RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Günümüzde Batı Medeniyetinin Karşılaştığı Sorunların Asıl Nedeni

Günümüzde Batı Medeniyetinin Karşılaştığı Sorunların Asıl Nedeni
02.01.2017 © RAST HABER

RASTHABBER- İmam Hamenei bugün Şerif Teknik Üniversitesi üstün zeka ve bilimsel madalya sahibi öğrencilerini kabul ettiği görüşmede, batı dünyasının maddiyattaki bunca ilerlemelerine rağmen, batı uygarlığının temelinde mevcut olan çatlaklar, eksiklikler ve zafiyetlerin, ilahi ülküler ve maneviyatın yoksun olmalarından kaynaklandığını belirtti.

İmam Hamanei, bazı Amerikalı düşünürlerin açıkça; başta ABD olmak üzere Batı toplumundaki intiharları, ahlaki çöküntüleri, şiddeti, ailelerin dağılmasını, ahlaki, bilimsel ve fikri çarpıklıkları itiraf ettiğini belirtti.

İmam Hamenei, batı medeniyetinin tüm ilerleyişlerine rağmen günümüzde karşılaştığı sorunların asıl nedeninin manevi ve ilahi ideallerin yokluğu olduğunu belirtti. Amerika toplumunda artan şiddet olayları ve insanların silah ile katliam edilmesine işaretle, Amerika’da silah kullanımının yaygınlaşması ve adam öldürmenin ciddi bir sorun haline geldiğini, bunun ilacının halk arasında silah kullanımını engellemek olduğunu, ancak  silah fabrikalarının oluşturduğu mafyanın istilası sonucu ABD’li yetkililer silah kullanımını yasaklamaya cüret edemediğini kaydetti.

İmam Hamenei, direniş ekonomisinden yararlanmanın ülkelerin hedeflerine bağlı olduğunu belirterek; direniş ekonomisinin düşmanca olan ya da olamayan muhtelif küresel sarsıntılar karşısında İran’ı korumasının kabul edilmiş bir ilke olduğunu vurguladı.

İslam İnkılabı Rehberi, cihatçı gayretin karşılaşacağımız engellerden usanmamak anlamına geleceğini belirterek, İnkılap’ın yeni neslinin ilk nesilden daha akıllı ve daha bilgili olduğunu açıkladı ve ülkedeki öğrenci hareketinin İnkılap’ın değerleri yönünde cihatçı bir özelliğe sahip olduğunu vurguladı.

İmam Hamanei direniş ekonomisinin dünyadaki her türlü krizin karşısında önleyici role sahip olduğuna işaret ederek, bunun ABD başta olmak üzere tüm dünyada tanındığını belirtti.

İslam İnkılabı Rehberi ayrıca, bilim üretimi söyleminin yaygınlaşması ve bilimsel sonuçlarının ortaya çıkmasına ilişkin olarak İran’da bilim yolundaki çaba ve hareketin asla yavaşlamaması veya durmamasını hızla sürmesi gerektiğini vurguladı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
 BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

( 1 Yorum )

  • MALCOLM-XX ;

    Madem yeri geldi konuyu verelim lütfen !
    Soru: GDH’nın, ‘’Batı Kültürü’’ hakkındaki düşüncelerini öğrenebilir miyiz?
    Yanıt: Aslında GDH’nın genel anlamda kişiler, kültürler ve benzeri kavramlarla uğraşmak gibi bir sorunu, tabii ki yoktur; fakat, şu konunun da bilinmesinde yarar vardır ki, GDH (Gerçek Demokrasi Hareketi) , yalnız ve yalnızca insana ve onun yeryüzündeki mutluluğuna zarar veren her konuyu, hukuk-edep sınırları içerisinde eleştirmek ve aynı zamanda çözüm önerilerini de, insanlık adına sunmak suretiyle, sorunların giderilebilmesinde vesile olmayı, kendisine kutsal bir gaye edinmektedir.
    Değerli dostlar, insanlık penceresinden bakıldığında ‘’Batı Kültürü’’ diye bir kültür, maalesef yoktur. Çünkü hakikaten içerisinde bencillik ve bireyciliğin kol gezdiği, ve dünyanın toplumsal mutluluğunun ebediyen sağlanmasına karşı en yoğun, en acımasız ve en çetin mücadelenin topyekun-sistematik bir biçimde yürütüldüğü ve kısaca insanlık adına hiç bir şey bulunmayan bir toplumun, üzülerek belirtmeliyiz ki, hangi kültüründen bahsedeceğiz? Şayet siz-dünya insanları, aşağıda sayacağımız bu toplumsal yapı davranışlarını, ve dünyayı dünya olmaktan çıkaran bu gayri insani sonuçlarını, gerçekten dünya insanlığının örnek alması ve sahip çıkması gereken bir kültürü olarak görmekteyseniz, bizler ‘Anadolu ve Dünya İnsanlık Hareketi’ olarak, bu kültür sahiplerinden, sizlerin önünüzde tekrar tekrar özür dilemek isteriz!
    Değerlendirmenin takdirini sizlere bırakmak üzere, ABD ve Avrupa’dan oluşan Batı Kültürü’nün değerli (!) icraatlarını birlikte sayalım isterseniz: Bir türlü bitmek-tükenmek bilmeyen dünyevi menfaat hırslarıyla hareket ederek, yeryüzünü kan gölüne çeviren; bu dünyaya kötülük, zulüm ve haksızlıktan başka bir şey getirmeyen, bu vesileyle doğrusu şeytan ve cehennemin yeryüzünden kovulmasını engelleyen, felaketler kültürü denilen ve yine bu ana kültürün alt gruplarını oluşturan, ‘içki, kumar, fuhuş, meşru ve gayrı meşru hırsızlık kültürü (örneğin müze, sanat galerileri, banka, tren ve posta arabalarını vs. soyma kültürü gibi); gasp kültürü ( silahlı soygunlar, çocuk ya da büyükleri kaçırarak fidye isteme kültürü vs.); cinayet kültürü (kusursuz cinayet işleme ve bunları anlatan, insanlara öğreten film, roman, tiyatro eserleri sunma kültürü vs.); yine işçiler, çiftçiler ve kısaca toplumun tüm güçsüz, zayıf kesimlerinin insanca yaşam hakkı ve adalet taleplerine yönelik olarak kendilerine bu özenli sunumun esirgenmediği bir zulüm, hak sızlık ve işkenceyle susturma, bir yoketme kültürü; yabancı toprakları sömürgeleştirme ve insanlarını köleleştirme kültürü; dünyanın değişik ülke ve bölgelerinde on milyonlarca masum insanın ölümüne neden olan katliam ve insanları birbirlerine kırdırma kültürü (bu kültürün
    dünyada icra edilmiş olan listesini hazırlamaya kalkarsak, maalesef sayfalar yetmez) ve daha burada sayamadığımız benzeri etkinlikler, kapitalist ABD ve Avrupa’nın öncülüğünü yaptığı Batı’nın kültürel etkinlikleri değil de, Asya, Afrika ya da dünyanın diğer bölgelerinin ve insanlarının mı kültürüdür acaba? (Nazik Erik’in, ‘Varlıklar’ isimli-Türkiye Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı’nca basılı kitabından)
    Görülmekte olduğu üzere tanrısal lütuf ve merhametin en yeminli-amansız düşmanlığının yeryüzündeki bayraktarlığını, maalesef Batı kaynaklı kapitalist sistem ve onun sahiplerinin yapmış oldukları gerçeğinin tarafımızdan dile getirilmesi, elbette her şeyden önce yerine getirilmesi gereken bir insanlık borcumuzdur.
    Peki Batı Kültürü içerisinde güzel, mükemmel olarak adlandıracağımız unsurlar yok mudur? Vardır elbette! Örneğin İslam ülkeleri yönetimlerinin kendi örneklerinde görüldüğü üzere, sahiplenmemiş oldukları inançları gibi, Batılı ülke yönetimlerinin de sahiplenmemiş oldukları, o güzelim hümanizmine rağmen, maalesef sırtından hançerlenen ve kendisine bir türlü yaşam alanı bulamamış olan bir Hıristiyanlık (Hz. İsa) Kültürü var. Peki sevgili dostlar, dünyanın Hıristiyan, Müslüman, hatta laik olduğu belirtilen tüm dünya yönetimleri ve onların adamları, acaba dinlerin emretmiş olduğu, fakat kendi dünyevi iktidarlarını etkilemeyen bu dinlerin ibadet uygulamalarına karşı çıkıp ta engellemiş oldukları, hiç duyulmuş, görülmüş müdür? Peki isimleri ne olursa olsun bu dünya yönetimlerinin, dinlerin hangi alanlarıyla alıp veremedikleri vardır ki? İşte bu nedenle en önemlisi de, bu gerçeğin net olarak görülmesi gerekmektedir. Sevgili dostlar, bu sorunun cevabını, gelin görün ki Mekke müşriklerinin öncülük ettiği egemenler grubu, bakınız yüce Peygamber’imizden ne tür isteklerde bulunarak göstermekteler: Bu grup, biraz da peygamberle mücadelelerinde başarılı olamadıklarını görmelerinin vermiş olduğu bir eziklikle, ’’Ey Muhammet, sen ne yapmak, bizden ne istemektesin; mal mı, para mı, dünyalık mı, kadın mı? Şüphen olmasın, önüne yığalım. Seni başımıza lider de seçelim. Ne diyorsan onu yapalım, öyle ibadet edelim; hatta, var olduğunu söylediğin Tanrı’na da inanalım; yeter ki bizim dünya egemenliğimizi sarsan, kölelik ve talan kültürümüzü eleştiren, haktan, hukuktan, adalet ve merhametten bahseden, ve senle aramızda nifak çıkaran bu kitabı (Kuran’ı) aramıza sokup, düzenimizi bozma!’’ diyorlar. Ama bakın bu sözlere karşılık, o yüce Peygamber nasıl cevap veriyor: ‘’Allah’a yemin olsun ki, bir yanıma Ay’ı, bir yanıma da Güneş’i koysanız, böyle bir isteği kabul eder miyim acaba?’’ diyor o mübarek insan, kendisinden beklenen o asaletle. Sevgili dostlar, tencere dibin kara, seninki benden kara misali dünyadaki inançlı-inançsız tüm yönetimlerin, dinin hangi kısmına karşı olduklarını sizlere, bir nebze de olsa, anlatabilmişizdir umarım. Tamam dinin dogmalarına, geri yapılarına karşı çıkınız, bu konuda yanınızdayız; ama peki tanrısal doğruluk, dürüstlük, eşitlik ve adalet ilkelerine niçin karşı çıkıp reddetmektesiniz? Hele sizler Müslüman, hıristiyan, Musevi vs. yönetimler, sizlere ne demeli?.. Allah’ın, kitapları aracılığıyla sizlere göndermiş olduğu, Tanrı ve kul haklarını içeren doğruluk, dürüstlük, eşitlik ve adalet ilkelerine niçin uymamaktasınız? Şayet Tanrı’yı bilen insanlarsanız, sizce acaba bu konuda Tanrı’ya verilecek olan hiç bir hesabınız yok mudur?.. Bu yapıcı eleştiriler sonrası, tabii ki bunların yanında, bir de doğruların söylenmesi adına belirtmemiz gereken diğer bir konu ise, bilimsel icatlar ve teknolojik yeniliklerin, üretim alanlarına yansıtılması sonucunda, ortaya çıkan bu ekonomik refah ve üretim bolluğuna rağmen, egoizmlerini bir türlü aşamamış bir ‘bölüşüm anlayışları’ engeli nedeniyle, bu refah ve bolluğu, adaletli bir biçimde toplum üyelerinin tamamına yansıtıp yayamadıkları, yalnızca toplumları içerisinde seçkin, muhterem olarak adlandırdıkları az sayıdaki insanı ve onların mutluluğunu gözeten bir üretim kültürleri var ve taktir ederseniz bunları belirtmemiz de bizlerin insanlık borcudur. Sevgili dostlar, Batı kültürü hakındaki düşüncelerimizi aktarırken ki amacımız, bu kültürü yermek ya da mensuplarını rencide etmek tabii ki değildi. Yapmış olduğumuz sadece bir durum tespiti yapmak ve o kültür sahiplerinin inançlarının içermiş olduğu o kutsal özeleştiri ve empati kültürlerini kendilerine iyi niyetle hatırlatarak, durumlarını gözden geçirmelerine vesile olmaktı sadece. Yazı
    yı sonlarken, bu kültürel bölgede yaşamlarını idame ettiren tüm hümanist, Hıristiyanlık inancı mensubu, insan kardeşlerimi, en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyor ve Anadolu’dan kendilerine ulaşmaya çalışan bu sesin içeriğine sahip çıkmalarını umuyorum!.. Sevgili kardeşler, unutulmamalı ki bu sese sahip çıkmamak, sesin sahibine, beklentisi olmadığı üzere herhangi bir ne fayda, ne de zarar vermez. Kabul buyurursanız biz, sadece kardeşlik görevini yapmaktayız!..

    03.01.2017 6:33 am
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER