Galibaf, ABD İle Müzakere Şartını Açıkladı

İran Meclis Başkanı, İran halkının ekonomik menfaatleri garanti edilmediği sürece herhangi bir müzakerenin söz konusu olmadığını belirtti.

Muhammed Bakır Galibaf, CNN kanalına verdiği mülakatta şunları söyledi: “Biz diyalog ve diplomasi ilkesini reddetmiyoruz; ancak diplomasi gerçekçi, karşılıklı saygıya dayalı ve garantilerle birlikte olmalıdır. Çünkü güven ve garanti olmadan hiçbir diplomasi yürütülemez.”

Başkan Donald Trump’ın mevcut tutum ve eylemleriyle kendisine nasıl yeniden güvenilebileceğini sorgulayan Galibaf: “Savaşın gölgesinde yapılacak bir müzakere gerilimleri artırır. İran halkının ekonomik çıkarı garanti edilmedikçe müzakere olmayacaktır; zira biz ‘dikte etmeyi’ müzakere olarak kabul etmiyoruz. Eğer Trump Nobel Barış Ödülü istiyorsa, çevresindeki savaş çığırtkanlarını ve teslimiyetçileri uzaklaştırmalıdır” dedi.

Galibaf şöyle devam etti: “Eğer diyalogdan kasıt gerçek bir görüşmeyse, evet buna varız; ancak ABD Başkanı müzakere değil, dayatma peşindedir. Sayın Trump’ın ikinci döneminde 2025 yılı başı ABD diyalogdan bahsetti ve İran görüşmelere başladı; ancak Haziran 2025’teki (23 Hordad) altıncı tur müzakerelerden önce ABD müzakere masasını bombaladı. Bunun adı müzakere veya diyalog değildir.”

İran milletinin bizzat şiddet kurbanı olduğunu belirten Meclis Başkanı, 28 Haziran 1981 (7 Tir 1360) tarihinde Cumhuriyet Partisi ofisine yapılan saldırı dahil teröristlerin işlediği çok sayıda cinayete değindi. Batı, Avrupa ve ABD gibi ülkelerin; Meclis üyelerini, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve 17 binden fazla sivil halkı şehit eden bu suçlulara sığınak sağladığını söyledi.

İran milletinin son fitne olaylarından dolayı kalbinin kırık olduğunu ifade eden Galibaf: “Şehit olan 2.500 kişi bu ülkenin evlatlarıydı. Biz Meclis’teki halk temsilcileri olarak, uluslararası mahkemelerde öldürülenlerimizin kanını savunacağız” dedi.

Meclis Başkanı son olaylarda teröristlerin eylemlerine dikkat çekerek şunları ekledi: “Bu olaylar kesin bir dış komplonun ve doğrudan müdahalenin sonucudur; bunun hesabını vermeliler. Teröristler iki gün içinde çok sayıda sivili ve 300’den fazla polis gücünü silahla, baltayla veya yakarak şehit etti. Bu, yurt dışında planlanmış bir kurguydu; IŞİD vari bir davranış ve terörist bir darbe girişimiydi.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın