong>Amerika, Siyonistlerin işgali altında girerek devlet aklını yitirdiği gösterdi.</strong></p>
<p>Kuşkusuz ki tartışılan bir çok konu arasında Amerikan savunma sanayisinin devasa yatırımları, milyarlarca dolara mal olan olağanüstü pahalı uçakları, jetleri, uyduları, füzeleri ve uyarıcıları, nerdeyse %10 fiyatına İran tarafından üretilen yerli balistik füzeler karşısında etkisiz bırakılması Amerika’nın savunma sanayisine ciddi yolsuzluk ve var olan gücünün çok üstünde reklam yaptığı olma ihtimalini de göstermiş oldu.</p>
<p><strong>Pentagon, bu savaşın ilk 100 saatinde 11 milyar dolara mal olduğunu açıkladı.</strong></p>
<p>İran Devrim Muhafızları Sözcüsü ise ayni gün, İran daha 2012-13 yılında ürettiği füzelerini şu ana kadar kullandığını ve daha özellike 12 Günlük savaş sonrası yüksek kapasite ile üretilen daha gelişmiş füzelerini henüz kullanmadıklarını ve bunların kullanılmasına sıra gelmesi için daha 6 aylık füze stokları olduğunu açıkladı.</p>
<div id="adpro-5" class="adpro desktop-ad text-center" data-page="654" data-region="2846" data-category="-1" data-loaded="true"></div>
<p><strong>Yani, bu savaş şu ana kadar havadan yürütüldüğünü ve İran, füzeleriyle karşılık verdiğini düşünürsek, Amerika’nın sadece savunma sanayisi değil, küresel güç olma itibari da yerle bir oluyor.</strong></p>
<p>Bu savaş <a href="http://15.ci/" target="_blank" rel="nofollow noopener">15’ci</a> gününü geri bırakırken Amerika ve NATO ile ilgli bir başka son derece önemli iki soruyu daha doğdu.</p>
<p>Birincisi, NATO üzerinden savunma sanayisini ağırlıklı Amerikan üretimine dayalı uçaklar, jetler veya mühimmatı tedarik eden ülkeler, olası saldırı altında olurlarsa ne kadar kendilerini etkili bir şekilde koruyabilecek sorunudur.</p>
<p><strong>Üstelik kara operasyonları henüz başlamadığı için, Amerika’nın tanklarını veya diğer kara operasyonlarında kullanılan ağır askeri araçlar henüz performans sınavından geçmedi.</strong></p>
<p>Dolayısıyla, Amerika, NATO’nun aracılıyla müttefiklerine sattığı çeşitli askeri teçhizatlar, silah sistemleri, savunma malzemeleri, savaş uçakları, hava savunma sistemleri, füzeler, hassas silahlar, askeri helikopterler, zırhlı araçlar, tanklar, gözetim sistemleri ve askeri teknoloji gerçekte ne kadar efektif olup olmadıkları şu an tartışmaya açıldı.</p>
<p>Bu durum da Trump’ın NATO için istediği katkı payının %2’den %5’e yükseltmesi gerçekçi bir yaklaşım olması yeniden tartışılması gerekiyor.</p>
<p>Amerika, havada kedi ürettikleriyle başarılı bir operasyon yürütemezken, ondan satın alan ülkeler ne kadar aynı uçaklarla kendilerini savunabilecek?</p>
<p><strong>Bir başka ve belki de en önemli konu ise yabancı ülkelerde bulunan Amerikan ve İngiliz üsleridir.</strong></p>
<p>Yabancı askeri üsler, ülkeleri daha güvenli hale getiriyor mu yoksa hedef haline mi getiriyor sorusu çok önemli.</p>
<p>İran, Amerika ve İsrail’e karşılık vermek için Bahrein, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün, Katar ve Irak’ta bulunan Amerikan askeri üslerini vurdu.</p>
<p>Ayrıca, Güney Kıbrıs’ta bulunan İngiliz RAF Akrotiri askeri üssünü de iki kere füze ile hedef aldı.</p>
<p><strong>Türkiye’de, tıpkı Azerbaycan’da olduğu gibi 3 sahte bayrak operasyonlarına maruz kaldı.</strong></p>
<p>Şimdi bu durum bize gösteriyor ki dünyada yaklaşık 800 Amerika üssü barındıran 55 ülke esasında düşünülenin tam aksine Amerika’dan dolayı güvende olmadığımız ortaya çıktı.</p>
<p>Amerikan üslerinin yabancı topraklarda bulunmasının sebebi o ülkeleri korumak olduğu düşünülürken, esasında Amerikan üslerini korumak için bütün ülke birden taraf olmadıkları bir savaşta canlı kalkan haline geldiği anlaşıldı.</p>
