RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

‘Başika Bir Çözüm Değil Bir Sorun’

TOBB Üniversitesi’nden Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek’e göre, Başbakan Binali Yıldırım’ın Bağdat ziyaretinin somut sonuçlarını görmek için beklemek gerek. Türkiye’nin Başika’da üs kurmasının anlamı olmadığını söyleyen Özpek, Türkiye’nin Barzani ile kurduğu ilişkilerin bölgedeki ittifaklarda belirleyici olduğunu ifade etti.

‘Başika Bir Çözüm Değil Bir Sorun’
12.01.2017 © RAST HABER

2017 yılının ilk günlerinde en sıcak başlıklardan biri yine Irak. Geçen yıl özellikle Musul ve Türkiye’nin Başika’daki askeri üssü sebebiyle Bağdat ile gerilen ilişkilerde yeni perde Başbakan Binali Yıldırım’ın geçen hafta sonu Bağdat ziyaretiyle bir nebze de olsa yumuşama sinyali verdi. Bağdat ziyaretinin Irak ile ilişkilerde bir normalleşme hedefi taşıyıp taşımadığı tartışılıyor. Ancak bu ziyaretin çözüm getirmeyeceğini düşünenler de eksik değil. Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin ziyaret sonrası ilişkilerin Türk askerleri çekilmeden düzelmeyeceği yolundaki sözleri de dikkat çekti.

Irak ile Türkiye arasında ‘yeni’ olarak adlandırılabilecek bu süreci TOBB Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Burak Bilgehan Özpek ile konuşuldu.

‘ZİYARETİN NETİCESİNE ULAŞIP ULAŞMADIĞINI GÖRMEK İÇİN BEKLEMEK GEREK’

Özpek, kasım ayındaki açıklamaların ardından yapılan ziyaretin herkesin kafasını karıştırdığını belirterek, Türkiye-Irak ilişkilerini analiz etmenin zor olduğunu söyledi.

Son ziyaretin birşeyler başarıp başarmadığını görmek için beklemek gerektiğini ifade eden Özpek, “Birincisi Irak’ın toprak bütünlüğü garanti ediliyor Türkiye tarafından. Bu iki açıdan önemli. İlki Başika’nın durumu. bilindiği üzere Kürt Bölgesi’nde iki farklı grup arasında rekabet var. Daha bağımsızlıkçı bir politika izleyen ve Bağdat hükümeti ile gerilmeyi göze alan Barzani’nin tutumu var. Dolayısıyla Irak’ın toprak bütünlüğüne garanti vermek Türkiye’yi iki konuda taviz vermeye zorlayabilir. Bu adımları atabilecek mi, atamayacak mı bilmiyorum. Başika’dan çekilmesi gerekiyor. Zaten açıklamalar geldi bunun üzerine. Musul operasyonu bittikten sonra Başika’dan çekileceği yönünde Irak’tan açıklamalar geldi. Yine Türk tarafından ‘Son IŞİD militanı temizlenene kadar biz oradayız’ gibi açıklamalar var. Ama bunlar çok muğlak ifadeler dış politikada. Devamlı bir orada bulunma bahanesi üretmek olarak da yorumlanabilir. Hemen ardından Yıldırım’ın Barzani ile görüşmesi. Bunun da sinyalleri yakında ortaya çıkacak” değerlendirmesi yaptı.

‘IKBY’DEKİ MUHALİFLERE GÖRE BARZANİ MUŞRUİYETİNİ TÜRKİYE’DEN ALIYOR’

Türkiye’nin Irak Kürt Bölgesi’nden yana taraf seçtiğini ve Barzani’nin bir nevi garantörü olduğunu söyleyen Özpek, “IKBY’deki muhalifler de bunu böyle değerlendiriyorlar. Çünkü onların gözünde de Barzani bir otoriter lider ve meşruluğunu iç politikadan ziyade Türkiye ile kurduğu ittifaktan alıyor. Şimdi Türk heyetinin Bağdat’a gidip Irak’ın toprak bütünlüğünü garanti etmesi IKBY’de açıkçası biraz Barzani karşıtlarının pozisyonuna daha yakın bir söylem oluyor. Başika’dan çekilip çekilmeyeceği kadar Türkiye’nin Barzani ile ilişkilerinin aynı sıcaklıkta devam edip etmeyeceği de önemli bir etken. Bu noktada bu söylemlerin nasıl sonuçlar doğuracağını görmek için biraz beklemek lazım galiba” dedi.

‘BAŞİKA ÜSSÜNÜN BİR ANLAMI OLDUĞU KANAATİNDE DEĞİLİM’

IŞİD’in varlığının insanları temel hayatta kalma gereksinimlerine muhtaç hale getirdiğini savunan Özpek, Ortadoğu’da halkın ‘kendilerini kurtaranın kim olduğundan bağımsız bir düşünce’ geliştirdiği  kanısında. Özpek, bölgede IKBY-PKK arasındaki duruma dair şu analizi yaptı: “Tabii ki yerel halk PKK’nın radikal ve biraz daha ergen diye tabir edebileceğimiz tutumundan hoşlanmayacaktır. Bu çok doğal. Fakat bunun karşılığı IŞİD tarafından yönetilmek. Dolayısıyla bölge halkının hoşnutsuzluğu doğrudur. Ama insanlar hayatta kalmaya muhtaç hale geldiler. Kürdistan Bölgesel Yönetimin’den hoşnutsuz olabilirsiniz. Kuzey Suriye’de yaşadığınız zaman PKK’den rahatsız olabilirsiniz, fakat IŞİD artık insanları hayatta kalmaya muhtaç hale getirdiği için düzen istikrar ve en azından bir sonraki günü görebilme netliğine sahip olabilme gibi bir ihtiyacı hissediyorlar. Bunlar çok küçük meseleler ve bana sorarsanız çözülebilir. Benim buradaki temel noktam şu, bizim Başika üssünün ben herhangi bir anlamı olduğu kanaatinde değilim. Herhangi bir şeyi başarabilmek için kullanılabilecek bir enstrüman olduğu kanaatinde değilim. Yani Başika üssüne neden sahibiz ve neden bu Irak ile aramızda bir gerginlik noktası sorusunun cevabı bende yok.”

‘İLİŞKİLERİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLİYOR’

Türkiye’nin Barzani ve Nuceyfi ile birlikte bir hat oluşturuduğuna ve Başika’daki kampın bu hattın garantisi olduğuna dair söylemlere dikkat çeken Özpek, “Ama bu konuda bir bilgim yok benim. Fakat, IŞİD’den insanları kurtarma misyonu ya da bölgeye istikrar getirme misyonu ya da insanların ihtiyacı olan refahı özgürlüğü getirme misyonunu tamamlayabilecek bir hamle değildir Başika’da üs açmak. Üstelik Başika’nın varlığı Türkiye’nin Irak ile ilişkileri, hatta Barzani karşıtı olan gruplarla olan ilişkilerini de son derece olumsuz yönde etkiliyor. Dolayısıyla Başika bir çözüm değil bir sorun kaynağı olarak öne çıkmış durumda. Zaten son Irak ziyaretinin bu Başika meselesi üzerine düğümlenmesinin sebebi de bu. Yani bir çözüm üretmek için bir güç kullanabilirsiniz ama sizin ürettiğiniz güç sorunun kendisi haline geliyorsa bu bambaşka bir şey olur. Bu sorunu çözmemiz gerekiyor olabilir” tespitini yaptı.

‘HER ŞEYİ BARZANİ’YE HAVALE ETMEK YERİNE IKBY İÇİNDEKİ İLİŞKİLERİ DÜZELTMEK GEREK’

Binali Yıldırım’ın ziyaretinde Başika’nin bir çözüme bağlanmasının ve en azından söylem düzeyinde bir anlaşmanın olmasının olumlu olduğunu ifade eden Özpek, “Zaten bundan 1 hafta önce de PKK yöneticileri ile Barzani arasında bir anlaşma olmuştu. Yani PKK Sincar’dan çekilecek ve bunun karşılığında anlaşılan o ki Türkiye de Başika’daki askeri varlığını sona erdirecek. Böyle bir pazarlık olmuş gözüküyor. Yani Sincar’ı PKK’ya bırakmıyor. Fakat bunun karşılığında Türk askeri de oradan çekiliyor. Kimin nereye çekileceği konusu çok net değil. Mesele PKK’nın nereye çekileceği ya da Başika’dan sonra Türk askerinin nereye çekileceği konusu konuşulmamış. Yani dolayısıyla net birşey söylemek mümkün değil. Ama karşılıklı olarak Başika çok da popüler bir konu olduğu için bu şekilde diyalogla çözülmesi bir ilerlemedir” diye konuştu.  Özpek, buradaki yetkinin Barzani’ye devredilmesiyle Türkiye’nin bir kazanç sağladığı görüşü olsa da, Barzani’ye sağlanan kredi IKBY içindeki çok büyük bir kesimi Türkiye’den soğutmuş durumda olduğunu ifade ederek, “PKK’nın ve o fraksiyonu temsil eden Goran ya da Yurtseverler Birliği’nin tepkisini çekebilir. O yüzden bundan sonraki dönemde Barzani’ye herşeyi havale etmek yerine Barzani’nin diğer gruplarla olan ilişkisini de düzenlemek icap edecektir” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN BAŞİKA’DA ÜS KURMASI ANLAMSIZ’

Bölgede Kürtlerin kendi aralarında ayrışmaları bu bölgeye istikrar sağlamadığına vurgu yapan Özpek, Rusya eliyle Kürtler arasında bir uzlaşmanın sağlanabileceği yönündeki haberlere dikkat çekti: “Ben uzunca bir süredir Türk medyasının gözünden kaçan ama alttan alta devam eden haberlere bakıyorum. Mesela şu gözüme çarpıyor. Sputnik’te çıktı bu haber. Rusya’nın Suriye içindeki Barzani yanlısı ve onun karşısında konumlanan PYD’nin arasını bulma ve ortak bir Kürt pozisyonu belirleme gibi bir çabasının olduğunu görebiliriz. Bu Lazkiye’deki Rus üssüne PYD’nin davet edilmesi. Aynı şekilde Kürt Ulusal Konseyi’nin oraya davet edilmesi. Ama Ulusal Konsey’in ‘burada görüşelim’ demesi. Fakat yeşil ışık yakması ortak bir yeşil ışık yakması galiba şuna işaret ediyor: Bölgede Kürtlerin kendi aralarında ayrışmaları bu bölgeye istikrar sağlamıyor. Eğer kalıcı bir barışa kavuşacaksa Ortadoğu, Suriye ve Irak üzerinde, Kürtlerin ortak bir pozisyon belirlemesi gerekir. Yine aynı şekilde Rus pozisyonu böyleyse ABD pozisyonuna bakalım. Onlar da herhangi bir şekilde çatışma yaratabilecek meselelerin bir an evvel masadan temizlenmesini istiyorlar. Yani IŞİD meselesine odaklanmak istiyorlar. Rusya’nın Suriye’de ateşkes ABD’nin de IŞİD’le mücadele gibi hedefleri varken Türkiye’nin kendi kendisine görev atfedip orada Başika kampı kurması ya da El Bab’dan sonra Menbiç ya da Rakka gibi hedefler belirlemesi anlamsız kalıyor.”

‘ULUSAL GÜVENLİK SÖYLEMİ İZLENİLEN POLİTİKA VE ALGILARA GÖRE DEĞİŞEBİLİR’

Türkiye’nin ‘ulusal güvenliğe tehdidi’ gerekçe göstererek sınırötesi operasyona giriştiğine ilişkin Özpek, tehdit algısının “standart ya da objektif” olmadığına dikkat çekerek “Nasıl baktığınıza göre değişir. Mesela Kuzey Suriye’de Kürtlerin varlığı 2010 senesinde size kabul edilemez bir durum olarak gelebilir. Fakat 2015 senesine gelindiğinde oradaki Kürtlerle Suriye’de ortak operasyon yapmış bir devlet karşınıza çıkar. Yine PKK konusu şu anda Türkiye’nin en önemli güvenlik konularından birisidir. Ama 2 sene öncesine giderseniz Dolmabahçe’ye gidersiniz. Birlikte imzalanan mutabakatlara rastlarsınız” değerlendirmesi yaptı. Özpek, tehdidin izlenen politikalar ve algılarla değişebileceğini ifade ederek, “Türkiye’nin politikası galiba başından beri, 7 Haziran’dan sonra, Kürt koridorunu kabul etmiyoruz söylemi, Türkiye’nin bozduğu çözüm süreci ve Türkiye’de yükselen milliyetçi dalganın neticesi olarak Ortadoğu’yu da etkilemeye başladı. Türkiye’deki iktidarın istikrarlı bir şekilde şunu devam ettirebilmesi için, çözüm sürecinin tekrar masaya gelmemesi, milliyetçiliğin ayakta durması, milli birlik ve ve beraberlik söyleminin son derece sert ve hızlı aralıklarla söylenmeye devam edilmesi gerekiyor. Bu durum da Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarını da etkiliyor” dedi.

‘TÜRKİYE, IŞİD’İ KÜRT KORİDORUNU ENGELLEMEK İÇİN Mİ KULLANIYOR?’

Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki Kürt yapılanmasına karşı çıkmak için  Suriye’ye girmek zorunda olduğuna vurgu yapan Özpek, “Sizin Suriye’ye girişinizi meşrulaştıracak tek şey IŞİD’e karşı mücadele ediyor oluşunuz. Yani şu soruyu sormamız gerekiyor: ‘Türkiye’nin IŞİD ile olan mücadelesi Kürtlerin Kuzey Suriye’de bir koridor kurmasını engellemek için ihtiyacı olan meşruiyetten mi kaynaklanıyor?’ Diğer türlü bizim Başika’daki ya da El Bab’daki varlığımızı açıklamak çok zor bile hale geliyor” tezini savundu.

‘TÜRKİYE’NİN BARZANİ İLE İLİŞKİSİ DİĞER AKTÖRLERİ BAĞDAT’A YAKINLAŞTIRIYOR’

Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin yeniden rayına gireceği konusunda çok umutlu olmadığını belirten Özpek, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki aktörlerle kurduğu ilişki onun Bağdat ile olan ilişkisini hatırı sayılır bir şekilde etkilediğini ifade etti. Özpek, Türkiye’nin Barzani ile iş yapmaya devam edip diğer aktörleri dışlamasının, diğer aktörler de kendiliğinden Bağdat hükümetinin destekçisi haline getirdiğine işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hatta İran’a yaklaşıyorlar. Kutuplaşma bunu getiriyor. Bağdat Parlementosu’ndaki Kürt grubu da bölündü. Birleşik bir Kürt grubundan artık bahsedemiyoruz. Yani daha bağımsızlıklı bir aktör olan Barzani’yi desteklemek Bağdat ile ilişkilerini Türkiye’nin bozacaktır. Yine Türkiye’nin çeşitli bahanelerle Irak toprak bütünlüğünü ihlal etmesi ilişkileri bozacaktır. İran’ın pozisyonun çok az olduğunu düşünmüyorum.  Dolayısıyla Türkiye’nin Irak  ile arasında merkezi hükümetle olan ilişkisini belirleyen aktör Barzani ile İran ile olan ilişkisinin nasıl seyredeceği. Bunun yanında Rusya ve ABD ile olan ilişkileri eklediğiniz zaman, Türkiye’nin çok radikal bir Irak politikası dönüşümüne ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Tekrar seneler öncesinde kısa bir dönem de olsa bu ticaret ağırlıklı olan ilişkilere geri dönenebilmek için.”

Ceyda Karan/ Sputnik

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER