RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

‘CIA’in Suriye’deki Adamı’ Yaşadıklarını Anlattı

“CIA’in Suriye’deki adamı” Ebu Ahmed, Suriye’de yaşadığı deneyimlerini ve şimdiki hayatını anlattı. Ebu Ahmed, “bir zamanlar ABD’nin evrenin hakimi olduğunu sanıyordum. Artık öyle düşünmüyorum” diyor.

‘CIA’in Suriye’deki Adamı’ Yaşadıklarını Anlattı
09.02.2017 © RAST HABER

Bir zamanlar istihbarat görevlilerinin ona fikirlerini sorduğu, Suriyeli “muhalif” liderlerinin yardım istediği Ebu Ahmed, yaşadıklarını şimdiki hayatını anlattı.

Gerçek kimliği açıklanmayan, bir zamanlar “CIA’in Suriye’deki adamı” olduğu söylenen Ebu Ahmed için, eskiden “Barack Obama’dan bir şey istiyorsanız, Ebu Ahmed’i arayın” denildiği belirtiliyor.

Financial Times‘a konuşan Ebu Ahmed, eski günlerinden bahsederek, “şimdi bizim gibileri, tarihin çöplüğündeki yerini alıyor” diyor.

‘ÇANTALARLA BİNLERCE DOLAR TAŞIYORDUM’

Ebu Ahmed’in 2 yıl boyunca Suriye’deki askeri operasyonların planlanmasında görev aldığı, silah dağıttığı, CIA’in aracısı olarak çalıştığı söyleniyor. Sonrasındaysa hapse atılıyor.

Hapse atılmasından önce Suriye’ye gidip gelerek militanlara çantalarla yüzlükler halinde dolar taşıyan Ebu Ahmed’in, hapisten çıktıktan sonra gözden düştüğü kaydediliyor.

‘OBAMA’NIN SEÇİMLERİ MESELEYİ KARMAŞIKLAŞTIRDI’

Ebu Ahmed’in hikayesinin, ABD bürokrasisinin Suriye konusundaki bölünmüşlüğünü ve Türkiye ile ABD arasındaki ayrımları gösterdiği söyleniyor.

Suriye’deki çatışmaların 6 yılda “sokak protestoları” olmaktan çıkarak, “bölgeyi ve dünyayı dönüştüren bir iç savaşa” dönüştüğü söylenirken, 5 BM Güvenlik Konseyi daimi ülkesinden 4’ünün Suriye’yi bombaladığına dikkat çekiliyor.

Obama’nın Suriye’de savaşa girmek istememesi, ancak bölgedeki varlığını sürdürmek istemesiyle, ABD’nin “bir ayağı içeride, bir ayağı dışarıda” bir hale geldiği ve bunun sorunlu bir durum yarattığı öne sürülüyor.

‘EBU AHMED GİBİ SURİYELİLER BUNUN SONUÇLARINI YAŞIYOR’

Yazıda, Ebu Ahmed gibi Suriyelilerin, bu ikilemin sonuçlarını yaşadığı savunulurken, Ebu Ahmed’in 2013 yılında “ılımlı muhalifleri” silahlandıran ve onları finanse eden gizli bir CIA programına dahil olduğu, başka “komutanlarla” birlikte ABD’ye sırtını verdiği söyleniyor.

Ebu Ahmed’in, Libya’da 2011 yılında olduğu gibi, ABD’nin kendilerine tam destek vereceğini düşündüğü, ancak Muammer Kaddafi’nin düşürülmesine benzer bir olay yaşanmamasıyla, “kumarı kaybettiği” belirtiliyor.

ŞU ANDA TÜRKİYE’DE YAŞIYOR

Ebu Ahmed’in hala Türkiye’nin güney şehirlerinden birinde yaşamakta olduğu söylenen yazıda, “günlük rutinine sadık kaldığı” ve “ordu” alışkanlıklarını bırakmadığı aktarılıyor.

Ebu Ahmed, “eskiden ABD’nin evrenin hakimi olduğunu düşünürdüm. Bana şimdi hatalı mıydım diye sorarsanız, evet, hatalıydım” diyor.

Eskiden CIA’e çalışmakta olan Ebu Ahmed, “benim umrumda olan şey ABD ile iyi bir ilişkim olmasıydı. Onlar bana silah veriyordu, ben onları Suriye’ye götürüyordum. Türkiye’nin ABD’lileri sevmemesi ya da ABD’lilerin Türkiye’yi sevmemesi gerçeği – bunların hiçbiri benim için önemli değildi. Bunlarla ilgilenmiyordum. Ne yazık ki işler böyle işlemiyormuş” şeklinde konuşuyor.

‘ESAD’IN ZAFERİ ABD ETKİSİNİN AZALMAKTA OLDUĞUNA DAİR BİR SİMGE’

Yazıda, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ve Rusya’nın Suriye’deki zaferinin, “yalnızca bir insani trajedi” olmadığı, aynı zamanda ABD’nin bölgedeki etkisinin azalmakta olduğuna dair bir simge olduğu öne sürülüyor.

Türkiye ve Rusya arasındaki diplomatik görüşmelerden ABD’nin dışlandığı hatırlatılan yazıda, ABD’nin geçmişteki müdahalelerinin, “özellikle de Irak işgalinin”, yarattığı sorunların görüldüğü, ancak Suriye ile birlikte kısmi müdahalelerde bile büyük sorunlar yaşanabileceğinin anlaşıldığı söyleniyor.

‘SADECE TAKTİKLER VAR, STRATEJİ YOK’

FT‘ye konuşan eski ABD yetkilileri, farklı departmanların belirsiz farklı amaçları olduğunu, bu sebeple ABD’nin ne yaptığından emin olamadığını öne sürüyor.

Eski bir bölge diploamatı, ABD’nin Suriye ile ilgilenmediği algısının doğru olmadığını belirterek, Halep gibi yerlerde en ufak detayları bile umursadıklarını söylüyor.

Ancak bu diplomata göre, “ABD’nin Suriye politikasındaki sorun, her zaman başka yerlerde de gördüğü gibi sadece taktiklerin olması, strateji bulunmaması”.

‘SAKALLI HER ŞEYDEN ŞÜPHE DUYUYORUM’

Ebu Ahmed’in kendisini iyi bir nişancı olarak gördüğü, yolsuzluğa hoş görü gösterediğini savunduğu ve “İslamcılardan şüphe duyduğu” söyleniyor. Yazıya göre Ebu Ahmed bunu “sakallı her şeyden şüphe duyuyorum” şeklinde ifade ediyor.

FT‘ye konuşan diğer militanların, bu sebeple Ebu Ahmed için “laik aşırıcı” dedikleri söyleniyor. 

Görüşülen diplomat, Ebu Ahmed’e yapılacak operasyonlar sorulduğunda, anında kaç mermiye ihtiyaç olduğu ve kaç savaşçı bulunduğu, nasıl yaklaşılması gerektiği gibi bilgileri verdiğini kaydediyor.

‘BENİM İÇİN SATRANÇ OYNAMAK GİBİYDİ’

2011 yılında Suriye’de olaylar başladığında, “muhaliflerin” elindeki kuzeydeki bölgelere giden Ebu Ahmed, o zamanlar “hiçbir fikri olmadığını”, “nasıl ateş edileceğini bile bilmediğini”, “silah eğitiminin hiç ilgisini çekmediğini” söylüyor.

Ancak Ebu Ahmed’in, ABD’nin ilgisini çeken yeteneğinin, “taktik ve lojistik” becerisi olduğu öne sürülüyor. Ebu Ahmed “sahada kaç kişi olduğunu, ne kadar mühimmat kullanabileceklerini ve en önemlisi kaç kişinin gerçekten savaşacağını söyleyebiliyordum” diyor.

Ebu Ahmed, CIA ile Suriye’de yaptığı işbirliği için, “benim için satranç oynamak gibiydi, satranç oynamayı severim” diyor.

‘YOLSUZLUK, İSLAMCI GRUPLAR, KATAR VE TÜRKİYE…’

2012 yılında hava saldırısında yaralanan ve 10 gün bilincini kaybeden Ebu Ahmed’in, sonrasında olaylardan memnuniyetsizlik duymaya başladığı iddia ediliyor.

Ebu Ahmed pek çok grupta yolsuzluğun başladığını, İslamcı grupların Katar ve Türkiye’nin desteğiyle yükseldiğini söylüyor. Ebu Ahmed’e göre İslamcı grupların ön plana çıkmasının sebebiyse ideolojileri.

Bu dönemde Türkiye’nin sınırının gevşekliği sebebiyle, militanların güçlenmeye başladığı söylenen yazıda, bu grupların arasında El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi ve IŞİD de sayılıyor.

‘ÇOK APTALDIK’

Ebu Ahmed, “biz çok aptaldık, ben de çok aptaldım” diyerek, “ne düşüyordum ki? Rejim düşecek sanıyordum ve başladığımız yere dönecektik. Geri döndüğümde El Nusra ve IŞİD’in yayıldığını gördüm ve onların bir sürü planı vardi. O zaman bunlara karşı operasyonlar yapılması gerektiğini anladım” şeklinde konuşuyor.

Ebu Ahmed’in ibadet etmediği yönündeki dedikodular sebebiyle sorgulanmaya başladığı aktarılırken, bu sebeple kendisi için endişelenen üst düzey isimlerin, onu Türkiye’ye gönderdikleri aktarılıyor.

O dönemlerde ÖSO içerisinde olan Ebu Ahmed’in, burada bir Suudi istihbarat görevlisiyle tanıştığı, IŞİD’e karşı planların yapılmaya başlandığı söyleniyor.

‘CIA BENİ ARADI, HAKKIMDA HER ŞEYİ BİLİYORLARDI’

2013’ün sonlarında IŞİD Suriye’de varlığını artırırken, Ebu Ahmed’in CIA tarafından arandığı söyleniyor. İddiaya göre dahil edildiği CIA programının merkeziyse Adana’da.

Burada üç kişinin kendisiyle bir restoranda tanıştığını söyleyen Ebu Ahmed, “çok iyilerdi, hakkımda her şeyi zaten biliyorlardı” diyor.

CIA konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, Washington merkezli bir kaynak, Ebu Ahmed’in CIA için çalıştığını doğruluyor, ancak kendisi için “yalnızca Suriyeli bir aracı” diyor.

‘MÜŞTEREK OPERASYON MERKEZİ’NE DAHİL EDİLDİM’

Ebu Ahmed’in gizli bir operasyon odasına dahil edildiği, burada İngiltere, Fransa, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de dahil olduğu bir ittifak kurulduğu söyleniyor. Bu ittifakın amacınınsa “ılımlı muhalifleri desteklemek” olduğu söyleniyor.

Operasyonun ismininse “Müşterek Operasyon Merkezi (MOM)” olduğu aktarılıyor. Bu operasyon merkezinin, bir yıl önce Ürdün’de kurulana benzer yapıda olduğu aktarılıyor.

Başlangıçtan itibaren operasyonda büyük sıkıntılar yaşandığı, Türkiye’nin Suriye’yle olan 800 kilometrelik sınırını kontrol etmede güçlükler olduğu bildiriliyor.

Bunun yanısıra, ülkelerin yerel gruplarla işbirliklerinin meseleyi daha da karmaşıklaştırdığı, cihatçıların rolünün engellenemediği, silah akışını kontrol etmenin de imkansız olduğu belirtiliyor.

International Crisis Group’tan Noah Bonsey, “program boyunca ülkeler arasında hatta hükümetlerin kendi içlerinde anlaşmazlıklar vardı” diyerek, “muhaliflerin” başarısız olduklarını, ancak onları destekleyen ülkelerin de en az muhalifler kadar parçalanmış halde olduklarını belirtiyor.

‘OPERASYON MERKEZİNİN YERİ TÜRKİYE’DE BİR VİLLAYDI’

Ebu Ahmed’in MOM’un Suriye’deki “muhalifleri” birleştirebileceğini umduğu söylenirken, operasyon merkezinin yerinin Türkiye’nin güneyindeki bir villa olduğu öne sürülüyor.

İddiaya göre burada “muhalif” komutanlar, istihbarat görevlileriyle “uzun oval bir masada savaş planlarını öneriyor ve silah istiyor”.

“Ilımlı” olduğu onaylanan “muhaliflerin”, ayda 150 dolar civarında para aldığı, bunun “komutanlar” içinse 300 dolar olduğu öne sürülüyor. Ebu Ahmed “bize hiç nereye gideceğimizi söylemezlerdi” diyerek, dışarısı görülmeyen araçlarla “casus filmi gibi” bir yerden bir yere götürüldüklerini söylüyor.

Ancak Ebu Ahmed, zamanla yolları öğrenmeye başladıklarını aktarıyor.

‘MOM BÜROKRASİSİ SORUN OLMAYA BAŞLADI’

Başlangıçta atmosferin daha yumuşak olduğu, “Türklerin komutanların binada uyumasına izin verdiği”, bu sayede haritalar ve planlar üzerine yapılan toplantıların bitirilebildiği kaydediliyor.

Ancak kısa zaman içerisinde “MOM bürokrasinin muhalifler için sorun olmaya başladığı”, yabancı temsilcilerin planları onaymamaya başladığı ve mühimmat ve silah yardımlarının verilmediği öne sürülüyor.

Kimi “muhalifler” ve diplomatlarsa, sorunun tam tersi olduğunu, militanların MOM aracılığıyla yozlaştıklarını savunuyor. Bunun sebebininse MOM aracılığıyla ÖSO’ya yapılan büyük yardımlar olduğu iddia ediliyor.

‘FAZLADAN PARA ALMAK İÇİN SAYILARI ŞİŞİRDİLER’

Ebu Ahmed, ÖSO yöneticilerinin, birliklerinin sayılarını yüksek göstererek fazladan para aldıklarını, böylece aldıkları silahların bir kısmını da karaborsada sattıklarını belirtiyor.

Bunların çoğununsa IŞİD’in eline geçtiği, El Nusra Cephesi gibi grupların da kendi paylarını aldığı aktarılıyor.

“CIA bunu biliyordu” diyen Ebu Ahmed, “tabii ki MOM içerisindeki herkes biliyordu. Bu iş yapmanın maliyetiydi” şeklinde konuşuyor.

Ebu Ahmed, “diyordum ki şu kişi 300 savaşçım var diyor ancak 50 tane var. Bu adam şunu yapıyor… böyle herkesi utandırıyordum” diyerek, kendisinin yolsuzlukları açığa çıkardığını öne sürüyor.

Eskiden CIA’e çalışan Ebu Ahmed, “Suriyeliler kızıyorlardı ve diyorlardı ki ‘o ABD ajanı, bir muhbir – nasıl bizimle böyle konuşuyor'” diyerek kendisine gösterilen tepkileri aktarıyor.

Yazıda Ebu Ahmed’in “söylediği kadar temiz olup olmadığının bilinmediği” belirtilirken, buna karşılık pek çok “muhalif komutanın” Türkiye’de büyük evleri olduğu, yeni arabalar kullandıkları, en son model telefonları olduğu kaydediliyor.

‘MOM İÇERİSİNDE ÇATLAKLAR ARTTI’

Yazıda MOM içerisindeki çatlakların giderek arttığı, herkesin farklı amaçları olduğu söyleniyor.

Ebu Ahmed’in arkadaşı Ebu Ömer, “bir çocuk MOM odasına girip ABD’nin kimi desteklediğini, Türklerin ne istediğini ya da Suudilerin ne için uğraştığını anlayabilirdi” diyor.

Bu ülkelerin farklı grupları birbirlerinden habersiz desteklemeye çalıştığı, MOM’unsa bunun için yasal örtü oluşturduğu öne sürülüyor.

‘EN KÖTÜ AYRIM TÜRKİYE VE ABD ARASINDAYDI’

Yazıda, en kötü ayrımın, Türkiye ve ABD arasında olduğu söylenirken, bu ayrılığın IŞİD Musul’u ele geçirdikten sonra başladığı belirtiliyor.

ABD’nin IŞİD’e karşı YPG’yi desteklediği belirtilen yazıda, ABD’nin YPG’yi seçme sebebinin “İslamcıların sızması hakkında endişe duyulmaya gerek olmaması” olduğu savunuluyor.

Türkiye’nin bu duruma sinirlendiği ve YPG yerine ÖSO’nun desteklenmesinden yana olduğu öne sürülüyor.

‘ABD’LİLER YPG’NİN NEDEN SORUN OLUŞTURDUĞUNU GERÇEKTEN ANLAMIYORLARDI’

ICG’den Bonsey, ABD ve Türkiye’nin birbirlerini “samimi olarak anlamadığını” söylerken, ABD’li yetkillerin “gerçekten YPG’yi desteklemenin neden Türkiye için sorun olduğunu anlayamadığını” öne sürüyor.

Türklerinse, sınır geçişlerini kontrol etmemeleri sebebiyle ABD’nin gösterdiği tavrı anlayamadığı iddia ediliyor. ABD’nin Türkiye’den cihatçıların kullandığı sınırları kontrol etmesini istediği öne sürülüyor.

ABD destekli gruplarınsa, bu kavga sırasında arada kaldıkları, İslamcı grupların desteğini de kaybettikleri belirtiliyor.

Ebu Ahmed, “MOM’a gitmekten nefret eder hale geldiğini”, herkesin “birbirinin arkasından konuştuğunu” söylüyor.

‘CIA DESTEKLİ KOMUTANLAR TÜRKİYE İLE ÇALIŞMAKTA ZORLANDILAR’

Yazıda Ebu Ahmed ve Ebu Ömer gibi CIA bağlantılı isimlerin, Türkiye ile çalışmakta zorlandıkları söylenirken, Ebu Ömer’in oturma iznini yenileyemediği ve güvenlik listesine alındığı iddia ediliyor.

ABD’nin de kendilerine yardım etmediği, yardım talep ettiklerinde “meselenin kontrolden çıktığını” söyledikleri aktarılıyor.

Eskiden MOM toplantıları için Türkiye tarafından getirilen Ebu Ahmed’in, ABD ile yaşanan kavgalardan sonra “uluslararası toplantılara katılabilmek için kaçakçılara para ödemek zorunda kaldığı” öne sürülüyor.

‘EBU AHMED’İ TÜRKİYE TUTUKLADI’

Ebu Ahmed’in ABD-Türkiye kavgalarının artması üzerine, polis tarafından yakalandığı ve Türkiye’de tutuklandığı belirtiliyor.

Yazıda bu durum için “bir NATO müttefiki, Washington’ın yerel müttefiklerinden birini tutuklamış oldu” deniyor. Sonrasındaysa Ebu Ahmed hapishaneye götürülüyor.

CIA ise serbest bırakılmasını “sağlayamıyor”. FT‘ye konuşan bir istihbarat kaynağı, CIA’in bunu “gerçekten denediğini” ancak başaramadığını söylüyor.

‘KİMSE ALMAK İSTEMİYOR’

Hapisten çıktıktan sonra gözden düşen Ebu Ahmed’in, bölgeyi terk etmeyi düşündüğü, ancak bunun da “kolay olmadığı” belirtiliyor.

Almanya’nın eskiden bağlantılı olduğu gruplar sebebiyle kendisini almadığı, ABD’li yetkililerinse Birleşmiş Milletler’e mülteci olarak kaydolmasını talep ettiği bildiriliyor.

Ebu Ahmed’in CIA bağlantılarıysa “yardım edemeyeceklerini” söyleyerek, “üzgünüz bu Dışişleri Bakanlığı meselesi, bunlar farklı departmanlar” diyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER