Gürkan Biçen: İmam Hamanei’nin Şehadeti İran’daki İşleyişi Değiştirmez

İran Uzmanı Gürkan Biçen, Gündem Özel programında Selin Yazıcı ve Fethi Yılmaz’ın konuğu oldu.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat tarihinde İran’a başlattığı savaş, Körfez ülkeleri başta olmak üzere Orta Doğu’nun birçok ülkesine yayıldı. Çok sayıda can kaybının yaşandığı İran, Tel Aviv ve Körfez’deki ABD üslerini vururken Tahran’da bir rejim değişikliği ihtimali henüz masada yok.

ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırıları ile İran’ın misillemelerini İran Uzmanı Gürkan Biçen ile konuştuk.

İran ile İsrail arasında yaşanan ve ’12 Gün Savaşları’ olarak adlandırılan sürece hatırlatma yapan Biçen, İmam Hamanei’nin şehadeti İran’daki işleyişi değiştirmeyeceğini söyledi:

“12 Gün Savaşı’nda Batı’nın uluslararası kurallara riayet etmediğini gördük. Sadece bir devletin tepe noktasındaki kişi olmakla kalmayan İmam Hamanei’yi şehit ettiler. İran’daki anayasal kurumların son derece güçlü olduğunu söylemiştim. İran’da bir geçiş problemi olmayacak. 1979’da İran İslam Cumhuriyeti’nin anayasası inşa edilirken bu ihtimaller ele alınmış ve anayasa bu şekilde kurgulanmıştı. Yani birisinin vefat etmesi, görevi yerine getiremiyor olması İran’daki kurumların işleyişine etkide bulunmuyor, bulunmayacak da. İslam İnkılabı Muhafızları Ordusu ve klasik ordu içerisindeki komutanların şehit olması gibi durumlar da işleyişi bozmayacaktır.”

‘Bahreyn’de iktidar değişebilir’

Biçen, İran’a dönük harekatın Bahreyn’de bir iktidar değişimiyle sonuçlanabileceğini ifade etti:

“İran İslam Cumhuriyeti’nin temel hedefi olan ABD ve Batılı güçleri bölgeden çıkartma harekatına başlandı. Bu harekatın varacağı nokta kuvvetle muhtemel Bahreyn’de bir iktidar değişikliği olacaktır. Bahreyn nüfusunun üçte ikisinden fazlası Şii. Oradakilerin Sünni olduğunu düşünmek de doğru değil. Bunlar oraya İngiltere ve ABD tarafından kendilerine sadık hale getirilmiş aşiretlerdir.”

‘Körfez’in askeri komutanı CENTCOM’dur’

Körfez ülkelerinin ABD ile yürüttüğü iş birliğine vurgu yapan Biçen, bunun sarsıldığını şu sözlerle ifade etti:

“Bölgedeki emirlikler mevcut uluslararası sistemde kabul görmüş devletler olarak görülüyorlar ancak gerçeklikleri böyle değildir. Bunlar her vananın başına yerleştirilmiş, Batılı emperyalistlerin genel müdürleridir. Bunlar şirket düzeyinde ele alınmalı. Kendi halkları dahi yoktur. Kendi işleyişlerini dahi dışardan getirdikleri insanlarla yürütürler. İnsanları köle gibi kullanırlar. Kendi orduları da yoktur. Emir ve kral denen kişiler gerçekte Amerika’nın atadığı ve bir saray darbesiyle yerine başkasını koyabildiği genel müdürlerdir. Bunların üzerindeki bölge valisi oradaki Amerikan büyükelçiliğidir. CENTCOM da bunların askeri komutanlarıdır. Körfez ülkeleri, ABD’nin güvenlik şemsiyesine güveniyorlardı. ABD dünyadaki askeri üretimi tek başına yapabiliyor ama 10 bin kilometreden fazla bir mesafede olan bir kıta devleti. ABD’nin askeri üretimini bu bölgeye nakletmesi, ülkeleri lojistik olarak kullanması ile mümkün. Emirlikler, krallıklar şu an ‘İsrail’in güvenliğini önceliyor, bizi ortada bıraktı’ diyor. Bölgedeki aklı başında insanlar bunu defalarca söyledi. İran da Rusya da bunu söyledi.”

‘Hamaney bir yere saklanmamıştı’

İran’daki nizamın uzun yıllardır sürdüğüne işaret eden Biçen, şunları kaydetti:

“Uluslararası ilişkiler kuramların merkezi Amerika’dır. Bu kuramlar Batılı güçlerin dünya üzerindeki egemenliklerini sürdürmesi için üretilmiştir. Halbuki İran İslam Cumhuriyeti, bu teorilerin hiçbirine dayanılarak gerçekleştirilmedi. Batılı kavramların dışında inşa edilen sistemi Batılı kavramlarla izah etmeye çalışıyorlar. İran’da kendisini İslam’ın başlangıcına, Kerbela’ya ve Şiiliğe dayanan bir anlayış var. İmam Hamanei’nin yazdığı kitap, Peygamber’den 12 İmam’a kadar geçen 250 yıllık süreyi bir insanın ve bir toplumun, İslami hareketin nasıl olabileceğini ele alıyor. Şii düşüncesi kendi içerisinde muhkem bir altyapıya sahip. Bu düşünce dünyası İran’daki düşünceyi belirlemiş durumda. Batı dünyayı anlama çabasında değil. İran halkının nasıl düşündüğü umurlarında değil. Batı basınının söylediğinin aksine İmam Hamanei bir yere saklanmamıştı. Bu durum Humeyni zamanında da vardı bundan sonra da olacak.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın