RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Batı Medyasında Yer Almayan Suriye Gerçekleri

Batı Medyasında Yer Almayan Suriye Gerçekleri
01.02.2017 © RAST HABER

RASTHABER- İngiltere’nin Suriye’deki eski Büyükelçisi altı yıldır batı ülkeleri ve medya tarafından Suriye’deki çatışmalar hakkında anlatılanları reddetti.

İngiltere’nin Suriye eski Büyükelçisi Peter Ford şunları söyledi:

“Benim büyükelçi olduğum dönemlerde Suriye ve İngiltere arasındaki ilişkiler en iyi düzeydeydi. O dönemde Beşar Esad Londra’ya yeni gitmişti ve kısa bir süre sonra İngiltere’nin Suriye’deki Büyükelçisi olarak seçildim. Esad İngiltere Kraliçesi ile çok samimi bir görüşme gerçekleştirdi. Suriye’nin Arap dünyasında reformcu bir ülke haline gelmesi konusunda birçok beklentileri vardı. Suriye böyle bir ülke olacaktı ama olaylar farklı şekilde gelişti.”

2003-2006 yılları arasında Suriye’nin İngiltere Büyükelçisi olan Peter Ford, “Sizin Suriye’ye dair izleniminiz nedir ve sizin Suriye’de bulunduğunuz dönemde bu ülke bir polis devleti miydi?” yönünde sorulan bir soruya, “Hayır, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar ve Körfez ülkeleri gibi polis devleti olan ülkelerden daha polis bir devlet değildi” şeklinde yanıt verdi.

Peter Ford, “Acaba Suriye’deki Aleviler üst düzey yetkilere sahip ve üst düzey işlerde ve Sünnilerin çoğunluğu ise daha önemsiz işlerde mi çalışıyorlardı?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Alevilerin hakimiyeti ile ilgili iddialar hakkında şunu söylemeliyim ki, bu konu defalarca tekrarlandı. Ama ben Suriyeli yetkililer arasında Sünniler, Hristiyanlar ve Yezidiler olmak üzere diğer mezhep mensuplarından kişiler de gördüm. Ben Sünni bir dışişleri bakanı ile çalıştım ve dışişleri bakan yardımcısı da Sünni’ydi. Cumhurbaşkanının yani Abdülhalim Haddam’ın yardımcısı da Sünni’ydi. Savunma Bakanı yani General Türkmani de Sünni’ydi. İstihbarat teşkilatı başkanlarının hatta bugün bile birçoğu Sünni’dir.”

İngiltere’nin Suriye eski Büyükelçisi, Tunus, Libya ve Mısır gibi hükümetlerin devrilmesi ile Suriye’de 2011 yılında yaşanan gelişmeleri kıyaslayarak şunları söyledi: “Beşar Esad’ın devrilmemesinin sebebi, Mısır, Libya ve Tunus olmak üzere üç ülkede ezici çoğunluğun Sünni olmasıydı. Onlarda bir mezhep sorunu bulunmuyordu. Ama Suriye’deki durum farklıydı ve orada çeşitli mezhepler vardı.

Mısır, Libya ve Tunus, Amerikan hükümetine sahip olmakla suçlanıyordu ama Suriye’de durum böyle değildi.”

Peter Ford, “Suriye’de ilk protestolar barışçıl mıydı?” sorusu üzerine şu ifadelerde bulundu: “Suriye’deki protestolar ilk beş dakikasında barışçıldı. Silahlı kişiler çok hızlı bir şekilde yollara döküldüler ve ateş açarak verilen tepkileri kışkırtmak için protestocuları öldürdüler.”

Peter Ford; “Söylediğiniz şey bir iddia mı yoksa buna dair bir delil mevcut mu” sorusunu şöyle cevapladı:

“Bu konuyu bana Dera’da yaşayan çalışma arkadaşlarım söylediler.

Ben Suriye hükümetinin taktik hataları yapmadığını ve yanlış tepkiler göstermediğini söylemiyorum. Ama protestoların tamamının barışçıl olduğu ve halkın acımasız bir rejim karşısında silahlanmak zorunda kaldığı yönünde anlatılan efsaneler çok saçma ve sadece medya propagandasıdır.”

Ford, Sudi Arabistan, Katar gibi ülkelerin Suriye’deki rolü hakkında şunları söyledi: “Tunus, Libya ve Mısır’daki maceraperestlerin başarılarını görünce bu ülkelerin iştahları kabardı. El-Cezire kanalı çok büyük rol oynadı. Katarlılar Kaddafi ve Mübarek’in gittiğini görünce çok sevindiler ve bu iki kişinin gitmesinde büyük rol oynadılar ve şimdi silahlarını Suriye’de kullanıyorlar.

Katar’ın Esad’ın gitmesini istemesindeki amacının bir kısmını mezhebi nedenler oluşturuyor. Körfez Ülkelerinin büyük kısmı Sünni’dir.

Bu rejimler bölgede Sünni bir hükümetin altında olmayan bir ülkenin varlığına tahammül edemiyorlar.

2006 yılında İsrail Lübnan’a saldırdı ve Hizbullah bu savaşı kazanarak, İsraillileri geri püskürtmeyi başardı. Bu savaşta Körfez ülkeleri İsrail’i desteklediler ve İsrail’in Hizbullah’a ağır kayıplar yaşatacağına dair umutluydular ama Hizbullah Suriye’nin desteği ile ayakta kaldı ve o savaşı kazandı.

Suriye hükümeti İran İslam Cumhuriyeti’nin ve Hizbullah’ın desteği altındadır.

Çoğunlukla dört yüz bin kişinin hatta yarım milyon kişinin Suriye rejimi tarafından öldürüldüğü söylenmektedir. Ama bu doğru değildir. İddia edilen bu rakamın en az yarısı iki tarafın askerleri ile ilgilidir ve diğer yarısı da yine iki taraftaki sivillerle alakalıdır. Mesela Deyrizor’a bakın, hükümeti destekleyenlerden öldürülenlerin sayısı IŞİD’i destekleyenlerden öldürülenlerin sayısından daha fazladır.

 Ben bu konuştuklarım karşılığında kimseden para almıyorum. Beni eleştirenler Katar’dan ücret alan kişilerdir. Onlar konuştukları bu sözler için para alıyorlar ama ben gerçekler konusunda kendi anlayışım çerçevesindeki düşüncelerimi söylüyorum.”

Peter Ford, Rusya ve İran’ın Suriye’deki rolü hakkında şunları söyledi: “Şükürler olsun ki Rusya ve İran Suriye’yi destekliyorlar.”

Birkaç yıl önce öyle bir noktaya gelinmişti ki, IŞİD Şam girişlerine kadar ulaşmış ve bu bölgede yaşıyordu ama İran, Hizbullah, Rusya ve Suriye Ordusu ortak mücadeleleriyle durumu değiştirmeyi başardı. Rusya ve İran’ı eleştiren kişilere şu soruyu sormak gerekir: “Acaba siz Şam’ın tekfircilerin kontrolüne mi geçmesini istiyordunuz?”

Ford, “Neden İran Suriye meydanına girdi? İran karşıtları, İran’ın yeniden bir Fars İmparatorluğu kurmak için bir diktatörü desteklediğini söylüyorlar hatta bazıları İran’ın Suriye’yi bir Şii ülkesine dönüştürmek istediğini ifade ediyorlar” yönünde sorulan soru üzerine şunları söyledi:

“Bence bu suçlamaların tamamı sadece bir hayal ve paranoya. Toplumun kimlerden oluştuğuna bakmak gerekmektedir.

Şiilerin Berda Vadisi’ne ulaşarak orada İran ve Lübnan arasındaki Şii hilalini tamamlamak istediği yönünde iddialar vardı. Haritaya baktığınızda bunun saçma bir iddia olduğunu görüyorsunuz. Suriye’deki Şiilerin sayısı Sünnilerin sayısından daha azdır ve İran’ın bölgedeki müttefikini desteklediği ve müttefikinin devrilmesini istemediği çok basit ve anlaşılabilir bir konudur.

Halep savaşında manipülasyon, sahte haber ve yalanlar konusunda yeni şeyler gördüm.

