Batı ve Suudilerin ortak hedefi mezhepçiliği ve kini yaymaktır!

rasthaber

Batı emperyalizmi tarafından hazırlanan ve müttefikleriyle birlikte hayata geçirilen “Arap Baharı” Ortadoğu’da büyük bir yıkımı getirdi. İstikrarsızlık, kaos, bombalamalar ve devamında gelen on binlerin hayatına mal olan çatışmalar… Yıkılan evler, haritadan silinen kentler ve giderek daha da işin içinden çıkılmaz bir ortamın oluşması. Batı emperyalizmi, özelikle Suriye’deki hedeflerine ulaşmak için hayata geçirdiği Mezhepler arasın çatışma projesi dikkatlerden kaçmıyor. Ancak en acı tarafı ise, bu projelerin icra kademesinde Müslümanların olması… 5. Yılına giren Suriye’ye yönelik tekfirci akımların kuşatması her gün yeni bir katliama imza atarken, komşu ülkeler işgal hesapları yapılıyor. Özelikle en istekli ülkenin Türkiye olması endişeleri artırıyor. Peki, Suriye’ye yönelik işgal planları nasıl hazırlandı, AKP iktidarı bu planın neresinde veya neden böyle bir görev aldı? Bütün yönleriyle bu konuyu ele alacağız.

Son günlerde tartışma konusu olan “Türkiye Suriye’ye girecek mi?” sorusuna cevap ararken, böyle bir savaşın sebeplerini ele almak istedik. Suriye’ye yönelik işgal planı gün geçtikçe gün yüzüne çıkarken, iktidar kanadı ve Cumhurbaşkanın tutumu derin endişelere neden oluyor. 7SABAH olarak konuyu Türk Silahlı Kuvvetlerden Emekli Subay Volkan Kemal Ergenekon ile değerlendirmek istedik. Ancak sorularımıza geçmeden evvel Ergenekon’u yakından tanıyalım:
 
VOLKAN KEMAL ERGENEKON KİMDİR
 
Volkan Kemal Ergenekon 1959 yılında Erzurum’da doğdu. 1977 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden, 1982 yılında da Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1983’te Tuzla Piyade okulunu bitirdi ve 1986’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde mastır çalışması yaptı.
 
1989’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli olduktan sonra sırasıyla Milli Gazete’de personel müdürlüğü, Yörünge Dergisi’nde dış politika yazarlığı ve İngilizce tercümanlık görevlerinde bulundu. 1991–1993 yılları arasında İran’da hem metafizik ile ilgili konularda hem de Fars dili üzerine eğitim aldı. Bu dönemde Tahran’da İslâmî Birlik gazetesinde Farsça ve Türkçe makaleler yazdı.
 
Kum kentinde tanınmış Ayetullahlardan ve Pakistan sınırındaki Budistlerden metafizik konularında yararlandı. 1994’te Türkiye’ye dönerek Beklenen Vakit gazetesinde ekonomi servisi sorumlusu olarak bir yıl görev yaptı.
 
1995 yılından itibaren ise araştırmalarını tamamen metafizik ve parapsikoloji konularına ayırdı. MÜ TV, Star TV, ATV, TGRT, TV 8, Kanaltürk, MPL, Kanal 9, Ülke TV, TV 5 televizyonlarında ve ayrıca Moral FM ve Akra FM radyo kanallarında metafizik konularında çeşitli programlara katıldı. Evli ve 3 çocuk babası olan Volkan Kemal Ergenekon, İngilizce, Farsça ve Osmanlıca bilmektedir. Şu ân (2011 itibariyle) İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde Mastır yapmaktadır.
 
2007 yılında Düşünce Yayınları tarafından “4. Boyutun Sakinleri – Cinler” isimli bir kitabı yayınlanmıştır.
 
 
S-1)Sizinle iç ve dış gündemi konuşmak istiyoruz. Özelikle komşu ülke Suriye ile ilgili… Arap diktatörlerine karşı halkın bir başkaldırısı olarak sunulan “Arap Baharı” projesi vardı. Bu proje kapsamında düzenlenen operasyonlar. Yüzbinlere varan ölümler, milyonlarca yaralı, yerle bir olan şehirler ve bütün bunların yetmediği gibi milyonlarca mülteci… Bütün bunları sizinle değerlendireceğiz ama ilk önce nedir bu Arap Baharı denilen demokrasi(!) hareketi?
 
Bismillahirrahmanirrahim…
 
Öncelikle içinde olduğumuz mübarek Ramazan ayının Ümmete huzur ve bereket getirmesi temenni ve dualarında bulunmak istiyorum müsaadelerinizle efendim. Ayrıca benimle röportajı uygun bulduğunuz için şükranlarımı ifade etmek isterim. Sorunuza gelince… Arap Baharı denilen sözde Demokrasiyi yerleştirme hareketi aslında Ekim 1998 yılında kurulan ” Ottopor Hareketi “nin sinsi bir operasyonundan başka bir şey değildir… Kasım 2000 de New York Times dergisi AMEERİKALI DEMOKRATİK ÖDENEKLER KURULUŞU başkanı Paul Mc.Cartney in Ottopor Hareketine 3 milyon dolar verdiğini  yazmıştı. ADÖK 1998 Yılında kuruldu. AMACI ; Dünya genelinde kaos projelerine para desteği sağlamak…Ottopor 2006 da ABD Kongresine bağlı Amerikan Özgürlük  Kolejinden para desteği almıştır…Kendilerinden İSLAMİ HALKLARDA REJİM DÜŞÜRME KURSLARI vermeleri istenmiştir…ABD li ve Avrupalı pek çok kuruluş Ottopor u finanse etmiştir…Mısırlı Suriyeli Iraklı Tunuslu aktivist finanse edilmiş ve yolculuk – okul masrafları dahil karşılanmıştır. ..Nusra’ya sempati iyi Ottopor Hareketi oluşturmuştur…ABD Katar ve Suudi Arabistan bu hareketi desteklemektedir… Nusra’ya para Körfez ülkelerinden ve ABD den gelmektedir… ABD’li aktivist ve CIA ajanı Caterin el Telli Lübnan Renküs de para, koordinatlar, teknik bilgi, uydu yayınları ile Suriye Ordusunun hareketlerini izlemiştir. ABD Ottopor Hareketi ile mitingler tertipleyip devrimin barışçıl olduğunu öne sürerek Irak Afganistan Suriye Türkiye ve Suudi Arabistan’dan gelen tekfircilere depolar evler camiler açıldı. Nusra’nın 900 kadrosu güçlendirildi… Seymour Hersh , bir TV. Programında 2008 de Lübnan da Hizbullah’a karşı savaşmak için El Kaideyi kullanma planından bahsetmiştir… Bender – Chaney planı… Aynı oyunu Bender bin Sultan ile ABD Suriye de oynadı… ABD, İmam Humeyni ( ra) in isimlendirdiği gibi o kadar büyük bir şeytan ki, ABD hem Cephetün Nusra yı terör örgütü ilan ederken, aynı zamanda el altından finanse etmektedir… Nitekim Ottopor sadece İslam Coğrafyasında değil Sırbistan ve Gürcistan’da kaos oluşturmuştur… Bildiğiniz gibi 1998 Ekiminde Sırbistan kurulmuştu… Doğu Avrupa da egemenlik kurmak isteyen ABD kendisine kafa tutan Slobodan Miloseviç i bu Ottopor Hareketi ile devirdi… Önce Milosoviç hakkında karalama kampanyası başlattı. Sırbistan kamuoyunu kışkırttı.5 ekim 2000de Saray önünde gösteri yaptırttı.. Miloseviç istifa etmek zorunda kaldı. Sonra da teslim oldu Uluslararası Mahkemeye… Nitekim Gürcistan da da 1996 da insan haklarını korumak için Özgürlük Koleji kuruldu. Hükümetten yana gibi gözüktü..2000 yılında bölünmeler başladı.. KEMARA. .Türkçe anlamı ile Yeter olan öğrenci hareketi çıktı ortaya… ABD Özgürlük Kurumu, Abd Demokrasi Koleji AB ve Avrupa Konseyi destekledi… Bildiğiniz gibi Şevardnadze istifa edip Almanya’ya siyasi mülteci oldu… ABD Demokrasiyi Koruma Koleji Amerikalı milyarder George Soros un Gürcü lideri düşürmek için 3 ay içinde 24 milyon dolar harcadığını vurguladı… Nitekim Soros çalışanları ülke yönetiminde görev aldı. Gürcistan Rusya ta düşman oldu… Tarımdan turizm e yöneldi. Aylık geliri 200 dolara düştü. Üretici ülkeden tüketici kazanır ülke durumuna düştü.. Kamara Hareketi dağıldı ve liderleri bu sefer Ukrayna’ya geçti 2005 de… Arap Baharına dönecek olursak…
 
Suudi Arabistan merkezli yayın kuruluşları, Lübnan Haliç ( körfez ) ve Iraktaki şubeleriyle mezhepsel bir medya savaşı yürüttüler. Hedef, mezhepçiliği ve kini yaymaktı… Karşısında Suriyeli basın yoktu. Anti mezhepçi yayınları da yetersizdi. Bu harekât, halkı bu konuda ılımlı olan Suriyeli Sünnileri, en uçta tekfirci akımları benimseyen bir sinsi yuva haline getirdi… Suriye’de fakir bölgeden çalışmak için Körfez ülkelere giden işçiler ve öğrenciler orada yoğun sapkın Vahhabi eğitimi alarak tekfirci bir anlayışla ve cepleri para ile döndü. Ve böylece Sünnilerin bir kısmı Vehhabiliğe kaydı maalesef.
 
