ABD’de bir kadının öldürülmesinin ardından ülkenin farklı eyaletlerinde protesto gösterileri düzenlendi. Kadın hakları savunucuları ve sivil toplum örgütleri, artan kadın cinayetlerine, silahlı şiddete ve adalet sistemindeki cezasızlık algısına tepki gösterdi. Gösterilerde “Kadınlar güvende değil”, “Adalet istiyoruz” ve “Devlet bizi korumuyor” sloganları öne çıktı. Polis müdahalesi ve güvenlik önlemleri ise bazı kentlerde tansiyonu daha da yükseltti.
Protestolar, ABD’de kadınlara yönelik şiddetin yapısal bir sorun haline geldiğine dair eleştirileri yeniden gündeme taşırken, Washington yönetiminin aynı dönemde İran’daki protestolara ilişkin sert açıklamalar yapması dikkat çekti. ABD’li yetkililerin, İran’daki gösterilere yönelik “müdahale” ve “baskı” söylemleri üzerinden pozisyon alması, kamuoyunda çifte standart eleştirilerine yol açtı.
ABD yönetiminin önce kendi ülkesindeki temel insan hakları sorunlarına odaklanması gerekiyor. Kadın cinayetleri, polis şiddeti ve toplumsal eşitsizlikler ABD’nin kronik meseleleri arasında yer alırken, başka ülkelerdeki protestolar üzerinden ahlaki üstünlük kurmaya çalışmak inandırıcılığını zedeliyor. “İran’daki protestolara müdahale edeceğine, ülkeni toparla ve kendi vatandaşının güvenliğini sağla” yaklaşımı, özellikle protestocular ve hak savunucuları arasında daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Bu tablo, ABD’nin insan hakları söylemini seçici ve siyasi araç olarak kullandığı eleştirilerini güçlendirirken, küresel ölçekte verdiği mesajların iç kamuoyundaki gerçeklerle çeliştiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
