İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı yayımladığı mesajda şunları söyledi: “Düşman açıktan müzakere ve diyalog mesajı gönderirken, gizlice kara saldırısı planları yapıyor. Oysa bizim askerlerimiz ateşe atmak için Amerikan askerlerinin kara harekâtını bekliyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İran halkına “İranlıların milli savunmasının otuzuncu günü” münasebetiyle bir mesaj yayımladı ve şunları söyledi: “Ramazan Savaşı’nın üzerinden 30 gün geçti. Vatanı korumak için güçlü ve sağlam bir kale olarak sokaklarda ve diğer alanlarda varlık göstererek ve diğer vesilelerle vatanı cesurca savunmanızın üzerinden bir ay geçti. Otuz gün zafer. Otuz gün şeref. Otuz gün gurur. İran’ın büyük tarihinin otuz günü. Milli ve vatanseverlik destanların otuz günü. Sokaklarda ve diğer alanlarda geçirdiğiniz bu otuz gün, sadece silahlı kuvvetlerdeki savaşçıları desteklemekle kalmadı, aynı zamanda savaş alanında bulunup düşmanla doğrudan savaşmak anlamına da geldi.
Otuz gece boyunca sokak, yenilgiyi bilmeyen, yenilmez, güç dilini kabul etmeyen bir milletin toplumsal gücünün yansıması ve aynasıydı. Tıpkı şehit liderimizin haykırdığı gibi, “Benim gibi bir Yezid’e biat etmez”ve düşman, sokağın kendisinin, tarihin suçlularına karşı büyük milletinizin geniş cephesi olduğunu bilmiyordu.
Şimdi bu gücün farkına vardı. Ve sokaklardan dolayı öfkeli ve huzursuz. Bu huzursuzluğun sonu yok çünkü siz sonsuz bir milletsiniz.
Bu otuz gecede siz İran’dınız ve “ne uzlaşma ne teslimiyet, Amerika ile savaş” sloganıyla füzelere güç verdiniz. İran milleti “kutsal birlik gecelerinde” sevgili liderimiz Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei ile biat etti.
Bu otuz gece boyunca yan yana durdunuz. Birlikteydiniz. İran’dınız. İftihardınız. Bu otuz gece boyunca birlikte şehit liderimizin yasını tuttunuz, lanetli düşman karşısında “Heyhat minne zille” (zillet bizden uzaktır) sloganını haykırdınız. “Ne uzlaşma ne teslimiyet, Amerika ile savaş” sloganıyla füzelere güç verdiniz ve hatta kendiniz de füze gibi düşmanın üzerine yağdınız.
Kadir gecelerinde Allah’tan rahmet, bağışlanma ve zafer dilediniz; ilahi kudret karşısında teslim olarak maddi güçler karşısında eğilmeme gücü kazandınız.
Bu kutsal gecelerde, şehit liderimizin hatırasına “kutsal birlik geceleri” adını verebileceğimiz bu günlerde, sevgili liderimiz Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei ile biat ettiniz ve bu ne kadar coşkulu ve görkemli bir biattır. Onun şehadetinin acısını düşmana karşı öfkeye ve İmam Zaman’ın (a.f) naibine bağlılığa dönüştürdünüz.
Büyük komutanlar, yiğit liderler, Minab’ın mazlumları ve İran’a üstünlük kazandıran isimsiz mücahitler için ağladınız. Tüm cephelerde savaşanların arkasında durdunuz.
Ey büyük İran milleti! “Ey İran” marşını okuduğunuzda İran’ın canı ve ruhu sizdiniz. “Vur, ne güzel vuruyorsun” sloganını haykırdığınızda, Hüseyin Tahiri’nin “Allahu Ekber” nidalarına eşlik ettiğinizde Kudüs Günü’nde İran’ın gücünün sesi oldunuz. “Hasbiyallahu” (Allah bize yeter) ile tevekkül gücünüzü gösterdiniz.
Siz gerçekten İmam Hüseyin’in ümmetisiniz, birbirinizin derdiyle dertlenir, yardımlaşmada gecikmez, az olanı paylaşır ve cömertlikten kaçınmazsınız. Böyle bir Aşura liderine, böyle bir ümmete yakışır.
Düşman, savaş sonrası toplumun parçalanacağını sanıyordu, ancak İran milleti 90 milyon canla tek bir beden oldu ve her zamankinden daha birlik içinde kaldı. Bu birlik öylesine derin ve görkemliydi ki, İran’ı savunmadaki tereddütler ortadan kalktı ve düşmanın komplosu kendine döndü.
Bugün sanatçı, sporcu, savaşçı, işçi ve öğretmen hep bir ağızdan İran’ı haykırıyor ve ortak ruhlarını düşmana gösteriyor. Farklı görüşlere sahip insanlar birbirlerini buldu ve milli savunmayı oluşturdu. Bu büyük millet karşısında saygıyla eğiliyorum.
Şu anda Ramazan savaşı en kritik anlarındadır. Düşman hava, deniz ve füze gücümüzü yok ettiğini iddia ediyordu ve İran İslam Cumhuriyeti’nin çöküşünü planlıyordu; şimdi ise hedefini Hürmüz Boğazı’nın açılması olarak belirlemiştir. Oysa savaş öncesinde zaten açık olan bu boğazı açmak, Trump için operasyonel bir hayale dönüşmüştür.
Trump Avrupa ülkeleriyle uyum sağlayamamaktadır. Enerji piyasası kontrolden çıkmıştır ve gıda enflasyonu yaklaşmaktadır. Amerikan gücünün sembolleri olan F-35’ler, uçak gemileri ve bölgesel üsler büyük darbeler almıştır. Siyonist rejime yapılan saldırılar etkili, isabetli ve yıkıcı olmuştur.
Lübnan Hizbullah Hareketi, sürekli silahsızlandırma tehdidi altında olmasına rağmen bugün direnişin önemli ve etkili bir parçasıdır. Irak direnişi cesurca savaşmakta ve düşmanı şaşırtmaktadır. Yemen Ensarullahı’nın katılımı direniş cephesine yeni bir nefes vermiştir ve sürprizler yapmaya hazırdır.
Bu, direniş cephesinin küresel güçlere karşı izzet ve büyüklüğüdür. Trump dünya genelinde amaçsız bir savaş başlatmakla suçlanmakta ve kamuoyuna cevap verememektedir. Savaşın şerri onu başlatana geri dönmüştür.
Düşman açıktan müzakere mesajları verirken gizlice kara saldırısı planlamaktadır. Oysa bizim askerlerimiz ateşe atmak ve bölgesel ortaklarını sonsuza dek cezalandırmak için Amerikan askerlerinin kara harekâtını beklemektedir. Atışlarımız sürüyor. Füzelerimiz aktif. Azmimiz ve imanımız artmıştır. Düşmanın zayıflıklarının farkındayız ve ordusundaki korku ve paniği açıkça görüyoruz.
Bu günlerde düşman yetkililerden müzakereye dair farklı açıklamalar duyulmaktadır. ABD savaşta elde edemediği hedefleri 15 maddelik bir liste olarak diplomasi yoluyla elde etmeye çalışmaktadır.
Amerikalılar İran’ın teslim olmasını istedikleri sürece, sizin evlatlarınızın cevabı bellidir: “Heyhat minna zille” (asla zillete boyun eğmeyiz).
Biz büyük bir küresel savaşın içindeyiz ve zirveye ulaşmak için zorlu ve karmaşık bir yola hazırlanmalıyız. Ancak sizin desteğinizle ve liderimizin rehberliği altında, Allah’ın yardımıyla Amerika’yı cezalandırabileceğimize ve bir daha İran’a saldırmaya cesaret edemeyeceğine inanıyoruz.
Askerlerimizin iradesinden asla şüphe etmeyin; onlar dağdan daha sağlam, ateşten daha yakıcı ve yıldırımdan daha korkutucudur. Emirü’l-Müminin’in dediği gibi: “Onlar dişlerini sıkarlar, başlarını Allah’a teslim ederler, yere sağlam basarlar, dağlar yerinden oynasa bile sarsılmazlar.”
Sizi temin ederim ki Allah’ın izniyle bu savaştan zafer dışında bir sonuçla çıkmayacağız. Bu savaşın zafer işaretleri ortaya çıkmaktadır. Aşura ruhuyla başladığımız bu savaşı ancak zaferle bitireceğiz ve İran’ın otoritesi pekiştirlmeden düşmanın çıkmasına izin vermeyeceğiz. Bu savaşı her saldırgan için ibret haline getireceğiz.
Son olarak sizlerden ricam şudur ki, sokakları terk etmeyin. Füze, sokaklar ve Hürmüz Boğazı düşmanın boğazını sıkmıştır. Askerleriniz füzeleri ve Hürmüz Boğazı’nı bırakmadığı gibi siz de sokakları bırakmayın. Birlik ve dayanışmayı koruyun. İlahi vaade güvenin. Cephedeki evlatlarınızı unutmayın ve onlar için dua edin.
Hepimiz bilinçli, takvalı ve basiretli liderimiz Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei’ye tabi olalım. Her gece bulunduğunuz yerde “Allahu Ekber” deyin. Bu direniş için şükredin ve askerleriniz için dua edin. Allah İran İslam Cumhuriyeti’nin koruyucusudur.
“Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele!”
