<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İmam Hamenei &#8211; Rast Haber</title>
	<atom:link href="https://rasthaber.com/category/dusunce-yazilari/imam-hamanei/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://rasthaber.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Nov 2025 15:59:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://rasthaber.com/wp-content/uploads/2025/08/cropped-rastlogo-32x32.png</url>
	<title>İmam Hamenei &#8211; Rast Haber</title>
	<link>https://rasthaber.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İmam Hamenei: İslam Cumhuriyeti İle ABD&#8217;nin İhtilafı Taktiksel Değil Özseldir</title>
		<link>https://rasthaber.com/imam-hamenei-islam-cumhuriyeti-ile-abdnin-ihtilafi-taktiksel-degil-ozseldir/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/imam-hamenei-islam-cumhuriyeti-ile-abdnin-ihtilafi-taktiksel-degil-ozseldir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 15:59:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Batı Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=12620</guid>

					<description><![CDATA[İslam Devrimi Lideri İmam Hamenei, 4 Kasım “Öğrenci Günü” ve “Küresel Emperyalizme Karşı Ulusal Mücadele Günü” arifesinde, bu sabah binlerce üniversite öğrencisi ve 12 günlük dayatılmış savaşın şehit ailelerinden bir grupla İmam Humeyni Hüseyniyesi’nde bir araya geldi. “4 Kasım, İftihar ve Zafer Günüdür” İslam Devrimi Lideri İmam Hamenei, 1979 yılının 4 Kasım’ında ABD Büyükelçiliğinin, İslam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslam Devrimi Lideri İmam Hamenei, 4 Kasım “Öğrenci Günü” ve “Küresel Emperyalizme Karşı Ulusal Mücadele Günü” arifesinde, bu sabah binlerce üniversite öğrencisi ve 12 günlük dayatılmış savaşın şehit ailelerinden bir grupla İmam Humeyni Hüseyniyesi’nde bir araya geldi.</p>
<h2><strong>“4 Kasım, İftihar ve Zafer Günüdür”</strong></h2>
<p>İslam Devrimi Lideri İmam Hamenei, 1979 yılının 4 Kasım’ında ABD Büyükelçiliğinin, İslam Devrimi’ne karşı komplo ve planlama merkezi olarak işgal edilmesi olayını “iftihar ve zafer günü” ve aynı zamanda “Amerikan emperyalist hükûmetinin gerçek kimliğinin ortaya çıktığı gün” olarak niteledi.<br />
Bugünün milli hafızada yer alması gerektiğini vurgulayan İmam Hamenei, Amerika’nın İran milletine yönelik düşmanlığının 19 Ağustos darbesinden itibaren başladığını ve hâlen sürdüğünü belirtti.</p>
<h2><strong>“ABD ile İslam Cumhuriyeti Arasındaki Fark Özseldir”</strong></h2>
<p>İmam Hamenei “İran İslam Cumhuriyeti ile Amerika arasındaki ihtilaf, özsel bir ihtilaftır; bu, iki akımın çıkar çatışmasıdır. Ancak Amerika, lanetli Siyonist rejime desteğini tamamen keser, bölgedeki askerî üslerini kaldırır ve bölge işlerine müdahale etmeyi bırakırsa, Amerika’nın İran’la iş birliği talebi yakın gelecekte değil, ilerleyen dönemlerde değerlendirilebilir.” diye devam etti.</p>
<h2><strong>“Güçlenmek, Ülkeyi Korumak İçin Tek Yoldur”</strong></h2>
<p>İran Devrim Lideri ayrıca, “İran’ın birçok sorununa çözüm bulmanın ve ülkeyi koruma altına almanın yolu, sadece güçlü olmaktan geçer. Bu da yönetimsel, bilimsel, askerî ve motivasyon açısından güçlenmekle mümkündür. Hükûmet, sorumluluk alanlarındaki işleri kararlılıkla yürütmelidir.” açıklamada bulundu.</p>
<h2><strong>Tarihî ve Kimliksel Değerlendirmeler</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, bu görüşmede ayrıca Amerika’nın İran milletine yönelik düşmanlığının geçmişini ve 1979’daki elçilik işgali olayının tarihî ve kimliksel boyutlarını da açıkladı.<br />
İslam İnkılabı Lideri, tarihî açıdan bakıldığında 4 Kasım 1979’da öğrencilerin cesurca ABD Büyükelçiliğini işgal etmesinin, İran milleti için bir onur ve zafer günü olduğunu belirterek, “İran tarihinin hem zafer hem de zayıflık ve çöküş günleri vardır; her ikisi de ulusal hafızada korunmalıdır.” dedi.</p>
<h2><strong>Tarihten Örnekler ve Uyarılar</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, Mirza Şirazi’nin tütün tekeli anlaşmasını iptal etmesi, Vüsuküddevle Anlaşması’nın feshi ve merhum Müderris ile arkadaşlarının İngiltere’ye karşı verdiği mücadeleleri modern tarihin parlak ve gurur verici günleri olarak örnek gösterdi.<br />
Öğrenci, akademisyen ve kitap meraklılarına bu olayları incelemeleri ve tartışmaları yönünde çağrıda bulunan İmam Hamenei, “Güzel olayları kayda geçirmek ve korumanın yanı sıra, 1921’de İngilizlerin Rıza Han aracılığıyla gerçekleştirdiği darbe, ardından onun krallığa yükselmesi, yaşanan felaketler, sıkıntılar, benzersiz diktatörlük ve ülke üzerindeki dış egemenlik gibi acı olaylar da unutulmamalıdır.” diye sözlerine ekledi.</p>
<h2><strong>“Elçilik İşgali, Amerika’nın Gerçek Kimliğini Ortaya Koydu”</strong></h2>
<p>İran İslam Devrimi Lideri, 4 Kasım 1979’daki elçilik işgalinin tarihte ve ulusal hafızada yer almasının ve halkın bu olay hakkında bilinçlenmesinin gerekliliğini vurguladı.<br />
Bu büyük olayın kimliksel yönünü açıklarken, “Büyükelçiliğin işgali, Amerika Birleşik Devletleri hükûmetinin gerçek kimliğini ve aynı zamanda İslam Devrimi’nin hakiki özünü ve kimliğini ortaya koymuştur.” dedi.</p>
<h2><strong>“İstikbar, Milletlerin Kaynaklarını Yağmalamaktır”</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, Kur’an’da geçen “istikbar” kavramının kökenine değinerek, bu kelimenin “kendini üstün görme” anlamına geldiğini belirtti ve ayrıca,<br />
“Bazen bir kişi veya bir devlet kendisini üstün görür, ancak başkalarının çıkarlarına el uzatmaz; bu durumda düşmanlık doğmaz. Fakat kimi zaman, geçmişte İngiltere’nin, bugün ise Amerika’nın yaptığı gibi milletlerin hayati çıkarlarına el uzatarak onlar adına karar verme hakkını kendinde görenler vardır.<br />
Bu tür devletler, güçlü bir hükümetin ve uyanık bir halkın bulunmadığı ülkelerde askerî üsler kurar, o milletlerin petrolünü ve kaynaklarını yağmalarlar. İşte bizim düşman olduğumuz ve aleyhinde slogan attığımız istikbar, tam da budur.” dedi.</p>
<h2><strong>1953 Darbesi ve Musaddık Hükûmetine Komplolar</strong></h2>
<p>İran İslam Devrimi Lideri, Amerika’nın İran milletine yönelik düşmanlığının geçmişine değinerek,<br />
“Meşrutiyet Devrimi’nden sonra yaklaşık kırk yıl boyunca İran ya kargaşa ve düzensizlik içindeydi ya da yabancı devletlerin müdahalesiyle veya Rıza Han’ın zalim istibdadı ve acımasız diktatörlüğüyle karşı karşıyaydı. Nihayet 1950 yılı civarında, Allah’ın lütfuyla, İran’da Musaddık’ın millî hükûmeti iş başına geldi. Bu hükûmet İngilizlere karşı durdu ve neredeyse bedavaya onlara verilmiş olan İran’ın petrolünü millîleştirmeyi başardı.” diye konuştu.<br />
İmam Hamenei, İngiltere’nin ve onunla işbirliği yapanların Musaddık hükûmetini devre dışı bırakmak için kurduğu komplolara değinerek, Musaddık’ın Amerika’dan yardım isteyerek İngiltere’nin şerrinden kurtulma konusundaki saflığını ve gafletini hatırlattı.<br />
“Amerikalılar Musaddık’a gülümsediler ama arkasından İngilizlerle el birliği yaparak darbe düzenlediler. Bu darbeyle millî hükûmeti devirdiler ve kaçan Şahı yeniden İran’a geri getirdiler.”</p>
<h2><strong>“19 Ağustos Darbesi, Amerika’nın Gerçek Yüzünü Gösterdi”</strong></h2>
<p>İran İslam Devrimi Lideri, millî hükûmetin devrilmesini İran milleti için ağır bir darbe olarak nitelendirdi ve “Milletimiz, Amerika’yı ve onun istikbarcı tabiatının tehlikesini 19 Ağustos 1953 darbesiyle tanıdı.<br />
Bu darbeden sonra ve şahın dönüşüyle birlikte, Amerika’nın desteğiyle 25 yıl süren sert ve acımasız bir diktatörlük dönemi başladı.” diye ekledi.</p>
<h2><strong>Elçilik İşgaline Giden Süreç</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, Muhammed Rıza Pehlevî’nin Amerika’ya kabul edilmesinin halkın öfkesini artırdığını vurgulayarak, “İran halkı, Amerikalıların Muhammed Rıza’yı orada barındırarak, 19 Ağustos darbesini tekrarlamaya ve onu yeniden İran’a getirmeye çalıştıklarını hissetti.<br />
Bu yüzden öfkeyle sokaklara döküldü. Öğrencilerin katılımıyla düzenlenen bu halk hareketinin bir kısmı, ABD Büyükelçiliği’nin işgaliyle sonuçlandı.” dedi.<br />
İran İslam Devrimi Lideri, öğrencilerin ilk amacının elçiliğe iki üç günlüğüne girmek ve sadece İran halkının öfkesini dünyaya yansıtmak olduğunu belirterek,<br />
“Ancak öğrenciler elçilikte öyle belgeler buldular ki, olayın boyutunun tahmin edilenden çok daha derin olduğunu anladılar. ABD Büyükelçiliği, devrimi yok etmek için bir komplo ve planlama merkezi hâline gelmişti.” dedi.</p>
<h2><strong>“Amerikan Elçiliği Bir Komplo Merkeziydi”</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, dünyadaki elçiliklerin normal faaliyetinin bilgi toplamak ve ülkelerine iletmek olduğunu belirterek,<br />
“Amerikan elçiliğinin işi yalnızca bilgi toplamak değildi; orada bir komplo odası kurulmuştu.<br />
Bu odada, eski rejimin kalıntıları, ordudaki bazı kişiler ve diğer unsurlar örgütleniyor, devrime karşı harekete geçirilmek isteniyordu. Öğrenciler bu gerçeği fark edince, elçiliği kontrol altında tutmaya devam ettiler.”</p>
<h2><strong>“Sorun 4 Kasım’da Değil, 19 Ağustos’ta Başladı”</strong></h2>
<p>İran İslam Devrimi Lideri, elçiliğin işgalini İran ve Amerika arasındaki sorunların başlangıcı olarak yorumlamanın yanlış olduğunu belirterek,<br />
“Bizim Amerika ile sorunumuz 19 Ağustos’ta başladı, 4 Kasım 1979’da değil. Ayrıca elçiliğin işgali, devrime karşı büyük bir komplonun ve tehdidin ortaya çıkmasını sağladı.<br />
Öğrenciler, yaptıkları bu önemli iş sayesinde, belgeleri bir araya getirerek o komplonun gerçek mahiyetini açığa çıkardılar.” dedi.</p>
<h2><strong>“Amerika, Tatlı Lokmasını Kaybetti”</strong></h2>
<p>İran İslam Devrimi Lideri İmam Hamenei, devrime yönelik düşmanlıkların ve çeşitli komploların temel nedenini, Amerika’nın İran üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesi ve elindeki “tatlı bir lokmanın boğazından alınması” olarak nitelendirdi.<br />
İmam Hamenei, “Onlar, İran’ı kolayca kaybetmeye razı değillerdi. Bu yüzden daha ilk günden itibaren yalnızca İslam Cumhuriyeti’ne değil, tüm İran milletine karşı tahrik ve düşmanlıklarını başlattılar.” dedi.</p>
<h2><strong>“Amerika’nın Düşmanlığı Sürekli ve Çok Boyutludur”</strong></h2>
<p>İmam Hamanei, devrimden sonraki yıllarda Amerika’nın İran milletine karşı sürdürdüğü sürekli düşmanlığın, İmam Humeyni’nin ‘Elinizdeki bütün öfkeyi Amerika’ya yöneltin’ sözüne ne kadar haklılık kazandırdığını gösterdiğini belirterek,<br />
“Onların düşmanlığı sadece sözlü değildi. Ne yapabildilerse yaptılar: ambargolar uyguladılar, komplolar kurdular, İslam Cumhuriyeti’nin ezelî düşmanlarına destek verdiler, Saddam’ı İran’a saldırmaya teşvik ettiler ve ona her türlü yardımı yaptılar.<br />
Ayrıca 300 yolcusu bulunan İran yolcu uçağını düşürdüler, medya savaşları yürüttüler ve doğrudan askerî saldırılar düzenleyerek İran milletinin çıkarlarına zarar vermeye çalıştılar.<br />
Çünkü Amerika’nın istikbarcı tabiatı, İslam Devrimi’nin bağımsızlıkçı tabiatıyla asla bağdaşmıyordu. Amerika ile İslam Cumhuriyeti arasındaki ihtilaf taktiksel ya da geçici değil, özsel bir ihtilaftır.” açıklamasını aktardı.</p>
<h2><strong>“Kahrolsun Amerika” Sloganı, Tepkinin Sonucudur</strong></h2>
<p>İran İslam Devrimi Lideri, “Kahrolsun Amerika” sloganının İran ile Amerika arasındaki düşmanlığın sebebi olduğunu iddia edenleri, tarihi tersine yazmakla suçladı ve ayrıca,<br />
“Bu slogan, Amerika’nın İran milletine düşmanlığının nedeni değildir. Amerika’nın İslam Cumhuriyeti ile sorunu, özsel bir uyumsuzluk ve çıkar çatışmasıdır.” dedi.</p>
<h2><strong>“Amerika Teslimiyet Dışında Hiçbir Şeyi Kabul Etmez”</strong></h2>
<p>İran İslam Devrimi Lideri İmam Hamenei, bazı kişilerin “Biz Amerika’ya teslim olmadık ama acaba sonsuza kadar da mı ilişkimiz olmayacak?” şeklindeki sorularına değinerek,<br />
“Her şeyden önce, Amerika’nın istikbarcı tabiatı teslimiyet dışında hiçbir şeyi kabul etmez.<br />
Bunu bütün Amerikan başkanları istediler ancak dile getirmediler. Fakat mevcut başkan bunu açıkça söyledi ve böylece Amerika’nın gerçek yüzünü ifşa etti.”</p>
<h2><strong>“Güçlü ve Bilinçli Millet Teslim Olmaz”</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, İran milleti gibi bu kadar güçlü, zengin, köklü düşünceye sahip, bilinçli ve motive gençlere sahip bir halktan teslimiyet beklemenin anlamsız olduğunu belirtti ve ayrıca,<br />
“Uzak geleceğe dair bir şey söylemek mümkün değildir, fakat bugün herkes bilmelidir ki birçok sorunun çaresi güçlü olmaktır.” dedi.</p>
<h2><strong>“Ülkenin Gücü, Gençlerin ve Bilimin Gücüdür”</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, İran’ın güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Devlet, kendi sorumluluk alanlarında; silahlı kuvvetler, askerî konularda; gençler ise eğitim ve bilimsel çalışmalarda işlerini güçlü bir şekilde yürütmelidir.<br />
Çünkü eğer ülke güçlü olursa ve düşman, bu güçlü millete saldırmaktan hiçbir fayda sağlamayacağını, aksine zarar göreceğini anlarsa, ülke kesinlikle güvenli hale gelir.<br />
Bu nedenle askerî, ilmî, yönetsel ve özellikle gençlerin manevî gücü büyük önem taşır.” dedi.</p>
<h2><strong>“Amerika’nın Siyonist Rejime Desteği, İşbirliği Söylemini Geçersiz Kılıyor”</strong></h2>
<p>İran İslam Devrimi Lideri, bazı Amerikalı yetkililerin İran’la iş birliği yapma yönündeki açıklamalarına da değinerek,<br />
“Amerika’nın İran’la iş birliği iddiası, lanetli Siyonist rejime verdiği destekle bağdaşmaz.” vurgusunda bulundu.<br />
İran İslam Devrimi Lideri İmam Hamenei, Amerika’nın dünyanın kamuoyunda rezil ve mahkûm olmuş Siyonist rejime hâlâ desteğini sürdürürken, İran’la işbirliği istemesini anlamsız ve kabul edilemez olarak nitelendirdi.<br />
İmam Hamenei, “Eğer Amerika, Siyonist rejime verdiği desteği tamamen keser, askerî üslerini bölgeden toplar ve müdahalelerine son verirse, bu konu incelenebilir. Ancak bu ne bugünün ne de yakın geleceğin meselesidir.” diye konuştu.</p>
<h2><strong>“Gençler, Tarih Bilinci ve Maneviyatla Güçlenmeli”</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, konuşmasının son bölümünde gençlere hitap ederek, onları İran’ın dününe, bugününe ve geleceğine dair temel siyasî meselelerde bilinç kazanmaya ve bilgi edinmeye çağırdı.<br />
“Gençler, ilmî halkalar oluşturarak tatlı ve acı olayları incelemelidir.” dedi.<br />
İran İslam Devrimi Lideri, “Bilim, ülkede ilerlemelidir. Birkaç yıl önce ilmî hareketimiz oldukça iyi bir hızdaydı, ancak biraz yavaşladı. Üniversite yöneticileri, araştırmacılar ve öğrenciler, İran’ın ilmî hızının düşmesine asla izin vermemelidir.”</p>
<h2><strong>“Askerî Güç ve Maneviyat, Direnişin Temelidir”</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, İran’ın askerî gücündeki ilerlemenin önemini vurgulayarak,<br />
“Silahlı kuvvetler, Allah’ın inayetiyle gece gündüz çalışmakta ve gelişmektedir; daha da ileri gideceklerdir. Böylece İran milletinin güçlü bir millet olduğunu, hiçbir gücün onu teslim alamayacağını ve diz çöktüremeyeceğini göstereceklerdir.” dedi.</p>
<h2><strong>“Gençler Hz. Fatıma ve Hz. Zeyneb’in Hayatlarını Örnek Almalı”</strong></h2>
<p>Lider, konuşmasının bu bölümünde Hz. Fatıma (s.a) ve Hz. Zeyneb (s.a) isimlerinin anılması münasebetiyle gençleri, bu parlak kişilerin hayatlarını örnek almaya davet etti ve ayrıca,<br />
“Çevrenizdeki insanları, bu büyük hanımefendilerin hayatlarından ders almaya ve onların ahlâkî yolunu izlemeye teşvik edin.” dedi.</p>
<h2><strong>“İman, Namaz ve Kur’an’la Bağ Kurmak Esastır”</strong></h2>
<p>İmam Hamenei, salih kulların huşu dolu namazını, hicabı dini ve Zeynebi bir mesele olarak ele almayı, Kur’an’la ünsiyet kurmayı, her gün Kur’an okumayı ve maneviyatla bağ kurmayı gençler için zaruri gördüğünü belirtti.<br />
İmam “Bu sorunlarla dolu çağda, bir gencimiz ancak içsel, dini ve inançsal açıdan güçlü olursa ve Allah’ın kudretine dayanırsa, gerçekten ‘Amerika’ya ölüm’ diyebilir ve zamanın Firavunlarının tehdit ve gücüne karşı durabilir.” dedi.</p>
<p>İran İslam Devrimi Lideri, gençlerin Allah’la kalbi bağlarını sürekli kılmalarının, İran’ın ilerlemelerinin devamı ve düşmanlara karşı direncinin artması için hayati önem taşıdığını vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/imam-hamenei-islam-cumhuriyeti-ile-abdnin-ihtilafi-taktiksel-degil-ozseldir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD Başkanı &#8221;Müzakere&#8221; Çağrısıyla Dünya Kamuoyunu Yanıltıyor</title>
		<link>https://rasthaber.com/abd-baskani-muzakere-cagrisiyla-dunya-kamuoyunu-yaniltiyor/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/abd-baskani-muzakere-cagrisiyla-dunya-kamuoyunu-yaniltiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 22:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=11492</guid>

					<description><![CDATA[ İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, Ramazan ayı kapsamında farklı siyasi, sosyal, kültürel ve akademik kesimlerden binlerce öğrenci ile görüşmesinde yaptığı konuşmada son dönemdeki Amerika&#8217;nın müzakere çağrılarına ve iddialarına da tepki gösterdi. İmam Hamanei, mevcut ABD hükümetiyle yapılacak müzakereleri sonuçsuz olacağını belirterek yaptırımlar düğümünü daha da körleştirir vurgusunda bulundu. ABD hükümetinin dünya kamuoyunu müzakere ile aldatma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, Ramazan ayı kapsamında farklı siyasi, sosyal, kültürel ve akademik kesimlerden binlerce öğrenci ile görüşmesinde yaptığı konuşmada son dönemdeki Amerika&#8217;nın müzakere çağrılarına ve iddialarına da tepki gösterdi.</span></p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, mevcut ABD hükümetiyle yapılacak müzakereleri sonuçsuz olacağını belirterek yaptırımlar düğümünü daha da körleştirir vurgusunda bulundu. ABD hükümetinin dünya kamuoyunu müzakere ile aldatma çabalarına atıfta bulunan İslam İnkılabı Lideri, &#8220;Nükleer silah aramıyoruz, eğer arasaydık şimdiye kadar üretmiş olurduk. Bu arada gelebilecek her türlü darbeye karşı misilleme ile karşılık vereceğiz&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz yıl yaşanan çeşitli olayları ve direnişin durumunu hatırlatan İslam İnkılabı Lideri şunları da sözlerine ekledi: &#8220;Geçen yıl, aynı dönemde, şehit Reisi, Seyyid Hasan Nasrallah, Haniye, Safiyüddin, Sinvar, Dayf ve birçok önemli direnişçi ve devrimci şahsiyet aramızdaydı ancak şimdi onlar aramızda değiller ve bu nedenle düşman bizim zayıfladığımızı düşünüyor. Ama bu çok değerli kardeşlerimizin yokluğunun bizim için büyük bir kayıp olmasına rağmen geçen yıla kıyasla birçok alanda daha güçlü hale geldik ve bazı alanlarda daha zayıf hale gelmedik.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Direniş Cephesi&#8217;nin gücünü sürdürmesinin nedenini açıklayan İmam Hamanei, &#8220;Bir millet ve bir toplulukta idealler ve çaba unsurları mevcutsa, onların genel hareketi etkilenmeyecektir.&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dünyanın zorbalarının İslam Devrimi&#8217;ne karşı mücadele ve komplolarından vazgeçmedikleri gerçeğine atıfta bulunan İmam Hamanei, &#8220;Önce biz diyorlar, yani tüm dünyanın çıkarlarını geriye atıp kendi çıkarlarını öne koymalılar. Herkes bugün bu kişisel çıkarı görebiliyor, bugün İran, başkalarının çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne koymayacağını kesin bir şekilde belirten tek ülkedir.&#8221; dedi.</p>
<h2 style="font-weight: 500;"><b>ABD Başkanının Müzakere Sözleri Aldatmacadır</b></h2>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri, konuşmasının son bölümünde Amerika ile müzakerelere ilişkin birkaç noktaya değindi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Birinci nokta olarak, ABD Başkanı&#8217;nın müzakereye ve anlaşmaya hazır olduğu yönündeki sözlerini ve İran&#8217;a mektup göndermesini dünya kamuoyunu aldatma girişimidir açıklamasında bulunan İmam Hamanei; &#8220;Bu mektup hala bize ulaşmadı ama Amerika, İran&#8217;ın Amerika gibi müzakereye ve anlaşmaya hazır olmadığı yalanını aşılamak istiyor. Bunları söyleyen aynı kişi, Amerika ile daha önce yaptığımız müzakerelerin sonuçlarını da yırtıp atıyor. Şimdi sonuçlara göre hareket etmeyeceğini bildiğimiz halde onunla nasıl pazarlık yapabiliriz?&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri ikinci nokta olarak bir gazetede çıkan, &#8220;Savaş halindeki iki kişi arasındaki güven eksikliği müzakereleri engellememelidir&#8221; şeklindeki yazıya atıfta bulunarak, &#8220;Bu yazı yanlıştı; çünkü bu iki müzakere tarafı bile diğer tarafın görüşmelerin sonucuna olan sadakatine ve bağlılığına güvenmezlerse müzakereye girmeyecektir. Çünkü bu durumda müzakere anlamsız ve beyhudedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei üçüncü nokta olarak ise, &#8220;Başından beri müzakerelerdeki hedefimiz, yaptırımların kaldırılmasıydı. Neyse ki yaptırımlar, uzatıldıkça giderek etkisizleşiyor.&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Devrim Lideri sözlerine şunları da ekledi: &#8220;Bazı Amerikalılar da yaptırımların uzamasının onları daha az etkili hale getireceğine inanıyor. Bu arada yaptırım uygulanan bir ülke yaptırımları aşmanın yollarını buluyor, biz de çeşitli yollar bulduk&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, Amerikalıların &#8220;İran&#8217;ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz&#8221; sözlerine atıfta bulunarak, &#8220;Eğer nükleer silah üretmek isteseydik, Amerika bizi durduramazdı. Nükleer silaha sahip olmamamızın ve böyle bir şey peşinde olmamamızın sebebi, daha önce açıkladığımız sebeplerden dolayı, bizim bu tür silahları istemememizdir.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri, bir başka noktada Amerika&#8217;nın askeri tehdidini akılsızca değerlendirerek şunları da vurguladı: &#8220;Savaş çıkarma ve kaba kuvvete başvurma tehdidi tek taraflı bir konu değildir, İran karşılık verme kapasitesine sahiptir ve kesinlikle verecektir.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Amerika ve ajanları yanlış bir hamle yaparsa, kendileri daha sert darbe alacaktır&#8221; diye ekledi. &#8220;Elbette savaş istemiyoruz, çünkü savaş iyi bir şey değil, ama birileri harekete geçerse kararlılıkla karşılık veririz.&#8221; vurgusunda da bulundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, Amerika&#8217;nın düşüşte olduğunu belirterek; &#8220;Ekonomi, dış politika, iç politika, sosyal konular ve diğer alanlarda Amerika zayıflıyor ve 20-30 yıl önceki güce artık sahip değil&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/abd-baskani-muzakere-cagrisiyla-dunya-kamuoyunu-yaniltiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan, Hak ve Batılın Meydanıdır</title>
		<link>https://rasthaber.com/meydan-hak-ve-batilin-meydanidir/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/meydan-hak-ve-batilin-meydanidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 11:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=5019</guid>

					<description><![CDATA[Rasthaber &#8211; İran İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamaei, 13 Aban (4 Kasım) “Küresel Emperyalizme Karşı Milli Mücadele Günü&#8221; arifesinde bugün üniversite ve lise öğrencilerini kabul etti. İmam Hamanei’nin bu görüşmesinde İmam Ali’nin (a.s) şu hadisinin yer aldığı bir afiş vardı: “Zalimin düşmanı, mazlumun yardımcısı olun.” İmam Hamanei üç ay önceki konuşmasında İmam Ali’nin (a.s) bu sözünü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><b><strong>Rasthaber &#8211; </strong></b>İran İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamaei, 13 Aban (4 Kasım) “Küresel Emperyalizme Karşı Milli Mücadele Günü&#8221; arifesinde bugün üniversite ve lise öğrencilerini kabul etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei’nin bu görüşmesinde İmam Ali’nin (a.s) şu hadisinin yer aldığı bir afiş vardı: “Zalimin düşmanı, mazlumun yardımcısı olun.”</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei üç ay önceki konuşmasında İmam Ali’nin (a.s) bu sözünü açıklamış şu ifadelerde bulunmuştu: ‘Siyonist rejimin temeli zulme dayanmaktadır, aslında temeli zulümdür. Bir milleti, parayla ve ricayla değil, silahla, işkenceyle, yurtlarından kovdular ve onların yerlerine oturdular. Bu rejim zulme dayanmaktadır. Bu rejimler kesinlikle “Zalime düşman olun” sözünü ortaya koyan sistemlere karşı çıkacaklardır.’</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei’nin bugünkü konuşmasının önemli başlıkları şöyle:</p>
<p style="font-weight: 400;">13 Aban, (4 Kasım) İran milletinin Amerika&#8217;ya darbesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">13 Aban&#8217;da yaşanan bu üç olaydan ikisinde Amerikalılar İran ulusunu, birinde de İran ulusu Amerikalıları vurmuştur.</p>
<p style="font-weight: 400;">Amerika&#8217;nın İran milletine darbe indirdiği iki olaydan biri, İmam&#8217;ın (r.a) kapitalizme karşı çıkması nedeniyle 4 Kasım 1964’te sürgüne gönderilmesiydi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İkinci darbe ise öğrencilerin öldürülmesiydi. İran halkının inkılabi hareketinin zirve yaptığı günlerde Şah&#8217;ın polisi öğrencileri üniversitenin hemen önünde katletti. Yaylım ateşi açarak bazı öğrencileri öldürdüler.</p>
<p style="font-weight: 400;">Devrimin zaferinden on ay sonra, 4 Kasım 1979’da öğrenciler gidip büyükelçiliğe girdiler, Amerikan büyükelçiliğini ve o büyükelçiliği ele geçirdiler ve o büyükelçiliğin sırlarını, gizli belgelerini açığa çıkardılar. Amerika&#8217;nın itibarı gitti. Bu İran milletinin Amerika&#8217;ya indirdiği darbeydi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Amerika&#8217;ya ölüm bir slogan değildir. Bu, Amerika&#8217;nın İran milletiyle son 70 yıldaki bitmek bilmeyen komplolarından ve düşmanlıklarından kaynaklanan bir politikadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Meydan ve Gazze ve İsrail&#8217;in meydanı değil, hak ve batılın meydanıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Amerika&#8217;dan kapsamlı bir yardım gelmezse Siyonist rejim birkaç gün içinde felç olacaktır. İslam dünyası da Siyonist rejimle ekonomik işbirliğini keserek bu rejime karşı harekete geçmeli ve Gazze&#8217;deki bombalama ve cinayetin derhal durdurulması konusunda ısrar ederek hak cephesi ile batıl cephesi arasındaki bu mücadelede üzerine düşen önemli görevleri yerine getirmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir konuyu gündeme getirmek istiyorum, o da Amerika ile mücadelemizdir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Amerikalılar İran milletiyle olan düşmanlıklarını büyükelçilik meselesine bağlıyorlar. Amerika&#8217;nın İran&#8217;a ambargo koymasının, İran&#8217;a kötü şeyler yapmasının, İran&#8217;da kaos yaratmasının, sorun yaratmasının sebebi sizin öğrencilerinizin gidip ABD büyükelçiliğini ele geçirmesi diyorlar, yurt içinde Amerika’nın peşinden gidenler de bunu söylüyor, bu büyük bir yalan.</p>
<p style="font-weight: 400;">Büyükelçilik olayından 26 yıl önce 19 Ağustos darbesi yaşandı; O gün elçiliğe kimse gitmemişti!</p>
<p style="font-weight: 400;">Büyükelçilikten alınan ve şu anda 70-80 cilt kitap olan belgeler, inkılabın zaferinden sonraki ilk günlerden itibaren ABD büyükelçiliğinin İran&#8217;a karşı komplo ve casusluğun merkezi olduğunu gösterdi. ABD büyükelçiliğinde inkılaba darbe yapmak için darbe planlanıyordu. İç savaş tasarlandı ve ülkenin sınır illerinde iç savaş çıkarmaya çalışıyorlardı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yani ABD büyükelçiliği inkılabın ilk günlerinden bu yana ülkeye ve inkılaba karşı komplonun merkezi olmuştur ve bunun bir casus yuvasının ele geçirilmesiyle hiçbir ilgisi yoktur.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gazze halkı sabrıyla insan vicdanını harekete geçirmeyi başardı. Şu anda dünyada neler olduğunu görüyor musunuz? Batı ülkelerinde, İngiltere&#8217;de, Fransa&#8217;da, İtalya&#8217;da, Amerika&#8217;nın kendisinde, farklı eyaletlerde insanlar büyük kalabalıklar halinde gelip İsrail aleyhine ve çoğu durumda Amerika aleyhine sloganlar atıyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunlar itibarlarını ve onurlarını kaybettiler. Gerçekten bunların bir çaresi yok, hiçbir bahaneleri yok. Dolayısıyla İngiltere&#8217;deki insanların toplanmasının İran&#8217;ın işi olduğunu söyleyen bir aptal olduğunu görüyorsunuz! Herhâlde bunu Londra ve Paris’teki Besic (Gönüllü Kuvvetler) yapmış olmalı?</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam dünyası şunu unutmamalıdır ki, Gazze&#8217;deki belirleyici davada mazlum Filistin milletinin karşısında duranın Amerika, Fransa ve İngiltere olmuştur.</p>
<p style="font-weight: 400;">Nihai zafer, çok yakında Filistin milletinin olacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gazze&#8217;nin bombalanması derhal durdurulmalı ve Siyonist rejime petrol ve gıda ihracatının yolu kapatılmalıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Batılıların utanmazlıklarından biri de Filistinli savaşçıları terörle suçlamaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Evini ve ülkesini savunan biri terörist midir? 2. Dünya Savaşı&#8217;nda Paris&#8217;te Almanlarla savaşan Fransızlar terörist miydi? Nasıl oluyor da onlar savaşçı ve Fransa&#8217;nın gurur kaynağı oluyor da İslam, Cihad ve Hamas gençliği terörist oluyor?</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksa Tufanı Operasyonu çok az imkana sahip küçük bir grubun inanç ve kararlılıkla kazandığı zaferidir.  Bu grup, inançla, düşmanın yıllarca süren cani çabalarının ürününü, birkaç saat içinde küle çevirip havaya savurmayı başardı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eğer İslam devletleri bugün Filistin&#8217;e yardım etmezlerse, aslında İslam&#8217;ın ve insanlığın düşmanı olan Filistin&#8217;in düşmanını güçlendirmiş olurlar ve yarın aynı tehlike onları da tehdit edecektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İşgalci rejim o kadar çaresiz ve kafası karışık ki, kendi halkına yalan söylüyor, örneğin esirleriyle ilgili endişelerini dile getiriyor ki bu da bir yalandır çünkü bombalamalarda kendi esirleri de yok edilebilir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam&#8217;ın ve mazlum Filistin milletinin karşısında duran sadece Siyonist rejim değil, Amerika, Fransa ve İngiltere&#8217;dir ve Müslümanların denklemlerinde, anlaşmalarında ve analizlerinde bu gerçeği unutmamaları gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/meydan-hak-ve-batilin-meydanidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran İslam Cumhuriyeti Zorba Hükümetlerin Beklentilerini Kabul Etmeyecek</title>
		<link>https://rasthaber.com/iran-islam-cumhuriyeti-zorba-hukumetlerin-beklentilerini-kabul-etmeyecek/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/iran-islam-cumhuriyeti-zorba-hukumetlerin-beklentilerini-kabul-etmeyecek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2024 22:22:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=11490</guid>

					<description><![CDATA[ İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, “Bazı zorba hükümetlerin müzakere ısrarı, sorunları çözmek için değil, kendi beklentilerini empoze etmek içindir. İran İslam Cumhuriyeti onların beklentilerini kesinlikle kabul etmeyecektir” dedi. İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, mübarek Ramazan ayı münasebetiyle bugün Tahran&#8217;daki İmam Humeyni (r.a) Hüseyiniyesi&#8217;nde askeri ve hükümet yetkililerinin yanı sıra çeşitli kurumların üst düzey yöneticileri ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, “Bazı zorba hükümetlerin müzakere ısrarı, sorunları çözmek için değil, kendi beklentilerini empoze etmek içindir. İran İslam Cumhuriyeti onların beklentilerini kesinlikle kabul etmeyecektir” dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, mübarek Ramazan ayı münasebetiyle bugün Tahran&#8217;daki İmam Humeyni (r.a) Hüseyiniyesi&#8217;nde askeri ve hükümet yetkililerinin yanı sıra çeşitli kurumların üst düzey yöneticileri ile bir araya geldi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei burada yaptığı konuşmasında, “Biz, siyasi, ekonomik ve diğer meselelerde Batı’nın maddi medeniyetinin temellerini takip etmemeliyiz. Elbette Batı medeniyetinin bazı avantajları vardır, bunda şüphe yok. Dünyanın her yerinde, Batı’da, Doğu’da, yakın veya uzak fark etmeksizin, öğrenebileceğimiz ve faydalanabileceğimiz her türlü avantajdan yararlanmalıyız, bunda tereddüt edilemez. Ancak o medeniyetin temellerine dayanamayız, çünkü temelleri yanlıştır ve İslam’ın esaslarına aykırıdır. O medeniyetin değerleri, farklı değerlerdir. Bu yüzden görüyorsunuz ki Batı’da yasal, sosyal ve medya açısından öyle konular gündeme geliyor ki siz bir Müslüman ve Kur’an’a aşina biri olarak bunları düşünmekten bile utanırsınız” ifadelerinde bulundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Batı’daki çifte standartlara atıfta bulunan İmam Hamanei, “Batı’daki çifte standartlar, gerçekten Batı medeniyetinin utanç verici bir yüzünü göstermektedir; onların iddialarını ifşa etmektedir. Bilgi özgürlüğü olduğunu iddia ediyorlar. Gerçekten öyle mi? Şu anda Batı’da bilgi serbestçe paylaşılabiliyor mu? Batı’ya ait sosyal medya platformlarında, Hacı Kasım’ın, Seyyid Hasan Nasrallah’ın, Şehit Heniyye’nin adını yazabilir misiniz? Filistin’de, Lübnan’da işlenen cinayetlere itiraz edebilir misiniz? Nazi Almanya’sında Yahudilere yönelik iddia edilen olayları inkâr edebilir misiniz? İşte bu onların sözde bilgi özgürlüğü! Bugün bu medeniyet, aslında gerçek yüzünü açığa çıkarmıştır” şeklinde konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, “Bazı zorba hükümetlerin müzakere ısrarı, sorunları çözmek için değil, kendi beklentilerini empoze etmek içindir. İran İslam Cumhuriyeti onların beklentilerini kesinlikle kabul etmeyecektir” diye vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Şimdi şu üç Avrupa ülkesi bir bildiri yayınlayıp, İran’ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerine uymadığını ilan ediyor! Peki, biri çıkıp onlara sorsa: &#8216;Siz taahhütlerinize uydunuz mu?&#8217; Siz İran’ın taahhütlerine uymadığını söylüyorsunuz, peki siz kendi taahhütlerinize bağlı kaldınız mı? Siz en başından beri anlaşmaya uymadınız! Sonra ABD anlaşmadan çekildiğinde, bunu telafi edeceğinize dair söz verdiniz, ama sözünüzü çiğnediniz. Sonra başka bir şey söylediniz ve yine de sözünüzü tutmadınız!&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, &#8220;Sonuçta, utanmazlığın da bir sınırı olmalı! kendi taahhütlerini yerine getirmezken karşı tarafa neden taahhütlerinize bağlı kalmıyorsunuz diye soruyorlar! O dönemde hükümet bir yıl sabretti, sonra İslami Şura Meclisi devreye girdi. Gördünüz ki bir yasa çıkardılar; başka bir yol yoktu. Şimdi de aynı durum geçerli ve zorbalık ve baskı karşısında başka bir yol yoktur&#8221; ifadelerinde bulundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/iran-islam-cumhuriyeti-zorba-hukumetlerin-beklentilerini-kabul-etmeyecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Esaret Döneminde İmam Seccad’ın Hareketi</title>
		<link>https://rasthaber.com/esaret-doneminde-imam-seccadin-hareketi/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/esaret-doneminde-imam-seccadin-hareketi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2024 22:21:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=11488</guid>

					<description><![CDATA[Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla Şiîler ve imamet çizgisine inananlar arasında Aşura’dan sonraki vaziyet, acayip bir vaziyetti. Emevi uşaklarının yaptıkları vahşilikler, ister Kerbela’da ister Kufe’de ve ister Şam’da Peygamber ailesine yaptıkları zulümler imamet çizgisine ilgi duyan herkesi dehşete düşürdü. Elbette bildiğiniz gibi İmam Hüseyin’in ashabının seçkinleri ya Aşura olayında ya da Tevvabin olayında şehadete ulaştılar. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Rahmân ve rahîm Allah’ın adıyla</p>
<p style="font-weight: 400;">Şiîler ve imamet çizgisine inananlar arasında Aşura’dan sonraki vaziyet, acayip bir vaziyetti. Emevi uşaklarının yaptıkları vahşilikler, ister Kerbela’da ister Kufe’de ve ister Şam’da Peygamber ailesine yaptıkları zulümler imamet çizgisine ilgi duyan herkesi dehşete düşürdü. Elbette bildiğiniz gibi İmam Hüseyin’in ashabının seçkinleri ya Aşura olayında ya da Tevvabin olayında şehadete ulaştılar. Ama geride kalan kimseler Cebbar Yezid saltanatı ve sonrasında da Mervan’ın kudreti karşısında hak sözleri söyleyebilecek cesarete sahip değildiler. Mümin ama darmadağın, teşkilatsız, korkutulmuş ve gerçekte fiilen imamet yolundan sapmış bir topluluk&#8230; Bu, Şiî toplumundan İmam Seccad (a.s) için geriye kalan mirastı. Aşırı baskı, oldukça zayıf destek gücü&#8230; İmam Seccad asil, mektebî ve hakiki İslami akımın korunması için bu dağınıkları bir araya toplamalı ve onları hakiki İslami hükümet olan Alevi hükümete yakınlaştırmalıydı. Bu şartlar altında İmam Seccad (a.s), otuz dört yıl çaba sarf etti. Ben sadece İmam Seccad&#8217;ın hayatından seçkin bölümleri burada sizlere beyan edeceğim.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dördüncü İmam’ın iftihar dolu hayatının ilk bölümü esaret dönemidir. Elbette Dördüncü İmam iki kere esir olmuş ve iki kez zincirlere bağlı hâlde Şam’a götürülmüştür. Bu esaretin birincisi Kerbela’dan, ikincisi ise Abdülmelik b. Mervan zamanında Medine’den gerçekleşmiştir. İmam Seccad (a.s), Kerbela’dan Hüseynî esirlerle birlikte Şam’a götürüldüğünde adeta bir Kur’an ve İslam timsaliydi. Şehitlerin toprak üzerine düştüğü andan itibaren Ali b. Hüseyin’in yiğitliği ön plana çıkmaya başladı. Hiçbir erkeğin bulunmadığı o kervanda ufacık kızlar, küçük çocuklar, korumasız kadınlar İmam Seccad&#8217;ın etrafına toplanmışlardı; İmam (a.s) onların rehberliğini üstlenmişti. Durumu toparlamaya çalışmış; Şam’a yetişinceye kadar yol boyunca iman bağıyla birbirine kenetlenen bu topluluğun şüpheye ve tereddüde kapılmasına izin vermemiştir. Kafile Kufe’ye girdi. Bu ailenin bütün erkeklerinin öldürülme fermanını veren Ubeydullah b. Ziyad, kervanda bir erkeğin olduğunu görünce kim olduğunu sordu. İmam: “Ben Ali b. Hüseyin’im.” dedi. Ubeydullah b. Ziyad Ali b. Hüseyin’i ölümle tehdit etti. Burada imamet, maneviyat ve rehberliğin ilk cilvesi aşikâr oldu.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam: “Bizi ölümle mi tehdit ediyorsun? Oysaki şehadet bizim için keramettir [üstünlüktür], biz Allah yolunda öldürülmekle iftihar ederiz; ölümden korkmayız.” buyurdu. Ubeydullah b. Ziyad’ın adamları bu cesaret karşısında geri adım attılar.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şam’da birbirini izleyen günler boyu esirlerle birlikte kötü ve namünasip şartlar altında tutmanın ardından Yezid’in aklına İmam Seccad’ı (a.s) kendisiyle birlikte mescide götürüp ruhi açıdan da onu halkın karşısında zayıf düşürme düşüncesi geldi. Muhaliflerin ve her yerde bulunan İmam taraftarlarının yaptıkları tebligatların hükümeti olumsuz etkilemelerini engelleyecek bir şey yapmalıydı. İmam (a.s) söz konusu mecliste Yezid’e “Bırak ben de minbere çıkayım ve halka konuşayım.” dedi. Yezid, doğal olarak bu süre içerisinde ruhi açıdan yeterince zayıf düşmesi gereken Peygamber evladı bu esirin ve hasta gencin, kendisi için tehlike oluşturabileceğini sanmıyordu. Dolayısıyla İmam’ın konuşmasına izin verdi. İmam Seccad (a.s), minbere çıktı. İmametin felsefesini, şehadet olayını ve Emevi hükümetinin tağuti yönünü hükümetin merkezinde açıkladı. Şam halkının ayaklanmasına sebep oldu. İmam Seccad Übeydullah b. Ziyad karşısında, Şam’ın kandırılmış halk yığınları karşısında ve Emevi düzeninde Yezid’in memurları karşısında korkmadan hak sözü haykırabilen bir şahsiyettir. Dünya hayatı onun için bir değer ifade etmiyordu.[1]</p>
<p style="font-weight: 400;">* * *</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Seccad (a.s), esaret döneminde hasta iken söz ve davranışlarıyla büyük bir kahraman misali yiğitlik destanı yazıyordu. Bu devrede İmam, hayatının asli döneminde gözlemlediğiniz şeyle tamamen farklı bir vaziyete sahipti. O, asli dönemde mülayim, hesaplı ve sakin bir altyapı oluşturmayı esas almıştı. Hatta bazı durumlarda İmam’ın Abdülmelik b. Mervan’la bir mecliste oturarak ona karşı sıradan ve mülayim bir tavır takındığını görmekteyiz. Ama esaret döneminde İmam’ı en ufak bir söze bile tahammül etmeyen ve herkesin gözleri önünde güçlü düşmanlarına çarpıcı cevaplar veren coşkulu bir kıyam adamı olarak görürsünüz.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kufe’de, kılıcından kan damlayan, Peygamber evladını öldürme gururunun badesiyle mest ve zafer sarhoşu o vahşi hunhar Ubeydullah b. Ziyad karşısında öylesine konuşur ki İbn Ziyan ölüm fermanını verir. Hz. Zeynep bu ferman karşısında kendisini öne atıp “Onu öldürmenize izin vermem!” deyince onlar bir kadını öldürmek zorunda kalmamak için İmam’ı da öldürmekten vazgeçmişlerdir. Ayrıca İmam’ı esir olarak Şam’a götürmeleri gerekmektedir. Eğer bu sebepler olmasaydı büyük ihtimalle İmam Seccad’ı (a.s) katledeceklerdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kufe pazarında halası Zeynep ve kız kardeşi Sakine’yle birlikte konuşma yapıp halkı tahrik eder ve hakikatleri ifşa eder.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şam’da ister Yezid’in meclisinde ister mescitte cemiyet karşısında hakikatleri en açık beyanla ortaya koyar. Bu sözler ve hutbeler, Ehl-i Beyt’in hilafetin gerçek hak sahibi olduğunu, mevcut hâkim düzenin gerçekleştirdiği cinayetlerin ifşasını, o gafil ve şuursuz halkın çarpıcı ve acı bir şekilde uyarılmasını içerir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Burada o hutbeyi söz konusu edip içeriğini beyan etmemize gerek yok. Bu başlı başına ayrı bir iştir. Bu hutbeyi tefsir etmek isteyen kimse onu kelimesi kelimesine incelemeli ve bu esaslar üzerine tefsir etmelidir. Bu, İmam Seccad&#8217;ın hamaset yaratan esaret dönemindeki vaziyetiydi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şöyle bir soru mevcuttur: Neden İmam Seccad (a.s) esaret döneminden sonra yumuşaklığı esas almakta ve takiye yapmaya meyletmektedir? Neden inkılabi ve keskin hareketlerin üzerini dua ve yumuşak davranışlarla örtmekte ve esaret döneminde ise öylesine keskin, öfkeli ve açıktan bir takım işler yapmaktadır?</p>
<p style="font-weight: 400;">Cevap şudur ki: Bu dönem istisnai bir dönemdi. Burada İmam Seccad (a.s), imam olmasının ve ilahî ve İslami hükümet için çalışma zeminini sağlaması gerektiğinin dışında Aşura’da dökülen kanların konuşan dilidir. İmam Seccad (a.s) burada gerçekte kendisi değildir. Hüseyin’in suskun dili Şam’da ve Kufe’de bu inkılabi gencin simasında tecelli etmeliydi. Eğer orada meseleleri böylesine sert, keskin ve açık şekilde beyan etmezse gerçekte onun gelecekte yapacağı işler için bir zemin kalmayacaktı. Çünkü tarih boyunca gerçekleşen bütün Şiî kıyamlarının alt yapısı Hüseyin b. Ali’nin coşkun kanı olduğu gibi onun gelecekteki işinin zemini de Ali oğlu Hüseyin’in coşkun kanıydı. Öncelikle halkı uyarmalı; sonra bu uyarı etrafında esaslı, derin, metin ve uzun vadeli muhalefetini başlatmalıdır. İşte bu uyarı, böylesi sert ve keskin bir dilden başka bir şeyle mümkün değildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu seferde İmam Seccad&#8217;ın (a.s) rolü, Hz. Zeyneb’in rolüydü. O rol, Hüseyin b. Ali’nin inkılâbının elçiliğiydi. Eğer insanlar Hüseyin’in neden ve nasıl öldürüldüğünü bilseler İslam’ın ve Ehl-i Beyt’in davetinin geleceği başka türlü olacaktı. Ancak bunu bilmezlerse İslam’ın geleceği daha farklı olacaktı. Dolayısıyla toplumda bu şuur ve marifetin yayılması için bütün sermayenin kullanılması ve mümkün olan her yerde bu bilgilendirme işinin yapılması gerekirdi. Fatıma-ı Suğra, Zeyneb ve esirlerin her birisi kendi gücü ölçüsünde bir elçi olmalıydı. Gurbet diyarında dökülmüş olan İmam Hüseyin’in (a.s) coşkun kanının sesinin geniş İslam coğrafyasının tamamında duyulabilmesi için bütün güçlerin bir araya toplanması gerekirdi. Yani Kerbela’dan Medine’ye kadar bu mesaj ulaşmalıydı. İmam Seccad (a.s), Medine’ye girdiğinde halkın meraklı ve soru dolu dil, göz ve çehreleri karşısında hakikatleri beyan etmesi gerekiyordu. İşte bu yapılacak olan ilk iştir. İmam Seccad&#8217;ın (a.s) hayatında bu kısa dönem istisnai bir dönemdir. Sonraki dönem İmam Seccad&#8217;ın (a.s) Medine’de muhterem bir vatandaş olarak yaşamaya başladığı dönemdir. İşine Hz. Peygamber’in evinden ve onun hareminden başlar. Dördüncü İmam’ın plan ve programlarının açıklığa kavuşması için zamanının durumunu, keyfiyetini ve şartlarını incelemeye ihtiyaç vardır.[2]</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211; &#8211;</p>
<p style="font-weight: 400;">[1]  05 Aralık 1980 / Tahran</p>
<p style="font-weight: 400;">[2]  Pasdar-ı İslam, sayı: 6</p>
<p style="font-weight: 400;">
<p style="font-weight: 400;">
<p style="font-weight: 400;">Ayetullah Seyyid Ali Hamanei/ehlibeytalimleri.com</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/esaret-doneminde-imam-seccadin-hareketi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Hamanei’den ABD’de Filistin’i Destekleyen Öğrencilere Mektup</title>
		<link>https://rasthaber.com/imam-hamaneiden-abdde-filistini-destekleyen-ogrencilere-mektup/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/imam-hamaneiden-abdde-filistini-destekleyen-ogrencilere-mektup/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2024 22:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=11486</guid>

					<description><![CDATA[İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, ABD üniversitelerinde Filistin’i destekleyen öğrencilere hitaben kaleme aldığı bir mektupta bu öğrencilerin anti-Siyonist protestolarıyla dayanışma içinde olduklarını belirterek, onların direniş cephesinin bir parçası olduğunu ifade etti. İmam Hamanei, mektubunda, Batı Asya’daki hassas durumun ve kaderin değiştiğine değinerek, dünya tarihinde yeni bir sayfa açıldığını vurguladı. İmam Hamanei’nin kaleme aldığı mektup şöyle: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, ABD üniversitelerinde Filistin’i destekleyen öğrencilere hitaben kaleme aldığı bir mektupta bu öğrencilerin anti-Siyonist protestolarıyla dayanışma içinde olduklarını belirterek, onların direniş cephesinin bir parçası olduğunu ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, mektubunda, Batı Asya’daki hassas durumun ve kaderin değiştiğine değinerek, dünya tarihinde yeni bir sayfa açıldığını vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei’nin kaleme aldığı mektup şöyle:</p>
<p style="font-weight: 400;">Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu mektubu, uyanan vicdanları onları Gazze&#8217;nin mazlum çocuklarını ve kadınlarını savunmak için ayağa kaldıran gençlere hitaben kaleme alıyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;">ABD’nin sevgili genç öğrencileri! Bu mektup, sizinle dayanışma içinde olduğumuzun mesajıdır. Sizler artık tarihte açılan yeni sayfanın doğru tarafındasınız.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sizler artık direniş cephesinin bir parçasını oluşturuyorsunuz ve gaspçı ve acımasız Siyonist rejimi açıkça savunan hükümetinizin acımasız baskısı altında onurlu bir mücadele başlattınız.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzak bir coğrafyadaki büyük direniş cephesi yıllardır aynı sizin şu anki idrak ve duygularınızla mücadele ediyor. Direniş cephesinin mücadelesinin amacı, &#8220;Siyonistler&#8221; olarak adlandırılan terörist ve acımasız bir şebekenin yıllar önce Filistin milletine uyguladığı ve ülkelerini işgal ettikten sonra onları en ağır baskı ve işkencelere maruz bıraktığı zulmü durdurmaktır. Siyonist apartheid rejiminin bugünkü soykırımı, onlarca yıl önceki son derece zalim davranışlarının devamıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Filistin, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerden oluşan bir millete ve köklü bir tarihe sahip bağımsız bir topraktır. Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra Siyonist şebekenin kapitalistleri, İngiliz hükümetinin yardımıyla yavaş yavaş binlerce teröristi bu topraklara getirdi; şehirleri, köyleri işgal ettiler; On binlerce insan öldürüldü ya da komşu ülkelere sürüldü; Halkın evlerini, pazarlarını, çiftliklerini ellerinden aldılar, gasp edilen Filistin topraklarında İsrail adında bir hükümet kurdular.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu gaspçı rejimin İngiltere’den sonra en büyük destekçisi bu rejime siyasi, ekonomik ve silah desteğini sürdüren ABD&#8217;dir. ABD hatta bu rejime nükleer silahlar üretmesinin önünü açmakta ve ona bu konuda yardımcı olmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Siyonist rejim ilk günden itibaren savunmasız Filistin halkına karşı &#8220;demir yumruk&#8221; politikasını kullandı ve vicdani, insani ve dini tüm değerleri hiçe sayarak zulmü, terörü ve baskıyı her geçen gün artırdı.</p>
<p style="font-weight: 400;">ABD hükümeti ve ortakları bu devlet terörüne ve sürekli baskıya karşı kaşlarını bile çatmadı. Bugün bile ABD hükümetinin Gazze&#8217;deki korkunç katliama ilişkin bazı açıklamaları gerçek olmaktan ziyade daha çok ikiyüzlü açıklamalardır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Direniş Cephesi bu karanlık ve umutsuz atmosferin kalbinden yükseldi ve İran&#8217;da İslam Cumhuriyeti hükümetinin kurulması onu genişletip güçlendirdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Amerika ve Avrupa&#8217;daki medya şirketlerinin çoğu onlara ait veya onların paralarının, rüşvetlerinin etkisi altında olan Uluslararası Siyonizmin liderleri, bu insani ve cesur direnişi terör olarak tanıtıyorlar. Siyonist işgalcilerin kendilerine ait topraklarda işlediği suçlara karşı kendini savunan bir millet terörist midir? Peki bu millete insani yardım yapmak, onun silahlarını güçlendirmek teröre yardım sayılır mı?</p>
<p style="font-weight: 400;">Küresel zorba rejimlerin liderlerinin insani kavramlara dahi merhameti yoktur. Onlar, zalim ve terörist İsrail rejimini sanki kendisini savunuyormuş gibi gösteriyor ve özgürlüğünü, güvenliğini ve kendi kaderini tayin hakkını savunan Filistin direnişine de terörist diyorlar!</p>
<p style="font-weight: 400;">Sizi temin ederim ki bugün durum değişiyor. Batı Asya bölgesini başka bir kader bekliyor. Küresel boyutta pek çok vicdan uyanmış ve gerçekler ortaya çıkmaktadır. Direniş cephesi de güçlenmiş ve giderek daha da güçlenecektir. Tarihte yeni bir sayfa açılmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Siz Amerika’daki onlarca üniversite öğrencisinin dışında, diğer ülkelerde de üniversite öğrencileri ve insanlar ayağa kalktı. Üniversite öğretim görevlilerinin ve hocalarının siz öğrencilere eşlik etmesi ve destek vermesi çok önemli ve etkilidir. Bu, hükümetin size karşı uyguladığı polis müdahalesini biraz rahatlatabilir. Ben de siz gençlerin duygularını paylaşıyor ve duruşunuza saygı duyuyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kur’an, biz Müslümanlara ve tüm dünya halkına hak yolunda direnişi öğretmekte şöyle buyurmaktadır: “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol (Hud/112)” Kur&#8217;an&#8217;ın insan ilişkilerine dair dersi ise şudur: “Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız (Bakara/279)”</p>
<p style="font-weight: 400;">Allah’ın izniyle direniş cephesi bu ve benzeri yüzlerce emri öğrenerek ve uygulayarak ilerleyecek ve zafere ulaşacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sizlere Kur’an’ı tanımanızı ve ona aşina olmanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p style="font-weight: 400;">Seyyid Ali Hamanei</p>
<p style="font-weight: 400;">30 Mayıs 2024”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/imam-hamaneiden-abdde-filistini-destekleyen-ogrencilere-mektup/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmamların (A.S) Öğretileri Dünyaya Doğru Şekilde Yansıtılmalıdır</title>
		<link>https://rasthaber.com/imamlarin-a-s-ogretileri-dunyaya-dogru-sekilde-yansitilmalidir/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/imamlarin-a-s-ogretileri-dunyaya-dogru-sekilde-yansitilmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2024 22:17:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=11484</guid>

					<description><![CDATA[ İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, beşinci Uluslararası İmam Rıza (a.s) kongresinde akademik heyet ile yaptığı görüşmede şunları söyledi: ‘İmamların (a.s.) öğretileri dünyaya teknik bir dille ve doğru bir şekilde yansıtılmalıdır. İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, 8 Mayıs’ta düzenlenen beşinci Uluslararası İmam Rıza (a.s) kongresinin ardından bu sabah bu kongreye katılan akademik heyet ile gerçekleştirdiği görüşmede [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"> İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, beşinci Uluslararası İmam Rıza (a.s) kongresinde akademik heyet ile yaptığı görüşmede şunları söyledi: ‘İmamların (a.s.) öğretileri dünyaya teknik bir dille ve doğru bir şekilde yansıtılmalıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, 8 Mayıs’ta düzenlenen beşinci Uluslararası İmam Rıza (a.s) kongresinin ardından bu sabah bu kongreye katılan akademik heyet ile gerçekleştirdiği görüşmede bir konuşma yaptı.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei’nin konuşmasının metni şöyle:</p>
<p style="font-weight: 400;">Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla</p>
<p style="font-weight: 400;">Öncelikle bu kongrenin ve bu toplantının yapılması çok güzel bir şey. Çünkü bizlerin Şii toplumu içerisinde imamları tanıma konusunda birçok eksikleri var. Bazen bir noktaya çok fazla dikkat edilirken diğer yönler ihmal ediliyor. Hatta bazen buna bile teveccüh edilmiyor ve zahiri meselelerle yetiniliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Benim kanaatimce bizim Şiiler olarak, bir Şii toplumu olarak üzerimize düşen en büyük görevlerden biri imamlarımızı dünyaya tanıtmaktır. İmam Hüseyin (a.s) ve İmam Ali (a.s) gibi bazı İmamlar (a.s) çeşitli sebeplerden dolayı tanıtılmış, başkaları da onlar hakkında yazıp konuşmuştur ve onları Şii olmayanlar ve İslam dünyası dışındakiler de tanımıştır. Fakat imamların (a.s) birçoğu tanınmıyor. İmam Hasan (a.s) o azamet ve büyüklüğüyle tanınmıyor, İmam Kazım (a.s) İmam Hadi, İmam Cafer Sadık (a.s) onca teşkilatı ve üst düzet faaliyetlerine rağmen dünyada tanınmıyor ve bilinmiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eğer bu imamlar (a.s) hakkında Şii olmayanlar tarafından bir şeyler söylendiyse bile bunun mezhep dışı bir boyutu vardır ve çok az ve sınırlıdır. Şimdi mesela bir mutasavvıf yazar, mutasavvıflar arasında İmam Cafer Sadık&#8217;ın (a.s) adını anıyor, mesela yarım sayfa veya daha az bir yerde ondan arif bir kişilik olarak bahsediyor ve sadece bu kadar tanıtıyor, fazla değil.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kanaatimce, İmamların (a.s) hayatına üç boyuttan bakmak gerekir. Bunlardan biri manevi ve ilahi boyut, yani kutsallıktır; İmamların (a.s) kutsal yönüdür. Bu göz ardı edilemez. Bunun konuşulması lazım ama doğru konuşulması lazım. Bazen sözler söylenir, o sözleri destekleyecek rivayetler verilir, fakat sözler zayıftır. İmamların (a.s) melekût-i boyutunu, imamların (a.s) manevi ve semavi boyutunu ifade etmeliyiz. Bu, takiye yapacağımız ya da saklayacağımız şeylerden biri değildir. Hayır, imamların (a.s) bu manevi ve semavi yönünü söylememiz gerekir. Tıpkı Peygamber&#8217;in (s.a.a) kendisi hakkında da söylediğimiz gibi. Onların masumiyeti meselesini, Allah-u Teala ile irtibatı meselesini, meleklerle irtibatı meselesini manevî anlamda velayetlerini söylemeli ve anlatmalıyız. Bu açıdan güçlü bir ilmi çalışma yapılması gerekmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İkinci husus ise sizlerin de değindiği gibi, İmamların (a.s) sözlerinin ve derslerinin çeşitli alanlardaki yönüdür. Yaşamdaki sorunlar meselesi, insanın ihtiyaç duyduğu çeşitli konulardan bazılardır ve ahlak, sosyal hayat, din ve ahkâm konusunda imamlarımızın sözleri ve ekolleri vardır ve bunların açıklanması gerekir. Bu yönlerden pek çoğuna dikkat etmiyoruz. Dünyada bunun gibi birçok mesele vardır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şimdi mesela hayvanların korunması konusunu düşünelim. Bakın, hayvanların hakları konusuna imamların rivayetlerinde ne kadar çok değiniliyor. Eğer dünyada bu gündeme getirilse, söylense ve tanıtılsa bu çok önemli bir şeydir. Bakalım şimdi bunu hangimiz düşünüyoruz? Hangimiz bu konuyu takip ediyoruz? Ya da sosyal hayat konusu, Şii olmayanlar ve gayrimüslimlerle iletişimle ilgili temalar, bütün bunlar rivayetlerimizde Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e dayanarak zikredilmektedir. Örneğin, şöyle buyurulmaktadır: <b><strong><em>“Allah, din hususunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten ve onlara karşı âdil davranmaktan sizi yasaklamaz.”</em></strong></b>(Mümtehene/8)</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunlar defalarca tekrarladığımız ve defalarca söylediğimiz sözlerdir. Bunlar imamların sözleriyle ifade edilmeli ve aktarılmalıdır. Bunca kitabımız var. Mesela 100’den fazla cildi olan Bihau’l Envar var ve bunun gibi birçok kitap var ama bunlar artık belirli sınırlar içindeler.</p>
<p style="font-weight: 400;">O gün şu şiiri okudum:</p>
<p style="font-weight: 400;"><b><strong><em>Sen fıçının içindeki saf ve nâb bir şarap gibisin</em></strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;"><b><strong><em>Ama kadehte görünmedikten sonra ne faydası var</em></strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;">Bu şarap kullanılabilmesi için kadehte getirilmelidir. Bu saf ve katıksız şarap, bizlere imamlardan (a.s) ulaşan hayatımızın öğretileridir ama fıçıdadır ve üzerini kapatmışız, eskiler fıçının ağzı açık kalınca üzerine tuğla koyup kapatırlardı, biz de aynı böyle yaptık. Böyle olmaz. Bunun günün diliyle, teknik dille, doğru yöntemlerle dünyaya yansıtılması gerekiyor. Günümüzde dünyayla iletişim kolaylaştı; Yani burada oturup bir düğmeye basıyorsunuz ve dünyanın en uzak köşesinde, Avustralya&#8217;da, Kanada&#8217;da, Amerika&#8217;da, herhangi bir yerde, kimin sizi duymasını istiyorsanız, duyuyor, bu çok önemli bir şey. Bu yöntem kullanılmalıdır; Ancak dil önemlidir; Hangi dille ifade etmek ve açıklamak istiyorsunuz? Bu, imamların (a.s) tanıtılmasında izlenmesi gereken yolun ikinci kısmıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Üçüncü kısım siyaset konusudur. Ben de imamların (a.s) hayatlarını incelediğimde bunu yaptım ve temel olarak imamların (a.s) yaptıklarını ve yapmak istediklerini inceledim. Siyaset bölümü çok önemli bir bölümdür. İmamların (a.s) politikası neydi? İmamların (a.s) bütün bu makamlarla, sahip oldukları bütün bu ilahi mertebeyle ve sahip oldukları ilâhî emanetle yetinmesi gerekiyor, mesela belli bir miktar hükmü söylemekle, bir miktar ahlâk ve benzeri şeyler söylemekle yetinmesi gerekirdi diye düşünülüyor. Tam anlamıyla teveccüh edildiğinde bu asla insan için anlaşılabilir bir şey değil. İmamların (a.s) büyük hedefleri vardı. Onların asıl hedefi İslami bir toplum yaratmaktı. İslam egemenliği sağlanmadan da İslam toplumunun kurulması mümkün olamayacaktır. Yani İmamlar (a.s) İslam hâkimiyetinin peşindeydi. İmametin önemli bir yönü şudur; İmamet, dinin ve dünyanın riyaseti, madde ve mana riyaseti demektir, yani özü işte bu siyasetten ve ülkenin idaresi ile hükümetin idaresinden ibarettir ve bütün imamlar (a.s) bunu takip etmiştir. Yani istisnasız bütün imamlar (a.s) bu yolu takip etmişlerdir. Ama hepsi farklı yöntemlerle, farklı dönemlerde, farklı yollarla ve çeşitli kısa vadeli hedeflerle bunu yapmışlardır ama hepsinin uzun vadeli hedef aynıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şimdi Hz. Rıza (a.s.) ile ilgili bir cümle söyleyeceğim, sonra bir cümleyi açıklayacağım. Mesela İmam Sadık (a.s.) döneminde o hazrete (a.s) “Neden kıyam etmiyorsunuz?” denildi. Rivayetlerde defalarca geçmektedir ve görüyorsunuz defalarca “Neden kıyam etmiyorsunuz” diye soruluyor. İmam Sadık (a.s) ise herkese farklı delil ve şekillerde cevap veriyor. Peki, o Hazrete (a.s) neden bu kadar çok “Neden kıyam etmiyorsunuz” diye soruluyor? Çünkü o Hazret (a.s) kıyam edecekti ve bunu Şiiler biliyordu ve bu Şiiler arasında çok açık ve net bir konuydu.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hasan’a (a.s), “Neden barış yaptınız?” diye itiraz ettiklerinde, İmam Hasan’ın (a.s) cevaben söylediği şu söz defalarca nakledilir, İmam şöyle buyurmuştur: “Bu işin bir zamanı var ve siz bilmiyorsunuz? Yani bu bir vaattir.” Daha sonra İmam’ın (a.s) rivayetlerinde bu vaat ortaya çıkıyor. Rivayetlerde şöyle geçmektedir: “Nitekim Allah bu olayları 70. yılda gerçekleştirecektir.” İmam bunu 40 ve 41 yılında söylemişti ve 70 yılında kıyam gerçekleşecek ve İslami hükümet kurulacaktı. Bunun gerçekleşmesi Allah’ın takdiriydi. Daha sonra İmam şöyle buyurdu: “İmam Hüseyin (a.s) şehit edildiğinde Allah’ın azabı tüm yeryüzünü kaplayacaktır ve bu yüzen Allah bunu ertelemiştir.”</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam (a.s) 60-61 yılında şehit olunca bu iş ertelendi. Bu 70 yılında olacaktı ama İmam Hüseyin’in (a.s) şehadetinden ve dış etkenlerden dolayı bu iş geriye çekildi. Rivayette “Allah’ın azabı yeryüzünü kaplayacaktır” tabiri kullanılmaktadır ama bu azap ve doğurduğu şeyler, bu dış etkenlere ve ortak sebep ve faktörlere bağlıdır. Bunun en genel sebebi, yine rivayetlerde okuduğumuz gibi şöyledir: “Üç kişi dışında herkes İmam Hüseyin’den (a.s) sonra döndü.” Burada “dönmek” dinden döndü anlamında değildir. Yani İmam Hüseyin’den sonra Şiiler gittikleri yoldan döndüler anlamındadır. Yani bu durumda nasıl gidilebilir ki? Ama Yahya Ümmü Tavil ve iki kişi dışındaki herkes döndü. Bu üç kişi dışında kimse kalmadı. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Daha sonra insanların sayısı arttı ve çoğaldı.” İmam Seccad&#8217;ın (a.s) ve ardından Hazreti Bakır&#8217;ın (a.s) 30 yıllık yoğun çalışması sonucu bu sayı arttı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Okuduğum bu rivayetin devamında “Allah-u Teâlâ’nın 70 yılında gerçekleşmesi gereken hükümet meselesini 140 yılına ertelediği geçiyor. 140 yılı İmam Sadık’ın (a.s) yaşadığı dönemdir ve 148 yılında vefat etmiştir. Bu konu Şiiler arasında söylenmektedir. Tabi hazret (a.s) daha sonra bu gecikmenin nedenini yine bu rivayette şu nedenlerden dolayı gecikti şekline zikretmiştir. Rivayette geçmektedir, İmam’ın en yakınlarından olan Zürare, Kufe’dedir ve bildiğiniz üzere Kufelidir ve Kufe’de yaşamaktadır. Zürare İmam’a (a.s) bir mektup yazarak şöyle demiştir: ‘&#8221;Halktan bir arkadaşımız burada borç sıkıntısı içinde ve hükümet onu borcundan dolayı tutuklamak istiyor. Bu kişi bir süredir tutuklanmamak için kaçak yaşıyor ve eşi ve çocuğundan uzakta. Şimdi size sorum şu: &#8220;Bu emir&#8221; (&#8220;Bu emir&#8221; birçok hadiste tekrarlanıyor) yani hükümet meselesi, eğer bir iki yıl içinde olacaksa, bu kişiye siz gelip bu işi çözünceye kadar beklemesini söyleyelim ama bu konu bir iki yılda olmayacaksa, arkadaşlarla bir araya gelip para toplayalım ve bu zavallının borcunu ödeyelim ki evine ve ailesinin yanına dönsün.” Bunu Zürare soruyor. Bu şaka değil. Zürare neden bunun bir veya iki yıl içinde gerçekleşebileceği ihtimalini veriyor?</p>
<p style="font-weight: 400;">Yine Zürare’den nakledilen başka bir hadiste şöyle buyuruluyor: “Vallahi ben bu minberin üzerinde Cafer&#8217;den başkasını görmüyorum.” E’vad yani minber ve minberin sütunlarına denilmektedir. “Ben minberin bu sütunların üzerinde Cafer’den başkasını görmüyorum.” Yani Hazretin (a.s) geleceğine ve hilafet minberine oturacağına yakin ediyordu. Yani bu beklenti vardı. Tabi ki tıpkı ayette buyurulduğu gibi (“<b><strong><em>Allah dilediğini siler, dilediğini de yerinde bırakır; ana kitap onun katındadır”/Rad39)</em></strong></b>. İlahi takdir budur ama kaza bu değildir. İlahi kaza, yani sabit olan kesin karardır. Özetle, İmamalar (a.s) bu konunun peşindeydiler ve bu çok önemli bir konudur.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şimdi bu alanda İmam Rıza’nın (a.s) rolünün ne olduğunu görebilirsiniz. Şimdi elbette <em>sizin (Kongre Başkanı Hüccetü’l İslam Ahmmet Mervi’yi kastediyor)</em> yaptığınız o konuşmanın içeriğini hatırlamıyorum; Ondan önce ilk yıl Meşhed&#8217;e bir mesaj göndermiştim ve o mesajda İmam Rıza’nın veliahtlığı kabul etmesi konusunu analiz etmiş ve şöyle demiştim: “Aslında bu akıllı, kurnaz ve çok zeki bir olan Me’mun ile İmam Rıza arasında bir savaştı. Me’mun başta “Hilafeti veriyorum” dedi. Başta veliahtlık değildi. “Ben hilafeti sana vereceğim” dedi. İmam (a.s) kabul etmedi. Me’mun ısrar etti ve sonra “Madem kabul etmiyorsun, o zaman veliahtlığı kabul et” dedi. Me’mun’un böyle yapmasının nedeni neydi? Ben mesajımda Me’mun’un bunu yapmasındaki dört beş nedeni ve hedefi açıkladım. İmam daha sonra kabul etti ve ben İmam’ın nasıl kabul ettiğini ve neden bunu yaptığını ve bunu yapmasının ne gibi faydaları olduğunu da açıkladım. Bu çok büyük bir harekettir ve İmam ve Me&#8217;mun arasında olağanüstü bir iç savaş, yani aslında siyasi bir savaş başlamış ve bu savaşta İmam (a.s), Me&#8217;mun&#8217;u ezmiştir. Yani İmam (a.s) öyle bir şey yapmıştır ki Me’mun ezilmiştir, öyle ki İmam’ı öldürmek zorunda kalmıştır. Yoksa başta durum böyle değildir ve İmam’a (a.s) hürmet etmekte ve bu doğrultuda şeyler yapmaktadır. Ben Me’mun’un neden böyle bir şey yaptığını, bunun ona ne faydası olduğunu ve bunları yaparken kafasından neler geçtiğini o mesajda açıkladım. O zamanlar biz de sizin gibi, Allah&#8217;a hamd olsun gençtik takatimiz vardı ve yapıyorduk bunları ama şimdi bunlardan tamamen uzaklaştık.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dolayısıyla İmam Rıza’nın (a.s) ve diğer imamların (a.s) hayatındaki bu üç kısmın açıklanması gerekir. Sizin hüneriniz, öncelikle bu üç parçayı çıkarmak, ikincisi, onları abartı ve ifrattan ve mantıksız sözlerden arındırmak, üçüncüsü ve hepsinden önemlisi, uygun dille, günün diliyle, Şii olmayan ve hatta Şii muhatapların anlayabileceği bir dille açıklamaktır, çünkü bazı gençlerimizin bu konulara olan mesafesi, Şii olmayanların ve gayrimüslimlerin bu konulara olan uzaklığından az değildir ve hiçbir bilgileri yoktur. Kanaatimce, eğer bu iş yapılırsa artık bu konular sadece toplantı, konuşma vb. ile kalmayacak ve somut faydalar sağlanacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Allah’ın selam rahmet ve bereketi üzerinize olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/imamlarin-a-s-ogretileri-dunyaya-dogru-sekilde-yansitilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazze’de Zulmün ve Dik Duruşun Zirvesine Tanık Oluyoruz</title>
		<link>https://rasthaber.com/gazzede-zulmun-ve-dik-durusun-zirvesine-tanik-oluyoruz/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/gazzede-zulmun-ve-dik-durusun-zirvesine-tanik-oluyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2024 22:16:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=11482</guid>

					<description><![CDATA[Mübarek Ramazan ayının ilk gününde İmam Humeyni Hüseyiniye’sinde İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei’nin katılımıyla Kur’an-ı Kerimle ünsiyet programı gerçekleştirildi. İslam İnkılabı Lideri bu törende yaptığı konuşmada Kur&#8217;an okumayı &#8220;kutsal bir sanat&#8221; olarak nitelendirerek: “Bu çok kıymetli eserin asıl amacı, Kur&#8217;an&#8217;ın anlam ve mesajını insanlara ve topluma aktarmak, Kur&#8217;an&#8217;da tefekküre zemin oluşturmak olmalıdır.” dedi. İmam Hamenei’nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Mübarek Ramazan ayının ilk gününde İmam Humeyni Hüseyiniye’sinde İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei’nin katılımıyla Kur’an-ı Kerimle ünsiyet programı gerçekleştirildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri bu törende yaptığı konuşmada Kur&#8217;an okumayı &#8220;kutsal bir sanat&#8221; olarak nitelendirerek: “Bu çok kıymetli eserin asıl amacı, Kur&#8217;an&#8217;ın anlam ve mesajını insanlara ve topluma aktarmak, Kur&#8217;an&#8217;da tefekküre zemin oluşturmak olmalıdır.” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;"><b><strong>İmam Hamenei’nin Kur’an Karilerine yaptığı konuşmadan kısa başlıklar</strong></b></p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamenei, Gazze&#8217;deki durumu &#8220;zirve&#8221; noktasında iki boyutlu olarak tanımlayarak şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;"> “Bugün Gazze&#8217;de bir yanda cinayetin, vahşetin ve zulmün zirvesine, diğer yanda dik duruşun ve istikametin zirvesine tanık oluyoruz.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Gazze&#8217;den görüntülerin yayınlanmasına ve Gazzeli gençlerin Kur&#8217;an okumasına dikkat çeken İmam Hamenei şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Bugün Gazze&#8217;de tanık olduğumuz dik duruşun zirvesi, Kur&#8217;an&#8217;ı anlama ve yaşamanın sonucudur.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Gazze&#8217;de, çocukların ve bebeklerin açlık ve susuzluk yoluyla öldürülmesi ve eşi görülmemiş cinayetleri Batı medeniyetinin bir utancı olduğunu vurgulayıp şöyle dedi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Siyonistler, Amerika ve Batı&#8217;dan her türlü silah ve yardıma sahip olmalarına rağmen Gazze halkının eşsiz sabrı ve direniş savaşçılarının dik duruşu karşısında hiçbir halt edemediler. Direnişin gücünün ve yeteneklerinin yaklaşık %90&#8217;ı hala makfuzdur.”</p>
<p style="font-weight: 400;">“Allah&#8217;ın lütuf ve inayetiyle direniş Siyonistlerin burnunu yere sürtecektir.”</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamenei Gazze halkına yardım etmeyi İslam dünyasının dini bir görevi olarak değerlendirdi ve şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Siyonist düşmana her türlü yardım kesinlikle haramdır ve gerçek bir cinayettir. Ne yazık ki bazı hükümetler ve İslam ülkeleri bunu yapmaktadır ancak bir gün pişman olacaklardır. Allah&#8217;ın izniyle bu ihanetin cezasını çekecekler.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/gazzede-zulmun-ve-dik-durusun-zirvesine-tanik-oluyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bi&#8217;set İnsanlık Tarihi Boyunca Olacaktır</title>
		<link>https://rasthaber.com/biset-insanlik-tarihi-boyunca-olacaktir/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/biset-insanlik-tarihi-boyunca-olacaktir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2024 22:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=11480</guid>

					<description><![CDATA[İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei bugün İran hükümet yetkilileri ile bir araya geldi. İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei Meb’es (Biset) Bayramı münasebetiyle bugün Tahran&#8217;daki İmam Humeyni (r.a) Hüseyiniyesi&#8217;nde İran hükümet yetkilileri ve çeşitli kurumların üst düzey yöneticileri ile bir araya geldi. İmam Hamanei’nin konuşmasının önemli başlıkları şöyle: &#8211; Tüm İran halkının ve tüm dünya Müslümanlarının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei bugün İran hükümet yetkilileri ile bir araya geldi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei Meb’es (Biset) Bayramı münasebetiyle bugün Tahran&#8217;daki İmam Humeyni (r.a) Hüseyiniyesi&#8217;nde İran hükümet yetkilileri ve çeşitli kurumların üst düzey yöneticileri ile bir araya geldi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei’nin konuşmasının önemli başlıkları şöyle:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Tüm İran halkının ve tüm dünya Müslümanlarının Meb’es Bayramını tebrik ediyorum. Meb’es Bayramı tarihteki en büyük olayın hatırlatıcısıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Tarih boyunca dünyada insanlığın başına gelen en kutlu ve en büyük olayın, Peygamber’in (s.a.a) bi’seti olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Bi’sette, hem dünya hem de ahiret saadeti ve mutluluğunun daimi, nihai ve kâmil reçetesi verilmiştir.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Bugün bizler bi’setin muhataplarıyız. Bi’set bizim aramızda da devam etmektedir. Yani şu an Peygamber (s.a.a) bizleri eğitmekte ve tezkiye etmektedir. Şu an muhataplar bizleriz. Bizler bi’setin muhataplarıyız. Bu insanlık tarihi boyunca da olacaktır, insanlık her zaman Peygamber’in (s.a.) eğitim ve tezkiyesinin muhatabı olacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Peygamber nasıl o gün insanları putlardan uzak durmaya ve putları kırmaya davet ettiyse, bugün de aynı hitap mevcuttur. İlk put kendi putumuzdur, içimizdeki puttur, nefsimizin putudur. Önce kendimizi düzeltmemiz lazım. Öncelikle toplumumuzu düzeltmemiz gerekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Bu, Peygamber’in (s.a.a) talebi ve İslam&#8217;ın bizden istediği görevdir. Eğer biz düzelirsek, İslam&#8217;ın düzgün bir örneğini insanlığa gösterirsek, bunun kendisi zaten bir çekiciliğe sahiptir ve insanları cezbeder.</p>
<p style="font-weight: 400;">-İslam İnkılabı Bi’set mesajına icabet etmenin ve İmam’ın (r.a) halk tarafından davet edilmesinin bir sonucudur. Gelecekte de halkımız Allah&#8217;ın yardımı ve inayetiyle doğru yolda ilerlemeye devam edecektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Peygamber&#8217;in (s.a.a) çağrısına icabet devam ettiği sürece, büyüme ve gelişme de devam eder ve bu sadece manevi ve uhrevi boyutla sınırlı değildir ve dünya ve ahiret hayatının en güzel örneğine ulaşılabilir.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Zulüm, sapkınlık ve cehalet dolu karanlık bir ortamda bi’setin yükselmesi ve o dönem dünyanın bütün büyük medeniyetlerinde sapma ve çöküş alametlerinin ortaya çıkması olağanüstü bir olaydır.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Bi’set programı, dar maddi çerçeve içine hapsolmuş insanın gayb ve ilahi alemle irtibat yolunu açmak ve sonra kusurları gidererek, çirkinliği, kötülüğü ve batılı ortadan kaldırarak yani tezkiye ederek onu yüceltmek ve büyütmektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Tezkiye, bireyin ve toplumun işlerini tüm politik, ekonomik ve sosyal boyutlarda yeniden düzenlemek ve her türlü adaletsizliği ve sınıf ayrımını ortadan kaldırmak için kapsamlı bir harekettir. Tezkiye, insanın ve toplumun eğitiminin temelini oluşturur, böylece toplumu bilgi ve maneviyat açısından zenginleştirerek kişi İslam&#8217;a uygun hale getirilebilir.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Günümüz dünyasında zulüm ve adaletsizlik giderek yaygınlaşmaktadır. Bu durumdan kurtulmak ve insanların hayatlarını iyileştirmek, Peygamber&#8217;in (s.a.a) çağrısına icabet etmeye, nebevi tezkiye ve öğretilerden yararlanmaya bağlıdır. Bizim sorumluluğumuz kendimizi geliştirmek ve ülkeyi İslam’a göre yönetmektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Gazze’de yaşanan olaylar bir insanlık trajedisidir. Bugün Amerika, İngiltere ve birçok Avrupa ülkesi ve onların takipçileri Siyonist rejimin cani ve kanlı ellerinin arkasındadır. Buradan mevcut dünya düzeninin geçersiz ve sürdürülemez olduğunu ve yok olacağını anlayabiliriz.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Hastanelerin bombalanması ve Gazze&#8217;de yaklaşık 30 bin kişinin öldürülmesi Batı kültürü ve medeniyetinin rezaletini göstermektedir. Bu suçların arkasında Amerika&#8217;nın parası, silahları ve siyasi yardımları vardır ve Siyonistlerin de itiraf ettiği gibi onlar ABD silahları olmadan savaşı bir gün bile sürdüremezler, dolayısıyla bu acı olayda Amerikalılar da suçludur ve sorumludur.</p>
<p style="font-weight: 400;">-Gazze krizinin sona ermesinin çözümünü Batı yanlısı dünya güçlerinin bu meseleden çekilmesidir. Filistinli savaşçılar, sahayı yönetebilecek kapasitededir ve bugüne kadar sahayı iyi bir şekilde yöneterek sert bir darbe almamışlardır.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Hükümetlerin görevi siyasi, medya ve silah yardımını kesmek ve Siyonist rejime ürün ve mal göndermemektir. Milletlerin görevi de bu büyük görevi yerine getirmeleri için hükümetlere baskı yapmaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/biset-insanlik-tarihi-boyunca-olacaktir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müslüman Hükümetlerin Gazze İçin Yapması Gerekenler</title>
		<link>https://rasthaber.com/musluman-hukumetlerin-gazze-icin-yapmasi-gerekenler/</link>
					<comments>https://rasthaber.com/musluman-hukumetlerin-gazze-icin-yapmasi-gerekenler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İmam Hamenei]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2024 22:13:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamenei]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://rasthaber.com/?p=11476</guid>

					<description><![CDATA[İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, bu sabah (Pazar) Aşura Havacılık ve Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Üniversitesi&#8217;nde İslam Devrim Muhafızları Havacılık ve Uzay Kuvvetleri&#8217;nin elde ettiği son başarılarının sergilendiği fuarı ziyaret etti. İmam Hamanei, Aşura Havacılık ve Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Üniversitesi komutanları ve yetkilileri eşliğinde Devrim Muhafızları Havacılık ve Uzay Kuvvetlerinin başarı ve kazanımlarının sergilendiği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei, bu sabah (Pazar) Aşura Havacılık ve Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Üniversitesi&#8217;nde İslam Devrim Muhafızları Havacılık ve Uzay Kuvvetleri&#8217;nin elde ettiği son başarılarının sergilendiği fuarı ziyaret etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, Aşura Havacılık ve Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Üniversitesi komutanları ve yetkilileri eşliğinde Devrim Muhafızları Havacılık ve Uzay Kuvvetlerinin başarı ve kazanımlarının sergilendiği sergiyi ziyaret ettikten sonra, bu sergiyi ziyaretinden keyif aldığını ve arzu edilen başarılara imza atıldığını ifade etti. İmam Hamanei bu başarının en önemli özelliğinin ihtiyaçların doğru belirlenmesi ve ihtiyaçlara bilimsel ve araştırma odaklı yaklaşılması olduğunu belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, bu tür bilimsel başarılara imza atılmasını, azim ve inanca dayalı bir motivasyonun sonucu olarak değerlendirdi ve şunları vurguladı: Gençlerimiz, azim ve inançla girdiği her yerde büyük işler başardılar, kararlılığın ve inancın işaretleri bu sergide açıkça görülüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri, Devrim Muhafızları Havacılık ve Uzay Fuarı&#8217;nın bir başka özelliğinin de yenilik olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: Elbette mevcut başarı düzeyiyle yetinmemeliyiz çünkü dünyadaki farklı askeri ve sivil sektörler sürekli hareket halinde ve gelişiyor ve geride kalmamaya çalışmalıyız.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, silahlı kuvvetlerdeki hareket ve ilerlemenin hızlı ve olumlu olduğunu belirterek, hareketin yavaşlatılmaması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: Ülkenin bazı yerlerinde durumumuz çok iyi ama bazı yerlerinde durumumuz iyi değil ve eksikler, kusurlar var ve bu kesimlerde ihtiyaçları doğru tespit ederek, ihtiyaç noktasını çözmeye yönelik hareket etmeliyiz.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Rehberi, konuşmasının bir başka bölümünde Filistin&#8217;deki gelişmelere ve Siyonist rejimin Gazze&#8217;de devam eden cinayetlerine değinerek şunları söyledi: Gazze’de yaşanalar dünya halklarından saklanan pek çok gizli gerçeği ortaya çıkardı ve bu gerçeklerden biri de Batılı ülke başkanlarının ırkçılığa verdiği destektir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, Siyonist rejimi ırkçılığın bir tezahürü olarak nitelendirerek şunları söyledi: Siyonistler kendilerini üstün bir ırk olarak görüyor, geri kalan insanları ise aşağı bir ırk olarak görüyorlar ve bu nedenle binlerce çocuğu hiç pişmanlık duymadan öldürdüler.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei şunu vurguladı: ABD Başkanı, Almanya Şansölyesi, Fransa Cumhurbaşkanı ve İngiltere Başbakanı tüm bu iddialarla böylesine ırkçı bir rejimi destekleyip yardım etmesi, bu adamların dünyadaki en nefret edilen şey olarak ırk ayrımcılığını desteklediği anlamına geliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri şunları kaydetti: Avrupa ve Amerika halkları bu durumla ilgili görevlerini netleştirmeli ve ırkçılıktan, ırk ayrımcılığından yana olmadıklarını göstermelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei&#8217;nin Gazze&#8217;deki meselelerle ilgili değindiği bir diğer nokta ise Siyonist rejimin askeri ve operasyonel başarısızlığıydı: ‘Gazze&#8217;deki yoğun bombardımanlara rağmen Siyonist rejim şu ana kadar harekete geçemedi. Çünkü başından beri amaçlarının Hamas&#8217;ı ve direnişini yok etmek olduğunu söylediler ama üzerinden 40 günü aşkın bir süre geçmesine rağmen tüm askeri güçlerini kullanmalarına rağmen bunu hala başaramadılar’ ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri, Gazze&#8217;deki hastanelerin, kadın ve çocukların vahşice öldürülmesinin Siyonist rejim liderlerinin yenilgiden duydukları aşırı tedirginliğin bir işareti olarak değerlendirdi ve şunları ekledi: Siyonist rejimin Gazze&#8217;deki yenilgisi bir gerçektir ve ileri giderek hastanelere veya insanların evlerine saldırmak bir zafer değildir. Çünkü zafer, Siyonist rejimin şu ana kadar başaramadığı ve gelecekte de asla başaramayacağı şekilde karşı tarafı mağlup edebilmesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei, bu başarısızlığın boyutlarının Siyonist rejimin ötesinde olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: Bu başarısızlık Amerika ve Batılı ülkelerin de başarısızlığı anlamına geliyor ve artık tüm dünya bu gerçekle yüz yüze geldi. Detaylı ve gelişmiş askeri tesis ve teçhizata sahip bir rejim, bu imkânlardan hiçbirine sahip olmayan karşı tarafı alt edememiştir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri ayrıca Müslüman hükümetlerin görevleri ve yapması gerekenler hakkında da şunları ekledi: Görünüşe göre bazı İslami hükümetler halka açık toplantılarda Siyonist rejimin suçlarını kınadı, bazıları ise henüz kınamadı, ancak bu kabul edilemez. İslami hükümetlerin başlıca görevleri, Siyonist rejimin atar damarını kesmek ve İslami hükümetlerin bu rejime enerji ve mal ile ulaşmasını engellemesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Hamanei şunları kaydetti: İslam devletlerinin Siyonist rejimle siyasi ilişkilerini en azından sınırlı bir süre için kesmeleri gerekiyor. Milletler protesto ve gösterilerini sürdürerek Filistin milletine yapılan zulmün unutulmasına izin vermemelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">İslam İnkılabı Lideri İmam Hamanei konuşmasının sonunda şunu vurguladı: Biz Allah&#8217;ın vaadinden eminiz, gelecekten umutluyuz ve üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://rasthaber.com/musluman-hukumetlerin-gazze-icin-yapmasi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
