<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ayetullah Cevadi Amuli &#8211; Rast Haber</title>
	<atom:link href="https://rasthaber.com/category/dusunce-yazilari/ayetullah-cevadi-amuli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://rasthaber.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Oct 2026 06:22:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/08/cropped-rastlogo-32x32.png</url>
	<title>Ayetullah Cevadi Amuli &#8211; Rast Haber</title>
	<link>https://rasthaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ayetullah Cevadi Amuli’den Büyük Günahların Affı İçin Tavsiye</title>
		<link>https://rasthaber.com/ayetullah-cevadi-amuliden-buyuk-gunahlarin-affi-icin-tavsiye/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/ayetullah-cevadi-amuliden-buyuk-gunahlarin-affi-icin-tavsiye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayetullah Cevadi Amuli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2026 06:22:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayetullah Cevadi Amuli]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=46261</guid>

					<description><![CDATA[Şii taklit mercii Ayetullah Cevadi Amuli, Kur&#8217;an ve hadislerdeki günahlara kefaret kavramına değinerek; insanların sorunlarını çözmeyi, istihdam yaratmayı ve gençlerin evlenmesine yardım etmeyi ahlaki kefaretin tezahürlerinden saydı. Şii taklit mercii Ayetullah Cevadi Amuli, Kur&#8217;an ve sünnetteki günahlara kefaret kavramına işaret ederek şunları söyledi: &#8220;Kefaret, ilaç veya takviye edici gıdalar mesabesindedir. Kur&#8217;an ve sünnette azap niteliğinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şii taklit mercii Ayetullah Cevadi Amuli, Kur&#8217;an ve hadislerdeki günahlara kefaret kavramına değinerek; insanların sorunlarını çözmeyi, istihdam yaratmayı ve gençlerin evlenmesine yardım etmeyi ahlaki kefaretin tezahürlerinden saydı.</strong></p>
<p>Şii taklit mercii Ayetullah Cevadi Amuli, Kur&#8217;an ve sünnetteki günahlara kefaret kavramına işaret ederek şunları söyledi: &#8220;Kefaret, ilaç veya takviye edici gıdalar mesabesindedir. Kur&#8217;an ve sünnette azap niteliğinde olan bir dizi ceza yer almaktadır; ancak Kur&#8217;an ve hadislerde ortaya konulan kefaret yapıcıdır.&#8221;</p>
<p>Kefaretin terbiye edici ve ahlaki bir boyuta sahip olabileceğini belirten Amuli, sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Eğer biri bir günah işlemişse, başkalarının sorunlarından bir düğümü çözdüğünde bu onun kefareti olur. Bu kefaret fıkhi değil, ahlakidir.&#8221;</p>
<p>Fıkhi ve ahlaki kefaret arasındaki farka değinen Ayetullah Cevadi Amuli, şunları kaydetti: &#8220;Kefaret iki çeşittir; biri diğer ülkelerde de var olan yakalama, bağlama ve cezalandırma tarzı, diğeri ise terbiye edici kefarettir.&#8221;</p>
<p>Bu yüce taklit mercii açıklamalarına şöyle devam etti: &#8220;Eğer bir zaman insanın ayağı kayar ve bir hata yaparsa, derhal üretim ve istihdama yönelmeli ve gençlerin sorununu çözmelidir. Eğer bir genç evlenemiyor, gerçekten darlık çekiyor ve ızdırap duyuyorsa onun sorununu çözün; işte bu sizin günahlarınızın kefaretidir.&#8221;</p>
<p>İnsanların sorunlarını çözmenin olumlu etkilerine işaret eden Amuli, &#8220;İnsan üretim yapmaktan, istihdam oluşturmaktan ve bir gencin işe girip evlenmesinden lezzet alır; o olayı her hatırladığında bundan keyif duyar&#8221; dedi.</p>
<p>Ayetullah Cevadi Amuli, ahlakın kefarete böyle bir bakış açısı olduğuna vurgu yaparak, &#8220;Fıkıhta da ahlaki tartışmalar mevcuttur; yoksulu doyurmak ve oruç tutmak bu kefaretler arasındadır. Ancak biri büyük bir günah işlemişse, üretim alanında önemli bir iş yaparak bunun kefaretini ödeyebilir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Açıklamasının devamında Hz. Emir&#8217;in (a.s.) günahların kefareti ve insanların sorunlarını çözmeye dair nurlu buyruğuna işaret eden Amuli, şu hadisi aktardı: &#8220;مِنْ کَفّاراتِ الذُّنوبِ العِظامِ إغاثَةُ المَلهوفِ وَالتَّنفیسُ عَنِ المَکروبِ&#8221; (Büyük günahların kefaretlerinden biri, çaresiz kalanın imdadına yetişmek ve darlık içindekinin sıkıntısını gidermektir).</p>
<p>Sıkıntıdan ferahlatma (tenfis) kavramını açıklayan taklit mercii, sözlerine şunları ekledi: &#8220;Sorunu olan birinin sanki nefesi kesilmiştir; fakir ve darda olan bir kimsedir ve onurunu korumasına rağmen darlık içindedir. Siz onun sorununu çözerek nefes yolunu açın ki nefes alabilsin; bunu yaparsanız Allah da bağışlanma vesilesini sağlar.&#8221;</p>
<p>Ayetullah Cevadi Amuli son olarak şunları vurguladı: &#8220;Ulu bir ruha sahip olan; fedakarlık, yücelme, üretim ve istihdam ehli olan bir kimse esasen günah işlemeyi düşünmez; zira günah, şeytana tabi olmaktır.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/ayetullah-cevadi-amuliden-buyuk-gunahlarin-affi-icin-tavsiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Zeynep (s.a.) Hakikatin Tahrif Edilmesine Karşı Durdu</title>
		<link>https://rasthaber.com/hz-zeynep-s-a-hakikatin-tahrif-edilmesine-karsi-durdu/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/hz-zeynep-s-a-hakikatin-tahrif-edilmesine-karsi-durdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayetullah Cevadi Amuli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2026 10:31:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayetullah Cevadi Amuli]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=46130</guid>

					<description><![CDATA[Ayetullah Abdullah Cevadi Amuli, Hz. Zeynep&#8217;in (s.a.) Ubeydullah bin Ziyad karşısındaki tutumunu açıklayarak, O&#8217;nun Emevi cebrilik (kadercilik) düşüncesini reddedip insanın irade hakikatini ve eylemlerinden doğan sorumluluğunu ortaya koyduğunu vurguladı. Ayetullah Abdullah Cevadi Amuli, Çarşamba günü öğleden önce Kum Azam Camii&#8217;nde toplumun çeşitli kesimlerinin katılımıyla düzenlenen haftalık ahlak dersi oturumunda, Hz. Zeynep el-Kübra&#8217;nın (s.a.) kutlu doğum [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ayetullah Abdullah Cevadi Amuli,</strong> <strong>Hz. Zeynep&#8217;in (s.a.) Ubeydullah bin Ziyad karşısındaki tutumunu açıklayarak, O&#8217;nun Emevi cebrilik (kadercilik) düşüncesini reddedip insanın irade hakikatini ve eylemlerinden doğan sorumluluğunu ortaya koyduğunu vurguladı.</strong></p>
<p>Ayetullah Abdullah Cevadi Amuli, Çarşamba günü öğleden önce Kum Azam Camii&#8217;nde toplumun çeşitli kesimlerinin katılımıyla düzenlenen haftalık ahlak dersi oturumunda, Hz. Zeynep el-Kübra&#8217;nın (s.a.) kutlu doğum yıldönümüne değinerek İslam&#8217;ın bu büyük hanımefendisinin sözlerinin marifet ve ilim boyutlarını açıkladı; Emevi iktidar aygıtı karşısındaki tutumunun kelami ve itikadi konumunu izah etti.</p>
<p>Ayetullah Cevadi Amuli, Hz. Zeynep&#8217;in (s.a.) Kûfe&#8217;de Ubeydullah bin Ziyad ile gerçekleşen diyalogunu inceleyerek bu yüzleşmeyi Kerbela musibetlerine verilen duygusal bir yanıtın ötesinde değerlendirdi; insanın irade sahibi oluşunu açıklama ve cebrilik düşüncesini reddetme hususundaki önemini vurguladı.</p>
<p>Ehl-i Beyt&#8217;in (a.s.) dini maarifi açıklamanın yanı sıra fikri ve itikadi sapmalar karşısında da duruş sergilediğine işaret eden taklit mercii: &#8220;Hz. Zeynep el-Kübra&#8217;nın (s.a.) Kûfe&#8217;deki sözleri derin bir marifetin göstergesidir ve önemli itikadi ile kelami meselelerden birini hedef almaktadır; onu sadece musibet ve üzüntünün dile getirilmesi çerçevesinde değerlendirmemek gerekir.&#8221; dedi.</p>
<p>Ayetullah Cevadi Amuli sözlerine devam ederek Emevi yöneticilerinin cebir (kadercilik) düşüncesini yayma çabalarına dikkat çekti ve bu yaklaşımın, hükümetin icraatlarını meşrulaştırma ile davranışların sorumluluğunu üstlenmekten kaçınma aracı olduğunu açıkladı. Böylesi bir bakış açısında kazanımların ve hayırların yöneticilerin hanesine yazıldığını, ancak sorunların ve yanlış davranışların ilahi kaza ve kadere yüklendiğini belirtti.</p>
<p><strong>Hz. Zeynep (s.a.) İnsanın Sorumluluğunu Açıkladı</strong></p>
<p>Bu yaklaşımın İslam tarihinin sonraki dönemlerinde de devam ettiğine işaret eden taklit mercii: &#8220;Beni Ümeyye ve ardından Beni Abbas ile diğer yöneticiler, zulümlerini meşrulaştırmak ve iktidarlarını korumak için zaman zaman olayları ilahi kaza ve kadere yüklüyor, böylece davranışlarının sorumluluğunu üstlenmekten uzaklaşıyorlardı. Oysa Ehl-i Beyt&#8217;in (a.s.) öğretisi mutlak cebir ile mutlak tefvizden (tam serbestlik) öte bir hakikate dayanmaktadır.&#8221; diye ekledi.</p>
<p>Ayetullah Cevadi Amuli: &#8220;Bu itikadi öğretilere göre insan yaptığı eylemlerden sorumludur; davranışlarını ilahi iradeye bağlayamaz ve bunlar hakkında hesap vermekten kaçınamaz.&#8221; hatırlatmasında bulundu.</p>
<p>Masum İmamların (a.s.) marifetin en yüksek mertebelerinde hassas akli ve ilmi meseleleri toplum için açıkladıklarını belirten Ayetullah Cevadi Amuli: &#8220;İtikadi sapmalarla mücadele etmek ve insanın sorumluluk hakikatini aydınlatmak, Ehl-i Beyt تعالiminin (a.s.) önemli boyutlarından sayılmaktadır.&#8221; dedi.</p>
<p>Konuyu izah ederken Ubeydullah bin Ziyad&#8217;ın Hz. Zeynep el-Kübra (s.a.) ile karşılaşmasına değinen Amuli: &#8220;Ubeydullah bin Ziyad Kerbela&#8217;da İmam Hüseyin (a.s.) ve hanedanının başına gelenler hakkında konuştuğunda ve bu olayları Allah&#8217;a yüklemek istediğinde, Hz. Zeynep (s.a.) hassas bir yanıtla ilahi irade ile cinayeti işleyenlerin sorumluluğu arasındaki sınırı net bir şekilde çizdi.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Huzevî üstat, Hz. Zeynep&#8217;in (s.a.) «Mâ raeytü illâ cemîlâ» <em>(Güzellikten başka bir şey görmedim)</em> ibaresiyle bilinen meşhur yanıtına işaret ederek: &#8220;Bu sözün anlamı Kerbela vakasını gerçekleştirenlerin cinayetini görmezden gelmek değildir; aksine Hz. Zeynep (s.a.) bu yanıtla ilahi fiilin güzelliğini zalim insanların cinayetinden ayırmış ve katliam ile zulmün sorumluluğunun bunu işleyenlerin omuzlarında olduğunu göstermiştir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Özgür İnsan Kendi Değerini Cennetle Ölçer</strong></p>
<p>Ayetullah Cevadi Amuli konuşmasının başka bir bölümünde, Nehcü&#8217;l-Belâğa&#8217;dan pasajlar açıklayarak insanın gerçek değerini ve özgürlük/özgür ruhluluk kavramını izah etti; geçici makamlara ve konumlara gönül bağlamaktan kaçınmanın gerekliliğini vurguladı.</p>
<p>Amirü&#8217;l-Müminin Ali&#8217;nin (a.s.) insanın varoluşsal değeri hakkındaki kelamına işaret eden Amuli: &#8220;Nehcü&#8217;l-Belâğa&#8217;da şöyle buyrulmaktadır: Biliniz ki varlığınızın cennetten başka bir bedeli yoktur, öyleyse onu cennetten başkasına satmayın.&#8221; dedi.</p>
<p>İnsanın kendi varoluşsal değerini tanıması gerektiğini vurgulayan Ayetullah Cevadi Amuli: &#8220;Özgür ruhluluk, insanın kendisini geçici işlere kaptırmaması ve kendi gerçek konumunu yüce ölçütlerle değerlendirmesindedir; çünkü insanın değeri cennetten az değildir ve kendisini bundan daha düşük bir bedele satmamalıdır.&#8221; hatırlatmasında bulundu.</p>
<p><strong>İnsan Kendi Hakikatini Tanıyarak Kemale Yaklaşır</strong></p>
<p>İnsanın gerçek değerini tanımasının sonuçlarına değinen havza üstadı: &#8220;Değersiz şeylere gönül bağlamaktan uzak duran ve varlığını cennetle ölçen kimse, düşünce ve davranışta da farklı bir yol izler; böyle bir bakış açısında hem kendisi hem de başkaları için iyilik istemek yer bulur.&#8221; dedi.</p>
<p>Amuli sözlerine şöyle devam etti: &#8220;İnsan hayatının amacını kemal yoluna koyduğunda ne başkalarına zarar verir ne de kendisini hayır ve bereketten mahrum bırakır; aksine davranış ve kararlarının yüce insani ve manevi değerlerle uyumlu olmasına gayret eder.&#8221;</p>
<p>İnsanın kalbinin isteklerine ve eğilimlerine dikkat etmesi gerektiğini belirten Amuli: &#8220;Her birey kendi gönül kitabını okumalı, kalbinin neye meylettiğini ve nasıl bir yol izlediğini görmelidir; zira içsel hakikati tanımak, yaşam yoluna daha fazla dikkat etmenin ve kemale doğru hareket etmenin zeminini sağlayabilir.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Allah&#8217;ı anmanın ve Rabbe münacat etmenin önemine değinen taklit mercii: &#8220;İnsanın kalbi Allah ile iletişim kurma ve münacat etme kapasitesine sahiptir; Rabbin adı ve zikri, manevi mesafeleri aşmanın ve insanın varlığın kaynağı ile olan bağını güçlendirmenin zeminini hazırlayabilir.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>İlahi Yakınlık Bağlardan Kopmakla Güçlenir</strong></p>
<p>Kalbi tanıma konusunu özgürleşme ve dünyevi bağlardan kurtulma tartışmasına bağlayan Ayetullah Cevadi Amuli, insanın yücelme yolunda ilerlemesine engel olan gönül bağlarının bir kenara bırakılmasının gerekliliğini vurguladı.</p>
<p>Değersiz bağların terk edilmesiyle insanın manevi mesafelerinin azaldığına işaret eden Amuli: &#8220;İnsan ilahi yakınlık yolunda ne kadar ilerlerse Allah ile olan iletişimi o kadar derinleşir; bu yolda insanın dikkati lafızlardan ve dış görünüşlerden ilahi hakikatin daha derin bir şekilde kavranmasına doğru kayar.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Huzevî üstat konuşmasının devamında, ruhun yaratılış sistemindeki konumuna işaret ederek bedensel özellikler ile insani hakikat arasındaki farkı açıkladı ve: &#8220;Kadın veya erkek olmak insanın bedensel boyutuyla ilgilidir; ancak ruh kendi hakikati bakımından eril veya dişil değildir.&#8221; dedi.</p>
<p>Bedensel özelliklerin ruhun hakikatiyle aynı görülmemesi gerektiğini vurgulayan Amuli: &#8220;Beden ruhun uçması için bir vasıta ve basamaktır; bedene ait özellikler ruhun hakikatine ve insanın manevi kapasitelerine genellenmemelidir.&#8221; diye ekledi.</p>
<p><strong>İnsanın Ruhu Cinsiyetle Sınırlı Değildir</strong></p>
<p>Ayetullah Cevadi Amuli, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in müminlerin ve salihlerin sıfatları hakkındaki ayetlerine işaret ederek insanlığın kemal yolunda ilerlemedeki ortak kapasitesini vurguladı ve: &#8220;İnsani hakikat kadın veya erkek olmakla sınırlı değildir; tüm insanlar yücelme yolunu izleyerek manevi bakımdan yüksek mertebelere ulaşabilirler.&#8221; dedi.</p>
<p>İnsan ruhunun kemal ve tecerreüd (maddeden arınma) yolunda ilerlediğini belirten Amuli: &#8220;Yücelme yolunda önemli olan şey insani hakikat ve kemale doğru harekettir; insanlar manevi kapasitelerini geliştirerek melekuti insan makamına erişebilirler.&#8221; diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/hz-zeynep-s-a-hakikatin-tahrif-edilmesine-karsi-durdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayetullah Cevadi Amuli: Düşman Karşısındaki Gafleti En Aza İndirmeliyiz</title>
		<link>https://rasthaber.com/ayetullah-cevadi-amuli-dusman-karsisindaki-gafleti-en-aza-indirmeliyiz/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/ayetullah-cevadi-amuli-dusman-karsisindaki-gafleti-en-aza-indirmeliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayetullah Cevadi Amuli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 16:26:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayetullah Cevadi Amuli]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=22308</guid>

					<description><![CDATA[Şii taklit mercilerinden Ayetullah Abdullah Cevadi Amuli, düşman ve özellikle İsrail karşısında sürekli teyakkuz hâlinde olunması gerektiğini belirterek, “Nasıl ki oruçlu kimse mazmaza yaparken tadı hisseder ama orucu bozulmazsa, mümin insan da bilinçli bir dikkatle gafleti en aza indirmeli, akıl ve kalbi kendi varlığının imamı kılmalıdır” dedi. Ayetullah Cevadi Amuli’nin haftalık ahlak dersi, bu sabah [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şii taklit mercilerinden Ayetullah Abdullah Cevadi Amuli, düşman ve özellikle İsrail karşısında sürekli teyakkuz hâlinde olunması gerektiğini belirterek, “Nasıl ki oruçlu kimse mazmaza yaparken tadı hisseder ama orucu bozulmazsa, mümin insan da bilinçli bir dikkatle gafleti en aza indirmeli, akıl ve kalbi kendi varlığının imamı kılmalıdır” dedi.</p>
<p>Ayetullah Cevadi Amuli’nin haftalık ahlak dersi, bu sabah Kum’daki Azam Camii’nde halkın farklı kesimlerinin katılımıyla düzenlendi.</p>
<p>Dersinde, “Şüphesiz bu kalpler, bedenlerin yorulduğu gibi yorulur; o hâlde onları hikmetin incelikleriyle tazeleyin” hikmetli sözüne atıfta bulunan Cevadi Amuli, kalbin korunması ve ilahi marifetlerle beslenmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Kalbin ihyasının tek yolunun hikmet, Kur’an, dua ve münacattan geçtiğini ifade etti.</p>
<p>Kur’an mantığında “hilafet” kavramını açıklayan Cevadi Amuli, gerçek halifenin kendi görüş ve hevesini değil, kendisini görevlendirenin sözünü dile getiren kişi olduğunu belirtti. Bu nedenle imamet ve nübüvvet makamlarının kazanılmış ya da öğrenilmiş makamlar olmadığını, bunların yalnızca Yüce Allah tarafından verilen birer “ilahi ahit” olduğunu söyledi.</p>
<p>İmamet ve hilafetin ilahi terbiye ve Allah’ın ahdiyle gerçekleştiğini kaydeden Cevadi Amuli, peygamberler ve imamların “Halifetullah” olduğunu, ancak imametin yalnızca ilim tahsiliyle ya da beşerî çabayla elde edilemeyeceğini dile getirdi. Bir insanın eğitimle içtihat, hikmet ve benzeri mertebelere ulaşabileceğini, fakat imamın ilmi ve mucizesinin ders ve akademik yöntemlerle kazanılamayacağını vurguladı.</p>
<p>Konuşmasının başka bir bölümünde Hz. Ali’nin (a.s.) sözlerine atıf yapan Cevadi Amuli, ölümle birlikte insanın ebediyet âlemine geçtiğini belirterek, “Ölüm bir şehirden ya da ülkeden çıkış değil, tarihten çıkıştır. İnsan gözünü kapattığı anda ebediyet sahasına adım atar. Bu sahne sınırsızdır ve oraya eli boş girilemez” dedi.</p>
<p>Kalbin, uzuv ve organların yönetimindeki rolüne dikkat çeken Cevadi Amuli, imamların öğrencisi olunması, onların getirdiklerinin öğrenilip hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Kalp ve aklın bedenin imamı olması hâlinde gözün, elin ve ayağın hak yolunda hareket edeceğini; aksi durumda insanın adaletsizlik ve cahiliye vadisine sürükleneceğini söyledi.</p>
<p>“İmamet ve ümmet sistemi”nin diğer sistemlerden köklü biçimde farklı olduğunu vurgulayan Cevadi Amuli, havza ve üniversitelerin eğitim ve cehaleti giderme, cami ve dinî heyetlerin ise ahlaki terbiye ve bilinç kazandırma görevini üstlendiğini; ancak tüm bu faaliyetlerin imamet sistemi içinde anlam kazandığını dile getirdi. Ona göre imamet ve ümmet sistemi, cahiliyeyi ortadan kaldırma sorumluluğunu taşımaktadır.</p>
<p>Cevadi Amuli, kalbin Kur’an, gece namazı, dua ve münacatla diri tutulmasının birey ve İslam toplumu için sürekli bir gereklilik olduğunu belirterek, kalbin gaflet uykusuna dalmasına asla izin verilmemesi gerektiğini hatırlattı.</p>
<p>Özellikle toplumsal ve siyasi alanlarda “gaflet uykusu”na karşı uyarıda bulunan Ayetullah Cevadi Amuli, Hz. Ali’nin (a.s.) şu uyarısını hatırlattı: “Siyasi, toplumsal ve ekonomik uyku, gözde sadece mazmaza kadar olmalıdır; asla bunun ötesine geçmemelidir.” Düşmanın uyumadığını vurgulayan Cevadi Amuli, “Ülkeyi kaosa sürüklemek için pusuda bekleyen düşman ve İsrail karşısında uyanık olunmalıdır. Mümin insan, bilinçli bir dikkatle gafleti en aza indirmeli, akıl ve kalbi kendi varlığının imamı kılmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/ayetullah-cevadi-amuli-dusman-karsisindaki-gafleti-en-aza-indirmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabe&#8217;nin Sırları</title>
		<link>https://rasthaber.com/kabenin-sirlari/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/kabenin-sirlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayetullah Cevadi Amuli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 10:26:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayetullah Cevadi Amuli]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=5157</guid>

					<description><![CDATA[Rasthaber &#8211;  &#8220;Biz o taşı o kadar yumuşak hale getirdik ki Hz. Halil (as) onun üzerine bastığında ayakları gömüldü ve izleri kaldı.&#8221; diye buyuruyor Yüce Allah. Peki, sırlarla dolu bu mukaddes beldeyi böylesine önemli kılan detaylar nedir? Fahr-i Razi kendi tefsirinde başta Kâbe&#8217;nin inşa edilişi olmak üzere onun etrafında tezahür eden birçok özelliğe değinmiştir. Zemzem Suyu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><b><strong>Rasthaber &#8211; </strong></b> &#8220;Biz o taşı o kadar yumuşak hale getirdik ki Hz. Halil (as) onun üzerine bastığında ayakları gömüldü ve izleri kaldı.&#8221; diye buyuruyor Yüce Allah.</p>
<p style="font-weight: 400;">Peki, sırlarla dolu bu mukaddes beldeyi böylesine önemli kılan detaylar nedir?</p>
<p style="font-weight: 400;">Fahr-i Razi kendi tefsirinde başta Kâbe&#8217;nin inşa edilişi olmak üzere onun etrafında tezahür eden birçok özelliğe değinmiştir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-5158 size-full" src="https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/09/kabenin-sirlar-ayetullah-cevadi-amuli-rasthaber.webp" alt="" width="1200" height="819" srcset="https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/09/kabenin-sirlar-ayetullah-cevadi-amuli-rasthaber.webp 1200w, https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/09/kabenin-sirlar-ayetullah-cevadi-amuli-rasthaber-300x205.webp 300w, https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/09/kabenin-sirlar-ayetullah-cevadi-amuli-rasthaber-1024x699.webp 1024w, https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/09/kabenin-sirlar-ayetullah-cevadi-amuli-rasthaber-768x524.webp 768w, https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/09/kabenin-sirlar-ayetullah-cevadi-amuli-rasthaber-860x587.webp 860w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><b><strong> Zemzem Suyu</strong></b></li>
</ol>
<p style="font-weight: 400;">Zemzem suyunun şifalı olmasının yanı sıra uzun müddetler beklese bile diğer suların aksine bozulmadığı bilinen bir gerçektir. Ayrıca bu su yatağı, yağmur ve kar gibi doğa olaylarının bir hayli nadir görüldüğü bu kurak topraklarda binlerce yıldır kaynamaktadır. Yağmuru oldukça seyrek olan ve neredeyse kar yağışına tanık olanların sayısı bir elin parmakları kadar olan bir yerde kurumak nedir bilmeyen bir su gözüdür Zemzem. Bu elbette Allah&#8217;ın Beyyinat ayetlerinden birisidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu su oldukça bereketlidir hatta Allah Resulü (saa) ondan Mekke&#8217;ye gelenlere hediye ederdi. Zemzem suyunun şifalı olması, öte yandan bozulmaması ve kokmaması da şüphesiz ayrı bir mucizedir. Kısaca bu suyun kendisi bir başına Beyyinat ayetlerindendir.</p>
<p style="font-weight: 400;">* * *</p>
<ol start="2">
<li style="font-weight: 400;"><b><strong> Meş’ari’l-Haram (Müzdelife)</strong></b></li>
</ol>
<p style="font-weight: 400;">Mekke çevresinde yer alan Meş&#8217;ar, Arafat ve Mina da Yüce Allah&#8217;ın Beyyinat ayetlerindendir. İşin özünde şiddetli yağmurların ardınca ortaya çıkan selin getirisi olan büyük taş ve kaya parçalarının birbirlerine çarparak kırıla kırıla meydana getirdiği küçük küçük taşların orada yağmur ve sel olmaksızın yığılması ve ortalama her Hacının yerden yaklaşık yetmiş adet çakıl taşı alması ve hala bu taşların bitmemesi mucizeden başka bir şey değildir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yine Fahr-i Razi tefsirinde şöyle demektedir: &#8220;Yıllık yaklaşık altı yüz bin hacının (o döneme ait) her birinin yerden yetmiş irili ufaklı taş alıp Şeytan taşlamak için attığı o taşları remiden sonra kim toplamaktadır acaba?! İşte bu o toprakların bir faziletidir ki çok geçmeden taşlar kendi kendilerine bir yere toplanırlar.&#8221;[1] Evet, bugün için Suudi görevlilerin o taşları bir yere yığdığını söyleyebiliriz ama peki o dönemlerde?</p>
<p style="font-weight: 400;">* * *</p>
<ol start="3">
<li style="font-weight: 400;"><b><strong> Hayvanların Kâbe&#8217;nin Saygınlığını Koruması</strong></b></li>
</ol>
<p style="font-weight: 400;">Uçan kuşların birçok kutsal mekânda olduğu gibi Kâbe üzerine de konmaması ve onu pisletmemeleri üzerinde durulması gereken bir başka konudur. Yukarıdan aşağıya doğru süratle Kâbe&#8217;ye doğru gelen kuşların bir anda değişik açılara yönelmeleri yine Beyyinat ayetlerinden birisidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hz. Emiru&#8217;l Müminin&#8217;in mübarek haremlerinde de bu keramet oldukça net müşahede edilebilmektedir. Orada da uçan kuşlar edebe riayet etmektedirler.</p>
<p style="font-weight: 400;">Öte yandan şu nokta da bu kutsal belde için naklolunmaktadır: yırtıcı hayvanlar Harem çevresinde hiçbir zaman birbirlerine saldırmaz ve evcil hayvanlara da zarar vermezler.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tüm bunlar bir araya geldiğinde bu toprakların sıradan bir mekân olmadığı ve hayvanların dahi emniyet içerisine yaşamlarını sürdürdüğü görülmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">            &#8220;O ki onları yedirip açlıktan kurtardı ve onları korkudan güvene kavuşturdu.&#8221;[2]</p>
<p style="font-weight: 400;">            &#8220;Görmezler mi ki etraflarındaki insanlar, birbirlerini öldürüp dururken biz Harem&#8217;i, emin ettik.&#8221;[3]</p>
<p style="font-weight: 400;">* * *</p>
<ol start="4">
<li style="font-weight: 400;"><b><strong> İbrahim Makamı</strong></b></li>
</ol>
<p style="font-weight: 400;">Allah Teala şöyle buyurmaktadır:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Biz Beyt&#8217;i (Ka&#8217;be&#8217;yi) insanlara sevap kazanılacak bir toplantı ve güven yeri yaptık. Siz de İbrahim&#8217;in makamından bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsma&#8217;il&#8217;e: &#8220;Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Ev&#8217;imi temizleyin!&#8221; diye emretmiştik.&#8221;[4]</p>
<p style="font-weight: 400;">Peki, hal böyle olunca kılınacak namaz İbrahim makamı gerisinde mi olmalı yoksa makamın kendisinde mi? Bu fıkhi mesele için birçok farklı rivayetler naklolunmuş ve bazıları ihtiyat olarak makamın gerisinde olunmasını dile getirmiş ve bir diğer kısım da makamın kendisinde olunmasını yeterli görmüşlerdir.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Makam-ı İbrahim&#8221; bazılarına göre Beyyine ayetlerindendir. Nasıl ki İbrahim&#8217;in (as) kendisi &#8220;Kane ummeten vahideten&#8221; olmuştur onun makamı da ayat-i beyyinedir. Yani Hz. İbrahim&#8217;in ayak izinin bulunduğu taşın olduğu yer beyyinattır ve birçok mucizeye eşlik etmektedir. Bu makamın kendisi &#8220;ummetun vahide&#8221; derecesinde mucizeler konusunda değerlendirilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şimdi nasıl olurda başlı başına Makam-ı İbrahim&#8217;i Beyyine ayetleri olarak (cem ve çoğul halinde) değerlendirebiliriz hâlbuki o, &#8220;Ayetu&#8217;n beyyine&#8221; olarak (müfret ve tekil halinde)dir?</p>
<p style="font-weight: 400;">Birinci olasılık şu olabilir: o sert taş aynı bir hamur gibi yumuşamış ve bu da bir ayet, bir mucize gibi addedilmiştir. İkinci olarak orada yalnızca belli bir yer hamur gibi yumuşamış ama diğer yerler sertliklerini korumuştur ve bir sonraki ihtimal derinliğine yumuşamış ve ardından aynı bir taş gibi kaskatı kesilmiştir. Dördüncü olasılık birçok düşman bu eseri yok etmek istemiş ama o bugüne değin korunmuş olarak bizlere ulaşmıştır. Beşincisi birçoklarının yapmak istediği ya da yaptığı üzere Müslüman ülkelerindeki tarihi mirasları, maddi ve manevi değere sahip eserleri buralardan alıp kendi diyarlarına götürme arzusu ama görüldüğü üzere bu makam tüm bu tehlikelerden âmânda kalmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Günümüzde dahi üzerinde o Hazret&#8217;e (as) ait ayak izlerinin durduğu o mübarek makam yerinde durmaktadır. Pirinçten bir koruma içerisinde muhafaza edilen bu mübarek kademgahın üzerinde incelikle seçilmiş Ayete&#8217;l Kürsi&#8217;nin içerisinde geçen şu cümle yazmaktadır:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Onları koru(yup gözet)mek, kendisine ağır gelmez. وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا&#8221;[1]</p>
