Sorunlar diyalog yoluyla çözülecekti. İsrail’i yakın uzak tüm ülkelerle dost edeceklerdi. Kendisine en yakın rakip olarak gördüğü ve dünya hegemonyasına çomak sokabilecek ülke olarak telakki ettiği Çin’i besleyen damarları kesecekti. Özellikle nadir elementler, petrol ve doğal gaz kaynaklarından ve pazarlarından mahrum bırakacaktı. Dünyanın ihtiyacı olan hassas çipler üretiminde başı çeken Tayvan’ın Çin’in güdümüne girmesine engel olacaktı. Batı (Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, hatta Mısır) ve orta, doğu ve güney Asya’ya hâkim olabilmek, Arap-Farisi Körfezi, Yemen Denizi, Hürmüz ve Babülmendeb boğazları, Kızıldeniz’in kontrolü için İran meselesinin halledilmesinin zaruri olduğunu biliyorlar.
İran askeri, siyasi, sosyal ve dinsel güçlü varlığı var oldukça Lübnan, Filistin, Suriye, Irak, Yemen’de uzun vadede istedikleri gibi hareket edemezlerdi. Körfez ülkelerindeki Şiilerin üzerinde mutlak hâkimiyet kuramazlardı. Bunun için sadece iki çözüm vardı:
Trump’ın Venezuela çözümü; büyük, belirsiz ve her iki taraf için yıpratıcı bir savaş olmadan, mevcut İran rejimini ekonomik baskılar ve sonuçlarıyla, yönetimin hataları ve yaygınlaşan rüşvet sarmalının etkileriyle, toplumsal eylemlerle, ambargo ve ablukalarla masaya çekmek ve Trump’ın şartlarına teslim olmak.
Haziran 2025’te (12 Gün Savaşı) nokta saldırılarla İran’ın nükleer kapasitesini yok etmek veya azami zararı vermek, ardından toplumsal ayaklanmayı kışkırtmak ve rejimi değiştirmek, olmuyorsa mevcut rejimden “radikal ABD-İsrail düşmanlarını temizlemek” ve “ılımlı İranlılarla” anlaşmak. Ambargo ve ablukaların adım adım kaldırılmasına karşılık İran petrolü, doğal gazı, nadir elementleri ve bu ticaretten elde edilecek dolarların ABD ile paylaşılmasını kabul etmek. Bir nevi Irak petrolünden sağlanan gelirleri tanzim eden formülün kabul edilmesidir.
NETANYAHU DUVARI
İran, başta zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti konusu olmak üzere, her konuyu ancak ayrı dosyalar halinde Trump ile görüşmeye hazır olduğunu bildirdi.
Bu görüşmelere daha önce ev sahipliği yapmış ve her iki tarafın “Dürüst Aracı” olarak kabul ettikleri Umman Sultanlığı›nın tekrar yetkilendirilmesi kabul edilir. “Aksine İsrail olmasaydı ABD olmazdı. Yahudi-Hristiyan medeniyeti ve ABD varlığını Yahudilere borçludur. Aslında uluslararası Yahudi-Siyonist sermayesi ve başarılarına borçludur.” diyen Netanyahu’nun duvarına çarptılar. Zira Zelenskiy ve Netanyahu’nun “cesur yürek” çıkışlarını sağlayan habis efendileri devreye girdi.
AVRUPA’DA DÜŞMAN CEPHE
Askeri sanayi ile savaş makinesini besleyen, finans, petrol, doğal gaz, nadir elementler, çağımızın ve geleceğin teknolojileri üzerinde mutlak tekelci hegemonya sahibi olarak kalmak isteyen sistemin efendileri Trump’ın İran çözümünden derin bir huzursuzluk duydular. Nihai kararların el değiştirmesine itiraz ettiler. Bu gelişmeler, Grönland’ı istemesi, Kanada ABD’nin vilayeti olacak demesi, yüksek gümrük tarifeleri, NATO açıklamaları, Avrupa’yı tehditler ve farklı sebeplerden mütevellit, Ukrayna, İsrail, İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada, başta Danimarka olmak üzere İskandinavya ülkelerinde Trump’a karşı ciddi bir “düşman cephe” inşa etti.
Trump’ın hukuk tanımazlığı, beklenen mehdi olarak Beyaz Saray’ın alışılmadık dini ritüellere sahne olması (bu görüntü Katolik Slovenyalı-Yugoslavyalı eşi Melania’yı bile çok ciddi rahatsız etmiş), Anayasa Mahkemesinin kararlarıyla alay etmesi, göçmenlere yönelik alınan kararlara karşı isyan etmesi, ABD vilayetlerine gönderilen “özel Nazi SS ve SA taburları misali” terör estiren askeri birlikleri kutsaması, göçmenleri Hitlerin Ausschwitz toplama kampı misali olan Guantanamo kamplarına göndereceğim demesi tepkiler ve kitlesel eylemler doğurdu. Valiler kendisine meydan okudu.
GERİ ADIM ATTI
Trump, gönderdiği askeri birlikleri eyaletlerden çekmek zorunda kaldı. En nihayet kendisini nakavt eden Epstein dosyasıyla teslim alındı. Netanyahu’nun savaş projesine tabi oldu. Trump’a sunulan raporda hızlı sonuçlar alınacağını, MOSAD ve CIA’nın İran sahasında her şeyi kontrol altında tuttuklarını, her şeyi gözetlediklerini, bunun daha önce tecrübeyle sabit olduğunu, daha önce içeride ve dışarıda İran’ın siyasi, askeri ve bilim adamlarını öldürebildiklerini anlattılar. Hızlı nokta saldırılarla ülkeyi yöneten başların kesileceğini, ülkenin felce uğratılacağı ve tüm devlet kurumlarının, askeri üslerin, iletişimin yok edileceği, kendi adamlarının yönetimi ele geçireceği, İran genelinde etnik ve mezhepçi silahlı isyanlarla İran’ın merkezi otoritesinin rafa kaldırılacağını beyan ettiler.
İRAN KAYASINA ÇARPTILAR
Onların bir hesabı vardı. Hesapların üstünde bir hesabın olduğunu ve o hesabın tüm hesapları alt edebileceğine inanmadılar. İran kayasına çarptılar. Trump’ın imajı da siyasi kariyeri de güvenilirliği de otoritesi de popülaritesi de ciddi bir çizik aldı. Kör mezhep düşmanlığı yapanlar ile molla rejimi diyerek iki kötü arasında seçim yapmak zorunda değiliz diyen solaklar, İran’ın ortaya koyduğu direnç, milli birlik ruhu, devlet örgütlenmesi, yenilgilerden hızlıca ders alması, kibre düşmeden her daim diplomatik çözümlere kapıyı açık bırakmasının hikmetini bilemezler. Trump İran Ayetullah’ını kendisi seçecekti. Bu gidişle ABD ve İsrail başkanlarını İran tayin edebilir.
Not: Gelecek yazımızda “Lübnan’a karşılık Bahreyn kozu; Lübnan düşerse Bahreyn de düşer” yazımızda Thomas Barrack’ın Lübnan Hükümeti, Suriye YPG’si ve Irak Kürtlerine neden öfkeli olduğunu, İran’ın neden genelde Körfez ülkeleri özelde Bahreyn’e odaklandığını, bunun Lübnan’la ilgisini anlatacağız.
aydınlık
