Esad’ın beş deniz projesi depreşir mi?

Esad Hükümeti döneminde Suriye, bölgesel jeopolitik ve ekonomik etkisini artırmak amacıyla, 2004 yılında ilk kez “Beş Deniz Projesi”ni hazırladı. İnanması zor ama proje halis muhlis bir Suriye aklı ve mamulüydü. Suriye’nin “Beş Deniz Projesi”, İsrail’in sırtını dayadığı uluslararası tekelci kapitalist holdinglerin ve ABD’yi bu amaç uğruna bir askeri makine olarak kullanmak isteyenlerin eseri olan Büyük ve Genişletilmiş Orta Doğu Projesi (BOP)’ne karşı geliştirildi. BOP, milli üretim, savunma, eğitim, güvenlik ve egemenliği karakter edinmiş devletlerin ve bunu amaç edinen “Beş Deniz Projesi”nin düşmanıdır. BOP, sadece milli devletlerin tasfiyesini değil aynı zamanda etnik, dinsel, mezhepsel, kabile ve aşiret asabiyetini öne çıkaran ucube mahalli yönetimleri de teşvik ediyordu.

EKONOMİK VE STRATEJİK ENTREGRASYON

Buna mukabil BOP’un panzehiri “Beş Deniz Projesi”; Akdeniz, Hazar Denizi, Karadeniz, Basra Körfezi ve Kızıldeniz’i (bazen Kızıldeniz yerine daha geniş bir ticaret ağı kastedilerek) birbirine bağlayan bir “merkez” olmayı hedefliyordu. Ağır sıklet merkezinde Türkiye ve Suriye vardı. Suriye, Türkiye, Irak ve İran arasında ekonomik ve stratejik bir entegrasyon kurmayı hedefleyen kapsamlı bir bölgesel kalkınma projesiydi. Göle atılan taşın yarattığı halkalar misali çekirdek merkezden daha geniş coğrafyaları içine alan bu ülkeleri birbirine altyapı, ulaşım, enerji hatları ve ticaret ağlarıyla bağlamayı hedefliyordu.

Ekim 2007’de Ankara’da Sayın Erdoğan ve Abdullah Gül’e sunulan, bakanlar ve askeri yetkililerle paylaşılan “Beş Deniz Projesi”nde Suriye ve Türkiye’nin, Avrupa, Asya ve Afrika arasında ticaret ve enerji akışının zorunlu bir kesişim noktası (kavşağı) haline geleceğini vurgulanmıştı. Proje, sadece siyasi değil, petrol/gaz boru hatları, demiryolları ve karayolları, ortak barajlar, üretim tesisleri (lokomotif fabrikasının Nusaybin-Kamışlı sınır bölgesinde inşa edilmesi) gibi altyapı yatırımlarını kapsıyor ve bu temelde nihai merhalede güvenlik ve askeri işbirliğinin temel taşlarının nasıl döşeneceği ayrıntılı anlatılıyordu. Bu vizyon Türkiye’nin Orta Doğu ile olan ticaret yollarını güçlendirmeyi, Türkiye’yi Doğu-Batı enerji ve ticaret koridoru olarak pekiştirmeyi amaçlıyordu.

Bu proje İsrail’e de kapalı değildi. Aksine İsrail-Filistin ve İsrail-Arap çatışmalarını, tarihi kavgaları sonlandıracak, Türk, Farisi, Arap, İsrail arasında örülen ticari ve sosyal ilişkiler sayesinde “Beş Deniz” milletlerinin kaynaşması, birlikte üretmesi ve birlikte büyümesinin fırsatlarını doğuracaktı. Tarihi düşmanlıklar, savaşlar ve yıkımlar yaşamış olan Avrupa coğrafyası milletlerinin Avrupa Birliği (AB) sayesinde kazandıkları olumlu gelişmelerin “Beş Deniz Projesi” sayesinde bölgemiz için de benzer bir sonucun olabileceği inancı vardı. Bu sebeple Esad, Erdoğan’ın inisiyatifinde İsrail Başbakanı Ehud Olmert (Nisan 2006-Mart 2009) ile görüşmelerin yeniden başlatılması ve Suriye-İsrail heyetlerinin İstanbul’da görüşmesi için talepte bulundu. Bu proje ve Suriye tarafından Ankara-Şam merkezli ortaya konulan çözümler yakın-uzak ve hatta düşman-dost birçok başkentte deprem etkisi yarattı.

ARALIK 2024 VE YENİ PLANLAR

“Beş Deniz Projesi” özellikle savaşlar, yıkımlar sayesinde yaşayan, İngiliz sendikacı ve yazar Thomas Dunning’in (1789-1873) (Karl Marx’ın da bir konuşmasında iktibas ettiği), “Yeterli kâr sağlanırsa, sermaye cesaretlenir. Yüzde 10 kâr, sermayeyi her yerde kullanır; yüzde 20, hareketlenir; yüzde 50, çılgınca cesaretlenir; yüzde 100, tüm insan kanunlarını ayaklar altına alır; yüzde 300, kâr hırsıyla sahibini asılma riskiyle bile olsa anasını bile feda etmeye teşvik edecek her suçu işler.” olarak tasnif ettiği zümre, dar tamahları için tehdit ve tehlike olarak gördüğü sadece “Beş Deniz Projesi”ni yakmaz, âlemi gözünü kırpmadan ateşe verir. Öyle de oldu. “Beş Deniz Projesi”, 2011’de Suriye İç Savaşı’nın başlamasıyla rafa kaldırıldı. Esad iktidarının Aralık 2024’te çökmesiyle birlikte bu proje tarihsel bir vizyon olarak kaldı.

Suriye’nin tasfiye edilmesiyle, Trump ve onun Suriye ve Lübnan Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Thomas Barrack, BOP’u güncelledi. Buna istinaden ülkeleri kantonlar, yerel yönetimler, parçalar üzerinden yönetmek yerine, ABD’ye müşfik, yardımsever, iyiliksever, hizmette kusur etmez, ekonomisini, madenlerini, yer altı ve yer üstü zenginliklerini, enerji kaynaklarını işaret ettikleri Chevron’a ve şürekâlarının çıkarlarına uygun şartlarda sunan, emirlere itaatkâr tek merkezi otorite, tek adam iktidarı üzerinden kontrol etmeyi daha uygun görüyorlar. Gerisi onlar için teferruat bile değildir. Bu sebeple kontrol ettikleri ülkelerde demokrasi, hukuk, hürriyet, halkın ekonomik durumu ile ilgilenmezler. Tarih bunun hiçbir zaman gerçekleşmediğini gösterse de güvenlik ve ticaretin “tüm refahları yaratacağına” inanmış görünmeye devam ediyorlar.

REJİMİN TÜRÜ DEĞİL SADAKATİ ÖNEMLİ

Bu sebeple, Trump ve şürekası için bu zenginliği sağlayanın sözleri, ithamları, küfürleri onlar için ehemmiyeti olmayan spontane açıklamalardır. Bu format tüccar aklına, karakterine ve amaçlarına uygundur. Aralık 2025’te Katar, Doha’da samimi itirafında netlik kazanan, “Orta Doğu’da demokrasi yerine yardımsever, iyiliksever müşfik (yüzlerce milyar dolarlarını gönüllü veya gönülsüz Trump ve şürekâsına sunan Körfez monarşileri gibi) kralların, şeyhlerin daha işlevsel olduğu” savı, Y-BOP’un prensipleriyle uyumludur. Bu açıdan Körfez monarşilerinin, diktatörlerin veya kendisine hangi kimliği uygun görmüş ise rejimin türünün bir ehemmiyeti yoktur. Önemli olan Trump ve şürekâsının meşruiyetine ve müşfik eline hâsıl olmasıdır. Zira kimin meşru kimin iyi veya kötü olduğunun merci makamı kendileridir.

“Beş Deniz Projesi” tekrar depreşir mi? Bu karamsar bölge tablosunda bu soru abesle iştigal gibi görünebilir. Ancak en büyük çözümler en zor şartların ürünüdür. Ve bu sorunun yanıtı Türkiye’nin ördüğü bölgesel ağlar, İran konusundaki tavrı, nasıl bir Suriye inşa edilecek, bu sahalardaki gelişmelerde saklıdır. ABD’nin hassas sahalarından bir olan Irak’ı kimin yöneteceği ve ülkenin en büyük blokunun adayı olarak gösterilen Eski Başbakan Nuri El-Maliki’nin yeniden Başbakan olmasına itirazı ve tehditleri sonuç alacak mı sorusuyla ilgilidir. Gelecek yazımızda Nuri El-Maliki’yi enine boyuna değerlendirecek bunun “Beş Deniz Projesi”yle ilgisini işleyeceğiz.

aydınlık

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın