İngiltere Savunma Bakanlığı, Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAF) ait savaş uçaklarının Fransa ile birlikte Palmira’nın kuzeyinde yer alan bir “yer altı tesisini” vurduğunu öne sürdü. Yetkililer, hedef alınan bölgenin IŞİD tarafından silah ve patlayıcı depolamak için kullanıldığını ve çevrede sivil yerleşim bulunmadığını iddia etti. Ancak Suriye’de yıllardır süren benzer operasyonlar, bu tür açıklamaların çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını defalarca ortaya koymuştu.
Cumartesi akşamı gerçekleştirilen saldırıda İngiliz ve Fransız uçaklarının birlikte hareket ettiği, Paveway IV güdümlü bombalarla tünel girişlerinin vurulduğu açıklandı. “Başarılı operasyon” söylemiyle servis edilen bu saldırının ardından sivil kayıplara ilişkin bağımsız ve şeffaf herhangi bir soruşturmanın gündeme gelmemesi dikkat çekti.
Bölgeden gelen sınırlı bilgiler ve geçmiş tecrübeler, Batılı ülkelerin “IŞİD’le mücadele” adı altında Suriye’de sık sık sivilleri hedef aldığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Hastaneler, köyler ve altyapı tesisleri daha önce de benzer gerekçelerle bombalanmış, ardından “istihbarat hatası” açıklamaları yapılmıştı.
İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in operasyon sonrası yaptığı “IŞİD’in yeniden güç kazanmasına izin vermeyeceğiz” açıklaması ise, eleştirmenlere göre sahadaki gerçekleri perdelemeye yönelik siyasi bir söylemden ibaret. Çünkü bu tür saldırılar, radikal örgütleri zayıflatmaktan çok, sivil öfkeyi artırarak yeni çatışma ve istikrarsızlıkların zeminini hazırlıyor.
İngiltere ve Fransa’nın Suriye’deki askeri varlığı ve düzenlediği hava saldırıları, uluslararası hukuk, egemenlik ihlali ve sivil can kayıpları açısından sorgulanmaya devam ederken, “IŞİD” adı altında yürütülen bu operasyonların kime hizmet ettiği sorusu hâlâ cevapsız.
