Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, kaleme aldığı yazısında büyük bir hadisenin yolda olduğunu söyledi.
Şeriatmedari’nin yazısı şölye;
1— Bu günlerde İslamî İran’da ve dünya genelinde yaşanan olaylar, sıradan ve doğal görünmüyor. Tüm mevcut işaretler, büyük ve kader belirleyici bir hadisenin gerçekleşmekte olduğunu gösteriyor. Bu yazıda aktarılacak olanlar bir gaipten haber verme değildir; çünkü “Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez…” (Neml Suresi, 65. ayet). Ancak milletlerin ve kavimlerin durumunu düşünmek, onların akıbetinden ibret almak ve tarihlerinden ders çıkarmak da Kur’an’da sıkça vurgulanmıştır. Örneğin aynı surenin 69. ayetinde şöyle buyrulur: “Yeryüzünde dolaşın ve suçluların sonunun ne olduğuna bakın.”
Şimdi bu kısa ama gerekli açıklamadan sonra okuyunuz.
2— Cuma Suresi’nin 2 ve 3. ayetlerinde şöyle buyrulmaktadır:
“O, ümmîler arasından, kendilerinden bir peygamber gönderen O’dur ki, onlara ayetlerini okur, onları arındırır ve onlara kitap ile hikmeti öğretir. Oysa daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler. Ve henüz onlara katılmamış diğerlerine de (gönderilmiştir). O, mutlak güç sahibidir, hikmet sahibidir.”
Bu ayetler nazil olduktan sonra, orada bulunanlar Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) sordular:
“Henüz Araplara katılmamış bu ‘diğer topluluk’ kimdir?”
Resulullah (s.a.v) Selman-ı Farisi’nin omzuna elini koyarak şöyle buyurdu:
“Allah’ın kastettiği bu adam ve onun kavmidir.”
Devam edelim:
3— İmam Humeyni şöyle buyuruyordu:
“Ben cesaretle iddia ediyorum ki, İran milleti ve milyonluk halkı, bugün Resulullah dönemindeki Hicaz halkından, Hz. Ali ve Hz. Hüseyin dönemindeki Kufe ve Irak halkından daha üstündür.”
Şimdi şu iki olayı karşılaştırın:
Birincisi:
Bir Cuma günü… Peygamber Efendimiz (s.a.v) hutbe vermekteyken bir anda davul ve boru sesleri duyulur. Birinin “Ticaret kervanı geldi!” diye bağırmasıyla birçok kişi namazı bırakıp alışveriş için oraya koşar. Bunun üzerine şu ayet nazil olur:
“Onlar bir ticaret veya eğlence gördüklerinde hemen ona yönelir ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah katında olan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır…” (Cuma Suresi)
Dikkat ediniz; Allah Resulü (s.a.v) hutbe veriyordu, yani yaratılmışların en üstünü oradaydı.
İkincisi:
(1985)…
Cuma namazı, dönemin Cumhurbaşkanı olan Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin imametinde kılınıyor. Hutbe sırasında büyük bir patlama meydana geliyor. 14 kişi şehit oluyor, yaklaşık 88 kişi yaralanıyor.
Ama tek bir kişi bile namazı terk etmiyor.
Hemen ardından “Allahu Ekber”, “Kahrolsun Amerika”, “Kahrolsun İsrail”,
“Hüseyin Hüseyin şiarımızdır, şehadet iftiharımızdır” sloganları yükseliyor.
Sunucu imamı kürsüden indirmek isterken, o konuşmasına devam ediyor.
İkindi namazında Irak savaş uçakları gökyüzüne geliyor, bombalar atılıyor…
Ama insanlar hiçbir korku belirtisi göstermeden namaza devam ediyor.
İmam Humeyni bu olay hakkında şöyle demiştir:
“O Cuma gününü asla unutmuyorum… O görkem, o nur, o direniş…
Herkesi dikkatle izledim, tek bir kişinin bile sarsıldığını görmedim.
İmam hutbeye aynı kararlılıkla devam etti, sesi değişmedi.
İnsanlar yerlerinden kalkmadı.
Sadece şöyle haykırdılar:
‘Hüseyin Hüseyin şiarımızdır, şehadet iftiharımızdır.’”
4— Bu satırların yazarı tarihçi değildir; ancak tarihe bakıldığında ve tarihçilerle konuşulduğunda şu kesin sonuca varılır:
Bugün, özellikle 12 günlük savaş sonrası ve içinde bulunduğumuz süreçte İran halkında görülen bu fedakârlık ve direniş, insanlık tarihinde benzeri olmayan bir durumdur.
Gece gündüz, kadınlar, erkekler, gençler, çocuklar, yaşlılar;
soğukta, yağmurda, kar altında, hatta füze tehdidi altında, oruçlu halde İslam’ı savunmak ve İran’a destek vermek için meydanlardadır.
Bu durum “mucize gibi” deniyor ama aslında mucize gibi değil; bizzat mucizedir.
Ve bu hikâye daha devam edecektir…
5— Bu meselenin detayları bu kısa yazının sınırlarını aşar. Ancak şu cesaretle söylenebilir ki:
Gizli imamımız Hz. Mehdi (a.f), Allah yolunda bu fedakârlığı karşılıksız bırakmayacaktır.
Kesinlikle büyük bir hadise yakındır ve büyük, kader belirleyici bir zafer yoldadır.
İnşallah.
