RAST HABER- Sondakika İslami haber RASTMEDYA RAST YAYINLARI

İlahiyatçı Yazar: Evet Demek, Kökü Muaviye’ye Dayanan Dinci Diktatörlüktür

O halde referandum mücadelesi üzerinden Allah’a din öğretmeye çalışan küstahlara da hayır demek zorundayız. Tıpkı diktaya hayır dediğimiz gibi!

İlahiyatçı Yazar: Evet Demek, Kökü Muaviye’ye Dayanan Dinci Diktatörlüktür
03.02.2017 © RAST HABER

Referanduma giderken her seçim döneminde olduğu gibi yine hayasızca din istismarına başvuruluyor. Sanırım bu seferki istismar, öncekilerden daha pervasız ve daha ahlaksız bir biçimde sergilenecek.

Evet propagandasının dini argümanlara dayandırılmasını, hilafet özlemleri çerçevesinde düşünmek gerekiyor. Anlaşılan o ki Anayasa değişikliğinin kabulü halinde Türkiye’de dinci bir diktatörlüğün yolu açılmış olacak. İslam tarihinde dinci diktatörlüğün kökünün Muaviye’ye dayandığı bir gerçektir. Bu sebeple dinci propaganda aslında Emevileri ve Emeviciliği esas almaktadır. Bu anlayış dine rağmen dincilik, İslam’a rağmen İslamcılık olarak nitelenmeyi hakeden bir anlayıştır.

Nitekim Emeviler, Hz. Muhammed’in torunlarını katleden fakat sözde onun sünnetini devam ettirme iddiasında olan ve kendilerine halife ünvanı verilen bir saltanattı.

Hayır oyu verecek olanları, vatan hainliğinden başlayıp din düşmanlığı ile itham etmek de tipik bir Emevi siyasetidir. Bu siyaset peygamber torunu Hz. Hüseyin’i bile din düşmanlığı ile itham edebilen sapkın bir dinciliğe dayanmaktadır. Birkaç gün önce bir umre ibadeti sırasında Kâbe’de yapılan “Evet duası” dinci sapkınlığın hangi boyuta ulaşabileceğini göstermesi açısından son derece ibret vericidir. Önümüzdeki günlerde benzer sapkınlıklara tanık olmamız muhtemeldir.

Oysa Kur’an’da böylesi dinciliğe ilişkin çok sarsıcı bir ifade kullanılmaktadır; Allah’a din öğretme küstahlığı!

Evet, Allah’a din öğretme tabiri Kur’anî bir tabirdir. Bu tabir Kur’an’da Odalar Bölümü / Hucurat Suresi 16. Ayette geçmektedir. Ayetin Türkçesi şu şekildedir;

 “De ki; siz dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Oysa göklerde ne var, yerde ne varsa Allah onların hepsini bilir. Çünkü Allah her şeyi gereğince bilendir.” (Mustafa Cemil KILIÇ, Anlamak İçin Türkçe Kur’an, 4. Baskı S. 431) 

Allah’a din öğretmeye yeltenmek hiç kuşku yok ki eşi benzeri olmayan bir küstahlıktır. Bu küstahlığın temelinde yatan neden de azgınlık ve dini kendi çıkarları için utanmazca kullanmaktır. Bu, Allah’a kafa tutmanın belki de en ahmakça halidir. Bu noktada dinde azgınlık anlamında dinsel bir terim olarak Arapça gulüv tabirine de başvurmak gerekiyor.

Gulüv suçunu işlemek dinci gericiliğin en zehirli eylemlerinden biridir. Gulüv gerçekte, dinde olmadığı halde dine sonradan bazı şeyler eklemek üzerinden yürümektedir. Buradaki maksat da sözüm ona Allah’a yaranmaktır. Evet, Allah’a yaranmak için dinde olmayan bazı şeyleri dine ilave etme ahmaklığı ve küstahlığı gulüv suçunu işaret ediyor.

Allah, dini bir orta yol olarak nitelerken azgınlar, dini aşırılık yolu olarak gösterme gayretindedir.

Allah, dini bir barış düzeni olarak tarif ederken azgınlar, din adına katliam yaparak, savaş çıkararak Allah’a yaranma sefilliğindedir.

Allah, dini sevgi esasına dayandırırken azgınlar, din adına kendileri gibi inanmayan ve yaşamayan herkese karşı sözüm ona Allah adına nefret duymakta ve bu nefretle en rezil işlerin faili olabilmektedir.

Allah, “dinde zorlama yoktur,” derken azgınlar, sözde din uğruna her türlü baskı ve zulmü gerçekleştirebilmektedir.

Allah, kullarına kendini inkar edebilme özgürlüğü bile verirken azgınlar, sözüm ona Allah’tan daha ileri geçip inanmayan herkesi katledilmesi gereken “Allah düşmanları” olarak yaftalayabilmektedir.

Bu cümleden olarak belirtelim ki; referandumda hayır oyu kullanacak olanları din düşmanlığı yahut din karşıtlığı ile suçlamaya yeltenmek kendi siyasi propagandasını ve politik hedeflerini dinin bir parçası sayma azgınlığıdır.

Bir diğer yandan bu tavır bir nevi suçunu bastırma denilebilecek bir durumu işaret ediyor.

Şöyle ki;

Aslında bütün yetkiyi bir şahsa vererek onu diktatörleştirmek, dinin en temel ilkelerini ayaklar altına almaktır. Ama bunu gizlemek için yine dine sarılmak ve dinsel söylemlerle suçunu bastırmaya çalışmak Hz. Hüseyin’i katlettiren Yezid’in işlediği büyük günahı gizlemek için dinî söylemlere sığınmasını çağrıştırmaktadır.

Bu sebeple suret – i haktan görünüp kendi dinsizliğini başkalarına dinsizlik itham ederek örtülemeye çalışanları ifşa etmek şarttır.

O halde referandum mücadelesi üzerinden Allah’a din öğretmeye çalışan küstahlara da hayır demek zorundayız. Tıpkı diktaya hayır dediğimiz gibi!

Cemil Kılıç / İlahiyatçı – Yazar

Odatv

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER