İran Dışişleri Bakanı, Tahran’ın meşru müdafaa hakkını vurgulayarak, uluslararası toplumun uluslararası hukukun ihlali ve bölgenin istikrarsızlaştırılması konusunda ABD ve Siyonist rejimden hesap sormak için sorumlu bir şekilde adım atmasını talep etti.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi ve Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde, ABD ve Siyonist rejimin devam eden askeri saldırganlığının gölgesinde bölgedeki son gelişmeleri ile bu durumun bölgesel ve küresel sonuçlarını ele aldılar.
İran Dışişleri Bakanı, son gelişmelere dair değerlendirmelerini sunarak, İran İslam Cumhuriyeti’nin ABD ve Siyonist rejimin askeri saldırganlığına karşı güçlü savunmasına sarsılmaz bir kararlılıkla devam edeceğini vurguladı. Ancak buna karşılık, uluslararası toplumun sorumluluk üstlenerek saldırganların uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı açıkça ihlal etmesini kınaması ve işledikleri suçlar ile yasa dışı eylemlerinden dolayı onlardan hesap sorması gerektiğinin altını çizdi.
İran milletine yönelik saldırıların kaynağı olan bölgedeki saldırganlara ait üslere ve tesislere karşı İran’ın yürüttüğü savunma eylemlerinin İran’ın meşru müdafaa hakkıyla uyumlu olduğunu ifade eden Dışişleri Bakanı, bu adımların hiçbir şekilde İran’ın söz konusu (ev sahibi) ülkelere yönelik bir saldırısı olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı.
Irakçi, Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durumun ABD ve Siyonist rejimin bölgeye dayattığı savaşın bir sonucu olduğunu belirterek, ABD’nin sadece bu dayatılan savaş ve işlenen savaş suçları nedeniyle değil, aynı zamanda Basra Körfezi bölgesindeki güvensizliğin yol açtığı ekonomik sonuçlardan dolayı da sorgulanması ve hesap vermesi gerektiğine dikkat çekti. Irakçi ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yardım etme bahanesiyle başkalarını savaşa sürüklemeye yönelik sinsi girişimlerine de atıfta bulunarak, ABD-Siyonist askeri saldırganlığına herhangi bir katılımın, saldırganların işlediği iğrenç suçlara ve tecavüzlere suç ortaklığı anlamına geleceğini açıkça ifade etti.
