Britanya merkezli The Financial Times’da (FT) yer alan ve ABD’nin İran’a olası müdahalesini konu alan analizde İran’ın ABD’yle görüşmeleri bir tuzak olarak gördüğünü ve “kaçınılmaz savaşı zayıf bir anlaşmaya yeğlediklerini” yazdı. FT analizine göre İran’ın diplomasideki amacı yalnızca savaşı önlemek değil, aynı zamanda koşulları değiştirmek. “Tahran’da, İran’ın müzakere masasında hiçbir şey kazanamayacağı yönünde oluşan bir fikir birliği var,” denilen FT analizinde İran’la ilgili olarak “Bunun yerine savaşı kabul etmek, onu yönetmeye hazırlanmak ve çatışmanın sonunda ABD’yi gelecekteki saldırganlık arayışından vazgeçecek ve daha elverişli bir nükleer anlaşmayı kabul edecek noktaya kadar yıpratarak aradığı değişime yol açmasını ummak zorunda kalacaktır.” yorumu yer aldı.
FT’de Vali Nasr imzasıyla yer alan analize göre ABD ve İran arasındaki son görüşme turu, “İran’ın savaşı önlemesi için bir fırsattı” ancak Tahran, “Washington’a çok az şey sundu”. Analize göre bunun sebebi İran’ın “diplomasiye çok az güvenmesi ve savaşı giderek daha kaçınılmaz bir senaryo olarak görmesi”.
İran’ın pozisyonunu yazan Nasr, “Görüşmeleri bir çözümden çok bir tuzak olarak görüyor ve kaçınılmaz bir savaşı zayıf bir anlaşmadan daha arındırıcı olarak değerlendiriyor gibi görünüyorlar. Buna nasıl yönetileceğine odaklanıyorlar hatta bunu kendi avantajlarına kullanmayı bile düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.
“Tahran, Trump’ın Anlaşma Konusunda Ciddi Olduğuna İkna Değil”
İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ABD Başkanı Donald Trump’a “derin bir güvensizlik duyduğunu” yazan Nasr, “2015 nükleer anlaşmasından çekilen ve cezalandırıcı yaptırımlar uygulayan, bunun sonucunda Tahran’ın iç huzursuzluğun nedeni olarak gördüğü para birimi krizine yol açan Donald Trump’tı; ardından geçen yaz, devam eden nükleer görüşmeler sırasında İsrail’e İran’a saldırması için yeşil ışık yaktı ve ardından İran’ın nükleer programını bombaladı.” diye hatırlatmada bulundu.
Tahran’ın “Trump’ın bir anlaşma konusunca ciddi olduğuna” ikna olmadığını ve ABD’nin hâlâ İran yönetimini devirme planları yaptığını düşündüğünü aktaran Nasr, şöyle yazdı:
“Tahran için turnusol testi, görüşmelerin ve ardından gelecek herhangi bir anlaşmanın İran’a saldırılmayacağını garanti etmesi; ABD’nin anlaşmaya bağlı kalması ve yaptırımları kaldırması ve İran’ın sivil amaçlı uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmesi konusunda ısrar etmemesidir. Ancak bu uzlaşmaların hiçbirinin son iki tur görüşmede masada olduğu görülmüyor. Bunun yerine ABD, İran’ın yalnızca nükleer programından değil aynı zamanda füzelerinden ve bölgesel vekillerinden de vazgeçmesini talep ediyor.”
“İran’ın Diplomasideki Amacı Yalnızca Savaşı Önlemek Değil”
İran’ın bu talepleri kabul etmesinin rejim değişikliğini daha olası hale getireceğini yazan Nasr, “Kısacası ABD, ülkenin karşı karşıya olduğu vahim koşulları ortadan kaldırmadan İran’ın tamamen silahsızlandırılmasını istiyor: ağır ekonomik baskı ve sürekli savaş tehdidi. İran hükûmeti, ya hızlı bir çöküşle ya da ilk Körfez Savaşı’ndan sonra Saddam’ın Irak’ının başına gelenlere benzer şekilde yavaş bir ölümle karşı karşıya kalmaktan korkuyor.” ifadelerini kullandı.
FT analizine göre İran’ın diplomasideki amacı yalnızca savaşı önlemek değil, aynı zamanda koşulları değiştirmek. “Tahran’da, İran’ın müzakere masasında hiçbir şey kazanamayacağı yönünde oluşan bir fikir birliği var,” diye yazan Nasr, İran’la ilgili olarak “Bunun yerine savaşı kabul etmek, onu yönetmeye hazırlanmak ve çatışmanın sonunda ABD’yi gelecekteki saldırganlık arayışından vazgeçecek ve daha elverişli bir nükleer anlaşmayı kabul edecek noktaya kadar yıpratarak aradığı değişime yol açmasını ummak zorunda kalacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“İran Uzun Bir Savaşa Hazırlanıyor”
“Bu kez İran uzun bir savaşa hazırlanıyor; bölge genelinde ABD’nin müttefiklerini ve çıkarlarını etkileyecek, uzayan ve maliyetli bir çatışmaya” diyen Nasr “Ancak ABD büyük bir saldırı başlatarak İran’ın ABD güçlerine veya İsrail’e karşılık verme kapasitesini engellemeyi başarsa bile, Tahran yine de bölgesel vekillerini kullanma ve petrol tesislerini ve enerji tedarik yollarını hedef alma kabiliyetini koruyabilir. Hatta ABD onu yok edemeden önce cephaneliğinin büyük bölümünü ABD’ye ve müttefiklerine karşı kullanmaya karar vererek savaşı hızla tırmandırabilir.” uyarısında bulundu.
“Tahran, savaş ne kadar uzun sürer ve riskler ne kadar artarsa, ABD’nin onu sona erdirmenin bir yolunu arama olasılığının o kadar yükseleceğini hesaplıyor olabilir,” yorumunda bulunan Nasr, “Bu durumda müzakereler, bugün vereceklerinden farklı ve İran için daha arzu edilir bir sonuç doğurabilir. Batı’daki birçok kişi bu düşünce tarzını, İran’ın yıkımı ve İslam cumhuriyetinin çöküşüyle sonuçlanacak felaket bir yanlış hesaplama olarak yorumlayacaktır. Ancak bunu göz ardı etmeleri bir hata olur.” diye yazdı/t24
