RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Hiçbir Ülkenin Suriye’den Elde Edeceği Bir Menfaat Kalmamıştır

Hiçbir Ülkenin Suriye’den Elde Edeceği Bir Menfaat Kalmamıştır
17.02.2017 © RAST HABER

Kurtulmuş, Demirören Holding Yönetim Kurulu Üyesi Meltem Demirören Oktay, Demirören Holding İcra Kurulu Üyesi Sinan Oktay, Demirören Medya İcra Kurulu Başkanı ve Milliyet Gazetesi yazarı Mehmet Soysal, Genel Yayın Koordinatörü Mete Belovacıklı, Vatan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Yuvacan ile Milliyet ve Vatan internet siteleri yayın yönetmeni Bülent Ayanoğlu’yla bir araya geldi.

“El Bab’da büyük oranda şehri bizim güçlerimiz aldı” diyen Kurtulmuş, artık tek bir ülkenin Suriye sorununu çözemeyeceğini söyledi. FETÖ’nün Türkiye’de artık bir darbe yapma tehdidinin kalmadığını belirten Kurtulmuş, “Eğer 15 Temmuz başarılı olsaydı şu an İstanbul sokak sokak semt semt bölünmüş, iç savaş başlamıştı” dedi.

16 Nisan referandumu sürecinde “Evet konusunda bir problem görünmüyor” diyen Kurtulmuş, CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gitmeme kararını da “CHP akıllanmış. Siyaset böyle yapılır” sözleriyle değerlendirdi. Kurtulmuş, ziyaretinde şunları söyledi:

‘EL BAB’DA TEMKİNLİ İLERLİYORUZ’

“El Bab’da büyük oranda şehri bizim güçlerimiz aldı. Ama az sayıda da olsa şehir içerisinde kalan militanlar var. Bunlar Allah korusun son bir hamleyle intihar saldırıları yapabilir ya da araç saldırıları yapabilirler. Bu yüzden kuvvetlerimiz çok temkinli şekilde ilerliyor. Büyük oranda şehir temizlenmiştir. Umut ediyoruz bütünüyle temizlenecek. El Bab çok stratejik bir nokta. En baştan beri Fırat Kalkanı operasyonuna başlarken temel amacımız şuydu; biz Suriye’de herhangi bir yeri alalım, herhangi bir toprak Türkiye’nin eline geçsin, işgal amacıyla bu yapılmadı. Türkiye’nin ulusal güvenlik stratejisinin bir parçası olarak bu operasyona başlandı. El Bab’ı da içine alan 5 bin kilometrekarelik bir alanın terör örgütlerinden temizlenmesi, oralardan Türkiye’ye gelecek olan tehditlerin sonlandırılması ve orada şehirlerin halklarının da geri dönüşünün sağlanması amaçlandı. Güzel bir örneği de Cerablus oldu. Şimdi oraya 45 bin Cerabluslu geldi. El Bab ile mesele bitmiyor. Rakka, DEAŞ’ın başkenti kendilerince. Münbiç de PYD’nin önemsediği yerlerden birisi. Bildiğiniz gibi ABD en başından bütün PYD unsurlarının Münbiç’in doğusuna geçeceğini garanti etmişti. Dolayısıyla biz o bölgede PYD/YPG güçlerinin de olmasını istemiyoruz, DEAŞ’ın da o bölgede varlığının Türkiye için bir tehdit barındırdığını görüyoruz. Dolayısıyla bu bizim tek başımıza yapacağımız bir şey değil, şartların oluşmasıyla birlikte eğer orada bir imkan çıkarsa Türkiye bu imkanı değerlendirecektir. Aynı şeyi Musul için de söylüyoruz. Rakka meselesinde şartların oluşması değerlendiriliyor. Eğer şartlar oluşursa Türkiye DEAŞ’a son nihai darbeyi vurmak için bu planın içerisinde olur. Artık şunu görmemiz lazım, Suriye sorununu hiçbir ülke tek başına çözemez. İşin kilit noktası burasıdır. ABD’nin, Rusya’nın, Doğu’nun, Batı’nın anlaması gereken nokta burası. Artık vekalet savaşları üzerinden hiçbir ülkenin Suriye’den elde edeceği bir menfaat kalmamıştır.”

