RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Büyük İddialarla Kurulan Fetih Ordusu ve ÖSO Tamamen Parçalandı

Büyük İddialarla Kurulan Fetih Ordusu ve ÖSO Tamamen Parçalandı
31.01.2017 © RAST HABER
Suriye sürecinin ilk dönemlerinde, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve ABD tarafından kurdurulan Özgür Suriye Ordusu isimli göstermelik ordu tamamen çöktü.

2011 Haziran ayında  Antalya’da yapılan ve devşirme Suriyelilerin katıldığı toplantı sonrasında oluşturulan Suriye Ulusal Konseyinin kararı ve Katar, Suudi Arabistan ve AKP iktidarının aktif desteği ile Ağustos ayı içerisinde kurulan ÖSO’yu oluşturan gruplar dağıldılar.

Fetih Ordusu ve ÖSO içerisinde Halep hezimeti sonrası başlayan çatışmalar, Astana süreci sonrasından çok daha şiddetlenerek yeni saflaşmalara neden oldu.

2016 Aralık ayında yaşanan Halep bozgunu ve sonrasında Türkiye’nin Suriye siyasetini değiştirerek Rusya ve İran ile birlikte hareket etme kararı almak zorunda kalması ve kendi etkinlik alanı içerisindeki grupları Astana sürecine dahil etmesi, İdlib saldırılarında oluşturulan Fetih Ordusu çatısı altındaki gruplar arasında şiddetli çatışmaların yaşanmasına neden oldu.

 18 Mart 2011’de Suriye’de çatışmalar başladığında sürecin taşıyıcı yapısı olarak görülen sadece Müslüman Kardeşler örgütü vardı. Ancak uzun süredir devlet ile çatışma halinde olduğu için silahlı ciddi bir yapıya sahip değildi. Harekete geçirebileceği kesimler vardı ancak, silahlı bir örgüt yoktu.

2011 Haziran’ında Antalya toplantısı sonrasında çeşitli Avrupa ülkelerinin katkıları ve Türkiye ve Katar’ın aktif girişimlerinin ardından 2011 Ağustos ayında  Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kuruldu. Hemen arkasından ise ağırlıklı kitlesini Müslüman Kardeşler örgütünün oluşturduğu Suriye Ulusal Konseyi kuruldu ve başkanlığına da Burhan Galyun seçildi.

ÖSO uzunca bir süre Suriye’deki savaşta yer alan neredeyse tün silahlı örgütlerin tanımlamada kullanılan isim oldu. IŞİD ve Nusra dahil olmak üzere tüm gruplar kendi meşruluklarını bu yapı üzerinden sağladılar. ÖSO kısa sürede tüm Avrupa’nın da tanıdığı, rejime karşı olan askerlerin oluşturduğu orduymuş gibi sunularak imajları kamufle edildi.

Avrupa ağırlıklı olarak oluşturulan “Suriye’nin Dostları” grubu, BM nezdinde Surye’ye sürekli olarak müdahale edilmesini gündemde tutarak, zorlamalarla oluşturulan Suriye Ulusal Konseyi’nin meşrulaştırılmasını sağladı. Artık her türden silah ve mühimmat meşruluğu tanınan ÖSO adı altında Suriye’ye sokuluyor ve bu gruplara ulaştırılıyordu.

Suriye’ye Libya tarzı bir müdahale için BM’den sonuç alamayan bu ülkeler, Suriye’de var olan hemen her cihatçı grubu pervasızca silahlandırdılar. ÖSO paravan bir yapı olarak uzunca bir süre Türkiye, Katar ve diğer kimi ülkeler tarafından yıllarca kullanıldı. Suriye’deki savaşta bu güne kadar ciddi bir askeri başarı kazanmayan ÖSO, tüm grupların faydalandığı bir terör şemsiyesi olarak işlev gördü. Yöneticilerinin tamamına yakınının Türkiye’de yaşadığı bu örgüt Türk MİT’i tarafından alenen yönlendirilen ve kullanılan bir yapı olarak var oldu.

ÖSO’nun basına yansıyan yüzünü Suriye Ordusundan kaçan subaylar oluşturuyordu. Ancak bünyesinden  ağırlıklı olarak Tevhit Tugayları, Sukuru’ş- Şam, Ahraru Şam, Türkmen çeteleri ve sonradan İslam Ordusu oluşturuyordu.

Daha sonraki süreçte IŞİD, Nusra e Ahrar-u Şam bu yapıdan ayrılarak, kendi radikal çizgilerini etkin kılmaya başladılar. Çatışmalı başlayan bu süreç, radikal cihatçı grupların saha hakimiyetlerini artırmaları ile sonuçlandı. ÖSO tamamen zayıflamış ancak diğer  güçler ÖSO’ya sağlanan olanaklarla çok daha güçlenerek sahada egemen oldular.

Suriye’deki çatışmaların çok daha şiddetlendiği 2013 Aralık ayında İslami Kurtuluş Cephesi, Ahrar-u Şam ve diğer 7 örgüt yanyana gelerek ‘İslami Cephe’ isimli bir yapıyı oluşturdular. Bu süreçten sonra büyük umutlarla(!) kurulan ÖSO tam anlamıyla tabela örgütü haline dönüştü.

 Halep Yenilgisi Ve Astana

Halep hezimeti ve AKP’nin Suriye politikasındaki değişim sonrasında Suriye sahasında etkin olan gruplar arasındaki çelişkiler daha bir keskinleşerek çatışmalara dönüştü. İlk adımda Fetih Cephesi içerisinde başlayan çatışmalar, diğer grupların da katılımıyla şiddetlenerek büyüdü.

Türkiye’nin Suriye politikasını değiştirerek İran ve Rusya ile birlikte hareket etmeye başlaması, Astana süreci ile birlikte silahlı gruplara müdahale etmesi bölgede yeni oluşumları gündeme getirdi.

Nusra Cephesi, Astana görüşmelerine katılan terör gruplarını ihanetle suçlayarak, yolunu ayırdığını duyurdu. Aynı örgütlerin Halep’in düşmesinden de sorumlu olduğunu, kendilerine ait askeri bilgileri sızdırdığını iddia ederek savaş başlattı. Nusra cephesinin Sukuru’ş- Şam, Feylaku’ş Şam, Ensaru’d- Din, Mücahitler Ordusu gibi Ahrar-u Şam’ın müttefiki olan gruplara saldırıları ile çatışmalar daha da şiddetlendi.

Bu saflaşma sürecinde daha önce Ahrar-u Şam’ın müttefiki olan bazı gruplar, Nusra’nın safına geçerek ‘Tahriru’ş- Şam’ adlı yeni bir grup oluşturdu.

Böylelikle büyük iddialarla kurulan Fetih Ordusu ve ÖSO tamamen parçalanmış ve işlevini yitirmiş oldu. Sahanın askeri egemenliğin, Nusra, IŞİD ve türevi örgütler tamamen ele geçirmiş oldu.

6 yıldır devam eden ve yüz binlerce insanın yaşamı kaybettiği Suriye savaşı sona yaklaşıyor. Artık hiç kimse “Esadsız” bir çözümü selendirmiyor. AKP, Moskova mutabakatında Suriye Arap Cumhuriyet’ini, yani Beşar Esad’ı resmen tanımış oldu. Emevi Camii hayalleriyle yola çıkanlar, bu amaçla örgütler organize edenler şimdilerde bu terör örgütlerinin hedefi durmundalar.

“Terör akrep gibidir. Birgün mutlaka cebinde taşıyanı sokacaktır.”

Ömer Ödemiş/HABER ANALİZ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 1 Yorum )

  • asç ;

    Bunca kurbanları de niyaziceye
    Dünyalarını ve ahiretlerini kaybettiler
    İşte budur apaçık hüsran
    Budur Rabbimizin yüce ayetlerı ile ticaret apanların sonu
    Rabbimiz onun yüce ayetlerını alçak çıkarlara alet eden tüm münafıkları dünyada ve ahirette lanet etsin

    31.01.2017 9:19 am
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER