“İran Zenginleştirme Hakkından Asla Vazgeçmeyecektir”

Ali Bahreyni, Silahsızlanma Konferansı toplantısında yaptığı konuşmada, İran’ın barışçıl zenginleştirme hakkından asla vazgeçmeyeceğini vurguladı.

İran İslam Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Büyükelçisi ve Daimi Temsilcisi Ali Bahreyni, 20 Ocak 2025 tarihinde Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada; ABD ve İsrail rejiminin İran’ın nükleer tesislerine yönelik son saldırılarını kınayarak, bu eylemleri Birleşmiş Milletler Şartı’nın ve uluslararası hukukun açık ihlali ile Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) yönelik ciddi bir darbe olarak nitelendirdi.

İran’ın Büyükelçisi, Silahsızlanma Konferansı Başkanlığını üstlenmesi dolayısıyla Moğolistan’ı tebrik ederek, İran İslam Cumhuriyeti’nin bu kurumun müzakereci rolünün yeniden canlandırılmasına yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti ve şöyle dedi: “Silahsızlanma Konferansı, silahsızlanma alanında müzakere yürüten tek çok taraflı kurum olarak, müzakereci niteliğini korumalı ve yalnızca diyalog odaklı bir yapıya dönüşmekten kaçınmalıdır.”

Bahrayni, 2025 yılındaki gelişmelere değinerek, İsrail rejiminin 13 Haziran’da İran İslam Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlığına yönelik saldırısını “hukuka aykırı, önceden planlanmış ve uluslararası hukukun emredici kurallarını ihlal eden” bir eylem olarak tanımladı ve şunları ekledi: “Bu saldırının devamında, Amerika Birleşik Devletleri 22 Haziran’da, NPT’ye taraf olmayan bir rejimle eşgüdüm içinde, İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan’daki denetim altındaki nükleer tesislerini hedef aldı. Bu eylem, uluslararası barış ve güvenlik ile nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejimi (NPT) açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.”

İran’ın Daimi Temsilcisi şu vurguda bulundu: “İran İslam Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Şartı çerçevesinde her türlü saldırgan eyleme karşılık verecektir ve barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme, NPT’ye taraf bir ülke olarak İran’ın tartışmasız ve vazgeçilmez hakkıdır; İran bu haktan asla geri adım atmayacaktır.” Bahraini, bununla birlikte İran’ın her zaman ön koşulsuz, gerçek ve karşılıklı saygıya dayalı müzakerelere hazır olduğunu da belirtti.

Cenevre’deki İran Büyükelçisi, özellikle nükleer alanda süregelen silahlanma yarışına dikkat çekerek, nükleer silaha sahip devletlerin nükleer cephaneliklerini modernize etmelerini eleştirdi ve bu sürecin NPT’nin altıncı maddesinde yer alan yükümlülükler ile gözden geçirme konferanslarında varılan mutabakatlarla çeliştiğini söyledi.

Bahreyni ayrıca, ABD’nin genişletilmiş nükleer caydırıcılık politikasını, bu ülkenin bazı NATO ülkelerinde nükleer silah konuşlandırmasını ve Fransa ile İngiltere’nin nükleer güçlerini modernize etmelerini, bu ülkelerin nükleer silahlara dayalı yaklaşımlarını sürdürmelerinin ve uluslararası hukuki taahhütlerini ihlal etmelerinin göstergesi olarak değerlendirdi.

Nükleer silahsızlanmanın silahsızlanma alanında uluslararası toplumun temel önceliği olmaya devam etmesi gerektiğini vurgulayan Bahreyni, Silahsızlanma Konferansı’nda tüm nükleer silahların tamamen yok edilmesini öngören, doğrulanabilir ve geri döndürülemez kapsamlı bir sözleşmenin hazırlanması için derhal müzakerelere başlanması çağrısında bulundu ve bu konudaki temel sorumluluğun nükleer silaha sahip devletlere ait olduğunu ifade etti.

İran’ın Büyükelçisi ayrıca, İran’ın 1974 yılında Orta Doğu’da nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturulmasına yönelik girişimine atıfta bulunarak, “Nükleer silahlara sahip olması, NPT’ye katılmayı ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun denetimlerini kabul etmeyi reddetmesi nedeniyle İsrail rejimi, bu hedefin gerçekleştirilmesinin önündeki tek engeldir” dedi.

Ali Bahreyni, Amerika Birleşik Devletleri tarafından Venezuela Bolivarcı Cumhuriyeti’nin meşru cumhurbaşkanının kaçırılmasına da değinerek, bu eylemi bağımsız bir ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık ihlali ve uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı olarak nitelendirdi. Bu eylemi şiddetle kınayan Bahreyni, “Birleşmiş Milletler üyesi ve Silahsızlanma Konferansı’na katılan bir devletin cumhurbaşkanının kaçırılması, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik gerçek ve acil bir tehdittir. Bu tür davranışların normalleştirilmesi ya da tolere edilmesi, uluslararası hukuk düzeninin zayıflamasına yol açacaktır” ifadelerini kullandı ve Venezuela Cumhurbaşkanı’nın derhal serbest bırakılması ile bu ülkenin egemenlik, toprak bütünlüğü ve halkının kendi kaderini tayin hakkına tam saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

İran’ın Daimi Temsilcisi konuşmasının sonunda, ABD’nin “güç yoluyla barış” olarak adlandırılan yaklaşımını eleştirerek, “Kalıcı barış ve güvenlik ancak çok taraflılık, Birleşmiş Milletler Şartı’na saygı ve uluslararası hukuka bağlılık yoluyla sağlanabilir ve Silahsızlanma Konferansı bu süreçte kilit bir rol oynamaktadır.” dedi.

Bu Haberi Paylaş
1 Yorum