RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Avrupa’da Alevi Olmak

Avrupa’da Alevi Olmak
05.02.2017 © RAST HABER

Türkiye Alevileri bin yıldır, Avrupa ise son 25 yıldır tanıyor. Bu tanımaların farklı yönleri ve biçimleri var.

Türkiye’nin Alevileri tanıma biçiminde, Aleviliğe yönelik bin yıldır inkar ve imha sürdürmüş. Avrupa ülkeleri ise Alevileri ve Aleviliği tanımaya başladı.

Neden?

Türkiye’de Osman Alevileri tanımaz iken, Hans Alevileri neden tanır?

Osmanlıdan bugüne kadar süregelen genel kabul şöyledir; “Alevilik ve Aleviler katli vaciptir”, “Alevilik bir inanç değil, folklorik öğedir!” Aleviliğin kendine özgü bir inanç, cemevinin Alevilerin ibadet yeri, Cem’in Alevilerin ibadet şekli, Ana ve Dedelerin ise inanç önderi olduğu kabul edilmez. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin hükümetleri ve Diyanet işleri Başkanlığı Alevilerin önüne iki kırmızı çizgi koymuştur; İslam ve Cami!

Bu iki kırmızı çizginin dışında duran Alevilerin ve Aleviliğin yaşam hakkı yok edilmiştir.

O nedenle Aleviliği bitirmek için, Osmanlı döneminde “Kızılbaşların katli vacip fetvaları” ile sorunu çözmek istemişler.

Sonuç alamayınca, Fetva ve kıyım politikalarının yanına, bu kez asimilasyon ve zorla Sünnileştirme politikaları konulmuştur. Zorunlu din dersleri, Alevi köylerine zorla cami yaptırılması, Alevi dedelerine ve gençlerine Kuran öğretmek gibi adımlar atılmıştır.

AKP döneminde ise, “Alevi açılımı”, “Alevi Çalıştayları” altında Alevilerden kimlik intiharı istenmiştir. Tüm açılım ve çalıştay politikalarının merkezinde Alevilerin asimilasyonu hedeflenmiştir.

Cumhuriyet döneminde samimiyetten uzak onca çözüm vaatleri, AKP hükümetinin iki açılım bir çalıştayları şöyle dursun, Avrupa’da birçok ülke Aleviliği kendine özgü bir inanç resmen tanıdı bile.

İnkar ile Tanınma Arasında Aleviler

Alevilik Avrupa ülkelerinde tanımlanmıyor! Tanınıyor! Böylece Aleviler, laiklik, insan hakları, din, vicdan ve inanç özgürlüğü ekseninde eşit haklara kavuşturdular.

Başta Almanya olmak üzere, İngiltere, İsviçre ve bazı Avrupa ülkelerinde, Aleviliğin resmi olarak tanınması, bu ülkelerde resmi bir devlet dininin olmaması, laiklik ilkesi gereği her inanç grubuna aynı mesafede durmasından kaynaklanmaktadır.

Türkiye’de ise, devlet ve devletin Sünni-Vahhabi din kurumları eliyle topluma Sünnilik ve Vahhabilik dayatılma ve hâkim din olarak kılınmaya çalışılıyor. AKP ve Diyanet Aleviliği kendi dinsel referanslarına ve kaynaklarına göre yorumlayarak, resmi kalıba dökmeye ve kalıplarda betonlaştırmak suretiyle homojenleştirmek istiyor. Daha açık ifadeyle Türkiye’de devlet kendini Sünnilik üzerinden kurumsallaştırıyor ve tarif ediyor.

Bizzat başbakan ve Diyanet İşleri Başkanlığı Cemevinin ibadet yeri olarak görülemeyeceğini, ibadet etmek isteyenlerin camilere gitmesini telkin ediyorlar. Oysa, Avrupa ülkelerinde cemevi ibadetyeri statüsündedir. Bu tanımı Alevi kurumları yapmış olup, Avrupa devletleri ise bu tanımı tanımıştır.

Türkiye’de ise Alevilerin nerede ibadet edeceğine, nerenin ibadet yeri olacağını ve ibadet yeri tanımını Başbakan ve Diyanet yapıyor. Gerçek demokrasi ve laik ülkelerde bir başbakan ya da bir kamu kurumu, kendisini ulema yerine koyarak, dini konularda ahkâm kesmez. Örneğin Avrupa’da bir kamu görevlisi böyle ahkam keserse de ona kamu görevinde istifa edip, Kilise’de çalışmasını önerirler. Bir başbakan ya da bir hükümet ya herkesin hükümetidir, Alevilerin ve diğer farklı inanç guruplarının da haklarını temsil etmek zorundadır.

Gelin isterseniz bu noktada sizlere Avrupa ve Türkiye’de Alevi olmak ile “tanıma” ve “tanımlama” arasındaki farkları somut veriler aktarayım.

Merkezi Köln’de olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na (AABK) bağlı Almanya, Fransa, Avusturya, Britanya, İsviçre, Danimarka, Belçika, Hollanda, İsveç’te Alevi Birlikleri Federasyonu var. İtalya, Norveç ve Kıbrıs’ta ise AABK üyesi ve temsilcisi Alevi Kültür Merkezleri bulunuyor.

Tüm bu federasyonlara bağlı 292 Alevi Kültür Merkezinde 35 bin aktif üye mevcuttur. Türkiye ve Avrupa dışında ise Avusturalya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı altı AKM, Amerika’da iki ve Kanada’da bir AKM bulunuyor.

Avrupa Alevi örgütlenmesinin çatı örgütlenmesi olan AABK, inançsal, sosyal hizmetlerin dışında, hak temelli mücadelenin merkezine ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık ve eşit haklar talebi koyarak, hukuksal, siyasal ve sosyal zeminlerde demokratik haklarını kullanıyorlar.

Avrupa’da lobi çalışmaları ve hak temelli hukuk mücadelesi sonucu önemli kazanımlara imza attılar.

1960 yıllarda tahta bavullarında umutlarıyla göç hayatına katılan Aleviler, yaşadıkların Avrupa ülkelerinin sosyal, ekonomik, demokratik, siyasal ve kültürel yaşamında yer almaya başladılar.

2 Temmuz 1993 Sivas katliamından sonra Türkiye’de olduğu gibi Aleviler arasındaki kimlik uyanışı Avrupa’da yaygınlaştı. Son 24 yıllık Avrupa Alevi hareketinin kazanımlarına bakıldığında önemli aşamaya gelinmiştir.

ALEVİLERİN AVRUPA ÜLKELERİNDEKİ KAZANIMLARI

ALMANYA “Aleviler ve Alevilik Özgürleşti”

Nüfusu:82 Milyon

Alevi Nüfusu: 700 bin civarında

Anayasa ve yasalar Aleviliği kendine özgü bir inanç sistemi olarak güvence altına alır.
Alevi günlerine saygı gösterir. 3 resmi gün tatil olarak kabul edilir.
Aleviler kendi eğitim ve kültür kurumlarını oluşturma hakkına sahiptir.
Alevilik ders müfredatının hazırlanması ve ders öğretmenlerinin belirlenmesi hakkı Almanya Alevi Birlikleri Federasyonuna aittir.
Üniversitelerde Alevilik kürsüsü ve temsil edilmesi hakkı
Alevilere hastaneler, yurtlar, hapishaneler ve polis eğitim merkezlerinde dini hizmet verme hakkı.
Devlet ve özel radyo ve televizyonlarında Alevilikle ve dini hizmetlerle ilgili yayın saatleri ayrılması hakkı
Cemevleri ibadet yeri olarak tanınır.
Alevi kurumlarına cemevi ve diğer kamu yararına hizmetleri için arsa temin edilmesini garanti eder.
Resmi mezarlıklarda, Alevi geleneklerine göre cenaze töreni yapma hakkı.
Dede ve Analar inanç önderi olarak kabul edilmiştir.

İSVİÇRE,

“Aleviler ve Alevilik Laiklik ve İnanç Özgürlüğü Nedeniyle Tanındı”

Nüfusu: 7 Milyon

Alevi Nüfusu: 30 bin civarında

Basel Parlamentosu 17.10.2012 tarihinde, Anayasa`sının 133. Maddesinin sunduğu hukuksal hakka dayanarak Aleviliğin “İnanç Topluluğu” olarak tanıdı.

Bu tanımaya ve eşit haklara göre;

Aleviler bir inanç topluluğu olarak kabul edilmiştir. Alevilik Anadolu’da yaşayan farklı sosyal grupların bir üst kimliği olarak, Anadolu’ya özgü, kendi başına bağımsız bir inanç topluluğudur.
İsviçre’de yaşayan Aleviler, bu tanıma ile din, vicdan ve inanç özgürlüğü ekseninde sunulan tüm haklardan, İsviçreli Alevilerin eşit şekilde yararlanma hakkına sahiptir.
İsviçre’de cemevleri Alevilerin resmi ibadet yeridir. Cem ise bir ibadet şeklidir.
Aleviler cenaze erkânlarını cemevlerinde ve Alevi erkânına göre düzenleyecektir.
Alevilerin İsviçre okullarında yakın zamanda kendilerinin hazırladığı müfredatla, Alevilik dersleri verme hakkına sahiptir.

BRİTANYA

Nüfusu: 65 Milyon

Alevi Nüfusu: 300 bin

Alevilik kendine özgü inanç olarak kabul edildi.
İlk ve orta öğretim kurumlarında Alevilik dersleri hakkı.
Cemevleri Alevilerin ibadet yeri olarak tanındı.
Yerel Yönetimler Alevi kurumlarını resmen tanıyor.
Devlete ödenen vergilerinin yüzde 18’ni cemevine verme hakkı. Cemevlerine yapılan bağışları gelir vergisinden muaf tutma hakkı.
Kamu yararına dernek, vakıf ve kurum statüsünde kabul edilir.
Cemevlerine yüzde 80 emlak vergisi indirim hakkı.
Aleviler devlet tarafından tanınmış ve muhatap alınmak suretiyle temasları güçlendirilmiştir.
Cenaze erkânlarını Alevi inancına göre yapma hakkı.
İngiltere Parlamentosunda Alevilik Sekretaryası açıldı.
Üniversiteler Alevi kurumları ile ortak akademik çalışmalara ev sahipliği yapıyor.

FRANSA

Ülke Nüfusu: 60 Milyon

Alevi Nüfusu: 200 bin

Laiklik ilkesi gereği, Cemevi ve Alevilik diğer inançlarla eşit düzeydedir.
Ulusal hükümet ve yerel yönetimler düzeyinde protokoldedir. Dinler arası diyalog görüşmelerinde bağımsız tüzel kişilik olarak tanınır ve eşittirler.
Cemevlerine arsa ve mezarlık tahsisi yapılır.
Kamu yararına kuruluş hakkına sahiptirler.

DANİMARKA

Ülke Nüfusu: 5.5 Milyon

Alevi Nüfusu: 7 Bin kişi

Alevi İnanç kurumlarının yasa ile kabul edilen hakları.

Alevilik kendine özgü bir inanç kimliği olarak resmen kabul edilmiştir.
Cemevleri ibadet yeridir.
İnanç kurumunun tayin ettiği Dedeye, (evlilik yasası § 16, stk.1 nr.3 uyarınca) yasal geçerliliği olan evlilik yaptırma / nikâh kıyma yetkisi veriyor.
Cenaze mezarlık yasasının § 15, 16 maddesi uyarınca var olan mezarlıklarda özel mezarlık yeri veya ayrı mezarlık açıp işletme yetkisi veriyor.
Yasa kabul edilen İnanç kurumları ceza yasasının §140 (Aleviliğe ve Alevilere saldıranlar 4 ay vs. mahpusla cezalandırılabilir) Ve yasal güvence yasasının §170 maddesi uyarınca dedeler yasal koruma güvencesi altına alınıyor.
Vergi yasası uyarınca İnanç Kurumu (Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu) olarak gönüllü inanç vergisini devlet üzerinden toplama hakkı.
Gönüllü inanç vergisi verenlerin vergiden düşürebileceği hediye ve sabit yardım alabiliyor. Şirket, fon, mülkiyet vergisi, vasiyet mülk devir hacri, bazı ücret, işveren ödentilerinden muaf tutuluyor.
Kültür ve sosyal bakanlığı Spor toto kaynaklarından yardım alma olanağı.
Okullarda Alevilikle ilgili genel tanıtıcı eğitim veriliyor.

AVUSTURYA

Nüfusu: 7.5 Milyon

Alevi Nüfusu: 55 bin civarında

Cemevleri ibadetyeri olarak yasal statüdedir.
Alevi toplumunu Alevi kurumları temsil ediyor.
Alevilik resmen tanınmaktadır.
Alevi mezarlığı tahsis edilerek, Alevi erkanına göre Hakka uğurlama
Okullarda Alevilik dersleri
Dini kimlik beyanında Alevi yazılıyor.
Hastanelerde dede desteği
Üniversitelerde Alevilik master programı
Hızır, Nevruz, Kurban Bayramı, Aşure resmi bayram olarak kabul edildi.
İSVEÇ

Nüfusu: 9 Milyon

Alevi Nüfusu: 7 bin civarında

Aleviliğin resmen tanınması başvurusu olumlu sonuçlandı. 25 Haziran 2015’te Alevilik kendine özgü inanç olarak resmen tanındı.
Aleviler diğer inanç gruplarla eşit hale gelmiştir.
Aleviler İsveç İnançlar Üst Kurulu üye olarak katılma hakkı elde ettiler.
İsveç üniversitelerinde Alevilik araştırma çalışmalarına hız verildi.

TÜRKİYE “Alevilere Yönelik Ayrımcılık, Alevilik İnkâr Edilmeye Devam Ediyor”

Nüfusu: 76 Milyon
Alevi Nüfusu: 20 Milyon civarında

Alevlilik tanınmayan yasaklı inanç
Cemevi ibadet yeri olarak tanımıyor.
Zorunlu din derslerinde asimilasyona tabiler.
Alevi köylerine zorla cami yapımı devam ediyor.
Alevilere ait Dergâhlar ve kutsal mekânlar devlet tarafın işgal edilmiştir.
Eşit haklara sahip değiller, eşit yurttaş görülmüyorlar.
Hükümetl ve Diyanet “Alevilik diye bir inanç ya da din yoktur. Sosyo-kültürel yapıdır. Diyanet herkesi kucaklıyor.” demeye devam ediyor.
Alevi inancının, dini bayramlarına ait tatil günü yok.
Vergileri zorla Diyanet üzerinden Sünni-Hanefi inancının hizmetine aktarılıyor.
Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve bir Katliamlara maruz kalıyor, katilleri ve sorumluları kollandı.
Aleviler tarafından açılmış davalarda hukuksal ayrımcılık var. Örneğin AİHM tarafından kazanılmış zorunlu din dersleri ve cemevleri davasına ilişkin kararlar uygulanmaya konulmadı.
Devlet Aleviliği kendine göre tanımlıyor ve Sünnileştirmek için camiye davet ediyor.
Alevi kasabı olarak bilinen isimlerle gurur duyuluyor ve isimlerini kamusal mekânlara veriyor.
Alevilere yönelik inkâr, ayrımcılık ve nefret söylemi sistematik şekilde sürmektedir.
Alevi inanç önderi ana ve dedelere yönelik ayrımcılık ve aşağılayıcı yayınlar.
İşgal edilmiş Hacı Bektaşi Veli Dergahına Aleviler para ile giriyor, Şahkulu, Karacaahmet Dergahı ve Erikli Baba Türbesi, devlete kira ödenerek kullanılıyor.
Sonuç olarak, Alevilerin Avrupa’daki kazanımları ile Türkiye’de kayıpları arasındaki derin zihniyet uçurumuna baktığımızda, söylenecek tek söz var: Alevilerin hak temelli taleplerini Avrupa anlamış, ama Türkiye’deki tekçi zihniyet anlamamakta ısrar ediyor.

Umarız ve dileriz ki, ülkemizde de, hukukun, insan haklarının evrensel değerleri, öğretileri ve ilkeleri bir gün kabul edilir. Hacı Bektaşi Velinin dediği gibi “yetmiş iki millete aynı göz ile bak” ilkesi hakikat olur, tüm farklı kültürler kimlikler bir arada, eşit koşullarda, eşit haklarla, kardeşçe yaşama hakkına kavuşur.

Turan Eser

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 7 Yorum )

  • MALCOLM-XX ;

    Bu iki kırmızı çizginin dışında duran Alevilerin ve Aleviliğin yaşam hakkı yok edilmiştir.

    O nedenle Aleviliği bitirmek için, Osmanlı döneminde “Kızılbaşların katli vacip fetvaları” ile sorunu çözmek istemişler.

    ————–

    Bu tespit, doğru bir tespit değildir ! Onurlu ve adil Muhammedi İslamı, bugünkü mevcut uygulamasıyla Türkiye’de Diyanet ya da cami zihniyeti mi temsil etmektedir yani ?! Ve Cami ya da Cemevi dediğiniz yerler sonuç itibarıyla inanç-ibadet mekanları değil midir ? Allah’a ibadeti, yalnızca bu mekanlara sığdırmak ve sınırlamak sizce gerçekten adil midir ve bu anlamda Kurani bir ifadeyle ‘ne tarafa dönülürse dönülsün, o doğrultuda bulacağımız’ tüm yeryüzü , Allah’a ibadet mekanı değil midir ? Ve Aleviler de sanki Camide değil de Cemevinde ibadet ettiklerinden ve sanki İslam’ı ve camiyi reddettiklerinden dolayı bu ‘katli vacip fetvalarına reva görüldüklerini çağrıştıran bir ifadenin kabulu hem doğru değil ve hem de gerçeğin inkarı anlamını içerdiği için kabul edilebilir değildir ! Alevilerin temel kusuru-eğer kusursa tabii ki- Osmanlı’da, Türkiye toplumunda tüm yönetimlerin Allah’a, Allah’ın, ”Adaletle ve vicdanla işlerinizi görünüz” ilkesine bağlı olmalarını istemelerinden dolayı, gerçek ve onurlu Peygamber islamı’nın ilkelerini uygulamalarını ve de Kuran’ın ezberine, bu anlamdaki içeriksizliğine değil, özüne ve ruhuna ve Yüce İslam Peygamberi’nin , yaşayan canlı Kuran’lar olan masum ve mazlum evlatlarına, yüce Ehlibey’ine, onların ilahi ve son derece adil, İnsani (Hümanist, insanı seven ve yücelten ) ideolojilerine sahip çıkmalarını istemelerinden dolayı yani Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti yönetimlerinden bu yüksek beklentili Ehlibeyt Adalet uygulamalarını beklediklerinden ve bulamayınca da eleştirip, Allah rızası için muhalefet ettiklerinden dolayı- bozgunculukla suçlanıp- katli vacip görülmektedir HZ. ALİ EFENDİMİZ’in Anadoludaki dürüst ve şerefli ama öksüz, sahipsiz olan bu Alevi evlatları !… Aleviler, Cemevi’ni değil de Cami’yi (Allah’ın huzuruna çıkmış olmada ne fark varsa artık ?!) sahiplenmiş olsalardı, sanki katliamdan uzak tutulacaklarmış gibi bir zan oluşmuş bu ifadede bağışlayınız , iyi de bize göre İran ve diğer Arap ülkeleri Alevileri olan Şii Müslümanlar, camiye sahip çıkıyorlar da, katliamdan kurtulabiliyorlar mı Irak’da, Suriye’de, Arabistan’da, Bahreyn’de, lübnan’da vs. vs. ?!…

    Ehibeyt adaleti istediğinde bitmişsindir kardeşim, isminin ne olduğunun ya da nerede ibadet ettiğinin hiç bir anlamı yoktur ?! Bu acı gerçek, maalesef tüm din ibadet mekanları mensupları için de geçerlidir ! Bu anlamda Hz. Hüseyin ya da Hz. İsa ya da Hz. Musa’nın, evrensel kötü muamelelere tabi tutulmalarının ortak ve gerçek nedeni acaba adalet, ahlak, barış ve Allah rızası yönünde insanlara merhametli muamele istemek dışında, detay anlamlı farklı kültürel inanç ya da ibadet mekanları tercih etmeleri miydi sizce ?!…

    05.02.2017 8:37 pm
  • MALCOLM-XX ;

    O nedenle Aleviliği bitirmek için, Osmanlı döneminde “Kızılbaşların katli vacip fetvaları” ile sorunu çözmek istemişler.

    Sonuç alamayınca, Fetva ve kıyım politikalarının yanına, bu kez asimilasyon ve zorla Sünnileştirme politikaları

    (Maalesef Sünnilik de Osmanlı’da öyle bir hale getirilmiş ki, adeta, ”Devlet yöneticileri zalim ve gayri adil dahi olsalar bile kesinlikle kendilerine itiraz edilip, karşı çıkılması, fitne çıkarmak ve saygısızlık anlamında kabul edildiğinden dolayı doğru ve kabul edilir bir davranış olmadığı kabulü maalesef zorla ve gayri islami bir propagandayla maalesef dini, din olmaktan çıkaran ve zalim, adaletsiz padişahın çıkarlarının emrine veren bu çıkarcı, padişahçı olan bu sahte din alimi müsveddeleri aracılığıyla maalesef Osmanlı toplumuna bir şekilde empoze edilmiş, ve maalesef de o dönemdeki toplumun büyük bir çoğunluğuna da kabul ettirilmiştir ! ve o dönemdeki bu gayri adil toplum yaklaşımları da yine maalesef günümüz Cumhuriyet toplumlarına bu olumsuz gayri islami yaklaşımları miras bırakmışlardır ! Bu miras elbetteki reddi mirası gerektirir ki zaten bu yüzden de Cumhuriyet’in aydın din adamlarından olan Sn, rahmetli din adamı ilahiyatçısı olan Yaşar Nuri Öztürk hocamız da, hakikaten bu acı yanlışa vurgu yapmış ve onurlu Sünni Türkiye toplumundan, bu gayri islami yanlışın, Sünniliğe, İslami yaklaşım adı altında dahil edilmesine büyük itirazlar koymuş ve aydınlatıcı sohbetlerinde de bu yanlışı sürekli vurgulamış ve toplumu gerçek islami değerlere dönüşe bu anlamda davet etmiş ve toplu halde Allah’dan, Peygamber ve Ehlibeyt’inden tövbeye ve af dilemeye davet etmiştir bu kutlu aydın din alimi !!!… Şimdi Peygamber sünnetine uymak olarak tarif edilen Sünnilik ya da Sünni İslam bu mudur ?! Tarihi ve Osmanlı sosyal gerçekleri bize, islami doğruların ne denli çarpıtılarak Osmanlı toplumuna, sanki Peygamber sünneti ve kabulüymüş – Sünnilik ya da Ehli Sünnet akaidiymiş- gibi aktarılarak maalesef sanki tüm bu gayri islami yaklaşımlar, Sünniliğin sanki gereği olan bu adaletsiz yaklaşımlar şeklinde o zamanki Osmanlı İslam toplumu bu konuda maalesef İslami anlamda Sünnilik adı altında deforme edilmiştir !…)

    Zorunlu

    (Ortada Onurlu Muhammedi din yok ki ! Keşke olsa da, Aleviler de kabul etseler !!!… Zorunlu olarak kılınan yalnızca din adı altında dayatılan, zorunlu mezhep dersleridir ki, Alevilerin esas itiraz noktası da zaten burasıdır !)

    din dersleri, Alevi köylerine zorla cami yaptırılması (Evet ya gerçekten zorla yaptırılan cami dayatmaları, güle oynaya gidilen ibadet yeri anlamındaki Cami kavramına zarar vermez mi ? Ya da bu camileri, ‘Dırar-ı Mescit’ konumuna düşürmez mi ?!…? Böylesine zorlamalı cami dayatmalarının gayri insaniliği ya da gayri İslami’liğinden de vaz geçtik, yaptırana ya da yapılana , zorunlu yararı ne olacak ki ?!…) ,

    Alevi dedelerine ve gençlerine Kuran öğretmek gibi adımlar atılmıştır.

    (Alevilerin bu konuda herhangi bir itirazları olmadığı gibi tersine kendi devletinden ”Gerçek İslam ya da Ehlibeyt Liseleri, Üniversite talepleri de vardır ve donanımlı Öz Muhammedi İslam – Ehlibeyt- din alimlerinden, Kuran ve Ehlibeyt İslam’ını öğrenmek gibi bir talepleri de vardır !…)

    Bizim, Yüce İslam haricinde bir dinimiz Peygamberimiz ve Yüce Kuran dışında da bir ana kitabımız yok ki !!! …

    Yazarımız sağ olsun da , Aleviliği ve Alevileri öyle bir anlatmış ki !!!…

    05.02.2017 9:55 pm
  • MALCOLM-XX ;

    ” Avrupa’da birçok ülke Aleviliği kendine özgü bir inanç (olarak) resmen tanıdı bile….”

    ————–

    Alevilik, kendine özgü bir inanç değil ki !

    Yüce İslam Dini’nin, Anadolu’da yaşayan ve sanıyorum 1000’li , 1200’lü yıllar Anadolu’sunda halkının % 90′ ı Alevi İslam inancı mensubu olan ve o günden bu güne şu anki Cumhuriyet Türkiye’sinde de halkının yalnızca 20 milyon kadarının Alevi kalabilmiş olan çoğunlukla Türk ve Türkmen vs. olan insanların kültürel, coğrafi ve yönetimsel durumlarıyla da alakalı olarak yorumlayıp, kabul etmiş oldukları Öz Muhammedi islam’a mensup insanların Müslümanlığının Anadolu coğrafyasındaki adıdır Alevilik kısacası ! Yani Nusayrilik ya da örneğin Zeydilik nasıl ki Suriye ve yemen coğrafyasına özgü bir kültürel yaklaşımla bezenmiş bir Öz Muhammedi İslami bir yaklaşım ise, Alevilik de, aynı şekilde Anadolu’daki çoğunluklu Türk ve Türkmen kültürüne ve coğrafyasına ait Öz Onurlu Muhammedi bir İslam yaklaşımıdır yalnızca ve İslam’dan bağımsız bir din ya da kendine özgü, exra ayrıcalıklı bir tarafı yoktur Aleviliğin !!!…

    Vardır diyenler, politiktir ya da ayrıştırıcı, çıkarcı kişi ya da kuruluşlardırlar kesinlikle özel hesapları vardır !!!…

    05.02.2017 10:27 pm
  • MALCOLM-XX ;

    ”Alevilik Avrupa ülkelerinde tanımlanmıyor! Tanınıyor! Böylece Aleviler, laiklik, insan hakları, din, vicdan ve inanç özgürlüğü ekseninde eşit haklara kavuşturdular…”

    ———–

    İyi de be kardeşim Avrupa, baştan ve art niyetli, peşinci ve bölücü bir yaklaşımla Aleviliği gerçek Öz Onurlu İslami duruşuyla kabul etmiyor ve tanımıyor ki !…

    Avrupa’nın kabul ettiği, İslam dışı ön kabullü yani mevcut yaşanan geleneksel inançlı İslami bir Alevilik değil ki ! Kendilerinin ön kabullü ve dizaynlı olan ‘Alisiz ve Ehlibeyt’siz olan İslam dışı yani İslam’dan kopartılmış, hatta Öz Onurlu Muhammedi olan İran Aleviliğine (Şiiliğe) düşman edilmiş bir Aleviliktir Avrupanın kabul ettiği ve dayattığı bu Alevilik kavramı yani açıkçası İngiliz Şiiliği gibi bir şeydir !!!…) Gerçek ve bağımsız karakterli bir Aleviliğe müsaadesi var mıdır sizin demokrat ve aydın olan Avrupa’nızın ?! Varsa, ondan haber verin siz ?!… Bu anlamda ne farkı vardır Türkiye ve Avrupa yönetimlerinin ? Türkiye, kendi Alevi Türk ve Türkmen vatandaşlarının, büyük bir saygısızlıkla, ibadet yerini kabul etmiyor ve ve adeta Sünni mezhebi ibadet akaitlerinin icra merkezleri olarak algılanılmasına vesile olunan Camilere gelin deniyor ; diğer taraftan sizin Avrupa’nız da, gerçek Alevi dedelerine, tevhidi İslami yaklaşımdaki ifade, uygulama ve icraatlerine müsade etmiyor ! Fiili olarak bir baskı mı yapıyor peki ? Tabii ki hayır ! Tıpkı örneğin Almanya ve Avrupa’daki PKK’lıların, Türkleri mahalle baskısı altına almalarını engellememesi, korumaması gibi, oradaki gerçek Ehlibeyt Alevi din önderleri olan Alevi Dedelerini ve samimi inançlı Alevi halkını ve gerçek savunucularını, Avrupa’daki ‘Ali’siz Alevicilere (Dikkat buyurunuz, oradaki ‘Alevilere’ demiyorum, hoşgörüsüz ve mahalle baskıcısı olan ‘Aleviciler’ kelimesini özellikle kullanıyorum !) karşı güvenlik anlamlı hukuksal müdahalesizliğinden bahsediyorum ; oraya Türkiye’den gidip gelen Dedeler anlatıyor bunları maalesef !!!…

    Arada bu anlamlı olumsuz tutum benzerlikleri yönünden sizce fark var mı bilmiyorum ama bendenize göre maalesef hiç fark yok !…

    05.02.2017 11:14 pm
  • MALCOLM-XX ;

    Yani Avrupa, ”Alisiz Aleviliğe, Cemevi’ne gel !” der iken,

    Ve Türkiye’de, maalesef yine farksız bir biçimde, ”Alisiz ve Ehlibeyt’siz Cami’ye gel !” demektedir !

    ”İstediğin, arzuladığın ve mutlu, bahtiyar olduğun bir biçimde Allah’ın huzuruna çık !” diyen yoktur açıkçası !!!…

    05.02.2017 11:26 pm
  • MALCOLM-XX ;

    Türkiye’de ise Alevilerin nerede ibadet edeceğine, nerenin ibadet yeri olacağını ve ibadet yeri tanımını Başbakan ve Diyanet yapıyor. Gerçek demokrasi ve laik ülkelerde bir başbakan ya da bir kamu kurumu, kendisini ulema yerine koyarak, dini konularda ahkâm kesmez. Örneğin Avrupa’da bir kamu görevlisi böyle ahkam keserse de ona kamu görevinde istifa edip, Kilise’de çalışmasını önerirler. Bir başbakan ya da bir hükümet ya herkesin hükümetidir, Alevilerin ve diğer farklı inanç guruplarının da haklarını temsil etmek zorundadır.

    —————

    Allah için saygıdeğer yazarımız bu ifadelerinde sonuna kadar kesinlikle doğrudur ve haklıdır ! Yanlış mı konuşuyor şimdi Allah aşkına ?!…

    05.02.2017 11:34 pm
  • MALCOLM-XX ;

    ”Umarız ve dileriz ki, ülkemizde de, hukukun, insan haklarının evrensel değerleri, öğretileri ve ilkeleri bir gün kabul edilir. Hacı Bektaşi Velinin dediği gibi “yetmiş iki millete aynı göz ile bak” ilkesi hakikat olur, tüm farklı kültürler kimlikler bir arada, eşit koşullarda, eşit haklarla, kardeşçe yaşama hakkına kavuşur.”

    ———–

    BİZLER, TÜRKİYE ALEVİ İSLAM İNANCININ SAMİMİ MENSUPLARI DA, SAYGIDEĞER YAZARIMIZA, EMEĞİNDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDİYOR VE BU HAKLI DİLEK VE BEKLENTİLERİNE KATILDIĞIMIZI BELİRTİYORUZ VE YİNE AYNI HAKLI İFADE TARZIYLA DA, AK PARTİ YÖNETİMİNE, SAHİ YAHU NİÇİN TÜRKİYE’NİN ALEVİ İNANÇLI VATANDAŞLARININ AİHM’de açıp da, kazanmış oldukları bu zorunlu din dersleri ve cemevleri davasına ilişkin kararları uygulanmaya koymuyorsunuz adil bir laik hükumet olarak acaba ?! … Ayıp ve gayri adil yani hukuk dışı bir tutum değil midir bu sizce ?!… Hani siz ‘adalet’ yani adalet uygulayan bir parti değil miydiniz yoksa bu bahsettiğiniz adaletiniz kendinize miydi yalnızca ?!…

    06.02.2017 12:08 am
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER