Tüccar Trump freni patlak kamyon misali açıklamalar yapmaya devam ediyor. Netanyahu’nun emri Trump’ın kavli ile ABD ve İsrail’in İran’a karşı “destansı öfke” adıyla başlattıkları terör savaşının temelinde yatan ana sebep tekelci hegemonyadır. Tekelci hegemonyanın kimin tekelinde olacağı meselesi Trump ile Netanyahu arasında nispi bir rekabet meselesiydi. Ciddi bir rekabetin ve çatışmanın müsebbibi olmaya aday. İran’a karşı savaşta ciddi bir ihtilaf olarak duruyor. Bu mesele savaşı daha çetrefilli ve katmerli hale getirebilir. Savaşın sona ermesinde de bir sebep olabilir.
Ama ve lakin her ikisi de tekelci hegemonyaya tamahlarına çomak soktuğu için İran’a öfkeliler. Tekelci hegemonyalarını su ve enerji kaynakları, güzergâhları ve pazarları üzerinde hâkim kılamadıkları için destansı bir öfke ateşi içinde yanıyorlar. Su ve enerjiyi sadece iki element olarak düşünmeyin. Su ve enerji kaynakları altın ve zümrütten daha elzem ve daha kıymetlidir. Hava, toprak ve ateş mesabesindedir. Hayat ve iaşedir, güçtür, medeniyettir; var ve daim olmak için olmazsa olmazlardandır.
BEN GURİON KANALI
İsrail, Filistin’de Gazze, Batı Şeria, Suriye’de Golan (Colan), Cebel El-Şeyh (Şeyh Dağı), Lübnan’da Litani Nehrini (Lübnan’ın Güneyi) ve imkân olursa Lübnan Beka Vadisini İsrail’e ilhak edilmiş veya onun mutlak kontrolünde coğrafyalar olarak istiyor. Filistin’de Batı Şeria ve Gazze’den sadece Filistinlileri tehcir etmek, Yahudilere yeni yerleşim alanları açmak tamahı gütmüyor. Gazze Şeridine Miami ve Las Vegas’ı klonlamak esas hedefi değil. İsrail buraları, daha önce birçok kez dikkat çektiğimiz ancak maalesef “akil insanlar ve televizyonlarda ellerinde sopalarla her konuda ahkam kesenler” tarafından ihmal edilen Ben Gurion Kanalı için istemektedir.
David Ben-Gurion veya Davud Grün (Yeşil), İsrail’in ilk Başbakanı ve İsrail Devleti’nin kurucusudur. 1886’da Polonya’da doğdu 1973’te Filistin-İsrail’de öldü. Adına atfedilen Ben Gurion Kanalı, 1869’da açılan ve Akdeniz’i Kızıldeniz’le buluşturan buradan tüm doğu Afrika ve Arabistan-Yemen sahilleri, Yemen ve Somali Denizi, Hint Okyanusu ve daha nice coğrafyalara mesafeyi çok kısaltan Mısır, Süveyş Kanalına alternatif olarak planlandı. Bölgesel jeopolitik ve ekonomik strateji üzerine dikkatleri çeken ve tartışmaları alevlendiren Ben Gurion Kanalı fikri, 1956 Süveyş Krizi’nin ardından ortaya çıktı.
Bugün Orta Doğu’da deniz ticaretinin ve bölgesel dinamiklerin derin bir dönüşüm geçirdiği koşullarda cazip bir proje olarak İsrail’in gündemine yeniden girdi. İsrail’in kurucusunun adını taşıyan Ben Gurion Kanalı projesi, İsrail’in Kızıldeniz’deki Eilat liman kentini Akdeniz’deki Aşkelon liman kentine (Gazze Şeridinin 13 km kuzeyinde) bağlayacak Süveyş kanalına bir alternatif suyolu projesi olacak. Hürmüz Boğazının stratejik öneminin bir kez daha tescillendiği İran savaşında bu su kanalı İsrail’in enerji ve diğer emtialarının transferinde Avrupa, Arabistan, Afrika, Hindistan ve yakın-uzak Asya ülkeleri arasında kilit ve anahtar ülke konumunda olmasını sağlayacak.
DENİZCİLİK ROTASI DEĞİŞECEK
Bu girişim, küresel ticaret modellerini yeniden şekillendirme ve mevcut denizcilik rotalarına olan bağımlılığı azaltma vaadini taşıyor. Bugün, Kızıldeniz kıyılarında Suudi Arabistan’ın Tebük Eyaletinde inşa edilen kadim Neyom şehri üzerinden Suudi Arabistan’a sorunsuz bir şekilde bağlanarak İbrahim Anlaşmalarını genişletme vaadini de beraberinde getiriyor. Son zamanlarda kurulan İngiltere-Hindistan Altyapı Köprüsü ışığında Ben Gurion Kanalı’nın geleceği daha da önem kazanıyor. Londra ile Yeni Delhi arasındaki bağları güçlendiriyor. Bu proje, entegre bir demiryolu ve deniz limanları ağı aracılığıyla Hindistan ve Körfez ülkelerini İsrail’e buradan Avrupa’ya kadar bir ticaret ağı örmeyi hedefliyor.
Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan ve Orta Doğu’nun finans merkezi olan Birleşik Arap Emirlikleri, uzun zamandır hayati önem taşıyan ticari ve enerji koridorlarını olası aksamalara karşı güvence altına almaya çalışıyor. İran Savaşı ve Hürmüz Boğazının hassas konumu sebebiyle Körfez ülkeleri alternatif güzergahlar arayışında. İsrail Ben Gurion Kanalı o tarihe kadar da Körfez ülkelerin enerji sevkiyatını kendi toprakları üzerinden Akdeniz’e ve Avrupa’ya taşıma tamahındadır.
WASHINGTON’DAKİ KONFERANS
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 26 Mart Perşembe günü Washington DC’de Atlantik Konseyi ile Suriye Amerikan İş Konseyi tarafından düzenlenen bir diyalog konferansında ilginç bir konuşma yaptı. Konferansa ABD enerji, petrol ve teknoloji şirketleri, Suriye Petrol Şirketi CEO’su Youssef Qublawi, Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Ibrahim Olabi ve ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Jacob A. McGee katıldı. Barrack yaptığı kısa konuşmasında, “Orta Doğu, Suriye’nin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’i çevreleyen ikileme çözümün bir parçası olma konusunda manevi, coğrafi ve jeopolitik kapasiteye sahip olduğu olağanüstü tarihi bir andan” geçtiğini söyledi.
İsrail’in planladığı ve dayattığı Ben Gurion Kanalı ve İsrail’in kilit ve anahtar ülke olmasına karşılık Trump-Barrack kliğinin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz-Babülmendeb Boğazına alternatif olarak Suriye’yi öne çıkarması, Esad’ın “dört deniz” projesine atıfta bulunması İsrail’i ABD’ye karşı öfkelendirmek için önemli bir sebep. İran’a öfkeli olmasının ana sebepleri arasında; İran’ın halen İsrail’i vurma ve meydan okuma kapasitesine sahip olabilmesi, ABD’nin güven vermemesi ve bu savaşta “ya ölüm ya kalım” seçimini kullanmaması Netanyahu’yu düşündüren ve öfkelendiren unsurlar.
HEGEMONYAYA GİREN ÇOMAK
Bununla birlikte İran’ın Irak’ta etkin olması ve İsrail’in arzuladığı karadan müdahaleye “Kürdistan bölgesi ve “Kürt örgütlerini” harekete geçirememesi, Yemen ve Lübnan’da çok büyük darbeler almasına karşın her iki ülkede İsrail’e karşı direnişin devam etmesi, İsrail’in tekelci hegemonyasının tekerine giren güçlü bir çomak olarak duruyor. İran ve müttefiklerinin direnişi devam ederse başta Netanyahu’yu ve İsrail’in kurucu liderlerinin tamahını süsleyen Büyük İsrail Projesi (BİP) sadece büyük bir darbe almakla kalmayacak eden konumundan edilgen konuma dönüşme olasılığını da artıracaktır. Sonraki yazımızda Barrack’ın Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’e alternatif olarak sunduğu proje nedir? Gerçekleşme ihtimali var mıdır? Bu hususları irdeleyeceğiz.
AYDINLIK