 
S-Böyle bir projenin mimarları batı emperyalizmi olduğu aşikârdır. Ancak uygulayıcıları Müslümanlar… “Dinler arası diyalog” Gülen hareketi üzerinden yürütülüyor. İktidar kanadı (Ak Parti) ise “Medeniyetler İttifakı” ve “Büyük Ortadoğu Projesi”ni yürütüyor. Yani bir anlamda bölge yeniden dizayn edilirken Türkiye öne çıkıyor, fakat üstlendiği misyon pek de hoş değil. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
 
C-Dinlerarası Diyalog sözü bile küfre mucip bir sözdür…Belki Kültürler arası Diyalog denebilir ama Dinlerarası denemez. Çünkü diğer dinlerde kabul edilmiş olur bu sözle. ..Oysaki Allah indinde tek din İslam’dır.
 
Bu çalışma aslında ilk olarak 1959 yılında dönemin Papası tarafından projelendirilmiştir. ..İslam Dünyasını dejenere etmek ve nihayetinde yıkmak maksadı ile ..Nihayetinde BOP Projeside bu maksatla yürürlüğe konmuştur…Nihai hedef sizlerin de çok iyi bildiği gibi bölgede ikinci İsrail kurmaya matuftur maalesef…Ve mevcut Hükümet bu projenin taşeronluğunu yapmaktadır ne yazık ki…Kendilerinin itiraf ettiği gibi…
 
 
S-Özelikle bu projede Türkiye’ye neden rol verildi?
 
C-Çünkü jeopolitik yönden en müsait olan ülke Türkiye idi… Ayrıca mezhepçi olması ve cahilce hırsa sahip olması hasebi ile en uygun taşeron adayı olarak AKP genel Başkanı uygun görüldü. Ve bu karar ABD’nin en büyük Siyonist mahfilinde alındı ve sonra pratiğe döküldü maalesef.
 
 
S-Batı emperyalizminin Türkiye’ye böyle bir dayatmada bulundu. Erdoğan ise, sürekli batı karşıtı olarak tanındı. Ancak sürece bakıldığında pek de durum bunu göstermiyor. Erdoğan ile batı dünyasının ilişkilerini değerlendirecek olursak, nasıl bir tablo karşımıza çıkar?
 
C-Erdoğan ilk olarak hepimiz bildiği gibi daha milletvekili bile değilken ABD ye çağrılmış ve CFR yani ABD’nin en büyük Siyonist Yahudi gurubundan ” üstün cesaret madalyası ” aldı… Ki bu madalya sadece Yahudi olanlara verilmektedir.
 
S-Sayın Erdoğan Ortadoğu’daki gelişmelerde en çok konuşulan isim oldu. Özelikle Libya, Mısır ve Suriye’de dünyayı bile şaşırtan bir tutumla ortaya çıktı. Libya’daki BM’nin müdahalesini sert dille eleştiren Erdoğan, Suriye’de tam tersini yaptı. Mısır’daki darbe ve öncesinde ise farklı bir Erdoğan’ı gördük. Bunun sebebi sizce ne olabilir?
 
C-Muhakkak ki Sayın Erdoğan’a bu konuda sorulacak onlarca soru var ancak röportajı fazla boğmamak için ben tensip buyurursanız bir kaç tanesini yöneltmek isterim. Mesela AKP kurulurken Dünya Musevi Kongresi lideri Abraham Foxman ile görüşüp niçin destek istemiştir…?!  Gazze’de 9 Türk’ün katledilmesinden sonra bırakınız ambargo uygulamaya, İsrail ile ticareti neden 4 katına çıkarmıştır? !..İsrail’in OECD üyeliğini neden veto etmemiştir? !…Tam tersi onaylamıştır…? THY’nin İsrail ile her hafta onlarca sefer yapmasına neden hayır dememiştir ?!…Suriye’nin kapattığı karayolu güzergahı için İsrail ile niçin anlaşmıştır? !..Suriye sınırındaki mayınlı arazileri İsrail’e vermek için neden çırpınmıştır ?!..
 
Esad’ın yıkılması için MİT -MOSSAD işbirliğine neden onay vermiştir ?!… Netanyahu’nun özel temsilcisi Yosef Chechnove ile Dışişleri müsteşarımız Feridun Sinirlioğlu’nun gizlice buluşma emrini niçin vermiştir? !…Daha bunun gibi pek çok soru bu konu hakkında bize yeterli ipucu vermektedir diye düşünüyorum.

7SABAH
Fehmi Kızılkaya

Bu Haberi Paylaş