<p>İran savaşı bize gösterdi ki Amerikan üsleri topraklarımızda bulunması bizim için bir güvence değil, tam tersi komşumuzla karşı karşıya getirme riskini ortaya koydu.</p>
<p><strong>İsrail’in talimatlarıyla İran savaşına dahil olan Amerika, beraberinde askeri üsleri bulunan tüm ülkeleri de beraberde dahil etme riskinin çok yüksek olduğunu gömüş olduk.</strong></p>
<p>Dolayısıyla, son 15 gün bize gösterdi ki, gerçek, güçlü ve bağımsız savunma yapabilmek için İran gibi tamamen kendi üretiminiz olması gerekiyor.</p>
<p>İkinci başkalarının başlattıkları savaşlara dahil olmak istemiyorsak o zaman yabacı devletlerin askeri üsleri topraklarımızda bulundurmamamız gerekiyor.</p>
<p>O yüzden bu süreç içinde Birleşmiş Milletler nasıl fonksiyonu yitirdiğini görmüş olduysak, NATO’nun da işlevsiz hale geldiğini görüyoruz.</p>
<p>Bizim de artık NATO’da bulunmamız ciddi ciddi tartışılması gerekiyor.</p>
<p>Yeni dünya düzeni artık kuruldu, ilerleyen yıllarda tam bağımsız egemen devletler yeni düzende öncü olacaktır.</p>
<p>Dünyanın en dinamik ülkelerinden birisi olan Türkiye, yeni düzene daha hızlı ve kararlı bir şeklide ayak uydurmalıdır.</p>
<p>yeniçağ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/natodan-cikmak-icin-bundan-daha-iyi-zaman-olamaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran saldırılarından ne öğrenmeliyiz?</title>
		<link>https://rasthaber.com/iran-saldirilarindan-ne-ogrenmeliyiz/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/iran-saldirilarindan-ne-ogrenmeliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlay Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 19:27:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Alıntı Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İlay Aksoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=28842</guid>

					<description><![CDATA[Amerika ve İsrail, İran’a savaş açarken İran’nın dini lideri ve devletin başı olan Ali Hamaney’i öldürerek 2,575 yıllık tarihi olan İran devletinin günler içinde çökeceğini düşündüler. Oysa kısa süre içinde kibirleri ve cehaletleri onları feci bir şeklide yanılttı anlamış oldular. Hamaney, Ramazan ayında, bir sığınakta değil, onuruyla, şerefiyle bizzat çalışma ofisinde, iş başında öldürülmesi ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika ve İsrail, İran’a savaş açarken İran’nın dini lideri ve devletin başı olan Ali Hamaney’i öldürerek 2,575 yıllık tarihi olan İran devletinin günler içinde çökeceğini düşündüler.</p>
<p><strong>Oysa kısa süre içinde kibirleri ve cehaletleri onları feci bir şeklide yanılttı anlamış oldular.</strong></p>
<p>Hamaney, Ramazan ayında, bir sığınakta değil, onuruyla, şerefiyle bizzat çalışma ofisinde, iş başında öldürülmesi ve üstelik Ayetullah Humeyni ile aynı yaşta şehit düşmesi, muhalifler arasında bile onun unutulmaz, olağanüstü bir halk kahramanı yaparak, ölümsüzleştirdi.</p>
<p><strong>Çünkü her millet yanında duran lideri ölümsüzleştirir, ihanet edenleri değil.</strong></p>
<p>Amerika ve İsrail tam 47 yıl İran’nın bir tehdit olduğunu ve ona saldıracaklarını söyleyip durdu.</p>
<p>İran devleti ise aynı 47 yıllını, uygulanan yaptırımları, savrulan tehditleri bir avantaja çevirerek hedef odaklı, devleti koruyacak, aile bağları güçlü, eğitim odaklı milliyetçi nesiller yetiştirmekle geçirdi.</p>
<p>İşte o saldırı günü nihayet gerçekleşince, yetiştirdiği nesiller bugün İran devletini korumak için sokaklara dökülüyor, şehit olma olasılığı çok yüksek olmasını bilmelerine rağmen en üst düzey görevleri sırasıyla kabul ediyorlar.</p>
<p><strong>İran, Suriye’den sonra Türkiye’nin paylaştığı en uzun sınır komşusudur.</strong></p>
<p>İran’da çok sayıda soydaşımız, bir çok kültürel değerlerimiz benzerlik taşımakla birlikte, aynı bölgenin insanları olarak da ortak coğrafi risklerimiz bulunuyor.</p>
<p>NATO ülkesi olmamıza rağmen, Amerika kendi topraklarımızda teröristleri beslemekten, vatandaşlarımızı öldürmekten veya devletimize zarar vermekten bugüne kadar hiç geri kalmadı.</p>
<p>Bize dost görünürken, altımızı oymaktan hiç bir zaman vazgeçmedi.</p>
<p>İran’nın olduğu gibi, bizim de fazlasıyla düşmanlarımız mevcuttur.</p>
<p><strong>O yüzden İran’a karşı yapılan saldırıdan Türkiye, ilerisi için çok önemli dersler çıkartmalı, başta 2017 yılından itibaren yürürlükte olan Başkanlık sistemi bunlardan en önemlisidir.</strong></p>
<p>İran’a karşı yürütülen saldırılarda çıkartılması gereken en önemli dersler sırasıyla belirtmek isterim.</p>
<p>Öncellikle, devletin korunması esastır, çünkü devlet olmadan millet, halk korunamaz.</p>
<p>Halk korunamadığı taktirde de vatan savunmasız kalır.</p>
<p><strong>İkincisi,</strong> ciddi devlet yönetimlerinde şahısların dostlukları önemsizdir, devletin dostları, menfaatleri, çıkarları esastır.</p>
<p>Şahıslar geçicidir, kalıcı olan devlet ve ortak ulus kimliğidir.</p>
<p><strong>Tarihindeki doğrulara sahip çıkan, gurur duyan, yanlışlardan da ders alan nesiller yetiştirmek bir devletin gelecekte var olmasının en önemli garantisidir.</strong></p>
<p>Milliyetçilik bir tehdit değil, tam tersi ülkede yaşayan her etnik yapıyı veya farklı dinleri ortak bir kimlik altında birleştiren en önemli değerdir.</p>
<p>İnsanlar sahip oldukları uğruna savaşır, mücadele verir ve kaybetmemek için korur.</p>
<p><strong>Üçüncüsü</strong>, tarih bilinci, milliyetçilik ve geleneksel aile bağları ile kültürel adetler bir toplumun dağılmasını önler.</p>
<p>Çünkü her aile, mikro düzeyde bir devlettir.</p>
<p><strong>Bugün aileyi koruyanlar, yarın doğal olarak devletini de korur.</strong></p>
<p><strong>Dördüncüsü</strong>, sağlam komşular devleti korur, zayıf komşular devlete zarar verip, yıkılmasına da yardımcı olur.</p>
<p><strong>Beşincisi,</strong> Devlettin en büyük serveti, önce kendi halkı, sonra da güçlü ve saygın ordusudur.</p>
<p>Güçlü ordu olmadan devlet büyük tehlikeye girer ve VAR OLAMAZ.</p>
<p><strong>Altıncısı,</strong> şahıs odaklı devlet yönetimleri korunaksızdır, çünkü zafiyetleri oluşur.</p>
<p>Bu zafiyetler de zaman için de düşman için son derece kullanışlı hale gelir.</p>
<p><strong>Bunun en iyi örneği şu an Amerikan başkanı Trump’tır.</strong></p>
<p><strong>O yüzden yatay güç dağılımı olan ve bağımsız yargı, yasama ve yürütüme esastır.</strong></p>
<p>Her birimi denetleyecek ve yeri geldiğinde kısıtlayacak başka bağımsız birimler şarttır.</p>
<p><strong>Yedincisi,</strong> ülkenin korunmasını mümkün kılan en büyük yatırım bilim ve adalet içinde ile yetiştirilmiş gençleridir.</p>
<p>Güçlü gençler, güçlü devlet demektir.</p>
<p><strong>Sekizincisi,</strong> Devletlerin dostu olmaz, sadece stratejik düşmanları veya stratejik dostları olur.</p>
<p><strong>Dokuzuncusu,</strong> halk arasında sıklıkla telaffuz edilen <strong>“coğrafya kaderdir” </strong>sözü doğru değildir.</p>
<p>Çünkü coğrafya kader değil, doğru değerlendirilirse en büyük silahtır.</p>
<p>Son olarak da almamız gereken en önemli ders ise devletler, hamaset ile değil, ciddiyet ve liyakat ile sadece korunabilir olmasıdır.</p>
<p>Yeni Çağ</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/iran-saldirilarindan-ne-ogrenmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
