Son 48 saatte güney cephesinde yaşanan gelişmeler, İsrail’in “güvenli ilerleme” doktrininin sahadaki sert gerçeklik karşısında çıkmaza girdiğini göstermektedir. Siyonist ordunun teknolojik üstünlüğü, karmaşık coğrafya ve Hizbullah’ın “merkezsiz komuta” taktiği karşısında fiilen etkisiz hale gelmiş; savaş klasik ilerlemeden “akıllı bir bataklığa” dönüşmüştür.
Uluslararası analiz grubuna göre, İsrail ordusu bu sabah erken saatlerde, “Nahal Tugayı”ndan bir subay da dahil olmak üzere 4 askerinin öldüğünü ve 3 askerin yaralandığını kabul etti.
İsrail ordu radyosu, bu askerlerin Güney Lübnan’da Hizbullah savaşçılarıyla çıkan çatışmada öldüğünü bildirirken, Kanal 12 bir kaynağa dayanarak bu askerlerin “bire bir çatışmada” etkisiz hale getirildiğini aktardı. Kaynağa göre çatışmaların şiddeti o kadar yüksekti ki İsrail ordusu hava kuvvetleri, tanklar ve topçu desteği kullanmak zorunda kaldı.
Son 48 saatte Güney Lübnan’da yaşanan dramatik gelişmeler, yalnızca cephe hattındaki basit bir değişim değil, aynı zamanda kara savaşının doğasında “stratejik bir dönüşüm” anlamına gelmektedir. “Güvenli ilerleme” aşamasından çıkılıp “kör noktalarda çatışma” aşamasına girilmesi, savaşın klasik ateş gücüne dayalı modelden, zorlu coğrafyada yürütülen karmaşık bir gerilla savaşına dönüştüğünü göstermektedir.
Bu stratejik dönüşüm, en az 5 temel eksende değişimi ortaya koymaktadır:
- “Yakıp yıkma” doktrininin çöküşü
İsrail ordusunun ilk aşamadaki stratejisi mutlak ateş üstünlüğüne dayanıyordu. Amaç, savaş alanını açık bir alana dönüştürmekti. Ancak özellikle Vadi el-Huceyr ve Litani Nehri çevresindeki karmaşık coğrafyada bu doktrin etkisini kaybetti. Dağlık arazide doğal engeller Hizbullah lehine “güç çarpanı”na dönüşürken, zırhlı birlikler avantaj yerine zafiyet haline geldi.
- Komuta ve kontrol sisteminin dayanıklılığı
“Nahal” gibi elit birliklerin yakın mesafe çatışmalarda kayıp vermesi, kritik bir gerçeği ortaya koymaktadır: Hizbullah’ın üst düzey kadrolarına yönelik ağır saldırılara rağmen “merkezsiz komuta” yapısı hâlâ etkinliğini korumaktadır. Karmaşık pusular, yerel istihbarat sisteminin hâlâ güçlü olduğunu ve sahaya hâkimiyet sağladığını göstermektedir. Bu da savaşın zaman ve mekânını savunan tarafın belirlediği anlamına gelmektedir.
- Taktiksel hibritleşme
Sahadaki veriler, Gazze’deki savaş deneyimlerinin Güney Lübnan’a taşındığını göstermektedir. “Çift darbe” taktiği (ilk saldırıdan sonra yardım ve tahliye ekiplerini hedef alma), savaşın tam anlamıyla yıpratma savaşına dönüştüğünü göstermektedir. Bu durum, İsrail ordusunun her metre ilerleme için ağır bedel ödemesine yol açmaktadır.
- İnsan gücüne yönelik baskı
2026 yılı itibarıyla insan gücü sadece askerî bir sayı değil, aynı zamanda politik bir değişkendir. Artan kayıplar, İsrail toplumunun geçmişteki Lübnan deneyimlerini hatırlatmakta ve Netanyahu hükümeti üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Askerî sansür ve veri gizleme çabaları, iç kamuoyunun tepkisinden duyulan korkuyu göstermektedir. Bu süreç, Güney Lübnan’ın İsrail için kalıcı bir “bataklığa” dönüşme ihtimalini artırmaktadır.
- Savaşın bölgesel dengeyle bağlantısı
Hizbullah bu savaşı yalnızca yerel değil, İran ile ABD/İsrail arasındaki daha geniş çatışmanın parçası olarak görmektedir. Hayfa ve kuzey yerleşimlerine yönelik füze ve İHA saldırıları, kuzey cephesinin hem kara savunması hem de uzun menzilli saldırı kapasitesiyle aktif olduğunu göstermektedir.
Stratejik sonuç
İsrail ordusu şu anda ciddi bir “karar çıkmazı” içerisindedir. Güney Lübnan’da tampon bölge oluşturma hedefi, güvenlik çözümü olmaktan çıkıp coğrafi bir tuzağa dönüşmüştür. Teknolojik üstünlük, nokta pusular ve yakın mesafe çatışmalar karşısında etkisini kaybetmektedir.
Eğer Netanyahu, ağır kayıplara rağmen kara işgal stratejisinde ısrar ederse, bu durum İsrail’in en seçkin birliklerinin Güney Lübnan’da yıpranmasına yol açacaktır. Bu da Hizbullah’ın ve direniş ekseninin sahadaki gücünü bir kez daha ortaya koyacaktır.
Son olarak, İranlı komutan Esmail Qaani’nin sözlerine atıf yapılarak şu değerlendirme aktarılmaktadır:
“Netanyahu bölgede bir güvenlik kuşağı kurma hayali görüyordu; ancak Hizbullah’ın kuzeyde ve Ensarullah’ın güneyde yürüttüğü akıllı ve cesur operasyonlar bu hayalleri boşa çıkardı. Direniş cephesinin savaş odası artık birdir. Yeni bölgesel düzene alışın.”
Not: Bu analiz Fars haber ajansından alınarak tercüme edilmiştir
