İran’la savaş meselesi, ABD’de ve İsrail’de kapsamlı bir tartışmaya dönüşmüş durumda. Hükümetten akademik çevrelere ve kamuoyuna kadar farklı kesimlerde, İran’a karşı askerî seçeneğin sonuçları yoğun biçimde sorgulanıyor.
Son dönemde Washington’da gerçekleştirilen Trump–Netanyahu görüşmesinin net bir karar çıkmadan sona ermesi de bu belirsizliğin göstergesi olarak değerlendiriliyor. Amerikalı siyaset bilimci John Mearsheimer, 26 Behmen’de yaptığı açıklamada, “Ne ABD’nin ne de İsrail’in İran’a karşı hızlı bir zafer sağlayacak etkili bir askerî stratejisi var. Hatta genel olarak bir zafer stratejisinden söz etmek mümkün değil. Trump, uzun bir savaşta bile sonucun garanti olmadığını biliyor; bu nedenle askerî seçenekten kademeli olarak uzaklaşmak zorunda kalabilir” ifadelerini kullandı.
Bu çerçevede, Trump’ın son günlerde bölgeye gönderilen savaş gemileri ve uçakların konumundan çok, İran’la müzakerelerin başarısından söz etmesi dikkat çekiyor. Ancak müzakere başlıkları olarak sıralanan konuların, savaş yoluyla elde edilip edilemeyeceği konusunda ciddi şüpheler bulunduğu belirtiliyor.
ABD Kamuoyunda Savaş Karşıtlığı
ABD kamuoyunda İran’la yeni bir savaşa yönelik ciddi bir kaygı söz konusu. Ocak başından Şubat başına kadar yapılan en az üç ayrı kamuoyu araştırmasında, İran’a karşı askerî müdahaleye destek oranının oldukça düşük olduğu görüldü.
- Maryland Üniversitesi ile SSRS’in 5–9 Şubat tarihli araştırmasına göre, Amerikalıların yalnızca yüzde 21’i İran’a saldırıyı destekliyor.
- Economist/YouGov anketinde bu oran yüzde 28 olarak ölçüldü.
- Quinnipiac Üniversitesi’nin Ocak başındaki araştırmasında ise yalnızca yüzde 18 askerî müdahaleden yana görüş bildirdi; yüzde 70 karşı çıktı.
Buna karşılık, Gallup’un 2003 yılında yaptığı ankette Amerikalıların yüzde 72’si Irak’a yönelik saldırıyı desteklemişti. Bu tablo, kamuoyundaki belirgin değişime işaret ediyor.
Kongre’de Savaş Karşıtı Girişimler
ABD Kongresi’nde de İran’a karşı askerî adımlara mesafeli bir yaklaşım dikkat çekiyor. Temsilciler Meclisi üyesi Dwight Evans, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda Trump’ın İran’a yönelik “tehlikeli gerilim tırmandırma” politikasına karşı olduğunu belirterek, savaş ilan etme yetkisinin başkana ait olmadığını vurguladı.
Bir diğer Kongre üyesi Thomas Massie ise Ro Khanna ile birlikte, savaş ilanı yetkisinin Kongre’ye ait olduğunu yeniden teyit edecek bir tasarı sunacaklarını açıkladı. Massie, “Önce Amerika” yaklaşımının daha fazla Orta Doğu savaşına karşı çıkmak anlamına geldiğini ifade etti.
Trump Ekibinde Tereddüt
ABD medyası da Trump yönetimi içinde kesin bir karar alınmadığını aktarıyor. CNN’in haberine göre Trump, İran konusunda nihai bir karar vermiş değil ve danışmanlarıyla farklı seçenekleri değerlendirmeyi sürdürüyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski Farsça sözcüsü Alan Eyre, tarafların savaş istemediğini ancak karşılıklı hazırlık içinde olduklarını söyledi. Trump ise, İran’ın ABD üslerine ve müttefiklerine yönelik olası ağır misillemelerinden endişe duyduğunu ima ederek, Diego Garcia ve Fairford gibi uzak üslerin kullanımını gündeme getirdi. Ancak bu üslerin de İran’ın erişim alanı dışında olmadığı ve olası bir misillemenin kapsamını değiştirmeyeceği yorumları yapılıyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Bloomberg’e yaptığı açıklamada, Trump’ın “kırmızı çizgileri” belirlediğini ancak İran’ın bunları kabul etmediğini söylemesi de çıkmazın sürdüğünü gösteriyor.
Askerî Denge ve Caydırıcılık Tartışması
Bazı askerî uzmanlara göre, ABD uçak gemileri gelişmiş savunma sistemleri ve destroyer korumasına rağmen İran’ın çok katmanlı ve asimetrik tasarımlarına karşı kırılgan olabilir. Eski CIA yetkilisi John Kiriakou, bir uçak gemisinin adeta yüzen bir şehir olduğunu ve ciddi hasar almasının bile büyük sonuçlar doğuracağını ifade etti.
İsrail merkezli nziv sitesi ise İran’ın “Hut” torpidosunun yüksek hız ve güçlü harp başlığıyla büyük savaş gemilerine karşı tasarlandığını yazdı. Ayrıca İran’ın kara ve deniz konuşlu çeşitli füze sistemleriyle, çevredeki ABD üslerini doğrudan menzil içinde tuttuğu vurgulanıyor.
Sonuç
Tüm bu unsurlar, Washington’da İran’a karşı askerî seçeneğin neden netleşmediğini açıklayan faktörler olarak sunuluyor. Kamuoyundaki düşük destek, Kongre’deki çekinceler, askerî riskler ve olası misillemeler, karar alma sürecini karmaşıklaştırıyor.
Yorumda öne çıkan tez şu: İran’ın askerî ve caydırıcı kapasitesi, ABD ve İsrail’de ciddi bir tereddüt oluşturuyor. Bu nedenle Trump yönetimi, askerî seçenek ile müzakere arasında bir denge arayışı içinde görünüyor.
