İran’a Demokrasi Dersi Veren Trump, ABD’li Protestoculara Tehditler Savurdu

ABD Başkanı Donald Trump, Minnesota eyaletinde ICE ajanlarının bir ABD vatandaşını vurarak öldürmesinin ardından başlayan protestolar karşısında yine “güç kullanma” refleksine sarıldı. Trump, Minneapolis’te büyüyen tepkilere karşı askeri müdahalenin önünü açan İsyan Yasası’nı devreye sokabileceğini açıklayarak, barışçıl gösterilere tahammülsüzlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yerel yönetimleri hedef alarak protestoların bastırılmaması halinde federal hükümetin devreye gireceği tehdidinde bulundu. Göstericileri doğrudan suçlayan Trump, ICE görevlilerinin “hedef alındığını” öne sürerek askeri güç kullanımını meşrulaştırmaya çalıştı.

Ancak bu çıkış, Trump’ın dış politikada sıkça sergilediği ikiyüzlü tutumla da örtüşüyor. İran’daki protestoları yıllardır “insan hakları” bahanesiyle manipüle eden Trump yönetimi, orada polis şiddeti yaşanmadığı dönemlerde bile yalan iddialarla müdahale çağrıları yapmıştı. Bugün ise kendi ülkesinde, devlet görevlilerinin silahsız bir vatandaşı öldürmesine karşı yükselen öfkeye karşı tank ve asker tehdidi savuruyor.

Demokrasi, ifade özgürlüğü ve protesto hakkı söylemlerini sadece rakip ülkelere karşı kullanan Trump, konu ABD sokaklarına gelince en küçük itirazı bile “ulusal güvenlik tehdidi” ilan etmekten çekinmiyor.

Kamera Kayıtları Trump’ı Yalanladı

7 Ocak’ta Minneapolis’te ICE ajanlarının düzenlediği operasyonda bir kadın sürücü aracının içinde vurularak öldürülmüştü. İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, kadının ICE görevlilerini ezmeye çalıştığını iddia etmişti. Ancak sosyal medyaya yansıyan görüntüler, olayın resmi anlatımla örtüşmediğini ortaya koydu.

Videolarda, kadının aracında durduğu sırada bir ICE görevlisinin kapıyı zorla açmaya çalıştığı, sürücünün kaçmaya çalışması üzerine başka bir ajanın silahını çekerek yakın mesafeden üç el ateş ettiği net şekilde görülüyor.

Bu görüntülere rağmen Trump yönetiminin protestocuları suçlaması ve askeri müdahale tehdidi savurması, kamuoyunda “polis şiddetini örtbas etme girişimi” olarak yorumlandı.

“Önce Vur, Sonra Sustur” Politikası

Uzmanlara göre Trump’ın İsyan Yasası tehdidi, güvenliği sağlama amacından çok, devlet şiddetine itiraz eden toplumu sindirme hamlesi niteliği taşıyor. Ortadoğu’da, İran’da ve diğer ülkelerde “özgürlük” söylemiyle poz veren Trump’ın, kendi halkına karşı cop, asker ve olağanüstü yetki kartını kullanması, ABD demokrasisinin geldiği noktayı da gözler önüne seriyor.

Bir kez daha ortaya çıktı ki Trump için “özgürlük” sadece dış politikada kullanılan bir propaganda malzemesi; konu kendi iktidarı olunca, en ufak itiraz bile bastırılması gereken bir tehdit olarak görülüyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın