Son iki yıldır uygulanan sıkı para politikaları, imalat sanayini derinden etkiledi. Yüksek faiz ortamı, artan üretim maliyetleri ve iç-dış talepteki zayıflama, sanayi işletmelerini zor durumda bıraktı. Bu süreçte birçok imalat kolunda istihdam gerilerken, ihracattaki artışın da geniş bir tabana yayılmadığı görüldü.
Sanayi çevreleri uzun süredir Türkiye ekonomisinin üretimden uzaklaşıp hizmet ağırlıklı bir yapıya kaydığı uyarısında bulunuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu verileri bu eğilimi net biçimde ortaya koyuyor. TÜİK işsizlik oranlarının yatay seyrettiğini gösterirken, SGK kayıtları imalat sanayinde ciddi istihdam kayıplarına işaret ediyor. Ekim 2022 ile Ekim 2025 arasında imalat sanayinde çalışan sayısı toplamda 601 bin kişi azaldı.
İstihdam kaybının en yoğun yaşandığı alanlar tekstil ve hazır giyim oldu. Giyim eşyası imalatında yaklaşık 230 bin, tekstil ürünlerinde ise 143 bin kişilik istihdam kaybı kaydedildi. Bunun yanı sıra fabrikasyon metal ürünleri, kauçuk ve plastik, ana metal sanayi, deri, mobilya, makine ve ekipman, ağaç ürünleri, otomotiv, kâğıt, elektrikli teçhizat ve kimya gibi pek çok imalat kolunda da on binlerle ifade edilen istihdam azalışları yaşandı. Bu tablo, sanayiden kopan iş gücünün büyük ölçüde hizmet sektörlerine yöneldiğini gösterdi.
2025 yılında Türkiye’nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Ancak sektör temsilcilerinden edinilen bilgilere göre bu artış, imalat sanayisinin geneline yayılmadı. Büyümenin büyük kısmı, sınırlı sayıdaki büyük ölçekli firmalardan kaynaklandı.
Otomotiv sektöründe 4,3 milyar dolarlık ihracat artışının 4,1 milyar doları en fazla ihracat yapan üç şirketten geldi. Toplam artışın yaklaşık üçte ikisi ise tek bir firmanın performansından kaynaklandı. Benzer bir tablo savunma ve havacılık sanayinde de görüldü. Sektördeki 3,28 milyar dolarlık artışın neredeyse tamamı üç firmadan, bunun yüzde 70’ten fazlası ise tek bir şirketten sağlandı.
Elektrik-elektronik ile demir ve demir dışı metallerdeki artışların da önemli bölümü yine en büyük üç firmanın katkısıyla gerçekleşti. Mücevher sektöründe ise ilk üç firma ihracatını ciddi biçimde artırmasına rağmen, sektörün geri kalanındaki düşüş nedeniyle toplam artış daha sınırlı kaldı.
Ortaya çıkan tablo, imalat sanayinin hem istihdam hem de ihracat açısından dar bir alana sıkıştığını, ekonomik büyümenin ise geniş üretici kesimlere yayılmakta zorlandığını gösteriyor.
