Princeton Üniversitesi öğretim üyesi ve eski Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Ofisi yöneticisi Frank von Hippel, İran’daki enerji santrallerine yönelik saldırıların savaş suçu olduğunu belirterek, “Trump’ın bunu önemseyeceğini sanmıyorum, ancak bazı generalleri aynı görüşte olmayabilir” dedi.
ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran İslam Devrimi Lideri Ali Khamenei ve çok sayıda üst düzey askeri ve sivil yetkilinin öldürülmesinin ardından İran’a karşı geniş kapsamlı bir askeri operasyon başlattı.
Bu saldırılar, İran genelinde askeri ve sivil hedeflere yönelik yoğun hava bombardımanlarını içerirken, ciddi can kayıplarına ve altyapıda büyük hasara yol açtı.
Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri de misilleme operasyonları düzenleyerek, işgal altındaki topraklar ile bölgedeki Amerikan üslerini füze ve İHA saldırılarıyla hedef aldı.
Bu gelişmeler üzerine Tabnak muhabiri, Prof. Frank von Hippel ile kısa bir röportaj gerçekleştirdi.
“Netanyahu, Trump’ı Savaşa Çekti”
Von Hippel, ABD’nin İran’la müzakere süreciyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Başkan Donald Trump’a İsrail’in İran’ı bombalamayı planladığını bildirdiğini ve İran’ın buna karşılık Arap ülkelerindeki ABD üslerini hedef alacağını öngördüğünü ifade etti. Bu durumun Trump üzerinde savaşa katılması yönünde baskı oluşturduğunu belirtti.
“Trump, Hürmüz Senaryosunun Farkında Değildi”
Von Hippel, Hürmüz Boğazı’nın kontrolüne ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:
Bazı değerlendirmelere göre Trump, istihbarat brifinglerine yeterince ilgi göstermediği için İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimalinin farkında değildi.
“Enerji Santrallerine Saldırı Savaş Suçudur”
Von Hippel, İran’daki enerji altyapılarına yönelik olası saldırılar hakkında şu ifadeleri kullandı:
“İran’daki enerji santrallerine saldırı bir savaş suçudur. Trump’ın bunu önemseyeceğini sanmıyorum, ancak bazı generalleri bu konuda daha dikkatli olabilir.”
Ayrıca İran’ın ABD’ye sunduğu nükleer anlaşma teklifinin “iyi bir anlaşma” olduğunu belirten von Hippel, bu teklifin şu unsurları içerdiğini söyledi:
- %60 oranındaki uranyum zenginleştirmenin azaltılması
- %5’in üzerinde zenginleştirme yapılmaması
- 3 ila 5 yıl boyunca zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması
Von Hippel’e göre, müzakerelerde yer alan İngiliz ulusal güvenlik danışmanı da bu teklifi olumlu değerlendirmişti. Ancak Steve Witkoff ve Jared Kushner bu teklifin önemini kavrayamadı ve yanlarında uzman danışman bulundurmadı.
“İran, Coğrafya Gereği Hürmüz’ü Kontrol Edebilir”
Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki durumu hakkında konuşan von Hippel şunları söyledi:
“Kontrolün devredilmesi konusunda bilgim yok. Kime devredilecek? Körfez ülkelerine mi? Ancak coğrafi gerçeklik şu ki, İran gelecekte de bu boğazdan geçen gemileri kontrol edebilecek kapasiteye sahip olacaktır.”
“ABD Kara Operasyonuna Yönelebilir”
Von Hippel, savaşın gidişatına ilişkin son değerlendirmesinde ise şunları kaydetti:
ABD’nin kara kuvveti göndermesi ihtimaller arasında yer alabilir. Bu, İran’ın Körfez’deki bazı adalarının ya da Hürmüz Boğazı’nın İran tarafının ele geçirilmesi amacıyla yapılabilir.
Ancak bu tür bir girişimin, boğazı yeniden açmak için yeterli olup olmayacağı belirsizliğini koruyor.
