Türkiye ve Birleşik Arap Emrilikleri arasındaki gerilim hızla artıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, BAE istihbarat servisinin savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personelleri hedef aldığını ve başlatılan soruşturma kapsamında üç kişinin yakalandığını duyurdu. Kısa bir süre sonra açıklamayı yeniden paylaşan Savcılık, BAE vurgusunu kaldırdı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi’nin koordinasyonunda yürütülen bir “siyasal veya askeri casusluk” soruşturması hakkında açıklama yaptı.
Açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) istihbarat servisinin Türkiye’de faaliyet gösteren ve kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personelleri hedef aldığına ilişkin bulgular üzerine operasyon düzenlendiği duyuruldu.
Başsavcılığın açıklamasına göre BAE istihbarat servisinde görevli kişiler, Türkiye’deki bir GSM firmasından temin ettikleri numara üzerinden sahte profiller oluşturdu. Bu sahte profiller üzerinden de kritik pozisyonlarda çalışan personellere ilişkin biyografik veri derlemek için faaliyet yürütüldü.
Gerçekleştirilen operasyon kapsamında üç şüphelinin yakalandığı, bir şüphelinin hakkında da yakalama kararı çıkartıldığı bildirildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:
Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde yürütülmekte olan ‘Siyasal veya Askeri Casusluk’ faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında;
Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat servisi mensuplarının Türkiye’de bulunan bir GSM firmasından temin ettiği numara ile sahte profiller üzerinden;
- Ülkemizde faaliyet gösteren ve kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personeller,
- Dış İşleri Bakanlığı tarafından kullanılan bir telefon,
- Bazı yabancı ülkelerin resmi görevlileri ile irtibata geçerek kritik pozisyonlarda çalışan personellere ilişkin biyografik veri derlemeye çalıştığı tespit edilmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat mensuplarının talimatı doğrultusunda bahse konu faaliyetler için temin edilen ve Türkiye’de bulunan bir operatöre ait GSM hattını satın alan, satın alınan bu GSM hattını Birleşik Arap Emirlikleri ülkesine götürerek istihbarat mensuplarına veren ve birbirleriyle irtibatları bulunan 4 kişi tespit edilmiştir.
Tespit edilen 4 şahsın yakalanmasına suç ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 25.11.2025 günü operasyon gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen operasyon neticesinde 3 şahıs yakalanmış, 1 şahıs hakkında yurtdışında olduğundan dolayı yakalama kararı çıkartılmıştır.
Yeni bir açıklama yapıldı: BAE vurgu ve ayrıntılar kaldırıldı
Kısa süre sonra bahse konu açıklama kaldırıldı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeni bir açıklama paylaşıldı.
Paylaşılan yeni açıklamada, Bİrleşik Arap Emirlikleri’ne dair tüm ifadelerin çıkartıldığı görüldü.
Ayrıca bir önceki açıklamada yer verilen GSM şirketinden temin edilen numara aracılığıyla oluşturulan sahte profiller ve bu profillerin nasıl kullanıldığına dair bilgiler de yeni açıklamada yer almadı.
Öte yandan “Siyasal veya askeri casusluk” ifadesinin “casusluk” ifadesiyle değiştirildiği görüldü.
Türkiye ve BAE arasındaki gerilim Sudan’da çatışmaya dönüşmüştü
Türkiye ile BAE, Sudan’da iki yılı aşkın süredir Hızlı Destek Kuvvetleri ve Sudan Egemenlik Konseyi arasında devam eden iç savaşta karşı karşıya gelmişti.
Kızıldeniz’e sağlayacağı erişimle Kızıldeniz’i kendi koridoru haline getirmeyi ve dünyanın en stratejik deniz yollarından biri üzerinde önemli bir aktör olmayı hedefleyen BAE’nin, HDK’ye silah ve para yardımı sağladığı biliniyor. HDK’ye yapılan yardımlar çeşitli kurumlar tarafından belgelense de BAE söz konusu iddiaları reddediyor.
Afrika kıtasına yönelik faaliyetlerine hız veren Türkiye de Kızıldeniz’de stratejik bir nokta elde etmek için uzun süredir çaba sarf ediyor. Savaşta önce arabulucu rolüne soyunan Ankara, girişimi hüsranla sonuçlanınca taktik değiştirdi. BAE’nin HDK’yi silahlandırması Türkiye’nin bölgeye müdahale etmesi için bilet görevi gördü ve açıkça Sudan Egemenlik Konseyi’ni desteklemeye başladı. Bu doğrultuda AKP hükümetinin destekleriyle büyüyen Baykar, 2024 yılında Sudan Silahlı Kuvvetleri’yle 120 milyon dolar değerinde İHA anlaşması imzaladı.
Türkiye büyük bir gerici karanlığın pençesi altındayken tarikat ve cemaat ağları ülkenin dört bir yanını sarmaya devam ediyor. Bu gerici abluka Türkiye’de medyayı da büyük oranda belirliyor, bu yapıların suçları medyada kendisine yer bulamıyor. soL, önümüzdeki dönemde bu haberleri güçlendirmek, karanlığın üstüne daha fazla gitmek için de okurunun dayanışmasını talep ediyor.
İki ülke kendi aralarında bir süre denge politikası güttü. Fakat Birleşik Arap Emirlikleri’nin Türkiye’nin savaşa müdahalesinden rahatsız olduğu biliniyordu ve bu kaçak dövüş çok uzun sürmedi. Mart ayında Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri birbirlerinin ayağına bastı.
Uluslararası medya kuruluşlarının aktardığına göre, Sudan ordusu içinde savaşan Türk personeller tarafından işletilen İHA’lar, Nyala Havaalanı’ndaki bir askeri kargo uçağına saldırdı. Uçağın HDK için dronlar, mühimmat ve radar sistemleri taşıdığından şüpheleniliyordu, fakat edinilen istihbarat eksikti. Uçak silahların yanı sıra BAE’den subaylar ve askerler de dahil olmak üzere yabancı paralı askerler taşıyordu. Saldırı sonucu düzinelerce HDK milisinin yanı sıra 4 BAE vatandaşı da hayatını kaybetti.
Saldırıya bir gün sonra yanıt geldi. Resmi yönetimin kontrolünde olan Port Sudan, üç günden uzun süren bir dizi hassas saldırıyla vuruldu. Havalimanı, elektrik santrali ve askeri üssün hedef alındığı saldırılarda ayrıca Türkiye yapımı insansız hava araçlarının depolandığı askeri hangarlar da hedef alındı. Türk destek ekibinden kişilerin yaralandığı bildirildi.
Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki gerilimin bu yaşanan olaylardan sonra hızla tırmanışa geçtiği biliniyor.