Beşar Esad barışın önemli bir parçasıdır. Suriye rejimini toplayacak olan tek şahıs odur. Beşar Esad çatının temel taşıdır ve eğer o olmazsa bu çatı çöker.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 1 Yorum )

  • Haydari ;

    Bismillah
    Allahumme salli ala seyyidena Muhammed ve al-i Muhammed ve accil ferecehum!
    Güçleri zorbalık, sömürü olan güçlerin tarih boyu yaptığı şey zaptedmek istediği halka ya da topluluğa zorbalıkla, savaştan önce diğer insanlar arasında kötülemek, aşağılamak, yıkma yok etme kanısını güçlendirmektir. Günümüzde medya halkın ikna edilmesinde ya da değişim ve dönüşümün de önemli rol oynuyor. Ör abd ne zaman İranı hedef alsa medyada İranı aşağılayan ibare ithamlara ki en ağırı da terörist ilan etmek olsa gerek yer almasıyla insanların iranın vurulma gerekliliğine inandırmak katliyama haklılık için sözde sebep üretme ve bu durum Suriye’de de geniş şekilde rol aldı. Suriye yönetimi o kadar bağnaz, vahşi, saldırgan, halkının düşmanı, halk katili vb medyada gösterildiki çoğu insan için gerçek algılanmıştır. Belki başlangıçta ya da kısmi olarak kolluk kuvvetlerinin hataları olmuştur ve bu hataların hızla telafisi yapılamaması da mevcut tabloya çanak tutmuştur ki bu konuda olaylar rayından uzak yerlerde seyir ve uçurum eşiğinde tepe taklak olmadı da değil. Suriye’de yönetimde Yezidi, Alevi, Sünni ve Hristiyan olan bakan, milletvekili ve yöneticiler görülmüştür. Bugün Türkiye bu çıtadan bile çok uzak.
    Rusya nın akdenizdeki limanı Tartus ve abd için gerçek yavru vatan ve stratejik ortak olan israilin bölgedeki güvenliği, enerji korudorunu denetim, bölgede otorite kurma vs bütün bunlar abd ve Rusya arası ve uzaktan Çin’i de dahil edebileceğimiz vekillik, enerji, hakimiyet mücadelesidir.
    Dünya adalet ve eşitliğe hasret lakin insanoğlunun akılda değil nefsinde tercihinin şeytan ve hizmetkarları nın işini kolaylaştırmak bi yana en güzel din olan İslamı azınlığı dışında en kötü yaşayan ve tanıtan Müslümanlar, Hz. İsa aleyhi selam dan uzaklaşmış Hristiyanlar ve Hz. Musa aleyhi selam dan uzaklaşmış Yahudi ler nefsleri akıllarından ağır basanlar! Dünya şu aşamada adil değil lakin adalet güneşi elbette doğacak birgün. İnsanlığın kurtulması ise aklın yolunda mümkündür ki akıl zeka demek de değildir. İblisin helakı kibir ve kıskançlıktır ki Adem aleyhi selam’a secde teslimiyet etmemesi gibi bu durum Kabil’de Habil aleyhi selama karşı ve Allah’ın atadığı masum ve üstün ilmin sahibi olarak hatasız rehberlik, halife, İmam ya da önder olan peygamberler ve vasilerinde ve Hz. Peygamber(s.a.a.s) dönemindede Gadir Hum Velayet, vasiyet, hilafet emrinden sonra yaşananlarda ki Allah’ın seçtiği pak İmam cennet gençlerinin efendisi Hz. İmam Hüseyin aleyhi selamın makamının tanınmaması;kibir ve kıskançlık yanında nefsin çirkinliklerin timsali melun yezit(l. a) ve melun İbni Ziyad(l. a) ve emrindeki kalpleri kör, cehennemin en azaplı kuyularındakileri görmekteyiz.
    Bugünde yeryüzünde Allah’ın halifesi İmam Muhammed Mehdi aleyhi selamın velayetinde peygamberin nübüvvetine salat ile kendisinde alem katlanmış insanoğlunun kendisini tanıyarak, bilerek Rabbine yönelmesi ve Rabb Allah’ın gazabından sakınarak hatadan sakınması, hayırlarda, iyiliklerde sabredenlerden olması kurtuluşu olan dosdoğru yoldur ve elbette her nefis ölümü tadında hakikati de tadacaktır. Adalet güneşinin doğacağı günün özlemiyle…
    Allahumme salli ala seyyidena Muhammed ve al-i Muhammed ve acil ferecehum!

    05.02.2017 10:07 pm
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER