İran’ın Petrol Kartları Ve ABD’nin Savaş Denklemi

The Economist dergisinin atıfta bulunduğu istihbarat değerlendirmelerine göre İran, ABD ve Siyonist rejime, ülke topraklarına yönelik herhangi bir saldırının topyekûn bir bölgesel savaşa yol açacağı uyarısında bulundu.

Pentagon ve Mossad’daki savaş odalarını doğrudan hedef alan bu mesaj, İran’ın savunma doktrininde stratejik bir değişime işaret ediyor: Savaşın alevlerini Batı Asya’daki tüm Washington müttefiklerine yayma tehdidi.

Aynı zamanda raporlar, Siyonist rejimin enerji bağımlılığını Azerbaycan Cumhuriyeti petrolüne benzeri görülmemiş ölçüde artırdığını ve Bakü’yü hayati bir enerji tedarik ortağına dönüştürdüğünü gösteriyor.

Bu adım, yalnızca ekonomik bir risk değil; Bakü açısından stratejik bir hesap hatası olarak değerlendiriliyor.

İran’ın yeni stratejisi, bölgesel önleyici savunmaya dayanıyor. Buna göre, herhangi bir saldırı durumunda İran’a karşı operasyonların yürütüldüğü ülke veya topraklardan kaynaklanan tüm askeri üsler, hayati tesisler ve çıkarlar hedef alınacak.

İsrail’in Azerbaycan’dan petrol ithalatı ne düzeyde?

🔹 2025’te %31 artış

🔹 Günlük 94 bin varile ulaşma

🔹 İsrail’in toplam ham petrol ithalatının %46,4’ünün temini

🔸 Petrol, Bakü–Tiflis–Ceyhan boru hattıyla Türkiye’ye taşınıyor; ardından gemilerin takip sistemleri kapatılarak İsrail limanlarında boşaltılıyor.

Bu süreç, Azerbaycan’ı Siyonist rejimin güvenlik tedarik zincirinin bir parçası hâline getiriyor ve İran’ın hedefleme hattında ön cepheye taşıyor.

Enerji iş birliğinin yanı sıra İsrail, Azerbaycan’ın başlıca silah tedarikçisi konumunda. İsrail Hava Kuvvetleri’nin İran sınırına yakın bazı üslere erişimi olduğuna dair raporlar bulunuyor.

Bu üslerin İran’a karşı istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanıldığı, ayrıca İran’a yönelik saldırı senaryolarında devreye sokulabileceği ihtimali dile getiriliyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti bu yolu sürdürerek, kendisini gönüllü biçimde İsrail’in enerji ve bölgesel kalkanına dönüştürmüş durumda. Tahran’ın bu konudaki değerlendirmesi net: Azerbaycan artık tarafsız bir komşu ya da arabulucu değil, düşmanın güvenlik tedarik zincirinin bir parçası olarak görülüyor.

Tahran’ın Bakü’ye, Ankara’ya ve bölgedeki diğer başkentlere mesajı açık:

Herhangi bir saldırı durumunda, asıl fail ile bölgesel kolaylaştırıcılar arasında ayrım yapılmayacak; kırmızı çizginin aşılması ağır bir bedel doğuracak.

İran’ın geniş çaplı bölgesel savaş tehdidi bir propaganda söylemi değil; benzersiz füze kapasitesi ve bölgesel müttefik ağıyla desteklenen resmî savunma stratejisidir.

İran, bu hareketleri izleme ve bunlara karşılık verme kapasite ve iradesine sahip olduğunu açıkça göstermiştir.

Kırmızı çizgi çizilmiştir; bunun aşılması, Azerbaycan’ı doğrudan Tahran’ın hedef hattına sokacaktır.

Not: bu analiz fars newsten tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın