RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Halep’te Çözüm Türkiye ve Rusya’nın ABD’yi Dışlamasıyla Geldi

Halep’te Çözüm Türkiye ve Rusya’nın ABD’yi Dışlamasıyla Geldi
21.12.2016 © RAST HABER

Gazeteci Bora Bayraktar’a göre Halep’in militanlardan temizlenmesi, Rusya ile Türkiye’nin ‘Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma’ ve ‘ABD’yi işin dışında tutma’ mutabakatının ardından geldi. Bayraktar, Rusya’nın İdlib’de muhalif bir yapıya razı gelmeyeceğini ve iki ülkenin siyasi çözümün önünü açma potansiyeli olduğunu vurguladı.

 

‘Rusya ve Türkiye militanların Halep’i terk etme anlaşmasının garantörü olacak’ Rusya’nın desteklediği Suriye ordusunun ülkenin ikinci büyük kenti Halep’in kontrolünü ele geçirmesinin ardından bölgede olası senaryolar ile ittifaklar konuşuluyor. Nusra başta olmak üzere militan grupların Halep’ten çıkartılmasında Rusya ile Türkiye’nin müzakereleri etkili oldu. Halep’teki bur büyük paradigma değişiminde, ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 9 Ağustos’taki buluşmasının temelini oluşturduğu Moskova-Ankara mutabakatının bulunduğu değerlendirmeleri öne çıkıyor. Peki Halep’te yaşananlar bölgede ne gibi değişikliklere yol açacak? Bugünden yarına ittifaklar nasıl şekillenecek? Bunun Suriye krizinin çözümüne ve bölgeye etkileri neler olabilir. 20 Ocak’ta göreve gelecek yeni ABD yönetiminin tavrı ne olabilir? Ortadoğu uzmanı gazeteci Bora Bayraktar ile konuştuk.

 

‘DEYR EZ ZOR SONRASI RUSYA ABD İLE ÇALIŞAMAYACAĞINA KANAAT GETİRDİ’

 

Rusya ile Türkiye’nin Halep krizinin çözümü ile ilgili işbirliğine gittiği görüşüne katılan Bayraktar, bu anlaşmanın altında yatan iki sebep olduğunu söyledi. Bayraktar, bu sebepleri şöyle sıraladı: “Burada iki tane sebep öne çıkıyor. Bir tanesi ABD tarafına olan güvensizlik. Zaten ABD’nin Guta’daki kimyasal silah saldırı olayından sonra meseleyi tamamen Moskova’nın eline bırakmış gibi görünüyordu. Ama daha da önemlisi ve yakın olanı geçtiğimiz aylarda Deyr ez Zor’da koalisyon güçleri rejimin ciddi bir oranda askerlerini vurmuştu havadan. 80’e yakın Suriye askerinin orada öldürüldüğü haberi gelmişti. Bu çok ciddi bir güven bunalımına ve krize yol açtı. Deyr ez Zor’da IŞİD’e yönelik bir faaliyet varken adeta IŞİD’e destek veriricesine oradaki rejim askerleri bombalanmıştı. Bu Rusya için önemli bir kırılma oldu. ABD’lilerle çalışamayacaklarına kanaat getirdiler.”

 

‘TÜRKİYE MUHALİFLERİ DİZGİNLEMEYİ TAAHHÜT ETTİ’

 

Bayraktar, 9 Ağustos’taki St. Petersburg görüşmesinde Erdoğan ile Putin’in Suriye’nin ‘toprak bütünlüğünün’ korunması ve ‘ABD’nin işin dışında tutulması’ konusunda mutabakata vardıklarını savunarak, bu görüşmenin hemen ardından 24 Ağustos’ta başlayan Fırat Kalkanı operasyonuna işaret etti: “Buna göre, Türkiye ÖSO ve diğer muhalif grupları kendi etkisi altındakileri dizginleyecek, belli bir sınır içerisinde operasyonu yürütecek. Bu sınır da şu anda El Bab’ın güneyinden geçen M4 karayolu gibi görünüyor. Bunun dışına çıkmamak kaydıyla Rusya, Türkiye’nin PKK/PYD unsurlarına ve IŞİD unsurlarına yönelik harekatına müsade ediyor. Karşılığında da Türkiye hem ÖSO’yu dizginlemek hem de siyasi çözüme muhatap olacak şekilde, Halep’te bu muhaliflerin tuttuğu alanın Rusya’nın denetimine geçmesine artık herhalde rıza göstermiş gibi görünüyor.”

 

Peskov: Rusya ve Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyor

 

‘HER İKİ TARAF DA MASAYA OTURMAYA MEYİLLİ’

 

Bayraktar ayrıca mevcut konjonktürde ordunun ele geçirdiği bölgelerden İdlib’e gönderilen silahlı militanlar konusunda da bir anlaşmanın gündeme gelebileceğini belirterek, “Zaten ilk pazarlığın sonucu Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde belli bir noktaya hakim olması ve Halep’teki bu cebinde bir anlamda rejimin kontrolüne geçmesi gibi. Burada nüanslar olabilir. Bu bir pazarlıktı ve sonuç verdi. Buraya geldi. Bundan sonra ikinci adım iki tarafın da bazı sınırlamaları var. Bunun için masaya oturmaya iki taraf da meyilli. Bu da bir ölçüde rejim ve Rusya açısından İdlib gibi görünüyor” dedi. Türkiye’nin muhaliflerin tamamen kenara itilmemesini arzuladığını zira hala Esad’ın devrilmesini bir öncelik olmasa da stratejik hedef olarak belirlediğini ifade eden Bayraktar, “Burada bir siyasi çözümün her iki tarafın da işine yarayacağı gibi bir hava var” dedi.

 

‘RUSYA İÇİN İDEAL OLAN GERİLİMİN AZALMASI’

 

Suriye’de siyasi çözümün çok zor olduğunu ve bu meselenin artık üç ya da beş ayda çözülecek bir mesele olmaktan çıktığını değerlendiren Bayraktar, “Burada herkesin etki alanları olacak ve düşük düzeyli olarak gerilim devam etme eğiliminde. Ama Rusya açısından baktığınız zaman Lazkiye’deki hava üssü ve Tartus limanının korunması çok önemli. Bu İdlib’e çok yakın. İdlib’de muhaliflerin aktif olması, Rusya ile savaşıyor olmasını istemezler. İdlib’i almak kolay değil. Halep’e güç yığıldığı anda Palmira’da bir güç boşluğu oluştuğunu gördük. Halep’i bırakıp bu tarafa yönelseler Halep’i tutabilirler mi? Bence burada ciddi bir insan kaynağı meselesi var. İkincisi Rusya Çeçenistan’da yaptığı gibi aşırı güç de kullanabilir. Ama bunu yaptığı zaman bu sefer Rusya karşıtlığı giderek artacak. Belki Türkiye’yi kaybetme durumu söz konusu olacak. Şu anda ideal durum Ruslar açısından gerilimin azaltılması” tespitini yaptı.

 

‘RUSYA TAHRAN’I DENGELEMEYE ÇALIŞIYOR’

 

Rusya’nın Türkiye üzerinden Tahran yönetimi ve taleplerini de dengelediğini söyleyen Bayraktar, İran’ın 5 yıldır Suriye savaşına çok büyük yatırım yapsa da Rusya’nın girişiyle alanının daraldığını ifade etti. Mevcut durumda İran’ın temel hedefi ‘Akdeniz’e çıkmak konusunda’ Rusya’ya bağımlı kaldığını değerlendiren Bayraktar, “İran’ın bu kıpırdanmalarını da Rusya Türkiye’yi öne çıkartarak, ‘Biz bu işi Türkiye ile çözebiliriz’ diyerek biraz da Tahran’ı da dengelemeye çalışıyor. Bu açıdan çatışmanın devamı değil, azalması ve kontrol altına alınması Rusya’nın çıkarına gibi görünüyor. Bu açıdan da ben masayı zorlayacaklarını düşünüyorum. Siyasi çözüm çok zor ama müzakereler üzerinden gerilimi belirli bir düzeyde tutmak mümkün olabilir belki”

 

Trump, Suriye’de ‘güvenli bölge’ sözünü yineledi

 

‘TRUMP YÖNETİMİ YENİ BİR PROJE İLE BÖLGEYE GELECEK’

 

Yeni ABD yönetiminin Suriye konusunda atacağı adımlar konusunda, ‘Yeni bir söylem ve politikanın’ etkili olacağını savunan Bayrakrar’a göre Obama yönetiminin Suriye ve Ortadoğu’ya yönelik projeleri çöktü. Trump’ın bölgeye yeni bir proje ile dahil olacağını söyleyen Bayraktar, Nasıl bir söylem ve politika ile çıkacaklarını bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz. Birincisi müttefiklerle çalışmayı tercih edecek. İkincisi sonu gelmeyen savaşlardan uzak duracak. Yani askeri açıdan da varlığını devam ettirecek. Bence Rusya’yı dengeleme çabalarını da devam ettirecek. Tabi burada hangi araçlarla sahada olacak? PYD üzerinden yürüyecekse burada Türkiye ile ayrılıkların devam edeceğini söyleyebiliriz. Türkiye’nin biraz daha Rusya ile yakın temasta kalmasının daha olası olacağını söyleyebiliriz. Burada bir değişikliğe giderlerse ben ideolojik olarak gidebileceklerini düşünüyorum” dedi.

 

‘ABD KÜRTLER ARASINDA MÜTTEFİK DEĞİŞİKLİĞİNE GİDEBİLİR’

 

Bayraktar, özellikle Trump yönetiminde, ABD’nin Suriye’deki müttefiki PYD’nin ‘Marksist eğilimi’ sebebiyle bir ‘ideolojik sorun’ yaşanabileceğini savunarak, “Bir alerjileri olduğunu özellikle Castro’nun ölümü sırasında gördük” dedi. ABD ideolojilerle hareket eden bir ülke olmadığını ekleyen Bayraktar, yine de bunun yeni yönetimin yol haritasında bir rol oynayabileceğini belirtti: “Kürtler üzerinden yürüyeceklerse eğer burada bir müttefik değişikliğine gidebilirler. Yani PYD ile ilgili olmayan Irak Kürtleri üzerinden yürüyebilirler. Ama bunların hepsi net değil. Bu yüzden birşey söylemek zor. Ama Türkiye açısından baktığımız zaman yeni ABD yönetiminin tavrı çok belirleyici olacak ve Türkiye’nin Suriye’deki Rusya ile mutabakatını zorlayacak bir politika gelmesi dengeleri çok değiştirecek.”

 

‘Libya halkı, Kaddafi’yi rehber olarak görüyordu’

 

‘ABD SİYASAL İSLAM’I BİNGAZİ’DE TERK ETTİ’ ABD’nin Siyasal İslam ile olan ilişkisini 11 Eylül 2012’de sona erdirdiğini savunan Bayraktar, Bingazi saldırısının bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Mısır darbesine verilen desteğin de bir ölçüde bununla bağlantılı olduğunu söyleyen Bayraktar, Trump yönetiminde de bu tavrın devam etmesinin mümkün olduğu görüşünde. “Suriye’deki muhalefet açısından buradaki köktenci diyeceğimiz gruplara kesinlikle destek olmayacaklarını ve bunları oyun dışına çekmeye çalışacakları söylenebilir” diyen Bayraktar, şöyle devam etti:

 

‘İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR TÜRKİYE’NİN ÇIKARINA DEĞİL’

 

“Ama bunu doğrudan mı yaparlar yoksa bazı ülkeler üzerinden mi kontrol altına tutulmaya çalışılabilir, özellikle Türkiye gibi, bunu şu anda söylemek zor. Dış politika yapımı süresince biraz daha rasyonel davranabilirler. Burada Türkiye’nin de rasyonel davranması lazım. İdeolojik yaklaşım Trump yönetimi ile Türkiye’nin arasını bozabilir. Türkiye son dönemde Sünni yaklaşımı çok benimsediğini düşünmüyorum. Çünkü mezhepçiliği reddeden açıklamalarda bulundular üst düzey yetkililer. Söylem düzeyinde bunların kullanılabildiğini ama bunların politikaya çok da yansımadığını düşünüyorum. Aynı şey İran için de söyleyebilirim. Mezhep üzerinden okumak bölgede çok doğru anlamamıza yol açmaz. Ama bu kullanılıyor. Kimseyi jeo politik hedefler göstererek sahaya süremiyorsunuz. Ama esas mesele bir jeopolitik kavga ve mezhepçilik de bu mobilizasyonda kullanıldı.Bu rasyonel değil. Türkiye bundan uzak durduğu sürece, ulusal çıkar odaklı, rasyonel yaklaşımla istediğini alabilir. İdeolojik yaklaşımlar Türkiye’nin çıkarına değil. Bu yüzden hassas olmak, açıklamaları belirli bir düzeyde tutmak lazım. İçeriye konuşulduğu gibi dışarıya konuşulmaması lazım. Bence bu şu anda Türkiye’nin yürütmesi gereken çok hassas bir denge.

cumhuriyet

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER