RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

“Gülen’in Yeşil Cüppe Giymesinden Sonra Emin Oldum”

FETÖ Çatı Davası’nda neler yaşandı…

“Gülen’in Yeşil Cüppe Giymesinden Sonra Emin Oldum”
16.02.2017 © RAST HABER

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden “FETÖ ana çatı davasının” bugünkü celsesinde STV Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca kendisine ait olduğu öne sürülen bir ses kaydının tapesi için “kağıt parçası” dedi. Karaca’nın bu ifadesi, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un “AKP ve Gülen’i bitirme planı” denilen fotokopi “belge” üzerine “Bu kağıt parçası niteliğindedir” sözü ile FETÖ medyasının bu söz üzerine Başbuğ’a gösterdiği tepkiyi hatırlattı. Karaca, kendisinin kurduğu ve kurdurduğu iddia edilen bir vakfın 2014’teki başkanlığını halen AKP milletvekili olan bir ismin yaptığını da açıklayıp, “Bana sorulanların ona da sorulması gerekmiyor mu?” dedi.

Mahkemenin başka bir davası olduğu için öğleden sonra başlayan duruşmaya tüm sanıklar katıldı. Sanıkların yerini almasından sonra avukatları müvekkilleriyle konuşmak veya belge vermek istediğinde jandarmalar engel oldu. Mahkeme heyeti de henüz yerini almadığı için avukatlar belge verip, veremeyeceklerini mahkeme katibine sordu. Katibin, “verebililer” demesinin ardından avukatlar müvekilleriyle belge alış verişinde bulundu.

Duruşma başladığında Mahkeme Başkanı Selfet Giray sanıklardan Alaaddin Kaya’ya, “Sizin vekiliniz yok mu? Yoksa avukat isteyelim” deyince Kaya, “Ben de avukatımla görüşmeye çalışıyorum. Biliyorsunuz, parasal sorunum çözülmedi” karşılığını verdi. Araya giren Hidayet karaca’nın Avukatı Ahmet Serdar Güneş Kaya’nın Avukatı Hakan Tunçkol’la geçen hafta Silivri’de karşılaştığını, oradaki duruşmalarından sonra buraya geleceğini söylediğini aktardı.

BDDK ESKİ BAŞKANI TEVFİK BİLGİN FETÖ’CÜ MÜ

Hidayet Karaca savunmasına devam edecekti. Ancak Başkan Giray, bugün için çağrılan tanıklar olduğunu, önce onların dinleneceğini, sonrasında Karaca’nın devam edeceğini bildirdi.

İlk olarak dinlenen tanık bankacı Mahmut Karımış oldu. Yoksul olduğu için öğrencilik yıllarında Cemaate girdiğini, ODTÜ’de okuduğunu, onlardan ayrılmak istediğinde de tehdit edildiğini, “Ayrılan cennete bile giremez” dahi denildiğini anlattı. Askerliğini Mamak Muhabere Okulu’nda yaptığında burada ve Ankara’daki birliklerde görev yapacak askerlerin kurayla özel olarak seçildiğini gördüğünü, 1994-95’te askerliğini bitirip, Bursa’da bir bankada çalışmaya başladığında da kendisini Uludağ’da kampa çağırdıklarını belirten Karımış, buradaki toplantıda adını İsmail Yediler olarak bildiği, sonrasında gerçekte Abdullah Aymaz olduğunu öğrendiği kişinin herkesten bulundukları yerde arşiv, dinleme, fotoğraflama, dosyalama yapmalarını istediğini söyledi. Karımış, 2007’de Ankara’ya gelip, üniversiteden arkadaşlarıyla yemek yediğinde, “ODTÜ’lüyüm, çalışkanım ve sadece şube müdürü olabildim. Siz ise sınavları kazanamadığınız halde BDDK’da, bankalarda, şirketlerde çok yüksek mevkilere geldiniz. Bu nasıl oldu?” diye sorduğunu, onların da, “Sen de devam etsen aynı yerlerde olurdun” cevabını verdiğini aktarıp, “Biliyorsunuz Tevfik Bilgin BDDK Başkanlığı yaptı. İşte nasıl buralara geldiniz diye sorduğum kişi Tevfik Bilgin’di” dedi.
Sanıklar, sanık veya mağdur-müşteki avukatlarının Karımış’a hiçbir soru yöneltmemesinin ardından ikinci tanık Mustafa Önder dinlendi. Erzincan Cezaevi’nde FETÖ’den tutuklu olan ve duruşmaya SEGBİS’le katılan Önder’e, 2015 yılında sanıklardan Fetullah Gülen’in teyzesinin oğlu Kazım Avcı’yla yaptığı bir telefon görüşmesi soruldu. Öğretmen olan Önder, “7 aydır cezaevindeyim. Konuştuysam bile ne konuştuğumu hatırlamıyorum” deyince, tanıklığı çok kısa sürdü.

FETULLAH GÜLEN’İN KARDEŞİNİN BİR KIZ ÇOCUĞUNA TECAVÜZ GİRİŞİMİ OLUNCA

Üçüncü tanık, 15 Temmuz’dan 3 ay önce darbe yapılacağını yazan Türkiye Gazetesi Yazarı Fuat Uğur’un haber kaynağı olduğu söylenen Ümit Akdemir oldu. İmam Hatip Lisesi’nden mezuniyetinin ardından FETÖ’nün dershanelerinde belletmenlik, Zaman Gazetesi’nin Narman ve Oltu temsilciliğini yaptığını, Nahçıvan’da yurt müdürü olduğunu belirten Akdemir, “ülke abilerinin” bile birilerinden çekindiğini görünce “derin yapıdan” şüphelendiğini, 2007’de Fetullah Gülen’in kardeşinin adının bir kız çocuğuna tecavüz girişimine karışması üzerine kendisinin Korucuk Köyü’ne Gülen ailesinden sorumlu kişi olarak gönderildiğini, geçmişte burası Doğu Anadolu imamlığına bağlıyken, bu olay üzerine doğrudan Mustafa Özcan’a bağlandığını anlattı. Kendisine ayrıca Fetullah Gülen’in hayatını yazma görevinin verildiğini, ancak yapıyı birçok yerde eleştirmesi üzerine FETÖ’cü polislerin kendisini dinleyip, bunu ABD’ye gönderdiğini, bunun üzerine Korucuk’a gelen Mustafa Özcan’ın, “Latif Erdoğan’ın başına gelenleri biliyorsun değil mi?” demesi üzerine tartıştıklarını, sonrasında “MİT ajanı” denilerek açığa alındığını söyledi. Akdemir, şöyle devam etti:

MUAMMER GÜLER’İN RIZA SARRAF’IN ÖNÜNE YATMASININ ANLAMI

“Beni Konya’ya göndermek istediler. Kabul etmedim. AKP’ye yanaştım. AKP Erzurum İl Başkanına 17/25 Aralık’ın yapılacağını, bunu Erdoğan’a söylemesini istedim. Ama söylememiş. O İl Başkanı şimdi FETÖ’den tutuklu.”

Akdemir’in bu sözleri üzerine Mahkeme Başkanı Selfet Giray, “Sen 17/25 Aralık’ın olacağını nereden haber aldın?” diye sordu. Akdemir, bu soruyu şöyle cevaplandırdı:

“Tüm radyo tv’lerden gündemi izlediğim, bir de hayat hikayesini yazdığım için Fetullah Gülen’in şifrelerini bildiğimden. Bir de 2011’de Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nda Faruk Mercan’la bir toplantı yaptık. Bu toplantıda Mercan’ın konuşmalarından Recep Tayyip Erdoğan’ı dinlediklerini anladım. Çünkü, ‘O dürüst, ama etrafındakiler suça karışmış’ dedi. Bir de Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetlerindeki yöntem pek bilinmez.Yöntem şu; Oralara bir iş için gitmişsen, polis basar. Bunun anlamı rüşvet isteniyor demektir. Verirsin veya vermezsin. Rıza Sarra da Ortadoğu’lu. Polis sıkıştırınca Bakanın rüşvet istediğini sanıp, arıyor ve ‘Ben şu kadar ihracat yapıyorum, ülkeye katkıda bulunuyorum’ diyor. Bakan da, “Tabii, siz ülkeye katkı yapıyorsunuz, sizin önünüze yatarım’ diyor. Konuşma böyle devam edince, Sarraf rüşvet istendiğini zannediyor.”

Aydemir, darbe yazılarını Fuat Uğur’la yazdıklarını belirtince de Başkan Giray, bunu nereden bildiğini sordu. Aydemir, “2015’te darbe alametleri gördüm. Gülen’in yeşil cüppe giymesinden sonra da emin oldum. Ayrıca hususilerin Ankara’da toplandığını öğrendim” dedi.

Tanık Akdemir, sanıklardan Alaaddin Kaya, İlhan İşbilen, Hidayet Karaca ve Kazım Avcı’ya tanıdığını söyledi. Bu arada Akdemir ile Kaya arasında tartışma yaşandı. Kaya birkaç kez Facebook hesabı üzerinden görüştüklerini söyleyen Akdemir’e, “Sizinle ne konuştuk?” diye sordu. Akdemir’in, “Yaşınız kaç diye sordunuz?” cevabını, Kaya, “Fiyatınız kaç” diye anladı. Buna sinirlenen Akdemir, “Yüzbinlerce insanı mahvettiniz, şimdi bir de satılmış mı diyorsunuz?” diye bağırdı. Kaya, böyle bir kastının olmadığını, kulakları iyi duymadığı için yanlış anladığını söyledi.

Akdemir gerek Kaya, gerekse İşbilen için sık sık “duyumlarını” anlatınca, müdahale eden Başkan Giray, “Bu duyumları tartışmayalım. Karşılıklı soru diyalogla mahkeme ortamını kaybetmeyelim” uyarısında bulundu.

İlhan İşbilen de kendisinin Erzurum imamı olduğunu öne süren tanık Akdemir’e, “Kaç yılında imamdım?” sorusunu yöneltti. Akdemir’in, “1979” cevabı üzerine İşbilen, “Daha doğmamışsınız. Bu tanığı herhalde dinlemek için dinlediniz” dedi. Bunun üzerine Akdemir İşbilen’e, “Sizin MOSSAD’la ilişkiniz olduğunu duydum. Halk tarafından alçak biri olarak biliniyorsunuz” karşılığını verdi.

Mahkeme Başkanı Giray, “Bu hakarettir. Buna izin veremem” sözleriyle tepki gösterirken, Hidayet Karaca da, “Duyumun mahkemeniz nezdinde bir hükmü var mı?” diye sordu. Başkan Giray, “Yok” dedi.

Akdemir’in ifadelerine tepki gösteren sanık avukatları da tanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

KARACA’NIN SUÇLANDIĞI VAKFIN BAŞKANI HANGİ AKP MİLLETVEKİLİ

Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşmaya saat 17.00’ye kadar ara verildi. Duruşma yeniden başladığında söz alan Hidayet Karaca’nın Avukatı Ahmet Serdar Güneş şunları söyledi:

“Duruşmaya ara verildiğinde siz buradayken problem yok, ama siz çıkar çıkmaz jandarmalar kin ve nefretle müvekillerimizle konuşmamızı engelliyor. Hatta bir jandarma müvekillimin üzerine yürüdü. Şu anda yargılanıyorlar, karar verilmiş değil, hepsi masum, ama sanki jandarma yargılamış, vatan haini, azılı katil gibi bir tavır sergiliyor. Bunun ilgililerle konuşulmasını talep ediyorum.”

Hidayet Karaca da savunmasına başlamadan önce, mahkemenin “tek kalmasın” yazısına rağmen kendisinin Sincan Cezaevi’nde hücreye konulduğunu aktardı.

Savunmasına hakkında MASAK raporlarında yer alan suçlamaları cevaplandıran Karaca, Güvenilir Gıda Vakfı’nın kurucuları, geçici ve sonraki yönetim kurulu üyelerinin adlarını saydı. Kurucular arasında Hayrettin Karaman, İsrafil Kışla, YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın kardeşi Mehmet Fatih Saraç, Murat Ülker, Tayyar Altıkulaç gibi isimlerin yer aldığını belirten Karaca, şöyle devam etti:

“Tahşiye davasında biz Redmatik diyoruz. Çünkü tüm taleplerimiz reddediliyor. Bari siz bu isimlere bu vakfı benim kurdurup, kurdurmadığımı sorun. MASAK raporu 2016’da hazırlanmış. Ben 2014’te bu raporlarla tutuklandım. Yani tutuklandığımda bu raporlar yok. 2012-2013’te bu vakfın başkanı ANAP eski milletvekili Beyhan Aslan. 2014’te ise halen milletvekili mi bilmiyorum, ama AKP Milletvekili İsrafil Kışla (Not : Kışla halen AKP Artvin milletvekili), ona da sorulması gerekmez mi? Ben haberlerle yargılanıyorum ve bu MASAK raporunu hazırlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.”

İLKER BAŞBUĞ “KAĞIT PARÇASI” DEDİĞİNDE

Karaca savunmasının devamında YouTube’da yayınlanan ve kendisine ait olduğu öne sürülen bir ses kaydıyla ilgili suçlamaları cevaplandırdı. İllegal dinleme ve yasak sorgu suçunun işlendiğini savunan Karaca, kendisi hakkında herhangi bir dinleme kararı alınıp, alınmadığını sorduktan sonra şunları söyledi:

“Ses kasedim varmış. Savcıya dinleyelim dedim, kaset yok karşılığını verdi. Siz dinlediniz mi diye sordum, hayır dedi. Ya ne var, bir kağıt parçası. Savcı, ‘ama taraflar itiraz etmemiş’ deyince, itiraz kararlarımızı getirttik. Bunun üzerine sözkonusu ses kaydı ve buna ilişkin sorularını iptal ettiğini söyledi. Ancak tutuklama kararımda bu ses kaydı da var.”

Karaca’nın “kağıt parçası” ifadesi Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un “AKP ve Gülen’i bitirme planı” denilen fotokopi belge üzerine, “Bu bir kağıt parçası niteliğindedir” sözünü ve bunun üzerine Cemaat medyasının Başbuğ’a gösterdiği tepkiyi hatırlattı.

Mahkeme Başkanı Giray, bugün geç saatlere kadar çalışarak, Karaca’nın savunmasının tamamlanmasını planlıyordu. Ancak Karaca savunmasının 1 gün daha sürebileceğini söyleyince Başkan Giray, yarın için çağrılan tanıkların dinleneceğini, zaman kalırsa Karaca’nın devam edeceğini ve diğer sanıklara da söz hakkı vermeleri gerektiğini belirterek saat 19.00’da duruşmayı bitirdi.

Yarınki celsede geldikleri takdirde Hüseyin Gülerce, Fehmi Koru ve Latif Erdoğan’ın tanık olarak dinleneceği öğrenildi.

odatv

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER