Meclis Başkanı, şehit liderlerinin İmam Zaman’ın (a.f.) tam ve gerçek bir askeri olduğunu söyledi.
İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İmam Hamenei’nin şehadeti dolayısıyla yayımladığı görüntülü mesajda şu ifadeleri kullandı:
“Kasım şehit olduğunda hayatımın en acı günlerini yaşadığımı düşünmüştüm ve bana göre dünya adeta sona ermişti. Ancak o günden daha ağır şartlarla karşılaşacağım bir günün geleceğini asla düşünmemiştim.”
Galibaf, “Keşke bu ilahi ve mücahit şahsiyetin derinliği ve büyüklüğü hakkında biraz konuşma fırsatım olsaydı” dedi.
Meclis Başkanı, “Devrimin şehit imamı, Büyük İmam’dan sonra yeni yüzyılın ikinci öğretmeniydi. Yaklaşık 50 yıldır bu seçkin ilahi ve siyasi şahsiyeti yakından tanıyan biri olarak, onun artık aramızda olmadığı günleri yaşamak benim için tasavvur edilebilir değil” ifadelerini kullandı.
Galibaf, bu büyük şahsiyete olan inançlarının temel nedenini ise şöyle açıkladı: “Biz onu, Hazret-i Veli-yi Asr’ın (Allah zuhurunu çabuklaştırsın) tam ve kâmil bir askeri olarak görüyoruz. Ona askerlik etmeyi, İmam Zaman’a askerlik etmek olarak gördük ve görmeye devam ediyoruz. Bu inancımızda en küçük bir tereddüt yaşamadık. Bu ülkenin, İmam Zaman’ın ülkesi olduğuna yürekten inanıyoruz.”
Açıklamasında Uhud Savaşı’na da atıfta bulunan Galibaf, “Efendimiz büyüktü; ancak elbette Hz. Peygamber ile kıyaslanamaz. Uhud Savaşı’nda Peygamber’in şehit edildiği söylentisi müminleri endişe ve umutsuzluğa sevk ettiğinde vahiy nazil oldu. Bu vahiy bugün bizler için de önemli bir derstir. Âl-i İmran Suresi 144. ayette şöyle buyrulmuştur: ‘Muhammed ancak bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Eğer o ölür ya da öldürülürse, geriye mi döneceksiniz?’ Bizim bu Kur’anî soruya cevabımız şudur: Asla! Büyük İmamımızın ve şehit imamımızın yolunu dimdik sürdüreceğiz, inşallah” dedi.
Galibaf, “Sadık Vaad 3 ile Sadık Vaad 4’ü karşılaştırın. Sadık Vaad 3’te, şehit imamımızın komutasında kendimizi toparlamamız ve siyonist düşmana ibretlik bir ders vermemiz kaç saat sürdü? Ancak bugün görüyoruz ki ülkenin askeri ve idari yapısı artık kişi merkezli değildir” ifadelerini kullandı.
Başarılı operasyonların kapsamına dikkat çeken Galibaf, “Hiç kimse Amerikan merkezlerine ve siyonist rejime yönelik bu denli geniş çaplı ve başarılı operasyonları öngörmüyordu. Bu durum tüm askeri uzmanları hayrete düşürmüştür. Operasyonlar şu ana kadar en küçük bir kesinti olmadan sürmektedir ve sürecektir” dedi.
ABD eski Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya seslenen Galibaf, “Trump’a, Netanyahu’ya ve onların tüm unsurlarına açık ve net şekilde söylüyorum: Kırmızı çizgimizi aştınız ve bunun bedelini ödeyeceksiniz. Bu bizim için yalnızca varoluşsal bir savaş değil; nihai intikam zamanı gelmiş bir öfkenin tezahürüdür” ifadelerini kullandı.
Galibaf, “On milyonlarca vefakâr İran halkının desteğiyle ve Hazret-i Veli-yi Asr’ın özel lütuflarına güvenerek size öyle ağır darbeler indireceğiz ki sonunda yalvarmak zorunda kalacaksınız. Hayal ürünü hesaplarınızın birkaç günden fazla sürmeyeceğini göreceksiniz” dedi.
Konuşmasında İran halkına da seslenen Galibaf, özellikle yönetimin icraatlarını eleştiren kesimlere hitaben şunları söyledi: “Haklı serzenişleriniz olduğunu biliyorum; ancak İran düşmanlarının oyun alanında oynamamaya çok dikkat etmeliyiz. Bizi kabul etmeyebilirsiniz ama İran’ı seviyorsunuz. Hiçbir aklı başında insan, doğuştan cani yabancıların safında yer alamaz.”
Devrimin halk desteğiyle ayakta kalacağını vurgulayan Galibaf, “22 Dey ve Behmen yürüyüşlerinde gördüğünüz halk desteğiyle bu devrim korunacak ve yükselmeye devam edecektir. Onlar İran’ın düşmanıdır. İslam Cumhuriyeti’ne karşı olmalarının nedeni de İran’ın bağımsızlığını ve bütünlüğünü koruyabilmiş olmasıdır” dedi.
Galibaf sözlerini, şehit lidere hitaben şu ifadelerle tamamladı:
“Kur’anî öğretilere göre sizi ölü kabul etmiyoruz. Sizin diri olduğunuzu, hatta her zamankinden daha diri olduğunuzu biliyoruz. Çünkü Rabbinizin katında rızıklanıyorsunuz. Allah’ın size bu dünyada etkili tasarruf yetkisi verdiğine inanıyoruz. Sizin yardımınıza iman ediyor ve sizi yanımızda diri görüyoruz. Size, Humeyni Kebir’e ve tüm şehitlere söz veriyoruz: İslam İran’ının yutulmasına asla izin vermeyeceğiz. Yüz milyonlarca özgür insanın umudunun sönmesine müsaade etmeyeceğiz. Allah bize vaat etmiştir: ‘Seveceğiniz başka bir nimet daha var: Allah’tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri müjdele.’”