<p style="font-weight: 400;"><b><strong>İbrahim Makamı&#8217;nın Şekillenmesi</strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;">Acaba bu makamın şekillenmesi o Hazret&#8217;in Kâbe&#8217;yi inşası sırasında üzerine çıkıp, inmesiyle mi vuku bulmuştur? Yoksa Hz. İbrahim&#8217;in bu mübarek beldeye ikinci defa gelmesi ve İsmail&#8217;in (as) eşinin: &#8220;Haydi inin de ben sizleri(n ayak ya da başlarınızı) yıkayayım.&#8221; demesi üzerine Hz. İbrahim (as) bineğinden inmeyip, ayağını orada bulunan bir taşın üzerine koyması ve o taşta mübarek ayak izlerinin çıkması şekilde mi bu olay cereyan eder? veyahut da o taşın üzerine çıkıp, halkın Hac etmeleri için Kabe&#8217;ye gelmelerini ilan ettiği zamandan mı kalma? Tüm bu yaşananlar veya bunlardan yalnızca biri de olsa ayağını taşın üzerine koymuş ve o taş bir hamur misali yumuşayıp, o şekli almış mıdır? Bütün bunların hepsi olabilecek ihtimallerdir ama bu konu hakkında kesin olan tek şey; İbrahim Halilullah&#8217;ın (as) ayağını o taşın üzerine koyması ve taşın da o ayağın şekline bürünmesidir. Şimdi tüm bu nakledilenlerden hangisi doğrudur diye sorulacak olunursa, bunun cevabı rivayetlerde saklıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunun bir benzeri de &#8220;Saba&#8221; suresinde Hz. Davud&#8217;un başından geçen olaydır: Hz. Davud (as) hakkında birçok yaptığı iş dile getirilmiştir. Bunlardan bir tanesi zırh yapma sanatıydı. Bir diğeri de &#8220;soğuk ve sert demiri onun elinde yumuşattık!&#8221; burada Kuran&#8217;ın tabiri &#8220;alna&#8221; olmakta yani biz onun için yumuşattık ama zırh yapımında söz sanattan açılmakta. Çünkü zırh yapımı belli bir el becerisi istemekte, bilgi ve tecrübeye gereksinim duymaktadır. Ayrıca bu sanat başkalarına da aktarılabilir. Ama başkaları sert ve soğuk olan demiri parmaklarıyla yumuşatamazlar. Burada söz öğretmekle alakalı değil. Zaten &#8220;Biz ona demiri nasıl yumuşatacağını öğrettik&#8221; buyurmamıştır. Aynı demir döküm atölyesi gibi bu başlı başına bir ilimdir, tecrübedir mucize değil. Şöyle buyurmuştur: &#8220;Sıradan birisi mumu nasıl istediği gibi şekilden şekle sokabiliyorsa, demir de Davud&#8217;un o mübarek ellerinde aynı bir mum misaliydi, istediği şekle sokabiliryordu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">İbrahim makamı da bu kabildendir ama şu farkla: &#8220;Biz o taşı o kadar yumuşak hale getirdik ki Hz. Halil (as) onun üzerine bastığında ayakları gömüldü ve izleri kaldı.&#8221; Tüm bunlar bir kenara o ayak izleri nasıl ki Davud (as) için demir bir sembol olmuştu, o gerçek Hak dostu Halil (as) için de sembol oluvermişti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Peki, Makam-ı İbrahim bir başına nasıl beyyinat ayetleri olmaktadır? Bunun için de iki ihtimal vardır ve az önce ilk ihtimali beyan ettik ve Zemahşeri de bu konuyu değindiğimiz gibi zikretmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir olasılık da: &#8220;Beyyinat ayetleri&#8221; birçok örneğe haizdir ve bunlardan birisi İbrahim makamıdır ve bir diğeri de ayette geçen: &#8220;Oraya giren, güvene ermiş olur.&#8221; cümlesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;"><b><strong>Ayetullah Cevadi Amuli</strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211;</p>
<p style="font-weight: 400;">[1] Bakara/255</p>
<p style="font-weight: 400;">[1] Tefsiru&#8217;l Kebir, C.8, S.145</p>
<p style="font-weight: 400;">[2] Kureyş/4</p>
<p style="font-weight: 400;">[3] Ankebut/67</p>
<p style="font-weight: 400;">[4] Bakara/125</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/kabenin-sirlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