TRUMP’TAN İKİ BEKLENTİ: PYD VE FETÖ

“(ABD Başkanı Donald) Trump’ın verdiği demeçlerden anladığımız kadarıyla kendi yönetimi zamanında yeni bir küresel siyaset planı hazırlamış ve buna oynayacağı anlaşılıyor. Tabi en az 6 ay beklemek lazım. Türkiye ilişkileri için iki somut şey var. Birincisi, PYD meselesi. Artık ABD tek tek şehirler üzerinden de bölgesel olarak da sağdan say 5-6 bin kişi, soldan say 5-6 bin kişilik PYD ile mi işbirliği yapacaksınız, bölgenin istikrarı 80 milyonluk Türkiye ile mi işbirliği yapacaksınız? Yani nihayetinde Trump pragmatist bir adam, ticaretin içinden gelen bir adam. Sırf işadamı gözüyle dahi baksak Türkiye ile işbirliği yapması menfaatlerine daha uygun olandır. İkincisi de FETÖ meselesi. Orada da yine bir tercih yapacak. Birkaç on bin kişilik bir network FETÖ dediğiniz. Bunlar bir eşkıya çetesi, darbeci bir ihanet odağı ve Türkiye’de milletimizin kahir ekseriyetinin nefret ettiği bir örgütlenme. Onun başındaki adam Pensilvanya’da yaşıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Başından beri söylüyoruz. Empati yapsınlar. ABD’yi yıkmaya çalışan birisi gelip bizde Ankara’da, Çankaya’da bir villada otursa ne hissederdi onlar? Burada da yine pragmatist davranacaklarını düşünüyorum. Bu hukuki bir süreç biliyoruz. Ama biz Amerikan yönetiminin niyetini görmek istiyoruz. Adam Pensilvanya’da sadece inzivaya çekilmiş bir adam değil. Adam hâlâ orada uluslararası networkünü yönlendiriyor, talimatlar veriyor. Dostluk bunu durdurmayı gerektirir.”

‘CHP, AKILLANMIŞ’

“CHP AYM’ye gitmeyerek bizi şaşırttı. Akıllanmışlar. Siyaset böyle yapılır. Millete gidiyoruz kardeşim, niye Anayasa Mahkemesi’ne gidiyorsun? Orada bir elin parmakları kadar yargıca soracağına burada 80 milyona soruyorsun. 80 milyon ne derse başımız gözümüz üzerine.”

‘BATI’YA GÖRE SIĞINMACI MESELESİ DOĞU SORUNU’

“Batıyla aramızdaki fark şu; Batı Suriye, Irak genel olarak sığınmacı meselesini Doğu sorunu olarak görüyor. Bu göçmen meselesi, askeri işgallar, iktisadi olarak toplumun geniş kesimlerinin sisteme dahil olmamasının, siyasi katılım olmadığı için ortaya çıktı. Ortadoğu, İslam coğrafyası ilerlesin gibi görmüyorlar.  ‘Bunlar Doğu, bunların birtakım sıkıntıları var, tarih boyunca başımıza bela oldular, şimdi de mülteciler üzerinden başımıza bela oluyorlar’ gibi bir bakış var. Öyle olunca da çözemiyorsunuz. Sınırlarınızı çizerek, çelikten duvarlar örerek hiçbir ülkenin kendisini küresel göç ve küresel terörden kurtarması mümkün değil. Bunu anlatmaya çalışıyoruz Batılılara, bunu görmüyorlar ama. 3 nesildir Batı’da yaşayan bir Müslüman ailenin, İslami anlamda da tırnak içinde eski nesillerin etkisi yok insanlarda, toplumun bir parçası, buna rağmen bakıyorsunuz adam DEAŞ militanı olmuş. Bunun bir izahı yok. O kadar polisiye tedbirlerle sınırlarını koruyorlar, geliyor Brüksel Havaalanını patlatıyor, Paris’te, Nice’te, Londra’da saldırı yapıyor. Batı bunun cevabını bulamıyor çünkü terörü ve göç dalgasını ortaya çıkaran nedenler üzerinde hiç durmuyor. Eğer Suriye’de açık bir şekilde siyasal katılım süreçleri desteklenmiş olsaydı, demokrasi kuvvetlenseydi, biri yer biri bakar ekonomisi olmasaydı bir paylaşımcı ekonomik düzen kurulsaydı ya da işgaller olmasaydı bunlar olmayacaktı. Bunları ortadan kaldıracak bir siyasi tasavvurları yok. O zaman iş geliyor, ‘Ya bu pis göçmenleri nerede durduracağız, kime bunun yükünü yıkacağız’a dönüyor.”

‘FETÖ’NÜN DARBE TEHDİDİ KALMADI’

“FETÖ’nün Türkiye’de artık bir darbe yapma tehdidi, onlardan kaynaklanan bir tehdit kalmamıştır. Büyük oranda bu kırılmıştır. Ama (Rus Büyükelçi Andrey) Karlov cinayetinde de gördük ki, Harp okulları sınavlarında ilk soruyu çaldıkları zaman 1975. Adamlar 40 yılı aşkın bir süredir devletin içerisine girmiş. Çok sayıda insan tutuklanmış, çok sayıda insan hakkında da soruşturma devam ediyor. Ama hâlâ bir miktar karda yürüyüp izini belli etmemiş olanlar vardır. Çok kapsamlı bir örgütten bahsediyoruz. Böyle bir yapılanma ‘Evet biz yenildik, kenara çekilelim’ demeyecektir. “

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER