RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

Hz. Fatıma’yı(sa) Anlamak

Hz. Fatıma’yı(sa) Anlamak
12.02.2017 © RAST HABER

Allah’ın adıyla

Hz. Fatıma bugün neredeyse 1370 yaşında, yaşamının üzerinden asırlar geçti. Ancak o da babası Hz. Muhammed s.a.a. ve Ehlibeyt’in a.s. diğer güzide neferleri gibi anlaşılamadı.

Hz. Fatıma anlatılırken ona olağanüstü bir misyon çizildi ve hep bunlar anlatıldı. Evet haklılık payı mutlaka vardır ama o bir beşerdi. Bu nedenle ben bu yazımda beşeri boyutu yazacağım.

Fatıma bir çocuk, bir kız, bir kadın, bir anne, bir öğretmen, iffet ve izzetin Muhammed Mustafa s.a.a ve Hz. Hatice s.a.’dan olup vücut bulan bir numesiydi.

Fatıma daha küçük bir çocukken babası ve annesi için mutluluk, huzur ve bereket kaynağı olmuştu. Hz. Muhammed Mustafa s.a.a kızı Fatıma’ya baktığında huzur buluyor, cennet kokusunu kokladıkca ebedi yurdunu özlüyor, Rabbine bu kutsal hediye için münacatlarda bulunup, Fatıma’yı öpüp, okşayıp, severken dünyanın en mutlu insanı oluyor, coşkun sevgi selinde ümmetine tebliğden arta kalan vakitte Fatıma’yı yetiştiriyordu.

Muhammed aleyhisselam eşi Hatice’nin s.a. en büyük yardımcısıydı. O eşini çok seviyor, onu dinliyor, ona değer verip bir çok işte yardımcı oluyordu. Hz. Muhammed aleyhisselam Fatıma’ya baktıkça eşi, tebliğ yoldaşı destekçisi Hz. Hatice’ye aşk ve şükranla bağlanıyordu.

Hz. Hatice ilahi lütufa mazhar olmuş Muhammed gibi yüce bir insanın yoldaşı Fatıma gibi ulu bir bereketin anası olmuştu.

Fatıma gün geçtikçe büyüyor, sesini işiten anası ve babası varlık aleminin en güzel sesine tanıklık ediyor, Fatıma-uz Zehra’nın ilk adımlarında asırlar sonrasını görüyor, bir birlerine baktıklarında gözlerinin içi gülüyordu.
Fatıma, kevserdi. O Allah’a, tesbih ve ibadet edilesi bir nimet, babasının ve Ehlibeyt a.s. annesiydi…

Babasının Annesi

Hz. Muhammed s.a.a. kızı Fatıma’ya “babasının annesi” diye hitap ediyor, çocukluk yıllarının en kısa ancak en mesut günleri olan annesi ile geçirdiği günleri masume ve mutahhar kızının gözlerinde görüyor, hayat ve dava yoldaşı Hz. Hatice’nin s.a. yokluğunda teselli buluyordu.

Fatıma s.a. babasının gözünün nuru, duası, kevseri, ilahi bir nimet, izzet, erdem, fazilet kaynağı olmakla birlikte İslam’ın muhafızı ve ilk öğretmenlerindendi.

Hz. Muhammed Mustafa s.a.a Fatıma’yı çok seviyor, Allah azze ve celle ise Kevser süresinde bir mucize olarak Fatıma’yı müjdeliyordu.

Fatıma s.a. babasını dikkatle izliyor, ilahi erdem ile nimetlenirken son ilahi elçi olan babasının sünnetini yakından görüyor, güzel ahlakı tamamlayıcı olarak gelen babasının ahlakı ile ahlaklanıyordu.

Hz. Muhammed bir beşerdi ve “her canlı bir gün ölümü mutlaka tadacaktı”… Bu nedenle Hz. Muhammed ilahi nimetlerle donatılan Fatıma’yı özel olarak yetiştiriyor, onun ümmetin kadınlarına örnek olmasını istiyordu. Ümmetin kadınları Hz. Fatıma’nın yaşamından ders alacak, peygamber sünnetini uygulayarak yaşayacaklardı.

Zamanına eriştiğinde, Hz. Fatıma’nın s.a. izdivaç zamanı geldi. Ancak bu basit bir evlilik değildi… Fatıma’nın kesilmez soyundan dinin sütunları ve muhafızları gelecekti. Bu nedenle Fatıma’nın eşi varlık aleminde çok farklı bir yere sahip olan, güzel ahlak ile ahlâklanmış, Allah c.c. özel lutfuna erişmiş bir varlık olmalıydı. Herkes bu şerefe nail olmak, Fatıma ile evlenip Hz. Muhammed’e damat olmak istiyordu.

Ancak Fatıma’nın eşi yaratılışta kararlaştırılmıştı.

Allah c.c. Fatıma s.a. için, insanlar için en güzel örnek, vuku bulan ve bulmayan tüm erdemlerin toplandığı, tanıyan ve duyanların izzet, kemalet, asalet, şeref, ahlak, iman, cesaret, dürüstlük, takva ve diğer özelliklerine hayran olduğu, Hz. Ebu Talib’in a.s. oğlu, Hz. Muhammed’in amca oğlu ve ilk açık tebliğinde, vasisi, yardımcısı ve halifesi ilan ettiği, müminlerin emiri imam Ali’yi a.s. seçmişti.

Dünya yeryüzünde vücut bulan iki ilahi nur bir yuva kuruyordu. Ali ve Fatıma evleniyordu…

Hz. Ali ve Hz. Fatıma evleniyor, başta Hz. Muhammed, aleyhisselam, ashabı, melekler ve diğer canlılar bu muhteşem ana şahit oluyorlardı.

Hz. Muhammed en mutlu günlerinden birini daha yaşıyor, sevgili kızı ve çok sevdiği, elleriyle büyüttüğü, ağabeyi, öğretmeni, arkadaşı, amca oğlu, peygamberi, imamı olduğu kalbinin en güzel yerinde taht kurmuş Ebu Talip oğlu Ali’nin bu güzel gününe tanıklık ediyordu. Bu olay Hz. Muhammed’e heyecan veriyordu. Elleriyle büyüttüğü kızı ve çocuk yaşında ilk imanını açıklayan erkek olan Hz. Ali biricik kızı Fatıma ile yuva kuruyordu.

Artık Müslümanlar, İslami bir ailenin nasıl olması gerektiğini daha iyi öğrenecekti. Çünkü Ali ve Fatıma’nın aleyhimu’s selam bu evlilikleri İslami aile hayatı için model olmaktan öte bir okul olacaktı. Artık insanlık anne ve baba nasıl olunur, evlat nasıl yetiştirilir en ince ayrıntısı ile görecek, Allah’ın yaratmaktan yana murad ettiği insanlık onlar eliyle şekil alacaktı.

İşte bu nedenle Allah azze ve celle insanlığa doğal bir örnek ile birer rehber göndermişti.

Hz. Fatıma ve Hz. Ali örnek bir çift olarak, toplum içerisinde bir birlerine olan, aşkları, saygıları, muhabbetleri ve yardımlaşmalarıyla anılıyordu.

Hz. Muhammed s.a.a. onları örnek olarak gösteriyor, ümmetinin Fatıma ve Ali’yi taklit etmelerini, onlar gibi yaşamalarını istiyordu.

Bu pak evlilik ilk meyvesini Hasan adında ilahi bir rahmet ile vermişti. Hasan aleyhisselamı Hüseyin a.s. takip etmişti.

Artık Hz. Muhammed daha da mutluydu. O Fatıma ve Ali’yi çok seviyor, Hasan ve Hüseyin’e evlatlarım, oğullarım diyor onları yüce bir aşkla seviyordu.

Küçük Hasan ve Hüseyin dedelerinin dizinin dibinde yetişiyor birlikte oyunlar oynuyorlardı.

Hz. Muhammed’in en güzel namazı ise Hasan veya Hüseyin a.s. O secdede iken Hz. Muhammed’in sırtına çıkmalarıydı.
Aleyhisselam…

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, baba dedikleri Hz. Muhammed’in sırtına çıktıklarında peygamber efendimiz secdelerini uzatıyor bu mutlu tablodan sonsuz haz ve keyif alıyordu. Hasan ve Hüseyin’i omuzunda gezdiriyor bazen onlara deve oluyordu. O harika bir dedeydi. Hasan ve Hüseyin’e sıkı sıkı sarılıyor evlatlarının sıcaklığı ile huzur buluyordu. Onları derin bir nefes çeker gibi kokluyor “reyhan kokulu evlatlarım” diyerek seviyordu. Ashabını karşısına alıyor “Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir, Fatıma ise en faziletli dört kadından biri olmakla birlikte, cennet hanımların efendisidir, ben ve Ali ise bu ümmetin iki babasıyız” derdi…

Ve gün geldi Hz. Muhammed Mustafa s.a.a için ayrılık vakti geldi çattı. O Allah’a kavuşacağı için mutlu ancak evlatları için endişeliydi. Geride bıraktığı ailesine dünya gözüyle bir daha baktı.

Fatıma, Ali, Hasan ve Hüseyin için kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Onları o kadar çok seviyordu ki yaşamı boyunca hiç bırakmadığı en önemli sünnetiydi onları sevmek…

Ve gözlerini kapadı… Fatıma bu ayrılığa dayanamadı göz yaşları haftalarca aktı. Feryatları Medine’yi inletiyordu. Taziye meclisleri kuruluyor babasına mersiyeler okuyup gözyaşları döküyordu…

Ve bir gün Fatıma’nın kapısına gaflete düşenler dayandı ve o acı olay yaşandı…

Fatıma’nın kapısı dövülüyor ateşe veriliyordu. Sanki cahiliye ordusu intikam alıyordu. 6 aylık hamileydi Fatıma s.a. kapı ile duvar arasında kaldı. Kırık kapının iri çivileri vücuduna saplandı, hızla çarpan kapı kaburgalarını kırmıştı.

O acı ile elleri karnına gitti yüreğinden gebe olduğu oğlu Muhsin’e seslendi. Doğumu hasretle beklediği yavrusu ses vermedi… Peygamber torunu Muhsin annesinin karnında şehit olmuştu…

Aradan bir süre daha geçti. Fatıma’nın yaraları kabuk bağlamıyor yüreği kanıyordu.

Peygamberin ashabı onu yaralamış ve evladını öldürmüştü…

Ve artık Hz. Muhammed’in s.a.v göz bebeği, babasının annesi Hz. Fatıma mazlumca babasına kavuşmuştu…

Not| bu yazı Hz. Fatıma’nın şehadet günleri münasebeti ile aslına uygun olarak, farklı bir anlatım üslubu kullanılarak yazılmıştır. Olaylar yaşanmış olmakla birlikte Iğdır-Erzurum kara yolu yolculuğunda olduğum için kaynak belirtemeden telefon aracılığıyla yazılmıştır. Ancak her bir cümle kaynaklarda ve yüreklerimizde bulunmaktadır.

Ragıp İlbeyi
12 Şubat 2017 Iğdır/Türkiye

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER