İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İslam İnkılabı Lideri İmam Hanamei’nin şehadetinin kırkıncı günü münasebetiyle bir mesaj yayımladı.
Söz konusu mesajın metni şu şekildedir:
Bugün, İslam İnkılabının Şehit Lideri Ayetullah Uzma İmam Hamanei’nin şehadetinin kırkıncı günüdür. Çağdaş tarihin süper şahsiyeti olan ve Büyük İnkılap İmamı’nın (İmam Humeyni) öğrencisi olarak İslam Cumhuriyeti sisteminde yeni bir liderlik ve yönetim paradigmasını inşa edip dünyaya sunan bu şahsiyet, tevhid ve iman, halk ve cumhuriyet, bilim ve ilerleme, gelişim ve eğitim, adalet ve maneviyatı akılcılık zemininde yönetim ilkeleri haline getirmiştir. Düşünürler ve araştırmacılar bu modeli yıllarca açıklamak zorundadır.
Böylesine büyük bir insanın aramızdan ayrılmasının üzerinden kırk gün geçti. Onun yokluğunda geçen bu kırk gün bizim için zor geçti; ancak onun mücadelesinin ürünü, aziz İran’ımız için bir onur kırk gününe dönüştü.
Bu onur dolu kırk günde büyük İran milleti, İran savunucularıyla birlikte meydanlarda ve sokaklarda destan yazdı ve dünyayı hayrete düşürdü; bir ülkenin en büyük görünür ve maddi güçler karşısında nasıl durabildiği ve onları nasıl yenebildiği sorusunu gündeme getirdi. Bu sorunun cevabı, İnkılabın Şehit İmamının Büyük Devrim İmamı’ndan öğrenip bize öğrettiği derstir: Allah’a iman, halka güven ve öz güven. Bugün meydanlar ve sokaklar bu üç dönüştürücü öğretinin açık tezahürüdür.
Dünya askeri uzmanları İran’ın en gelişmiş silahlar karşısındaki başarılı asimetrik savaş stratejisini kabul ediyorsa, bu durum onun 37 yıllık yönetiminin sonucudur. Kendisi başkomutan olarak politika belirleme, atamalar, takip ve denetim dahil tüm işlerden doğrudan sorumluydu. Bu yıllar boyunca bir gözlemci olarak gördüm ki, Allah’a iman, halka güven ve öz güven anlayışını silahlı kuvvetlere nasıl aşılamıştır. Bu inançlar sayesinde bugün İran savunucuları özgüvenle, ilahi yardıma inanarak ve halk desteğine dayanarak güçlü bir şekilde ülkeyi savunmaktadır. Halkıma bir gözlemci olarak şunu söylüyorum: İnkılabın Şehit İmamı, başkomutan olarak İran’ın asimetrik savaşının mimarıdır. İç kapasitelere dayanan ve coğrafi özelliklerden yararlanan savaş tasarımı onun temel stratejisiydi. Bu büyük karşılaşmadaki başarımızı onun bu stratejik bakışına ve doğrudan yönetimine borçluyuz.
Şu an detaylara girme fırsatı yoktur. Ancak şunu belirtmeliyim ki, Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri sorumluluğunu üstlendiğim dönemde, ülkenin savunma stratejisini diğer ülkelerden satın almak yerine gençlere güvenerek yerli füze üretimi üzerine kurdu. Coğrafi imkânların kullanımı da onun akıllı yaklaşımının sonucuydu. İran füzeleri ve insansız hava araçlarının düşük maliyetle en gelişmiş savunma sistemlerini etkisiz hale getirebilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın potansiyelini küresel ekonomi üzerinde etkili bir unsur haline getirmesi, onun yönetim ve stratejisinin ürünüdür. Gençlerin kapasitesini kullanarak yerli teknoloji ve yaratıcılığı savunma sanayinin motoru haline getirdi ve ilahi güce dayanarak İran’ın savunma bağımsızlığını sağladı. Bu büyük stratejist, bu anlayışı dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlara da yaydı ve bu sayede, Şii ve Sünni Müslümanları kapsayan Direniş Cephesi oluştu. Bu yapı, Siyonist rejimin yayılmacılığını engelleyen en önemli unsur haline geldi. Bugün bu cephe kendi iradesiyle İran’a destek vermekte ve karşı cepheyi etkisiz hale getirmektedir. Kısaca, bugün İran’ın ve Direniş Cephesi’nin askeri gücü takdir ediliyorsa, bu tamamen başkomutan Ayetullah Uzma İmam Hamanei’nin liderliğinin sonucudur.
Aynı durum daha geniş bir ölçekte bugün İranlıların milli savaş destanında görülmektedir; bu durum geceleri sokaklarda da kendini göstermektedir. Bugün İran milleti, birlik içinde, aziz İran’ı savunmak için tek ses olmuştur ve ilahi vaatlere inanarak, düşmanların görünürdeki gücünden korkmadan, İran İslam Cumhuriyeti’nin onur ve bağımsızlığını canları pahasına savunmaya hazırdır.
