Dünya, 28 Şubat tarihinden itibaren Amerika ve İsrail’in, İran’a saldırması sonrası Amerika’nın inanılmaz derecede abartıldığını ve İran’ın da inanılmaz derecede hafife alındığını görmüş oldu.
Amerika, hazırlık yapmadığı için çok konuşarak açığını kapatmaya çalışırken kaybediyor.
İran ise, muazzam hazırlık yaptığından az ve akıllıca cevaplar vererek kazanıyor.
İran, bu saldırı için 47 yıldır hazırlık yaparken, Amerika’nın, aynı süreyi hazırlık yapmadan sadece İran’ı tehdit ederek geçirdiği artık daha net anlaşıldı.
Böylece Amerika’nın “tek beden herkese uyar” savaş ve saldırı stratejisi feci şekilde çökmüş oldu.
Saldırıların birinci ayını geride bırakırken, müzakere etmek için yalvaran Amerika, müzakereleri sabote eden İsrail, çaresizce çırpınan ve savunmasız kalan Körfez ülkeleri, şaşkın ve etkisiz bir Avrupa, safını yanlış seçen Hindistan, güçlenen Çin ile Rusya, yatırımlarını nereye kaydırması gerekeni bilmeyen binlerce yatırımcılar ve artık tüm kozları elinde toplamış bir İran var karşımızda.
İran, tüm dengeleri kalıcı olarak değiştirmeyi başardı.
Artık Amerika asla eski Amerika olmayacaktır.
Karşımızda bize pazarlandığı gibi dünyanın en güçlü ordusu,
dünyanın en güvenilir müttefiki ve alternatifi olmayan para birimi yok!
O günler bir ay içinde geride kaldı….
Zira, başka ülkelerin topraklarında Amerikan askeri üslerin bulunması bir güvenlik garantisi olmadığı gibi Amerika için meğer o ülkelerin canlı kalkan olarak kullandıkları ortaya çıktı.
Doların yerini Yuan, Körfez’den gelen petrolün yerini de İran ve Rus petrolü alıyor artık.
Bunların tümü Amerika’nın bu saldırılara hazırlıksız ve gerekçesiz girmesi sonucunda oldu.
Operasyon İran’da yönetim değişikliğini sağlamak için başlatılırken, çok kısa süre içinde 86 yaşında dini lideri Hamaney’yi 56 yaşında oğlu Hamaney’i ile değiştirilmesi ile sadece sonuçlandı.
Tahmin edildiği gibi yönetim çökmedi, halk sokaklara döküldü dökülmesine ancak “kahrolsun Amerika ve İsrail” demek için tek yürek oldular.
Yani, Amerika’nın amacı İran’da daha genç bir Hamaney’nin göreve gelmesi olmadığı gibi dini liderinin öldürülmesi de çok ciddi stratejik hataydı.
Bu başarısızlık yetmiyormuş gibi de şu an operasyonun tek hedefi daha önce açık olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına çevrildi.
İran, saldırı öncesi uyardığı gibi Amerikan üslerini hedef alarak ve özellikle sosyal medyada yayınladığı kısa, mesaj yüklü mizahi videolara Amerika karşılık veremeyince, imajı ve itibarı kalıcı olarak artık değişti.
İsrail’e gelince, Amerika olmadan Büyük İsrail Projesini gerçekleştirmesi de mümkün olamayacağını İran dünyaya da göstermiş oldu.
Avrupa’ya baktığımızda tüm gücünü yine Amerika’nın dolduruşuyla girdiği ancak kazanılması imkânsız olan Ukrayna’ya verince bu sefer Amerika’ya verecek ne desteği ne de gücü kalmadığını göstermiş oldu.
Körfez ülkeleri de belki şu ana kadar bu saldırılardan en zarar gören ülkelerin arasına girdi.
Sadece petrol satışları engellenmedi, 1973 yılında Amerika ile yaptıkları savunma karşılığında PETRO-DOLAR anlaşmasının da esasında bunca yıl tek taraflı uygulandığını gördüler.
Yıllarca onlar Amerikan dolarını korurken, meğer kendileri korunaksız olduklarıyla yüzleştiler.
Amerikan Başkanı Trump, özellikle Suudi Arabistan Prensi Muhammed bin Selman için “Benim K.çımı yalayacağını hiç düşünmemişti” sözleri de Amerika’nın Körfez ülkelerine karşı bakış açısını ilk kez bu kadar şeffaf bir şekilde gösterdi.
Dolayısıyla İran, ikinci dünya savaşından sonra kurulan yeni dünya düzeninin artık sonuna gelindiğini, özellikle Orta Doğu ülkeleri varlıklarını sürdürebilmek için eski düşmanlardan yeni dostlar, eski dostların da artık düşman olduğunu kabul etmeleri gereken günlerden geçiyor. İran, geri dönüşü olmayan, kalıcı olarak tüm dengeler değişmesini sağladı.
yeniçağ
