İran Neden Orta Asya Koridorundan Yararlanamadı?

The National Interest, İran’ın hâlâ Kuzey–Güney Koridoru’na odaklanmasına rağmen bu projeden beklenen sonuçların alınamadığını ve ülkenin Orta Asya’daki hızla gelişen ticaret ağlarında neden geri kaldığını sorgulayan bir analiz yayımladı. Rapora göre İran, sahip olduğu stratejik coğrafi konuma rağmen, bir dizi yapısal ve siyasi engel nedeniyle bölgesel transit rekabetinde avantajını koruyamadı.

Coğrafi Avantaj Var, Ancak Uygulama Eksik

Son otuz yılda İran’ın stratejik düşünce dünyasında “Orta Asya’nın doğal güzergâhı İran’dır” anlayışı hâkimdi. Bölge ülkelerinin güvenli bir şekilde Körfez ve Hint Okyanusu’na erişmek için en kısa yolu İran üzerinden bulacağı varsayılıyordu. Ancak günümüz taşımacılık sistemi yalnızca haritaya değil; sigorta koşullarına, gümrük süreçlerine, yaptırım riskine, istikrar arayışına ve maliyete dayanıyor. Tam da bu nedenle Orta Asya ülkeleri son üç yılda kararlarını ideolojik veya coğrafi değil, tamamen uygulanabilirlik üzerinden verdi.

Ukrayna Savaşı Sonrası Denge Değişti

2022’ye kadar bölgenin ana ticaret yolu Rusya üzerinden Batı’ya ulaşıyordu. Savaş sonrası ağırlaşan yaptırımlar, bankacılık kısıtlamaları ve sigorta maliyetlerinin artması, bu hatları fiilen işlevsizleştirdi. Kâğıt üzerinde varlığını koruyan rotalar, şirketlerin risk değerlendirmesinde yüksek tehdit olarak görülmeye başladı.

Bu gelişme, Orta Asya’nın yüzünü tekrar Hazar Denizi’ne ve “Orta Koridor” olarak bilinen alternatif güzergâha çevirdi. Bu hat, Kazakistan veya Özbekistan’dan Hazar kıyılarına, oradan gemiyle Azerbaycan’a, ardından Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanıyor. Zorlu kış koşulları ve altyapı eksikliklerine rağmen, bu hattın en büyük avantajı Rusya’dan ve yaptırım odaklı risklerden uzak olması.

Hazar ve Kafkas Güzergâhına Artan Yatırım

Kazakistan’ın Aktau ve Kuryk limanlarının genişletilmesi, Azerbaycan’ın lojistik altyapısını güçlendirmesi ve Gürcistan’ın demiryolu reformları bölgede yeni bir ticaret düzeni ortaya çıkardı. Avrupa Birliği de görünür şekilde değil ama aktif biçimde bu hattı destekleyerek finansman kanalları açtı. Böylece Orta Koridor, pratikte istikrarlı bir ticaret alışkanlığına dönüştü.

İran’ın bu süreçte dışlanma gibi bir durumla karşılaşmadığı, ancak şirketlerin fiilî tercihleriyle zaman içinde alternatif güzergâhların standart hâline geldiği belirtiliyor.

Kuzey–Güney Koridoru: Eksik Halkalar ve Bitmeyen Bekleyiş

İran ise hâlâ Rusya’yı Hint Okyanusu’na bağlaması beklenen Kuzey–Güney Koridoru’na odaklanmış durumda. Ancak projenin en kritik ayağı olan Reşt–Astara demiryolu hattı yıllardır tamamlanamadı. Her sene yeni başlangıç açıklansa da lojistik şirketleri artık bu açıklamalara göre plan yapmıyor.

Hindistan’ın son dönemde alternatif rotalara yönelmesi de İran’ın bu koridordaki önemini zayıflatan başka bir etken olarak öne çıkıyor.

İran’daki İç Problemler Güveni Zedeliyor

Analizde, İran’ın iç lojistik yapısının bölgesel rekabet gücünü ciddi şekilde düşürdüğü vurgulanıyor. Ani gümrük değişiklikleri, dizel yakıt kıtlığı, döviz kuru dalgalanmaları, liman ve sınır noktalarında kararsız uygulamalar gibi faktörler şirketlerin maliyet hesaplamalarını imkânsız hâle getiriyor. İranlı işletmeler bu koşullara alışkın olsa da Avrupalı ve Orta Asyalı şirketler için teslimat sürelerinin dakik olması hayati önem taşıyor.

Orta Asya Ülkeleri Risk Dağıtımını Önceliyor

Siyasi açıdan da bölge ülkeleri, ticaret yollarını İran’ın dış ilişkilerindeki gerilimlerden etkilenmeyecek şekilde çeşitlendirmek istiyor. Hazar rotası bu açıdan daha güvenli ve “tarafsız” görülüyor. Kazakistan, Özbekistan ve hatta genelde sessiz diplomasi yürüten Türkmenistan bile Hazar’daki liman kapasitesini artırarak aynı yönde adımlar atıyor.

Bu durum İran’a karşı bir tavır alma değil; bölgenin artık çok seçenekli bir döneme girmiş olması olarak yorumlanıyor.

İran İçin Yol Haritası: Altyapıdan İstikrara

Analiz, İran’ın Orta Asya ticaretinde yeniden güçlü bir yer elde edebilmesi için şu temel reformları yapması gerektiğini vurguluyor:
– Yakıt tedarikinde istikrar,
– Gümrük kurallarında öngörülebilirlik,
– Döviz ve maliyet hesaplamalarında makul istikrar,
– Demiryolu ve limanların modernizasyonu,
– Reşt–Astara gibi düğüm noktalarının hızla tamamlanması.

Bu adımlar atılmadıkça İran’ın bölgedeki ağırlığının artmasının zor olacağı ifade ediliyor.

Sonuç: İran Haritada Var Ama Merkezde Değil

Analize göre İran, yine de bölgesel ticaretin bir parçası olmaya devam edecek; ancak artık tek merkez değil, çoklu güzergâhlardan biri konumunda olacak. Hazar rotasının kalıcı hâle gelmesi, uluslararası taşımacılıkta “alışkanlıkların” coğrafyadan bile güçlü olabileceğini gösteriyor. Bölge ülkeleri bugün riskleri dağıtacak ağlar kurmaya yönelmiş durumda ve hangi güzergâh daha öngörülebilir olursa geleceği o belirleyecek.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın